7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 194
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 7. sınıf Türkçe öğretmenin. Sana gönderdiğin görseldeki soruları tek tek inceleyip, tıpkı sınıfta ders anlatır gibi, kolayca anlayabileceğin bir dille açıklayacağım. Hazırsan başlayalım!
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları izlediğiniz belgeselden hareketle cevaplayınız.
1. Celâleddin, nasıl bir günde ve nerede doğmuştur?
Celâleddin Rûmî, 30 Eylül 1207 tarihinde, bugünkü Afganistan sınırları içinde yer alan Horasan diyarının Belh şehrinde dünyaya gelmiştir. O gün, takvimler sonbaharı gösterirken, dünyaya büyük bir ışık saçacak olan Mevlânâ’nın doğuşuyla aslında yeni bir felsefenin de tohumları atılmıştı diyebiliriz.
2. Babası Celâleddîn’i ne zaman ve kime teslim etmiştir?
Celâleddin’in babası, bilginlerin sultanı olarak tanınan Bahaeddin Veled, oğlunun eğitimine çok önem verirdi. Celâleddin’i küçük yaşlardan itibaren dönemin önemli bilginlerine ve tasavvuf büyüklerine emanet etmiştir. Özellikle de Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması, Mevlânâ’nın hayatında bir dönüm noktası olmuştur. Babası vefat ettikten sonra da, babasının vasiyeti üzerine Seyyid Burhaneddin Tirmizî’nin manevi rehberliğine girmiştir.
3. Hükümdarın şehrin anahtarlarını Bahaeddin Veled’e göndermesine neden olan olayı anlatınız.
Bu olay, Bahaeddin Veled’in Bilginler Sultanı olarak anılmasının ve derin bilgisinin bir göstergesidir. Rivayete göre, Bahaeddin Veled’in ilminden ve maneviyatından çok etkilenen dönemin Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad, onu Konya’ya davet etmiştir. Sultan, Bahaeddin Veled’i o kadar çok saymış ve sevmiştir ki, şehre girişi sırasında ona olan saygısını göstermek için şehrin anahtarlarını bizzat kendisi sunmuştur. Bu, onun sadece bir din adamı değil, aynı zamanda çok saygı duyulan bir lider olduğunu da gösterir.
4. Celâleddîn’in çölde gördüğü serabın hakikati nedir? Açıklayınız.
Celâleddin’in çölde gördüğü serap, genellikle tasavvufi bir metafor olarak yorumlanır. Serap, gerçekte var olmayan, uzaktan su gibi görünen bir yanılsamadır. Bu, insanın dünyevi heveslerinin, mal, mülk, şöhret gibi şeylerin aslında birer serap olduğunu, gerçek mutluluğu ve huzuru vermediğini anlatmak için kullanılır. Mevlânâ bu serapla belki de dünyevi arayışların boşluğunu fark etmiş, gerçek “suya”, yani ilahi aşka ve hakikate ulaşma yolunda bir işaret almıştır. Önemli olan, görünenin ötesindeki gerçeği aramaktır.
5. İzlediğiniz belgeselde geçen “Aşkı bulması için bir de kendini kendinden iyi anlayana ihtiyacı vardı.” sözünü yorumlayınız.
Bu söz, Mevlânâ’nın hayatındaki en önemli dönüm noktalarından birini, yani Şems-i Tebrîzî ile tanışmasını anlatır. Her ne kadar Mevlânâ çok bilgili ve saygın bir alim olsa da, kendi iç dünyasındaki derin potansiyeli ve ilahi aşkı tam anlamıyla keşfetmek için bir rehbere, bir “mürşide” ihtiyacı vardı. Şems, Mevlânâ’ya bir ayna olmuş, onun kendi içindeki cevheri görmesini sağlamıştır. Kimi zaman insan, kendisini en iyi anladığını zanneder ama dışarıdan bir göz, hele ki manevi derinliği olan bir rehber, insana kendisini daha iyi tanıtarak onu bambaşka ufuklara taşıyabilir. Bu söz, Şems’in Mevlânâ için ne kadar önemli bir yol gösterici olduğunu vurgular.
6. Tebrizli Şems ile karşılaşan Mevlânâ’nın hayatında meydana gelen değişiklikler nelerdir?
Tebrizli Şems ile karşılaşması, Mevlânâ’nın hayatında adeta bir “deprem” etkisi yaratmıştır. İşte bu karşılaşmanın getirdiği başlıca değişiklikler:
- Ders Vermeyi ve Vaaz Etmeyi Bırakması: Şems’ten önce ders veren, vaazlar veren bir alimken, onunla tanıştıktan sonra bir süre bu görevlerini bırakıp inzivaya çekilmiştir.
- İlahi Aşka Yönelmesi: Şems, Mevlânâ’ya kuru bilginin ötesinde ilahi aşkın ve vecdin kapılarını açmıştır.
- Şiir ve Semâ’ya Başlaması: Şems’in ayrılığı ve Mevlânâ’nın duyduğu derin aşk ve özlem, onu Divan-ı Kebir (Büyük Divan) olarak bilinen o muhteşem şiirleri yazmaya ve semâ etmeye yöneltmiştir.
