8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 196
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bu hafta İnkılap Tarihi dersimizdeki önemli konuları pekiştirmek için hazırladığım soruları birlikte çözeceğiz. Hazırsanız, ilk sorudan başlayalım!
—
**Ç. Aşağıdaki soruları okuyunuz. Doğru cevabın bulunduğu seçeneği işaretleyiniz.**
**1. Aşağıdakilerden hangisi Atatürk Dönemi’nde ülkemizin izlediği dış politika ilkelerine uygun bir ifade değildir?**
Bu soruda, Atatürk dönemindeki Türk dış politikasının temel prensiplerini hatırlamamız gerekiyor. Atatürk, her zaman barışçıl ve akılcı bir dış politika izlemiştir. Ülkemizin çıkarlarını her şeyin üstünde tutmuş, uluslararası ilişkilerde saygın bir yer edinmeye çalışmıştır. Şimdi şıklara göz atalım:
* **A) Komşularıyla karşılıklı ilişkileri güçlendirmeyi amaçlar.** Evet, Atatürk döneminde komşularımızla iyi ilişkiler kurmak önemli bir dış politika hedefiydi. Bu, barış ve istikrarı sağlamak için gereklidir.
* **B) Sorunları uluslararası hukuka bağlı olarak çözümlemeye çalışır.** Kesinlikle doğru! Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası anlaşmalara ve hukuka saygı duymuştur. Sorunları savaşla değil, diplomasi yoluyla çözmek esastı.
* **C) Gerçekleştiremeyeceği hedefler takip etmez.** Bu da Atatürk’ün gerçekçi dış politika anlayışını yansıtıyor. Ülkemizin gücünü ve imkanlarını göz önünde bulundurarak hareket edilirdi.
* **D) Ülke kamuoyunu değil uluslararası kamuoyunu öncelikle dikkate alır.** İşte bu ifade Atatürk’ün dış politika ilkelerine uymuyor. Elbette uluslararası kamuoyunun görüşleri önemliydi ama en öncelikli olan, **ülke kamuoyunun ve ulusal çıkarların** gözetilmesiydi. Yani, kendi halkımızın ve ülkemizin menfaatleri her zaman ilk sırada yer alırdı.
Sonuç olarak, Atatürk döneminde dış politikada **ülke kamuoyunun öncelikli dikkate alınması** esastı. Bu yüzden bu şık, Atatürk’ün dış politika ilkelerine uygun değildir.
**Cevap: D**
—
**2. I. Yabancı okullar sorunu**
**II. Dış borçlar sorunu**
**III. Musul sorunu**
**IV. Boğazlar sorunu**
**Yukarıda Atatürk Dönemi’nde ülkemizin karşılaştığı bazı sorunlara yer verilmiştir. Bu sorunlardan hangisi ülkemiz lehine çözüme kavuşturulamamıştır?**
Bu soruda, Atatürk döneminde Türkiye’nin karşılaştığı ve çözmeye çalıştığı önemli dış politika sorunlarını hatırlamamız gerekiyor. Şimdi bu sorunları tek tek inceleyelim ve hangisinin bizim için tam olarak istediğimiz gibi sonuçlanmadığına bakalım:
* **I. Yabancı okullar sorunu:** Bu sorun, Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ilgilendiriyordu. Atatürk döneminde bu sorun, Türkiye’nin ulusal egemenliğine uygun bir şekilde çözülmüştür. Yabancı okullar, Türk yasalarına tabi hale getirilmiştir.
* **II. Dış borçlar sorunu:** Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalan dış borçlar, Türkiye Cumhuriyeti tarafından belirli bir plana göre ödenmiştir. Bu, ülkemizin ekonomik bağımsızlığını güçlendiren bir gelişmeydi. Yani bu sorun da lehimize çözülmüştür.
* **III. Musul sorunu:** Musul, Türkiye’nin de hak iddia ettiği önemli bir topraktı. Ancak bu sorun, Milletler Cemiyeti’nin kararıyla İngiliz mandası altındaki Irak’a bırakılmıştır. Bu durum, Türkiye açısından üzücü ve **ülkemiz aleyhine** sonuçlanan bir gelişmeydi.
