8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 219
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün birlikte 8. sınıf İnkılap Tarihi dersimizdeki değerlendirme sorularını çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
Ç. Aşağıdaki soruları okuyunuz. Doğru cevabın bulunduğu seçeneği işaretleyiniz.
1. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk’ün halkın devlette ilişkileri, hak ve özgürlükler gibi konularda yazdığı eseridir?
a) Tatbikat Gezisi
b) Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri
c) Vatandaş için Medeni Bilgiler
d) Nutuk
Bu soruda Atatürk’ün yazdığı eserlerden hangisinin halkın devletteki yeri, hakları ve özgürlükleri gibi konuları ele aldığını bulmamız isteniyor.
Adım 1: Şıkları tek tek inceleyelim.
- Tatbikat Gezisi: Bu, Atatürk’ün yurt gezileri sırasında yaptığı gözlemleri ve tespitlerini içeren bir eserdir. Halkın devletteki ilişkileri, hak ve özgürlükler gibi konuları doğrudan işlemez.
- Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri: Bu eser, Atatürk’ün çeşitli zamanlarda yaptığı konuşmaları ve verdiği demeçleri toplar. Bu konuşmalarda bahsi geçen konular olabilir ancak ana eserin konusu bu değildir.
- Vatandaş için Medeni Bilgiler: Bu eser, Türk vatandaşlarının haklarını, görevlerini ve devletle olan ilişkilerini anlatan bir eserdir. Bu tanıma uyan seçenektir.
- Nutuk: Nutuk, Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük bir eserdir. İçerisinde milli egemenlik gibi konulara değinse de, doğrudan vatandaşlık ve haklar üzerine odaklanmaz.
Adım 2: En uygun seçeneği belirleyelim.
Yukarıdaki incelemelerimize göre, Vatandaş için Medeni Bilgiler eseri, Atatürk’ün halkın devletteki ilişkileri, hak ve özgürlükler gibi konuları ele aldığı eseridir.
Sonuç: c) Vatandaş için Medeni Bilgiler
2. Aşağıdakilerden hangisi İkinci Dünya Savaşı’nın ülkemize olan etkilerinden biri değildir?
a) Üretim ve ticaret azaldı.
b) Trakya’daki topraklarımız işgal edildi.
c) Şehirlerde elektrikler kesilerek karartma yapıldı.
d) Temel gıda maddeleri karneye bağlandı.
Bu soruda, İkinci Dünya Savaşı sırasında Türkiye’nin yaşadığı olumsuz etkilerden hangisinin gerçekleşmediğini bulmamız gerekiyor. Yani, listedeki seçeneklerden hangisi savaşın Türkiye’ye bir etkisi olmamıştır?
Adım 1: Seçenekleri savaşın Türkiye üzerindeki olası etkileri açısından değerlendirelim.
- a) Üretim ve ticaret azaldı: Savaşlar genellikle ekonomiyi olumsuz etkiler. Üretim düşebilir, ticaret aksayabilir. Bu, savaşın olası bir etkisidir.
- b) Trakya’daki topraklarımız işgal edildi: Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılmamıştır ve toprak bütünlüğü korunmuştur. Bu nedenle Trakya’daki topraklarımızın işgal edilmesi gibi bir durum yaşanmamıştır.
- c) Şehirlerde elektrikler kesilerek karartma yapıldı: Savaş durumlarında, hava saldırılarına karşı şehirlerin görünürlüğünü azaltmak amacıyla karartma uygulamaları yapılır. Türkiye’de de savaş tehlikesi nedeniyle bu tür önlemler alınmıştır.
- d) Temel gıda maddeleri karneye bağlandı: Savaş dönemlerinde kaynakların kıtlığı nedeniyle temel ihtiyaç maddeleri karneyle dağıtılabilir. Türkiye’de de bu tür uygulamalar olmuştur.
Adım 2: Gerçekleşmemiş etkiyi belirleyelim.