- Kimliğinin Yeniden Şekillenmesi: Mevlânâ, Şems sayesinde sadece bir alim olmaktan çıkıp, gönül insanı, tasavvuf şairi ve insanlığa evrensel mesajlar veren bir düşünür haline gelmiştir. Onun “Hamdım, piştim, yandım” sözü, bu dönüşümün en güzel özetidir.
7. Mevlânâ’nın düşünceleriyle bütün insanlığı kucaklamasının nedenleri neler olabilir?
Mevlânâ’nın düşünceleri, çağlar ötesi ve tüm insanlığı kucaklayıcı nitelikte olmasının birçok nedeni var:
- Evrensel Sevgi Mesajı: Mevlânâ, insanları dili, dini, ırkı ne olursa olsun, bir ve bütün olarak görmüş, tüm varlıkları sevgiyle kucaklamıştır. Onun en temel mesajı “gel” çağrısıdır; “Kim olursan ol, gel!” diyerek herkese kapısını açmıştır.
- Hoşgörü ve Barış: Düşüncelerinde hoşgörü, anlayış ve barış ön plandadır. Farklılıklara saygı duymayı, ayrımcılık yapmamayı öğütler. Bu da günümüzde de çok ihtiyaç duyulan bir yaklaşımdır.
- İnsan Merkezli Yaklaşım: Mevlânâ, insanın iç dünyasına, ruhuna ve gönlüne odaklanmıştır. İnsanın kendini tanımasını, içindeki ilahi güzelliği keşfetmesini öğütler.
- Zengin ve Derin Anlamlar: Şiirleri ve eserleri, sadece belirli bir zümreye değil, herkesin kendi seviyesinde anlayabileceği derinlikte anlamlar taşır. Hem basit bir dille hem de çok katmanlı sembollerle konuşur.
- Ölümsüz Eserler: Mesnevi gibi başyapıtları, insanlık tarihinin en önemli edebi ve felsefi eserlerinden biridir. Bu eserler, onun düşüncelerini nesilden nesile aktarmıştır.
3. Etkinlik
Aşağıda metin türleri ile ilgili bilgiler verilmiştir. “Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî” metninin türüyle ilgili olanları işaretleyerek metnin türünü yazınız.
- Olaylar, kronolojik sıraya uygun biçimde üçüncü kişi ağzıyla anlatılmıştır.
- Günlük hayatta karşılaşamayacağınız bir kişinin hayatına yer verilmiştir.
- Tanınmış bir kişinin hayatı, eserleri, başarıları anlatılmıştır.
- Tarafsız ve gerçekçi bir biçimde nesnel anlatım kullanılmıştır.
- Anlatılanlar kişinin kendisi tarafından anlatılmıştır.
- Kişinin hayatının bir bölümü anlatılmıştır.
Metnin türü:
Biyografi
Açıklama: Sevgili öğrencim, “Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî” gibi bir metin, tanınmış bir kişinin hayatını, eserlerini ve başarılarını anlatan bir yazı türüdür. Bu tür metinlerde olaylar genellikle kronolojik bir sıra takip eder ve anlatım üçüncü kişi ağzından yapılır. Kişinin kendisi anlatıyorsa o zaman “otobiyografi” olurdu. Ayrıca hayatının sadece bir bölümü değil, genellikle tamamı veya önemli bir kısmı ele alınır. Bu yüzden işaretlediğimiz seçenekler biyografiyi en doğru şekilde tanımlamaktadır.
4. Etkinlik
Araştırdığınız ünlü Türk düşünür veya bilgininin insanlığa yaptığı katkıları arkadaşlarınıza anlatınız.
Sevgili arkadaşlarım, bugün size Anadolu’nun manevi mimarlarından, Türkçenin büyük ozanı Yunus Emre‘den bahsetmek istiyorum. Yunus Emre, 13. yüzyılda yaşamış, tıpkı Mevlânâ gibi hoşgörü ve sevgi felsefesini benimsemiş çok önemli bir düşünürümüzdür.
Peki, Yunus Emre insanlığa ne gibi katkılar sağlamıştır?
- Evrensel Sevgi ve İnsan Sevgisi: Yunus Emre, şiirlerinde “Yaratılanı severim, Yaratan’dan ötürü” diyerek, tüm insanlığa ve canlılara duyduğu derin sevgiyi dile getirmiştir. Onun için önemli olan, insanların kalbindeki temizlik ve iyi niyettir. Bu mesaj, günümüzde de insanları bir araya getiren, hoşgörüyü ve barışı savunan çok güçlü bir sestir.
- Türkçeyi Edebiyat Dili Haline Getirmesi: Yunus Emre, şiirlerini o dönemde edebi dil olarak kullanılan Farsça veya Arapça yerine, halkın konuştuğu sade ve anlaşılır Türkçe ile yazmıştır. Bu sayede Türkçenin zenginliğini ve güzelliğini ortaya koymuş, Türkçenin bir edebiyat dili olarak gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Onun sayesinde Türk halkı, kendi diliyle derin manevi konuları anlama ve ifade etme imkanı bulmuştur.
