7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 17
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle çok güzel bir metni ve onunla ilgili soruları inceleyeceğiz. Hazır mısın? Çiçek dürbünüyle hayaller alemine doğru bir yolculuğa çıkacağız. Metni dikkatlice okudun, şimdi sorulara birlikte bakalım.
2. Etkinlik a) Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
1. Çiçek dürbününün özellikleri nelerdir?
Evet, metinde çiçek dürbününün birçok özelliğinden bahsediliyor. Hadi maddeler halinde sıralayalım, böylece daha net anlayabiliriz:
- Görünüşü tam bir dürbün gibiymiş ama rengi farklıymış. Normal dürbünler genellikle koyu renkli olurmuş.
- Çocukların ellerine göre biraz iriymiş.
- İlk başta biraz soğuk, demire dokunuyormuşsun gibi hissettirebilir, hatta biraz ürkütücü gelebilirmiş.
- Normal bir dürbünle baktığında görüntü ya çok yakına gelir ya da çok uzaklaşır.
- Ama sözünü ettiğimiz bu çiçek dürbünü, rengi sıcak ve canlıymış.
- Elinize aldığınızda tam avucunuza otururmuş.
- En önemlisi, gözünüze tutup ışığa kaldırdığınızda seni bambaşka bir dünyaya götürürmüş.
- Bu dünya ne çok yakın ne de çok uzak olurmuş; birbirinden güzel renkler ve biçimlerle dolu, adeta bir düş dünyasıymış.
2. Yazar, çocukluğunda çiçek dürbünüyle nasıl vakit geçirmiştir? Anlatınız.
Sevgili öğrencim, metni tekrar okuduğumuzda yazarın kendi çocukluğundan özel bir anısını veya çiçek dürbünüyle nasıl vakit geçirdiğini açıkça anlatan bir bölüm olmadığını görüyoruz. Ama metin bize çiçek dürbününün nasıl bir deneyim sunduğunu çok güzel anlatıyor. Yani yazar, çiçek dürbününün genel olarak nasıl bir “düş dünyası” yarattığını ve insanı nasıl farklı bir aleme götürdüğünü anlatarak, aslında bu aletle nasıl vakit geçirilebileceğine dair bir fikir veriyor.
Bu yüzden cevabımız şöyle olabilir: Yazar, metinde kendi çocukluğundan özel bir anıdan bahsetmese de, çiçek dürbününün insanı gözünüze tuttuğunuzda ışıkla birlikte bambaşka, düş gibi bir dünyaya götürdüğünü anlatıyor. Bu da demek oluyor ki çiçek dürbünüyle hayal kurarak, renkli ve değişen desenlerin büyüsüne kapılarak, adeta bir hayal dünyasında vakit geçirilir.
3. Çiçek dürbününden bakmak yazara neden yolculuk gibi görünüyor? Açıklayınız.
Yazar, çiçek dürbününden bakmayı bir yolculuğa benzetiyor çünkü dürbün, seni alıp bambaşka bir yere götürüyor. Tıpkı bir yolculukta yeni yerler keşfetmek gibi, çiçek dürbünü de sana “bambaşka bir dünya” gösteriyor, hem de “bir düş dünyası” olduğunu söylüyor. Gerçek dünyadan kopup, renklerin ve biçimlerin oluşturduğu o hayal dünyasına dalmak, yazar için adeta bir yerden başka bir yere gitmek, yani bir yolculuk yapmak gibi.
4. Çiçek dürbününden baktığınızda neleri görmek isterdiniz? Anlatınız.
Bu soru tamamen senin hayal gücüne kalmış bir soru! Metinde çiçek dürbününün “birbirinden güzel renklerle ve biçimlerle” dolu bir düş dünyası yarattığından bahsediliyor. Ben olsam, çiçek dürbününden baktığımda:
- Belki de hiç görmediğim, rengarenk çiçeklerle dolu, pırıl pırıl parlayan bir ormanı görmek isterdim.
- Ya da gökyüzünde dans eden, her biri farklı renkte, ışıklı kelebeklerin oluşturduğu bir şölen görmek çok hoş olurdu.
- Hatta belki de hayalimdeki evi, en sevdiğim renklerle ve hiç görmediğim şekillerle bir araya gelmiş halde görmek isterdim.
Senin aklına neler geliyor? Düşüncelerini özgürce yazabilirsin!