Seçenekleri incelediğimizde, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında toprak bütünlüğünü koruduğunu ve topraklarının işgal edilmediğini biliyoruz. Bu nedenle Trakya’daki toprakların işgal edilmesi gibi bir durum söz konusu olmamıştır.
Sonuç: b) Trakya’daki topraklarımız işgal edildi.
3. İkinci Dünya Savaşı sırasında savaş ortamından yararlanarak yüksek kazanç elde edenlerden aşağıdaki vergilerden hangisi alınmıştır?
a) Aşar Vergisi
b) Katma Değer Vergisi
c) Varlık Vergisi
d) Gelir Vergisi
Bu soru, İkinci Dünya Savaşı sırasında devletin ekonomik durumu iyileştirmek amacıyla çıkardığı özel bir vergi hakkında bilgi soruyor.
Adım 1: Seçeneklerdeki vergilerin ne zaman ve ne amaçla alındığını hatırlayalım.
- Aşar Vergisi: Bu vergi, Osmanlı döneminden kalan ve çiftçiden alınan onda bir oranındaki üründür. Cumhuriyet döneminde kaldırılmıştır.
- Katma Değer Vergisi (KDV): Bu vergi, günümüzde kullanılan bir vergidir ve İkinci Dünya Savaşı sırasında alınmamıştır.
- Varlık Vergisi: Bu vergi, 1942 yılında (İkinci Dünya Savaşı sırasında) savaşın getirdiği ekonomik zorlukları hafifletmek ve bazı kesimlerin haksız kazanç elde etmesini önlemek amacıyla çıkarılmıştır.
- Gelir Vergisi: Gelir vergisi, kişilerin elde ettiği gelir üzerinden alınan bir vergidir ve savaşla doğrudan bu şekilde ilişkilendirilemez.
Adım 2: Savaş ortamından yararlananlardan alınan vergiyi belirleyelim.
İkinci Dünya Savaşı sırasında, özellikle savaş ekonomisinden faydalanarak zenginleşen bazı kesimlerden devletin vergi alması gerekiyordu. Bu amaçla çıkarılan vergi Varlık Vergisi‘dir.
Sonuç: c) Varlık Vergisi
4. Aşağıdakilerden hangisi “Dörtlü Takrir” adıyla bilinen önergeyi imzalayanlar arasında değildir?
a) Emin Sazak
b) Celal Bayar
c) Adnan Menderes
d) Fuat Köprülü
Bu soru, “Dörtlü Takrir” olarak bilinen ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden ayrılma sürecini başlatan önergeyi imzalayan kişilerden hangisinin bu grupta yer almadığını soruyor.
Adım 1: “Dörtlü Takrir”i kimlerin imzaladığını hatırlayalım.
1945 yılında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin politikalarına karşı çıkan dört siyasetçi, CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi parti kurma hazırlığına başladılar. Bu isimler, “Dörtlü Takrir” olarak bilinen önergeyi imzaladılar. Bu dört isim şunlardır:
- Adnan Menderes
- Celal Bayar
- Fuad Köprülü
- Refik Koraltan
Adım 2: Şıklarda verilen isimlerden hangisinin bu listede yer almadığını bulalım.
Şıkları incelediğimizde:
- Adnan Menderes listede var.
- Celal Bayar listede var.
- Fuat Köprülü listede var.
- Emin Sazak ise bu listede yer almamaktadır.
Sonuç: a) Emin Sazak
D. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Atatürk’ün vefatının dünyada farklı ülkelerinde büyük üzüntü meydana getirmesi onun hangi özelliğidir?
Bu soru, Atatürk’ün vefatının dünya genelinde neden bu kadar büyük bir üzüntüye yol açtığını soruyor. Bu, onun sadece Türkiye için değil, tüm dünya için ne kadar önemli bir lider olduğunu gösterir.
Adım 1: Atatürk’ün dünya üzerindeki etkisini düşünelim.
