7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 133
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimizin bu bölümünde güzel sorularla karşılaşacağız. Hazır mısın? Hadi bakalım, soruları birlikte adım adım inceleyelim ve doğru cevaplarını bulalım!
6. Aşağıdakilerden hangisi “Arkadaşımla çocukluğumuzdan beri içtiğimiz su ayrı gitmez.” cümlesindeki altı çizili deyimin anlamına uygun değildir?
Sevgili öğrencim, bu soruda altı çizili deyimin anlamını bulup, şıklardan hangisinin bu anlama uymadığını belirlememiz isteniyor. Önce deyimimize bakalım: “İçtiğimiz su ayrı gitmez.”
Adım 1: Deyimin Anlamını Bulalım
- “İçtiğimiz su ayrı gitmez” deyimi, iki kişinin birbiriyle çok samimi, çok yakın, her şeyini paylaşan, ayrılmaz bir dostluk içinde olduğunu anlatır. Yani, o kadar yakınlar ki, sanki aynı kaptan su içiyorlarmış gibi düşün.
Adım 2: Şıkları İnceleyelim
- A) Birbirine çok yakın ve bağlı olmak: Evet, bu deyimin tam da anlattığı şey. Çok yakın ve birbirine sıkı sıkıya bağlı olmak.
- B) Güzel bir dostluk kurmak: Bu, dostluğun başlangıcıyla veya genel haliyle ilgili. Deyim ise kurulu olan dostluğun ne kadar derin ve ayrılmaz olduğunu vurgular. Yakın anlamlı olsa da, deyimin asıl vurgusu “kurmak”tan ziyade “mevcut olan yakınlık” üzerinedir.
- C) Hoşgörülü ve açık yürekli olmak: Hoşgörülü olmak, başkalarına karşı anlayışlı olmak demektir. Açık yürekli olmak ise samimi ve dürüst olmak demektir. Bu özellikler iyi bir insan olmanın ve dostluk kurmanın önemli parçalarıdır, ama “içtiğimiz su ayrı gitmez” deyimi iki kişinin arasındaki *ilişkinin derinliğini* ve *ayrılmazlığını* anlatır, kişinin kendi karakter özelliklerini değil. Bu şık, deyimin anlamından en uzak olanıdır.
- D) İçten arkadaşlık kurmak: Bu da B şıkkına benziyor, samimi bir arkadaşlık kurmak demek. Yine “kurmak” eylemi var ve deyimin vurguladığı “var olan derin bağ”dan biraz farklı.
Adım 3: En Uygun Olmayanı Seçelim
Deyim, iki kişi arasındaki derin ve ayrılmaz bağı anlatır. A şıkkı bu bağı çok iyi özetler. B ve D şıkları dostlukla ilgili olsa da, deyimin vurguladığı “ayrılmazlık” ve “derinlik”ten ziyade “dostluğu kurma” fikrine daha yakındır. Ancak C şıkkı, bir kişinin kendi içsel özelliklerini (hoşgörülü ve açık yürekli olmayı) anlatır. Bu, iki kişi arasındaki ilişkinin kendisiyle doğrudan ilgili değildir. Bu yüzden C şıkkı, deyimin anlamına en uygun değildir.
Sonuç:
Cevap: C
7. “Ey! Başkasının yüzünde çirkin bir ben gören,
Yazık ki o ben senin yüzünden yansır.”
Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî
Yukarıdaki dizelerde asıl anlatılmak istenen nedir? Yazınız.
Sevgili öğrencim, Mevlânâ’nın bu güzel sözleri bize çok önemli bir ders veriyor. Hadi birlikte ne anlatmak istediğini anlamaya çalışalım.
Adım 1: Dizeleri Anlayalım
- İlk dize, “Ey! Başkasının yüzünde çirkin bir ben gören,” diyor. Burada “ben” kelimesi hem yüzdeki leke anlamında hem de bir eksiklik, bir kusur anlamında kullanılmış olabilir. Yani, bir başkasında kötü bir şey gören, bir kusur bulan kişiden bahsediyor.
- İkinci dize, “Yazık ki o ben senin yüzünden yansır,” diyor. İşte can alıcı nokta burası! Mevlânâ diyor ki, başkasında gördüğün o kötü şey, aslında senin kendi iç dünyandan, kendi bakış açından kaynaklanıyor, sana ait bir yansıma. Tıpkı aynaya baktığında kendi yüzünü görmen gibi.
Adım 2: Asıl Anlatılmak İsteyeni Bulalım
Bu sözler bize şunu anlatıyor: Biz başkalarında gördüğümüz şeyleri genellikle kendi iç dünyamızdaki düşüncelerimize, duygularımıza ve önyargılarımıza göre yorumlarız. Eğer bir başkasında sürekli olumsuzluklar, kusurlar görüyorsak, bu durum aslında bizim kendi içimizde de benzer düşüncelerin, olumsuz bakış açılarının olabileceğini gösterir. Yani, başkalarını yargılarken aslında kendimizi yargılamış oluruz. Mevlânâ, bize önce kendi içimize bakmamızı, kendimizi sorgulamamızı öğütlüyor. Başkalarını eleştirmeden önce, o eleştirdiğimiz özelliğin bizde olup olmadığını düşünmeliyiz.