5. Sizce insanlar hayallerini çiçek dürbününün içine sığdırabilirler mi? Neden?
Bu çok güzel ve düşündürücü bir soru! Aslında hayallerimiz soyut şeylerdir, yani elle tutulur, gözle görülür somut şeyler değillerdir. Ama çiçek dürbünü, yarattığı o rengarenk, sürekli değişen, düş gibi görüntülerle bize hayallerimizi anımsatan bir kapı aralar.
Yani evet, insanlar hayallerini çiçek dürbününün içine “sığdırabilirler” diyebiliriz, ama bu fiziksel bir sığdırma değil, metaforik (sembolik) bir sığdırmadır. Çünkü çiçek dürbünü, o büyülü ve hayalperest dünyasıyla bizim içimizdeki hayalleri canlandırır, onlara görsel bir şekil verir. Baktığımızda gördüğümüz o güzelim desenler, bizim kendi hayallerimizin bir yansıması gibi olabilir. Çiçek dürbünü, hayal gücümüzü tetikler ve bize kendi iç dünyamızda bir yolculuk yaptırır.
6. Etrafınıza çiçek dürbünüyle baksaydınız ne/neleri değiştirmek isterdiniz? Açıklayınız.
Yine harika bir hayal kurma sorusu! Çiçek dürbünü her şeyi güzel renklerle ve biçimlerle değiştirip bir düş dünyasına dönüştürdüğüne göre, eğer gerçek dünyaya onun gözünden baksaydım ve bir şeyler değiştirebilseydim:
- Dünyadaki tüm savaşları ve kötü anıları, çiçek dürbününün o güzel renkleriyle barışa, sevgiye ve umuda dönüştürmek isterdim. Her yer rengarenk bir huzur bahçesi gibi olurdu.
- Belki de doğadaki kirliliği, solmuş bitkileri, gri binaları alıp, çiçek dürbününün canlı tonlarıyla yemyeşil ormanlara, pırıl pırıl sulara ve neşeli evlere çevirmek isterdim.
- İnsanların yüzündeki tüm mutsuzlukları, endişeleri alıp, yerine çiçek dürbününün içindeki gibi parlak, neşeli ve umut dolu gülümsemeler koyardım.
Peki sen neler değiştirmek isterdin? Haydi düşün ve yaz!
b) Okuduğunuz metinle ilgili iki soru yazarak arkadaşlarınızla paylaşınız.
Şimdi de metni ne kadar iyi anladığını görmek için kendi sorularını yazma zamanı. İşte sana iki örnek:
1. soru: Metinde bahsedilen çiçek dürbünü ile normal bir dürbün arasındaki temel farklar nelerdir?
2. soru: Yazar, çiçek dürbününü “bir düş dünyası” olarak nitelendirirken bize ne anlatmak istiyor?
3. Etkinlik Aşağıdaki dizelerde bulunan söz sanatlarını belirleyerek boşluklara yazınız.
Haydi şimdi de söz sanatlarına bakalım. Şiirlerdeki gizli güzellikleri bulmaya hazır ol!
“Sıladan ayrıyım gözümde yaşlar,
Sel olup taşacak bir gün derinden” (Yusuf Ziya ULUSOY)
Kullanılan Söz Sanatı: Mübalağa (Abartma)
Açıklama: Şair, gözündeki yaşların o kadar çok olduğunu ve bir gün sel olup taşacağını söylüyor. Bir insanın gözyaşlarının gerçekten sel olup taşması mümkün değildir, bu yüzden burada bir durumu olduğundan çok daha fazla göstererek abartma (mübalağa) sanatı yapılmıştır.
“Ceviz ağacı mahzun
Sen demiş, nereden bileceksin
İçimdeki sızıyı?” (Ahmet EFE)
Kullanılan Söz Sanatı: Kişileştirme (Teşhis)
Açıklama: Burada ceviz ağacına “mahzun” yani üzgün olma özelliği verilmiş. Üzgün olmak bir insana ait bir duygudur. Cansız varlıklara veya hayvanlara insan özelliklerini vermek kişileştirme sanatıdır.
“Al elmalar yeşil dalı eğince
Yaprakların ucu yere değince
Bak o zaman topraktaki sevince” (Abdurrahim KARAKOÇ)
Kullanılan Söz Sanatı: Kişileştirme (Teşhis)
Açıklama: Şair, “topraktaki sevinci”nden bahsediyor. Toprak cansız bir varlıktır ve sevinme özelliği insana aittir. Cansız bir varlığa sevinme özelliği verildiği için burada da kişileştirme sanatı kullanılmıştır.