* **IV. Boğazlar sorunu:** Boğazlar sorunu, Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Türkiye’nin egemenlik hakları çerçevesinde çözülmüştür. Bu sözleşme ile Türkiye, Boğazlar üzerindeki kontrolünü büyük ölçüde yeniden kazanmıştır. Bu da ülkemiz lehine bir çözümdür.
Bu bilgiler ışığında, ülkemiz lehine çözüme kavuşturulamayan sorun **Musul sorunudur**.
**Cevap: C**
—
**3. Aşağıdakilerden hangisi Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde kabul edilen esaslardan değildir?**
Montrö Boğazlar Sözleşmesi, Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliğini yeniden kazandığı çok önemli bir anlaşmadır. Bu sözleşmeyle Boğazların statüsü yeniden düzenlenmiştir. Şimdi şıklara bakalım ve sözleşmenin hangi maddesine uymadığını bulalım:
* **A) Boğazların savunması Türkiye’ye bırakıldı.** Evet, bu sözleşmenin en önemli kazanımlarından biridir. Türkiye, Boğazlar bölgesinde tam egemenlik hakkına sahip olmuştur.
* **B) Ticaret gemilerine geçiş serbestliği tanındı.** Sözleşme, barış zamanında ticaret gemilerinin Boğazlardan geçişini kolaylaştırmıştır. Bu da uluslararası ticareti destekleyen bir maddedir.
* **C) Boğazların yönetimi uluslararası bir komisyona bırakıldı.** Bu ifade **yanlıştır**. Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazların yönetimi uluslararası bir komisyondan alınarak tamamen Türkiye’ye verilmiştir. Bu, egemenliğimizin tam olarak sağlanması anlamına geliyordu.
* **D) Savaş gemilerinin geçişi sözleşme hükümleriyle sınırlandırıldı.** Savaş gemilerinin geçişiyle ilgili belirli kurallar ve sınırlamalar getirilmiştir. Bu, Türkiye’nin güvenliği ve Boğazların statüsünün korunması açısından önemlidir.
Dolayısıyla, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nde **Boğazların yönetiminin uluslararası bir komisyona bırakılması** gibi bir esas **kabul edilmemiştir**.
**Cevap: C**
—
**4. Avrupa’da Almanya’nın başını çektiği ve sınırların yeniden belirlenmesini isteyen devletlerin saldırgan bir tutum içine girmesiyle öncelikle ülkesinin savunmasını güçlendirmek isteyen Fransa 1936’da Suriye’nin bağımsızlığını tanımıştır.**
**Bu gelişme üzerine Türkiye aşağıdakilerden hangisini sağlamak üzere harekete geçmiştir?**
Bu soru, Türkiye’nin 1930’lu yıllardaki dış politikadaki stratejisini anlamamızı gerektiriyor. Özellikle Avrupa’daki gerginlikler ve komşumuz Suriye’nin durumu Türkiye için önemliydi. Paragrafta belirtilen gelişme, Fransa’nın Suriye’deki varlığını sona erdirmesi ve Suriye’nin bağımsızlığını tanımasıdır. Bu durum, Türkiye için yeni bir fırsat ve aynı zamanda bir endişe kaynağı olmuştur. Şimdi Türkiye’nin bu gelişme karşısında neyi hedeflediğini düşünelim:
* **A) Boğazların savunmasının Türkiye’ye bırakılması.** Boğazlar sorunu Montrö ile zaten çözülmüştü. Bu gelişmeyle doğrudan ilgili değil.
* **B) Hatay’ın anavatanı katılması.** Suriye bağımsızlığını kazandığında, o dönemde Türkiye’ye bağlı olan Hatay bölgesi de Suriye ile birlikte bağımsızlığını ilan etmiş gibi olacaktı. Ancak Türkiye, Hatay’ın Türk toprağı olduğuna inanıyordu ve bu gelişme üzerine Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını sağlamak için diplomatik ve siyasi girişimlerde bulundu. Bu, soruda bahsedilen gelişmeyle doğrudan ilişkilidir.
