8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 132
Harika bir soru, sevgili gençler! Gelin, 8. Sınıf İnkılap Tarihi dersimizin bu önemli konusunu birlikte, adım adım inceleyelim. Unutmayın, bu konu Cumhuriyet’imizin temellerini anlamak için çok kritiktir.
Soru: Millî egemenlik ve saltanat kavramları ne anlama gelmektedir? Millî egemenlik ile saltanat bir arada olabilir mi? Açıklayınız.
Haydi gelin bu soruyu birlikte, metinden de faydalanarak cevaplayalım.
Adım 1: Kavramları Anlayalım
Öncelikle sorunun bizden istediği iki temel kavramı, yani “millî egemenlik” ve “saltanat”ı tanımlamamız gerekiyor. Bu iki kavramı anlarsak, sorunun ikinci kısmını çok daha rahat cevaplarız.
- Millî Egemenlik: Bu kavram, en basit haliyle yönetme gücünün, yani egemenliğin, millete, yani halkın kendisine ait olması demektir. Halk, bu hakkını seçimler yoluyla seçtiği temsilcileri (milletvekilleri) aracılığıyla kullanır. Tıpkı 23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olduğu gibi! Metinde de geçen “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” sözü, bu kavramın en güzel özetidir. Yani yönetimin kaynağı halktır.
- Saltanat: Bu ise yönetme gücünün tek bir kişide ve onun ailesinde (hanedanında) toplanmasıdır. Bu güç, genellikle babadan oğula geçer. Halkın yönetimde bir söz hakkı yoktur. Yönetici, gücünü halktan değil, soyundan alır. Osmanlı Devleti’ndeki padişahlık sistemi, saltanatın en bilinen örneğidir.
Adım 2: Birlikte Olup Olamayacaklarını Değerlendirelim
Şimdi gelelim sorumuzun kilit noktasına: Bu iki yönetim anlayışı bir arada olabilir mi?
Cevabımız kesin ve net bir şekilde: HAYIR, OLAMAZ!
Peki, neden olamaz? Çünkü bu iki kavram birbiriyle tamamen zıttır. Bir elmanın aynı anda hem kırmızı hem de yeşil olamayacağı gibi, bir ülkede de egemenlik hem millete hem de bir padişaha ait olamaz.
Çünkü;
- Millî egemenlik “Söz milletindir!” der.
- Saltanat ise “Söz padişahındır!” der.
Gördüğünüz gibi, yönetimin kaynağı konusunda temel bir çelişki var. Birinde güç halktan gelirken, diğerinde tek bir kişiden ve onun soyundan gelmektedir.
Adım 3: Metinden Kanıtlar Sunalım
Ders kitabımızdaki metin, bu durumu bize çok güzel açıklıyor. Hatırlayalım:
Lozan Barış Görüşmeleri’ne hem milleti temsil eden TBMM Hükûmeti hem de padişahı temsil eden İstanbul Hükûmeti birlikte davet edilmişti. Bu durum, ülkede bir “ikilik” yani iki başlı bir yönetim görüntüsü yaratıyordu. İtilaf Devletleri’nin amacı da zaten bu ikiliği kullanarak Türk tarafını zayıflatmaktı.
Mustafa Kemal ve arkadaşları, bu duruma asla izin veremezlerdi. Çünkü milletin tek ve gerçek temsilcisi TBMM idi. Ülkede iki farklı otoritenin olması, millî egemenlik ilkesine aykırıydı. İşte bu zorunluluk, saltanatın kaldırılmasını hızlandıran en önemli gelişme oldu.
Sonuç:
1 Kasım 1922’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, çıkardığı bir kanunla saltanatı kaldırdı. Bu tarihî kararla;
- Ülkedeki iki başlı yönetime son verildi.
- Millî egemenliğin önündeki en büyük engel kaldırıldı.
- Lozan’a Türk milletinin tek temsilcisi olarak TBMM’nin gitmesi sağlandı.
- Laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda çok önemli bir adım atılmış oldu.
Kısacası, millî egemenlik ve saltanat, doğaları gereği bir arada var olamazlar. Birinin varlığı, diğerinin yokluğunu gerektirir. Türk milleti de tercihini millî egemenlikten yana kullanarak kendi geleceğini kendi ellerine almıştır.