- Hoşgörü ve Barış Mesajı: Şiirlerinde kin ve nefrete yer vermemiş, insanlar arasındaki ayrılıkları değil, birlik ve beraberliği vurgulamıştır. “Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım, sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz” dizeleriyle, insanlar arasında sevgi köprüleri kurmayı öğütlemiştir.
- Tasavvufi Düşüncenin Yayılması: Yunus Emre, Anadolu’da tasavvufi düşüncenin, yani Allah’a ve insanlara duyulan derin sevgiye dayalı felsefenin halk arasında yayılmasında kilit rol oynamıştır. Onun şiirleri, halkın manevi dünyasını zenginleştirmiş, onlara huzur ve teselli vermiştir.
Kısacası, Yunus Emre sadece bir şair değil, aynı zamanda insanlığa sevgi, hoşgörü ve barış mesajları sunan, dilimize ve kültürümüze paha biçilmez katkılar sağlamış büyük bir düşünürdür. Onu anlamak, aslında kendimizi ve insanlığı daha iyi anlamak demektir.
5. Etkinlik
a) İzlediğiniz belgeseldeki örtülü anlamları belirleyerek yazınız.
Sevgili öğrencim, belgeseller genellikle sadece bilgi vermekle kalmaz, aynı zamanda izleyiciye bazı mesajları, dersleri veya duyguları da hissettirir. Bunlara “örtülü anlamlar” deriz. Mevlânâ ile ilgili bir belgeselde şu gibi örtülü anlamlar olabilir:
- Manevi Yolculuğun Önemi: Mevlânâ’nın hayatı, insanın sadece maddi değil, manevi olarak da sürekli bir arayış ve gelişim içinde olması gerektiğini vurgular. İçsel bir dönüşümün, hayatı nasıl baştan aşağı değiştirebileceğini gösterir.
- Aşkın Dönüştürücü Gücü: Belgesel, ilahi aşkın ve insan sevgisinin hayatı nasıl anlamlı kıldığını, insanı nasıl yücelttiğini anlatır. Aşkın, tüm zorlukların üstesinden gelme gücü olduğu mesajı verilir.
- Hoşgörü ve Birlik Mesajı: Mevlânâ’nın “gel” çağrısı ve tüm insanlığı kucaklayan felsefesi, farklılıklarımıza rağmen bir arada, barış içinde yaşamanın mümkün olduğunu ve bunun ne kadar değerli olduğunu bize hissettirir.
- Rehberliğin Değeri: Şems-i Tebrîzî ile karşılaşması, hayatta doğru bir rehberin, bir akıl hocasının veya dostun, insanın potansiyelini ortaya çıkarmada ne kadar etkili olabileceğini gösterir. Bazen kendimizi tanımak için dışarıdan bir ışığa ihtiyaç duyarız.
b) İzlediğiniz belgesel kimler için ve hangi amaçla hazırlanmış olabilir? Açıklayınız.
Mevlânâ gibi büyük bir şahsiyetle ilgili belgeseller genellikle geniş bir kitleye hitap eder ve birden fazla amacı vardır.
-
Kimler İçin:
- Öğrenciler ve Gençler İçin: Tarihimizdeki önemli şahsiyetleri tanımaları, onların düşüncelerinden ilham almaları ve kültürel mirasımıza sahip çıkmaları için.
- Tarih ve Kültür Meraklıları İçin: Mevlânâ’nın yaşadığı dönemi, Selçuklu medeniyetini ve tasavvuf kültürünü daha yakından öğrenmek isteyen herkes için.
- Felsefe ve Maneviyat Arayışında Olanlar İçin: Mevlânâ’nın evrensel mesajlarını, ilahi aşk ve hoşgörü felsefesini anlamak, kendi iç dünyalarına bir yolculuk yapmak isteyenler için.
- Genel İzleyici Kitlesi İçin: Türk-İslam kültürünün önemli bir değeri olan Mevlânâ’yı ve eserlerini dünyaya tanıtmak, onun evrensel barış ve sevgi çağrısını duyurmak için.
-
Hangi Amaçla Hazırlanmış Olabilir:
- Eğitmek ve Bilgilendirmek: Mevlânâ’nın hayatı, eserleri ve düşünceleri hakkında doğru ve kapsamlı bilgi vermek.
- Kültürel Mirası Korumak ve Tanıtmak: Anadolu’nun ve insanlığın ortak kültürel değerlerinden biri olan Mevlânâ’yı gelecek nesillere aktarmak ve uluslararası alanda tanıtmak.
- İlham Vermek: Mevlânâ’nın hoşgörü, sevgi, barış ve kendini tanıma felsefesini yayarak insanlara daha iyi bir dünya için ilham vermek.
- Farkındalık Oluşturmak: Mevlânâ’nın düşüncelerinin günümüz dünyasındaki önemine dikkat çekmek ve insanları bu değerler üzerine düşünmeye teşvik etmek.
Yani bu belgesel, hem bilgilendirmek hem de ilham vermek amacıyla hazırlanmıştır diyebiliriz.