* **C) Musul’un Misak-ı Milli doğrultusunda ülkemiz sınırlarına alınması.** Musul sorunu çok daha önceden çözülmüş bir konuydu ve bu gelişmeyle ilgisi yoktu.
* **D) Dış borçların daha uzun bir vadeyle ödenmesi.** Bu, ekonomik bir konudur ve bu siyasi gelişmeyle doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.
Yani, Fransa’nın Suriye’nin bağımsızlığını tanımasıyla birlikte Türkiye’nin en önemli hedefi, Türk nüfusunun yoğunlukta olduğu ve kültürel bağları güçlü olan **Hatay’ın anavatanına katılmasını sağlamak** olmuştur.
**Cevap: B**
—
**5. I. Sadabat Paktı’nın imzalanması**
**II. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi**
**III. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması**
**IV. Balkan Antantı’nın imzalanması**
**Yukarıdaki gelişmelerden hangisi kronolojik olarak diğerlerinden daha sonradır?**
Bu soruda, verilen olayların gerçekleşme tarihlerini hatırlayarak, en sonuncusunu bulmamız gerekiyor. Kronoloji, olayların oluş sırasıdır. Şimdi bu olayların yaklaşık tarihlerine bir göz atalım:
* **I. Sadabat Paktı’nın imzalanması:** 1937
* **II. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi:** 1932
* **III. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması:** 1936
* **IV. Balkan Antantı’nın imzalanması:** 1934
Şimdi bu tarihleri küçükten büyüğe doğru sıralayalım:
1. Türkiye’nin Milletler Cemiyetine girişi (1932)
2. Balkan Antantı’nın imzalanması (1934)
3. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin imzalanması (1936)
4. Sadabat Paktı’nın imzalanması (1937)
Bu sıralamaya göre, kronolojik olarak en son gerçekleşen olay **Sadabat Paktı’nın imzalanmasıdır**.
**Cevap: A**
—
**D. Aşağıdaki soruları cevaplayınız.**
**1. Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkeleri nelerdir?**
Atatürk Dönemi Türk dış politikasının temel ilkeleri şunlardır:
* **Yurtta Barış, Dünyada Barış:** Bu ilke, Türkiye’nin öncelikle kendi ülkesinde barışı ve istikrarı sağlamayı hedeflediğini, ancak bununla kalmayıp dünyada da barışın korunması için çaba göstereceğini ifade eder. Savaş yerine barışçıl çözüm yollarını tercih etmek esastır.
* **Gerçekçilik ve Akılcılık:** Dış politikada her zaman gerçekçi olmak, ülkenin gücünü ve imkanlarını göz önünde bulundurmak önemlidir. Mantıklı ve akılcı kararlar almak, maceraperestlikten kaçınmak bu ilkenin gereğidir.
* **Tam Bağımsızlık:** Türkiye Cumhuriyeti, hiçbir yabancı devletin etkisi altında kalmadan, kendi kararlarını özgürce alabilmelidir. Bu, milli egemenliğin en önemli göstergesidir.
* **Milli Çıkarların Korunması:** Dış politikada her zaman Türkiye’nin milli çıkarları ön planda tutulur. Ülkenin güvenliği, toprak bütünlüğü ve ekonomik menfaatleri her şeyden önemlidir.
* **Karşılıklı Saygı ve Eşitlik:** Diğer devletlerle ilişkilerde karşılıklı saygı ve eşitlik esasına dayalı bir politika izlenir. Kimseye üstünlük taslamak veya başkasının hakkına tecavüz etmek söz konusu değildir.
* **Uluslararası Hukuka Bağlılık:** Sorunların çözümünde uluslararası anlaşmalara ve hukuka uygun hareket etmek, Türkiye’nin dış politikasının önemli bir parçasıdır.