Atatürk, sadece Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve lideri değil, aynı zamanda bir reformcu, bir asker ve bir vizyonerdi. Onun başlattığı çağdaşlaşma hamleleri, bağımsızlık mücadelelerine ilham vermiş ve dünya devletleri tarafından takdir edilmiştir.
Adım 2: Vefatının yarattığı üzüntüyü bu özelliklerle ilişkilendirelim.
Atatürk’ün vefatı, dünya genelinde büyük bir lideri, modernleşmenin öncüsünü ve barışa katkı sağlamış bir devlet adamını kaybetmenin üzüntüsünü ifade eder. Bu, onun evrensel liderlik vasfını ve insanlığa hizmet eden bir kişiliğe sahip olduğunu gösterir.
Sonuç: Atatürk’ün evrensel liderlik vasfı ve insanlığa hizmet eden kişiliği, vefatının dünya genelinde büyük üzüntüye neden olmasının sebebidir.
2. Atatürk hangi konularda yazılı eserler vermiştir?
Bu soru, Atatürk’ün kaleme aldığı eserlerin hangi konuları kapsadığını öğrenmemizi istiyor.
Adım 1: Atatürk’ün bilinen eserlerini ve bu eserlerin konularını hatırlayalım.
- Nutuk: Türk Kurtuluş Savaşı’nı, Milli Mücadele’yi ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatır. Tarihi bir eserdir.
- Medeni Bilgiler Kitabı (Vatandaş için Medeni Bilgiler): Vatandaşlık hakları, görevleri, devletin yapısı ve siyasi sistemler gibi konuları ele alır.
- Devrimler Tarihi: Başta Fransız Devrimi olmak üzere, dünya tarihindeki önemli devrimleri inceler.
- Geometri Kitabı: Matematik alanında, özellikle geometri konusunda çalışmalar yapmıştır.
- Söylev ve Demeçleri: Çeşitli zamanlarda yaptığı konuşmalar ve verdiği demeçler de onun düşüncelerini yansıtan yazılı kaynaklardır.
Sonuç: Atatürk, siyaset, tarih, hukuk, askerlik, eğitim, dil, matematik ve güncel konular hakkında yazılı eserler vermiştir.
3. Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı öncesindeki uluslararası siyasi ortamla ilgili tespit ve girişimleri nelerdir?
Bu soru, İkinci Dünya Savaşı başlamadan önce Atatürk’ün dünya siyaseti hakkında yaptığı analizleri ve Türkiye’nin bu duruma karşı aldığı önlemleri soruyor.
Adım 1: Atatürk’ün İkinci Dünya Savaşı öncesindeki genel politikalarını hatırlayalım.
Atatürk, barışçıl bir dış politika izlemiş ancak aynı zamanda Türkiye’nin güvenliğini de ön planda tutmuştur. O, savaşın kaçınılmazlığını görmüş ve Türkiye’yi bu olası savaştan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışmıştır.
Adım 2: Tespit ve girişimlerini sıralayalım.
- Tespitleri: Atatürk, Avrupa’daki gerginliği ve savaş ihtimalini öngörmüştür. Almanya’nın yayılmacı politikalarını ve faşizmin yükselişini takip etmiştir.
- Girişimleri:
- Balkan Antantı (1934): Balkan ülkeleriyle işbirliği yaparak bölgede barışı ve güvenliği sağlamayı amaçlamıştır.
- Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936): Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenliğini tam olarak sağlamış ve uluslararası trafiği düzenlemiştir.
- Suriye Sınırının Güvence Altına Alınması (1939): Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını sağlamıştır.
- Tarafsızlık Politikası: Savaş başladığında Türkiye’nin savaşa girmemesi için diplomatik çabalar göstermiştir.
- İngiltere ve Fransa ile Anlaşma (1939): Türkiye’nin olası bir saldırıya karşı destek almasını sağlayacak bir ittifak yapmıştır.
