8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Semih Ofset S.E.K. Yayınları Sayfa 183
Merhaba sevgili öğrencim,
Harika bir soru! Atatürk Dönemi dış politikasının en temel taşı olan Lozan Barış Antlaşması’nı ve sonrasında yaşananları anlamak çok önemli. Gel, görseldeki bu soruyu birlikte, adım adım inceleyelim ve çözelim. Tıpkı derste yaptığımız gibi, tane tane anlatacağım.
Soru:
Lozan Barış Antlaşması’nın maddelerini inceleyiniz. Bu antlaşma ile hangi konular tam olarak millî çıkarlarımız doğrultusunda çözüme kavuşturulamamıştır? Açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruyu cevaplarken aklımızda tutmamız gereken en önemli şey şu: Lozan Barış Antlaşması, Kurtuluş Savaşımızın sonunda kazandığımız büyük bir diplomatik zaferdir. Türkiye’nin bağımsızlığını ve egemenliğini tüm dünyaya kabul ettirmiştir. Ancak o günün zorlu şartlarında, her istediğimizi tam olarak almamız mümkün olmamıştır. Türk heyeti, Misak-ı Millî hedeflerine ulaşmak için çok çabalamış ama bazı konularda tavizler vermek veya çözümü sonraya bırakmak zorunda kalmıştır.
Şimdi bu konuların neler olduğuna bakalım:
Adım 1: Lozan’da Çözülemeyen ve Sonraya Bırakılan Konuyu Anlamak
Lozan Konferansı’nda masadaki en çetin konulardan biri Irak sınırı, yani Musul meselesiydi. İngiltere, petrol zengini Musul’u kendi mandası altındaki Irak’a bağlamak istiyordu. Biz ise Musul’un Misak-ı Millî sınırları içinde yer aldığını savunuyorduk. Bu konuda bir türlü anlaşılamadı.
- Sonuç: Antlaşmaya göre, Türkiye ile İngiltere bu konuyu 9 ay içinde kendi aralarında görüşerek çözeceklerdi. Anlaşamazlarsa konu Milletler Cemiyeti’ne gidecekti. Maalesef daha sonra yapılan görüşmelerde ve Milletler Cemiyeti’nin kararıyla Musul’u kaybettik. Yani Musul sorunu, Lozan’da lehimize çözülemeyen en önemli konudur.
Adım 2: İstediğimiz Gibi Çözülmeyen Ama Daha Sonra Lehimize Dönen Konuları Belirlemek
Bazı konular ise Lozan’da tam istediğimiz gibi çözülmedi ama Atatürk’ün akılcı ve barışçıl dış politikası sayesinde ilerleyen yıllarda lehimize sonuçlandı. Bunlar:
- Boğazlar Sorunu: Lozan’da Boğazların yönetimi, başkanlığını bir Türk’ün yapacağı uluslararası bir komisyona bırakıldı. Ayrıca Boğazların her iki yakası da askerden arındırıldı. Bu durum, bizim Boğazlar üzerindeki egemenliğimizi kısıtlıyordu. Yani tam bağımsızlık ilkesine aykırıydı. Ancak 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile bu komisyon kaldırıldı ve Boğazların tüm kontrolü Türkiye’ye geçti.
- Hatay Sorunu (Sancak Sorunu): Misak-ı Millî sınırlarımız içinde yer alan Hatay, 1921 Ankara Antlaşması ile Fransa mandasındaki Suriye’ye bırakılmıştı. Lozan’da da bu durum aynen kabul edildi. Yani Hatay, anavatan dışında kaldı. Bu da millî çıkarlarımıza uygun bir çözüm değildi. Fakat Atatürk bu konunun peşini hiç bırakmadı. Yürüttüğü başarılı diplomasi sonucunda Hatay, önce bağımsız bir devlet oldu ve nihayet 1939’da anavatana katıldı.
Adım 3: Sonucu Özetlemek
Özetleyecek olursak, Lozan Barış Antlaşması’nda millî çıkarlarımız doğrultusunda tam olarak çözüme kavuşturulamayan konular şunlardır:
a) Irak Sınırı (Musul Sorunu): Görüşmeler sonraya bırakılmış ve maalesef aleyhimize sonuçlanmıştır.
b) Boğazlar Sorunu: Egemenliğimizi kısıtlayan bir komisyon kurulmuş, ancak bu sorun 1936 Montrö Sözleşmesi ile lehimize çözülmüştür.
c) Hatay Sorunu: Anavatan dışında kalmış, ancak Atatürk’ün çabalarıyla 1939’da Türkiye’ye katılmıştır.
Unutma ki, Lozan’ı değerlendirirken o günün şartlarını göz önünde bulundurmalıyız. Bu antlaşma, Sevr gibi bir idam fermanını yırtıp atmış ve genç Türkiye Cumhuriyeti’nin tapu senedi olmuştur. Çözülemeyen sorunlar ise zamanla, sabırla ve akıllı bir dış politika ile lehimize çevrilmeye çalışılmıştır.
Umarım açıklamam faydalı olmuştur. Aklına takılan başka bir şey olursa çekinmeden sorabilirsin!