Sonuç:
Mevlânâ bu dizelerde, insanların başkalarında gördüğü kusurların, aslında kendi iç dünyalarının, kendi bakış açılarının bir yansıması olduğunu anlatmak istiyor. Yani, başkalarını eleştirmeden önce kendi içimize dönüp kendimizi sorgulamamız gerektiğini, çünkü gördüğümüz eksikliklerin bazen bizim kendi düşüncelerimizden kaynaklandığını öğütlüyor.
8. Aşağıdaki cümlelerde yer alan fiillerden hangisi türemiş fiildir?
Sevgili öğrencim, bu soruda fiillerin yapısını hatırlamamız gerekiyor. Fiiller basit, türemiş ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır. Türemiş fiiller, bir kelimeye yapım eki (yani kelimenin anlamını veya türünü değiştiren ek) gelerek oluşan fiillerdir. Hadi şıklardaki fiilleri tek tek inceleyelim:
Adım 1: Türemiş Fiil Ne Demek?
- Türemiş fiiller, bir isimden ya da başka bir fiilden yapım eki alarak oluşan fiillerdir. Mesela, “göz” (isim) kelimesinden “-le” yapım ekiyle “gözle-” (fiil) kelimesi türemiş olur. Ya da “aç” (fiil) kelimesinden “-tır” yapım ekiyle “açtır-” (fiil) kelimesi türemiş olur.
Adım 2: Şıklardaki Fiilleri İnceleyelim
- A) Seni görünce çok mutlu oldum.
- Bu cümlede fiil “oldum”dur. “Ol-” fiil köküne “-du” geçmiş zaman eki ve “-m” şahıs eki gelmiştir. Herhangi bir yapım eki almadığı için bu fiil basit fiildir.
- B) Yıllar sonra ilkokul öğretmenimi gördüm.
- Bu cümlede fiil “gördüm”dür. “Gör-” fiil köküne “-dü” geçmiş zaman eki ve “-m” şahıs eki gelmiştir. Herhangi bir yapım eki almadığı için bu fiil de basit fiildir.
- C) Babasına yeni bir pantolon aldırdı.
- Bu cümlede fiil “aldırdı”dır. Fiilin kökü “al-“dır. “Al-” fiil köküne “-dır” yapım eki gelerek “aldır-” fiili oluşmuştur. Yani “almak” eylemini başkasına yaptırma anlamı katmıştır. “-dır” eki fiilden fiil yapan bir yapım ekidir. Bu yüzden “aldır-” fiili türemiş fiildir. Sonuna da “-dı” geçmiş zaman eki gelmiştir.
- D) Yemekleri ben hazırlayabilirim.
- Bu cümlede fiil “hazırlayabilirim”dir. Fiilin köküne bakalım: “hazır” (isim). “Hazır” ismine “-la” yapım eki gelerek “hazırla-” fiili oluşmuştur. Yani “hazırlamak” fiili türemiş bir fiildir. Ancak “hazırlayabilirim” kelimesindeki “-yabil-” kısmı yeterlilik fiilidir ve bu, fiili birleşik fiil yapar. Soru bizden türemiş fiili istiyor. “Hazırlamak” kelimesi türemiş olsa da, “hazırlayabilirim” yapısı birleşik fiildir.
Adım 3: Doğru Cevabı Bulalım
İncelemelerimize göre, “aldırdı” fiili “al-” fiil köküne “-dır” yapım eki gelerek oluşmuş ve türemiş fiil özelliği taşımaktadır. Diğerleri basit fiil veya birleşik fiildir.
Sonuç:
Cevap: C
9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde koyu harfle yazılmış kelime zarf görevinde kullanılmamıştır?
Sevgili öğrencim, bu soruda zarfların görevini bilmemiz gerekiyor. Zarf (belirteç), fiilleri, fiilimsileri, sıfatları veya başka zarfları durum, zaman, miktar, yer-yön veya soru bakımından belirten kelimelerdir. Yani genellikle fiille ilgili olurlar. Hadi şıklardaki koyu yazılı kelimelerin görevlerini inceleyelim:
Adım 1: Zarfın Görevini Hatırlayalım
- Zarf, bir eylemi (fiili) veya başka bir kelimeyi (sıfat, başka zarf) nasıl, ne zaman, ne kadar, nereye, niçin gibi yönlerden açıklayan kelimedir.
Adım 2: Şıklardaki Koyu Yazılı Kelimeleri İnceleyelim
- A) Kaç kişilik sınıflarda eğitim görüyorsunuz?
- Burada koyu yazılı kelime “Kaç”tır. “Kaç” kelimesi, “kişilik sınıflar” ismini belirtiyor, yani sınıfların kaç kişilik olduğunu soruyor. İsmi belirten kelimeler sıfat olur. Bu yüzden “Kaç” burada soru sıfatıdır.
- B) Dünden beri hiç dışarı çıkmadım.
