Harika bir çalışma konusu! Merhaba sevgili gençler, ben 8. Sınıf İnkılap Tarihi öğretmeniniz. Bugün sizlerle ders kitabımızdaki çok önemli ve bir o kadar da gurur verici bir konuyu, yani Hatay’ın anavatana katılma sürecini ele alacağız. Bana gönderdiğin görseldeki metni ve soruyu inceledim. Şimdi hep birlikte bu soruyu adım adım, anlayarak çözelim.
Soru: Ders kitabınızın sonunda yer alan Türkiye haritasında Hatay’ın yerini bulunuz. Hatay’ın hangi devlet ile sınırımızda yer aldığını söyleyiniz.
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için hem coğrafya bilgimizi hem de metinde verilen tarihsel ipuçlarını kullanacağız. Haydi başlayalım!
Adım 1: Hatay’ın Yerini Bulmak
Öncelikle Türkiye siyasi haritasını gözümüzün önüne getirelim. Ülkemizin en güney ucuna, Akdeniz’e doğru uzanan o güzel topraklara bakalım. İşte tam da o bölgede, Akdeniz’in doğu kıyısında yer alan ilimiz Hatay‘dır. Başkenti Antakya olan bu kadim şehir, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.
Adım 2: Sınır Komşusunu Tespit Etmek
Şimdi sorunun ikinci kısmına geçelim: Hatay’ın hangi devletle sınırı var? Ders kitabımızdaki metni dikkatlice okuduğumuzda bu sorunun cevabına dair çok önemli ipuçları görüyoruz. Metinde ne diyordu bir hatırlayalım:
“20 Ekim 1921’de Fransa ile imzalanan Ankara Antlaşması ile Hatay ve çevresi, Fransa’nın mandası altındaki Suriye‘ye bırakılmıştı.”
Gördüğünüz gibi, metin bize Hatay’ın o dönemde Suriye ile olan bağını açıkça belirtiyor. Fransa, o yıllarda Suriye’yi yöneten devletti (manda yönetimi). Hatay’ın bağımsızlık mücadelesi ve Türkiye’ye katılma süreci de hep Suriye ve Fransa ile olan ilişkiler üzerinden yürümüştür. Bu tarihsel bilgi, bugünkü coğrafi konumuyla da örtüşmektedir.
Sonuç:
Sonuç olarak, Türkiye haritasında en güneyde, Akdeniz kıyısında yer alan Hatay ilimizin sınır komşusu Suriye‘dir.
Unutmayın çocuklar, Hatay meselesi, Atatürk’ün dış politikadaki en büyük başarılarından biridir. O’nun kararlı ve barışçıl tutumu sayesinde, tek bir kurşun atılmadan Hatay anavatana katılmıştır. Bu konuyu öğrenirken Atatürk’ün “Ben toprak büyütme dileklisi değilim, barış bozma alışkanlığım yoktur.” sözünü aklınızdan çıkarmayın. Bu söz, onun bu meseleye ne kadar akılcı ve barışçıl yaklaştığının en güzel kanıtıdır.
Umarım açıklamam faydalı olmuştur. Başka sorularınız olursa çekinmeden sorun!