4. Etkinlik Renklerin duygular üzerindeki etkisini anlatan bir konuşma yapınız. Konuşmanızı yaparken verilen sorulardan yararlanınız.
Sevgili öğrencim, bu etkinlikte senden renklerin duygularımız üzerindeki etkilerini anlatan bir konuşma hazırlaman isteniyor. Konuşmanı hazırlarken verilen sorular sana yol gösterecek. İşte sana bu soruları nasıl kullanacağına dair ipuçları:
Konuşmana başlarken renklerin hayatımızdaki yerinden bahsedebilirsin. Mesela, “Sabah uyandığımızda gördüğümüz güneşin sarısı, gökyüzünün mavisi… Renkler hayatımızın her yerinde, peki hiç düşündünüz mü, bu renkler bizi nasıl etkiliyor?” gibi bir giriş yapabilirsin.
1. Renklerin anlamları hakkında neler biliyorsunuz?
Bu bölümde farklı renklerin genel olarak ne anlama geldiğini açıklayabilirsin. Örneğin:
- Kırmızı: Genellikle aşk, tutku, enerji, tehlike ve heyecanla ilişkilendirilir. Kan rengi olduğu için canlılık ve güç de demektir.
- Mavi: Huzur, güven, dinginlik, sonsuzluk ve sadakati temsil eder. Gökyüzü ve deniz gibi büyük ve sakin şeyleri hatırlatır.
- Sarı: Neşe, enerji, mutluluk, iyimserlik ve zeka ile bağdaştırılır. Güneşin rengidir.
- Yeşil: Doğayı, tazeliği, büyümeyi, sağlığı ve dinginliği simgeler. Umut ve yenilenmenin rengidir.
- Siyah: Güç, ciddiyet, asalet, gizem ama aynı zamanda yas ve üzüntüyü de ifade edebilir.
- Beyaz: Saflık, temizlik, masumiyet, barış ve aydınlığı temsil eder.
2. Renklerin dili var mıdır?
Evet, kesinlikle renklerin bir dili vardır! Renkler, kelimelere ihtiyaç duymadan bize birçok mesaj iletebilir. Örneğin, trafik ışıklarındaki kırmızı “dur”, yeşil “geç” demektir. Bir hastanenin duvarlarının genellikle açık renk olması insanlara huzur verir. Bir futbol takımının forması o takımın kimliğini, gücünü veya enerjisini yansıtır. Reklamlarda veya filmlerde de renkler, izleyiciye belirli duyguları hissettirmek için kullanılır. Bu bölümde renklerin nasıl bir iletişim aracı olduğunu örneklerle anlatabilirsin.
3. Sizce hangi renk hangi duyguyu ifade eder?
Bu soruda hem genel kabul görmüş renk anlamlarını kullanabilir hem de kendi kişisel yorumlarını katabilirsin. Mesela:
- Bence kırmızı, insanı çok hızlı bir şekilde heyecanlandıran, enerjik hissettiren bir renk. Kalp atışlarımızı hızlandırabilir.
- Mavi ise beni sakinleştirir, huzur verir. Kendimi daha güvende ve rahat hissederim.
- Sarı rengi gördüğümde içimde bir neşe belirir, sanki güneş açmış gibi olurum.
- Gri ise bazen sıkıcı veya karamsar hissettirebilir, ama aynı zamanda dengeyi de temsil edebilir.
4. Siz, hangi rengi seviyorsunuz? Neden?
Konuşmanın sonuna doğru kendi favori renginden ve onu neden sevdiğinden bahsederek kişisel bir dokunuş katabilirsin. Örneğin:
“Benim en sevdiğim renk mavi. Çünkü mavi bana gökyüzünün sonsuzluğunu ve denizin derinliğini hatırlatıyor. Mavinin tonları beni her zaman sakinleştirir, içime bir huzur verir ve hayal kurmamı sağlar. Sanki tüm kaygılarımı alıp götüren sihirli bir yanı var.”
Konuşmanı bitirirken, renklerin hayatımızı ne kadar zenginleştirdiğini ve duygularımızı nasıl etkilediğini vurgulayarak güzel bir kapanış yapabilirsin. Unutma, konuşurken göz teması kurmaya ve ses tonunu ayarlamaya dikkat et! Başarılar dilerim!