Sonuç: Atatürk, savaş ihtimalini öngörmüş, Balkan Antantı ve Montrö Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalarla Türkiye’nin güvenliğini sağlamış ve barışçıl bir dış politika izlemiştir.
4. Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nda nasıl bir siyaset izlemiştir?
Bu soru, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı süresince izlediği genel politikayı soruyor.
Adım 1: Türkiye’nin savaş başındaki durumunu düşünelim.
Türkiye, savaşın başlamasıyla birlikte hem Müttefikler hem de Mihver Devletleri ile iyi ilişkiler kurmaya çalışmıştır. Amacı, ülkeyi savaştan uzak tutmaktır.
Adım 2: Türkiye’nin izlediği siyaseti açıklayalım.
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca büyük ölçüde tarafsızlık siyaseti izlemiştir. Ancak bu tarafsızlık mutlak değildir. Ülke, savunma hazırlıklarını yapmış, sınır güvenliğini sağlamış ve olası bir saldırıya karşı savunma gücünü artırmıştır. Savaşın sonlarına doğru ise Müttefikler safında yer alarak sembolik olarak savaşa girmiştir.
Sonuç: Türkiye, İkinci Dünya Savaşı boyunca öncelikli olarak tarafsızlık siyaseti izlemiş, ancak olası bir saldırıya karşı da hazırlıklı olmuştur. Savaşın sonunda ise Müttefikler safında yer almıştır.
5. Mihver Devletler ve Müttefik Devletler nedenleriyle Türkiye’yi yanlarına çekmek istemiştir?
Bu soru, savaşan iki büyük grubun Türkiye’yi kendi taraflarına çekmek için gösterdikleri çabaların nedenlerini soruyor.
Adım 1: Mihver ve Müttefik Devletlerin Türkiye’den ne gibi beklentileri olabileceğini düşünelim.
Türkiye’nin coğrafi konumu ve askeri gücü, savaşın seyrini etkileyebilecek potansiyele sahipti.
Adım 2: Her iki grubun da Türkiye’yi isteme nedenlerini açıklayalım.
- Mihver Devletleri (Almanya, İtalya):
- Türkiye’nin boğazlardaki stratejik konumu sayesinde Akdeniz’e ulaşım sağlamak.
- Sovyetler Birliği’ne karşı cephe açmak veya güneyden baskı kurmak.
- Orta Doğu petrollerine ulaşım yollarını kontrol etmek.
- Müttefik Devletler (İngiltere, Fransa, Sovyetler Birliği, daha sonra ABD):
- Türkiye’nin Müttefikler safında savaşa girmesiyle Almanya’nın güney kanadını zayıflatmak.
- Türk ordusunun gücünden faydalanmak.
- Sovyetler Birliği’ne yardım ulaştırmak için boğazların açılmasını sağlamak.
- Bölgedeki Alman etkisini kırmak.
Sonuç: Hem Mihver hem de Müttefik Devletler, Türkiye’nin stratejik konumu, askeri gücü ve boğazlar üzerindeki kontrolü nedeniyle onu kendi yanlarına çekmek istemişlerdir.
6. İkinci Dünya Savaşı sürecinde Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile ilişkileri neden bozuldu?
Bu soru, savaş sırasında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkilerin neden gerildiğini soruyor.
Adım 1: Savaş öncesi ve sırasındaki Sovyet politikalarını hatırlayalım.
Sovyetler Birliği, savaş öncesinde Türkiye’den boğazlar konusunda taviz koparmaya çalışmış ve Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bazı talepleri olmuştur.
Adım 2: İlişkilerin bozulma nedenlerini açıklayalım.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda, Sovyetler Birliği Türkiye’den 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin değiştirilmesini, boğazların ortak yönetilmesini ve Kars, Ardahan gibi bazı toprakların kendilerine verilmesini talep etmiştir. Türkiye bu talepleri reddettiği için Sovyetler Birliği ile ilişkiler bozulmuştur.