**2. Atatürk’ün ileri görüşlülüğüne hangi gelişmeler örnek gösterilebilir?**
Atatürk’ün ileri görüşlülüğüne birçok gelişme örnek gösterilebilir. Bunlardan bazıları şunlardır:
* **Boğazlar Konusundaki Tutumu ve Montrö Sözleşmesi:** Atatürk, Boğazların Türkiye’nin egemenliğinde olması gerektiğini çok önceden görmüştü. Lozan Antlaşması’nda Boğazlar konusunda tam egemenlik sağlanamasa da, bu konuyu sürekli gündemde tuttu ve sonunda 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazlar üzerindeki egemenliğimiz tam olarak sağlandı. Bu, onun geleceği görme yeteneğinin bir kanıtıdır.
* **Hatay’ın Kurtarılması:** Atatürk, Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasıyla birlikte Hatay’ın da Türkiye’ye katılmasının kaçınılmaz olduğunu öngörmüştü. Bu doğrultuda izlediği diplomatik ve siyasi politikalar sonucunda, Hatay halk oylamasıyla anavatana katılmıştır. Bu da onun ileri görüşlülüğünün bir başka göstergesidir.
* **Milletler Cemiyeti’ne Giriş:** Türkiye’nin uluslararası alanda yalnız kalmaması ve barışçıl politikasını sürdürmesi için Milletler Cemiyeti’ne üye olması gerektiği fikrini savunmuştur. 1932 yılında Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne girişi, bu ileri görüşlülüğün bir sonucudur.
* **Balkan Antantı ve Sadabat Paktı:** Bölgesel barışı ve güvenliği sağlamak amacıyla Balkan devletleriyle Balkan Antantı’nı, Ortadoğu devletleriyle de Sadabat Paktı’nı kurma fikri, gelecekteki olası tehditlere karşı önlem alma açısından Atatürk’ün ileri görüşlülüğünü ortaya koyar.
**3. Ülkemiz Milletler Cemiyetine girişte nasıl bir politika izlemiştir?**
Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne girişte son derece **barışçıl, akılcı ve eşitlikçi** bir politika izlemiştir. Bu girişimin temel amaçları şunlardır:
* **Uluslararası Barış ve Güvenliğe Katkıda Bulunmak:** Türkiye, Milletler Cemiyeti’nin amacının uluslararası barışı korumak olduğunu bilerek, bu yapının bir parçası olmayı ve barışın sağlanmasına katkıda bulunmayı hedeflemiştir.
* **Yalnızlıktan Kurtulmak ve Uluslararası İlişkileri Güçlendirmek:** Türkiye, uluslararası alanda yalnız kalmak istememiştir. Milletler Cemiyeti’ne üye olarak diğer devletlerle ilişkilerini geliştirmeyi, diyalog kurmayı ve sorunlara ortak çözümler bulmayı amaçlamıştır.
* **Egemenlik Haklarını Korumak:** Türkiye, Milletler Cemiyeti’ne üye olurken kendi egemenlik haklarından taviz vermemiştir. Tam bağımsızlık ilkesi çerçevesinde, uluslararası hukuka uygun bir şekilde hareket etmiştir.
* **Sorunlara Barış Yoluyla Çözüm Aramak:** Türkiye, Milletler Cemiyeti’ni, ülkeler arasındaki sorunların savaş yerine diplomasi ve müzakere yoluyla çözüldüğü bir platform olarak görmüştür. Bu nedenle, cemiyet aracılığıyla sorunlara barışçıl çözümler aramayı politika edinmiştir.
Özetle, Türkiye Milletler Cemiyeti’ne girişte **uluslararası barışa katkı sağlama, ilişkileri geliştirme ve sorunlara barışçıl çözümler bulma** amacıyla hareket etmiştir.