- Burada koyu yazılı kelime “dışarı”dır. “Çıkmadım” fiilini “nereye” sorusuyla sorduğumuzda “dışarı” cevabını alırız. Yer-yön bildiren kelimeler fiili etkilediğinde yer-yön zarfı olurlar.
- C) Basketbolu futboldan daha çok severim.
- Burada koyu yazılı kelime “daha”dır. “Daha” kelimesi, kendinden sonra gelen “çok” kelimesini miktar yönünden etkiliyor. “Çok” kelimesi de “severim” fiilini etkileyen bir zarftır. Bir zarfı etkileyen kelime de miktar zarfı olur.
- D) Anlattığı hikâyeyi heyecanla dinledim.
- Burada koyu yazılı kelime “heyecanla”dır. “Dinledim” fiilini “nasıl” sorusuyla sorduğumuzda “heyecanla” cevabını alırız. Fiili durum yönünden etkileyen kelimeler durum zarfı olurlar.
Adım 3: Zarf Olmayanı Bulalım
İncelemelerimiz sonucunda A şıkkındaki “Kaç” kelimesinin bir ismi belirttiği için sıfat görevinde kullanıldığını gördük. Diğer şıklardaki kelimeler ise zarf görevindedir.
Sonuç:
Cevap: A
10. “Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olamazsa insan da acı çekmeden olgunlaşamaz.” (Konfüçyüs)
Verilen sözle aşağıdaki cümlelerden hangisi yakın anlamlıdır?
Sevgili öğrencim, bu soruda Konfüçyüs’ün bilgece sözünün ne anlama geldiğini anlayıp, ona en yakın anlamlı cümleyi bulacağız. Hadi sözü adım adım inceleyelim:
Adım 1: Konfüçyüs’ün Sözünü Anlayalım
- Sözün ilk kısmı: “Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olamazsa…”
- Biliyorsun, elmaslar topraktan çıktıklarında ham hallerindedirler. Parlak ve değerli olmaları için kesilmeleri, şekil verilmeleri, yani “yontulmaları” gerekir. Yontulmadan asla o kusursuz parlaklığa ve güzelliğe ulaşamazlar. Bu, bir şeyin mükemmelleşmesi için çaba ve işlem gerektiğini anlatıyor.
- Sözün ikinci kısmı: “…insan da acı çekmeden olgunlaşamaz.”
- Burada elmas örneği insanlara benzetiliyor. Tıpkı elmasın yontulması gerektiği gibi, insanlar da hayatlarında zorluklar, sıkıntılar, yani “acı” çekmeden, tecrübe edinmeden tam anlamıyla “olgunlaşamazlar.” Olgunlaşmak, hem yaşça büyümek hem de kişilik olarak gelişmek, hayata daha geniş bir pencereden bakabilmek, daha anlayışlı ve bilge olmak demektir.
- Yani, Konfüçyüs diyor ki, zorluklar ve acılar, insanların gelişmesi ve kişiliklerinin olgunlaşması için gereklidir. Tıpkı bir heykeltıraşın mermeri yontarak ona güzellik katması gibi, hayatın zorlukları da bizi şekillendirir ve olgunlaştırır.
Adım 2: Şıkları İnceleyelim
- A) Madenlerin kusursuz olması için çok çaba harcanması gerekir.
- Bu şık, sözün sadece elmas kısmına değiniyor ve “çaba harcanması” diyor. Ancak asıl vurgu insan ve acı çekmek üzerineydi. Bu şık, sözün tamamını ve ana fikrini karşılamaz.
- B) İnsanların olgunlaşması ancak acı çekmeleri ile mümkündür.
- Bu şık, sözün ikinci kısmını, yani Konfüçyüs’ün asıl mesajını doğrudan ve eksiksiz olarak ifade ediyor: İnsanların olgunlaşması için acı çekmeleri şarttır. Bu, sözün ana fikrine en yakın olanıdır.
- C) Yaşanılan olumsuz olaylar kişiliğimizde silinmez izler bırakır.
- Evet, olumsuz olaylar iz bırakır, bu doğru. Ama Konfüçyüs’ün sözü, bu izlerin sadece “iz bırakmakla” kalmayıp, aynı zamanda bizi “olgunlaştırdığını”, yani olumlu bir gelişmeye yol açtığını vurguluyor. Bu şık, sözün ana mesajını tam olarak yansıtmaz.
- D) Çektiğimiz acılar kişilik oluşumunda olumlu ve olumsuz sonuçlar doğurur.
- Konfüçyüs’ün sözü, acının “olgunlaşma” gibi olumlu bir sonuca yol açtığını belirtiyor. “Olumsuz sonuçlar” kısmından bahsetmiyor. Sözün amacı, acının olgunlaşma için bir araç olduğunu vurgulamaktır. Bu şık, sözün anlamını genişleterek farklı bir yorum katıyor.
Adım 3: En Yakın Anlamlıyı Seçelim
Konfüçyüs’ün sözü, elmas örneğiyle insanların zorluklar ve acılar sayesinde olgunlaştığını anlatır. B şıkkı, bu ana mesajı en doğru ve tam şekilde ifade etmektedir.
Sonuç:
Cevap: B