Sonuç: Sovyetler Birliği’nin savaş sonunda Türkiye’den boğazlar ve bazı topraklar konusunda taviz istemesi ve Türkiye’nin bu talepleri reddetmesi üzerine ilişkiler bozulmuştur.
7. İkinci Dünya Savaşı’nda Türkiye Müttefik Müttefik Devletlerden hangi talepte bulundu?
Bu soru, savaş sırasında Türkiye’nin Müttefik Devletlerden ne gibi destekler istediğini soruyor.
Adım 1: Türkiye’nin savaş içindeki konumunu ve güvenlik endişelerini düşünelim.
Türkiye, savaşa girmemek için büyük çaba gösterse de, olası bir saldırıya karşı hazırlıklı olmak istemiştir.
Adım 2: Türkiye’nin taleplerini açıklayalım.
Türkiye, İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefik Devletlerden, özellikle İngiltere ve Fransa’dan askeri ve ekonomik yardım talep etmiştir. Bu yardım, ülkenin savunma gücünü artırmak ve olası bir savaş durumunda direncini yüksek tutmak amacıyla istenmiştir.
Sonuç: Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’nda Müttefik Devletlerden askeri ve ekonomik yardım talep etmiştir.
8. Türkiye İkinci Dünya Savaşı’na neden girdi?
Bu soru, aslında bir yanlış anlaşılmayı düzeltiyor. Türkiye savaşın büyük bir kısmında tarafsız kalmıştır. Ancak savaşın sonunda sembolik olarak savaşa girmiştir. Bu sorunun doğru cevabı, Türkiye’nin savaşa fiilen katılmadığı, ancak savaşın sonunda Müttefikler safında yer almasıdır.
Adım 1: Türkiye’nin savaş süresince izlediği siyaseti hatırlayalım.
Daha önce de belirttiğimiz gibi, Türkiye büyük ölçüde tarafsız kalmıştır.
Adım 2: Savaşın sonundaki durumu açıklayalım.
İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, savaşın Müttefiklerin kazanacağı anlaşılınca, Türkiye Müttefik Devletler safında yer alarak Birleşmiş Milletler’e üye olabilmek amacıyla sembolik olarak savaşa girmiştir. Bu, savaşın Türkiye’ye doğrudan bir askeri katkısı olmasa da, uluslararası diplomasideki yerini güçlendirmek içindi.
Sonuç: Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’na fiilen katılmamış, ancak savaşın sonunda Birleşmiş Milletler’e üye olabilmek amacıyla sembolik olarak Müttefikler safında savaşa girmiştir.
9. Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sosyal ve ekonomik olarak nasıl etkilendi?
Bu soru, savaşın Türkiye’nin toplumu ve ekonomisi üzerindeki etkilerini soruyor.
Adım 1: Savaşın genel ekonomik ve sosyal etkilerini düşünelim.
Savaşlar, genellikle kaynakların askeri harcamalara yönlendirilmesi nedeniyle ekonomiyi zorlar ve halkın yaşam standartlarını düşürür. Türkiye de bu durumdan etkilenmiştir.
Adım 2: Sosyal ve ekonomik etkileri açıklayalım.
- Ekonomik Etkiler:
- Üretimde Azalma: Savaş nedeniyle üretim düştü.
- Ticarette Daralma: Dış ticaret zorlaştı.
- Enflasyon ve Fırsatçılık: Temel ihtiyaç maddelerinde kıtlık yaşandı, karaborsa ve fiyat artışları görüldü.
- Vergiler: Savaş giderlerini karşılamak için çeşitli vergiler artırıldı veya yeni vergiler konuldu (örneğin Varlık Vergisi).
- Sosyal Etkiler:
- Kıtlık ve Yokluk: Temel gıda maddeleri karneye bağlandı.
- Milli Korunma Kanunu: Devlet, ekonomiyi ve üretimi kontrol altına almak için bu kanunu çıkardı.