**4. Balkan Antantı ve Sadabat Paktı hangi gelişmeler üzerine kurulmuştur?**
Bu iki önemli paktın kurulma nedenlerini ayrı ayrı inceleyelim:
* **Balkan Antantı (1934):** Bu paktın kurulmasında en önemli gelişme, **Balkanlar’daki siyasi istikrarsızlık ve İtalya ile Almanya gibi faşist devletlerin yayılmacı politikalarıdır.** Özellikle bu devletlerin Balkanlar’daki olası saldırganlıklarına karşı bir önlem olarak, Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya bir araya gelerek Balkan Antantı’nı imzalamışlardır. Bu antant, Balkanlar’da barışı korumayı, sınırların karşılıklı olarak güvence altına alınmasını ve olası bir saldırıya karşı ortak hareket etmeyi amaçlıyordu. Yani, **Balkanlar’da barışı ve güvenliği sağlama** temel amacıydı.
* **Sadabat Paktı (1937):** Bu paktın kurulmasında ise **Ortadoğu’daki sınır sorunları, komşular arasındaki güvensizlikler ve özellikle İtalya’nın Habeşistan’ı işgali gibi bölgesel gelişmeler** etkili olmuştur. Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında imzalanan Sadabat Paktı, **Ortadoğu’da barışı ve güvenliği sağlamayı, komşular arasındaki ilişkileri geliştirmeyi ve bölgesel sorunlara barışçıl çözümler bulmayı** amaçlıyordu. Bu pakt, komşular arasında sınırların karşılıklı olarak tanınmasını ve birbirlerinin iç işlerine karışmamayı da güvence altına alıyordu. Yani, **Ortadoğu’da barışı ve istikrarı pekiştirme** amacı taşıyordu.
Her iki paktın da ortak amacı, kendi bölgelerinde barışı ve güvenliği sağlamak ve olası dış tehditlere karşı birlikte hareket etmektir.
**5. Atatürk, Hatay’ın anavatanı katılması amacıyla neler yapmıştır?**
Atatürk, Hatay’ın anavatanına katılması için büyük bir gayret göstermiş ve çok önemli adımlar atmıştır. Başlıca yapılanlar şunlardır:
* **Hatay Sorununu Sürekli Gündemde Tutması:** Atatürk, Hatay’ın Türk toprağı olduğu bilincini her zaman taşıdı ve bu konuyu ulusal ve uluslararası düzeyde sürekli gündemde tuttu.
* **Fransa ile Diplomatik Görüşmeler Yapması:** Hatay, o dönemde Fransa’nın mandası altındaki Suriye’ye bağlıydı. Atatürk, Fransa hükümeti ile yoğun diplomatik görüşmeler yürüterek, Hatay’ın özel bir statüye sahip olmasını ve nihayetinde anavatana katılmasını sağlamak için çalıştı.
* **Hatay Halkının Taleplerini Desteklemesi:** Atatürk, Hatay halkının Türk olduğunu ve anavatana bağlanmak istediğini biliyordu. Bu talepleri destekledi ve halkın kendi geleceğini belirlemesi için zemin hazırladı.
* **Hatay’da Halkoylaması Yapılmasını Sağlaması:** Yapılan görüşmeler sonucunda, Hatay’da bir halkoylaması yapılması kararlaştırıldı. Bu halkoylaması, Hatay halkının kendi iradesini ortaya koyması için önemli bir fırsattı.
* **Hatay Cumhuriyeti’nin Kurulmasına Öncülük Etmesi:** Halkoylaması öncesinde, Hatay’da bağımsız bir Hatay Cumhuriyeti kuruldu. Bu, Hatay’ın Türkiye’ye katılmadan önceki geçici bir statüsüydü ve Türkiye’nin süreci yakından takip ettiğini gösteriyordu.
* **Hatay’ın Anavatana Katılmasını Sağlaması:** Sonunda, 1939 yılında yapılan halkoylaması sonucunda Hatay, Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla anavatana katıldı. Bu, Atatürk’ün en büyük dış politika başarılarından biri olarak kabul edilir.
Atatürk’ün bu çalışmaları, onun vatanseverliğini, kararlılığını ve diplomatik dehasını açıkça ortaya koymaktadır.
—
Umarım bu çözümlerimiz, konuları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Hepinize başarılar dilerim!