- Genel Bir Tedirginlik: Savaşın yakınlığı ve etkileri halk üzerinde bir tedirginlik yarattı.
Sonuç: Türkiye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sosyal ve ekonomik olarak olumsuz etkilendi. Üretim düştü, ticaret azaldı, halk temel ihtiyaç maddelerine karneyle ulaştı ve çeşitli vergilerle ekonomik yük arttı.
10. Türkiye’de çok partili siyasi hayata geçişi hızlandıran gelişmeler nelerdir?
Bu soru, Türkiye’de tek parti yönetiminden çok partili sisteme geçişi sağlayan faktörleri soruyor.
Adım 1: Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki siyasi yapıyı düşünelim.
Cumhuriyetin ilk yıllarında tek parti (CHP) yönetimi hakimdi.
Adım 2: Çok partili hayata geçişi hızlandıran gelişmeleri sıralayalım.
- Dünya Siyasetindeki Değişimler: İkinci Dünya Savaşı sonrası demokrasinin tüm dünyada yaygınlaşması.
- Demokrat Parti’nin Kurulması: CHP içinden ayrılan bazı siyasetçilerin Demokrat Parti’yi kurması, muhalefetin güçlenmesini sağladı.
- İkinci Dünya Savaşı Sonrası Ortam: Savaşın getirdiği ekonomik ve sosyal sorunlar, halkın yönetimden beklentilerini artırdı.
- Toplumsal Talep: Halkın daha fazla katılım ve özgürlük talebi.
- Hükümetin Adımları: Savaş sonrası dönemde, siyasi baskıları azaltmak ve ülkeyi daha demokratik bir yapıya kavuşturmak amacıyla hükümetin de bazı adımlar atması.
Sonuç: Dünya siyasetindeki demokratikleşme eğilimleri, Demokrat Parti’nin kuruluşu ve halkın daha fazla katılım talebi, Türkiye’de çok partili siyasi hayata geçişi hızlandıran başlıca gelişmelerdir.
11. İki dereceli seçim ve açık oy-gizli sayım ilkeleri nelerdir? Günümüzde seçimlerde hangi sistem uygulanmaktadır?
Bu soru, iki farklı seçim sistemini ve günümüzde Türkiye’de uygulanan seçim sistemini soruyor.
Adım 1: İki dereceli seçim ve açık oy-gizli sayım ilkelerini açıklayalım.
- İki Dereceli Seçim: Bu sistemde halk doğrudan milletvekillerini seçmez. Halk, önce seçiciler kurulunu seçer, daha sonra bu seçiciler kurulu da milletvekillerini seçer. Yani, oy verme işlemi iki aşamada gerçekleşir.
- Açık Oy, Gizli Sayım: Bu ilke, seçmenlerin oy kullanırken kimliklerinin açıkça belli olmasını, ancak kullanılan oyların sayımının ise gizli bir şekilde, kimsenin göremeyeceği bir ortamda yapılmasını ifade eder. Bu, seçmen üzerinde baskı kurulmasını engellemek için önemlidir.
Adım 2: Günümüzde Türkiye’de uygulanan seçim sistemini açıklayalım.
Günümüzde Türkiye’de tek dereceli seçim sistemi uygulanmaktadır. Bu sistemde halk, doğrudan milletvekillerini ve diğer yöneticileri seçer. Ayrıca, seçimlerde açık oy ve gizli sayım ilkesi de devam etmektedir.
Sonuç: İki dereceli seçimde halk seçicileri seçer, seçiciler milletvekillerini seçer. Açık oy, gizli sayım ise oy kullanırken kimliğin açık, sayımın gizli olmasıdır. Günümüzde Türkiye’de tek dereceli seçim ve açık oy, gizli sayım sistemi uygulanmaktadır.
Umarım bu çözümlerimiz ve açıklamalarımız dersimizi daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Başka sorularınız olursa çekinmeden sorun lütfen!