7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 190
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün “Anadolu’da Kilim Demek” metnimizle ilgili etkinlikleri birlikte çözeceğiz. Metni dikkatlice okuduğunuzdan ve anlamaya çalıştığınızdan eminim. Şimdi gelin, soruları adım adım, hem de bol bol açıklayarak çözelim. Böylece hem doğru cevapları bulacağız hem de yeni şeyler öğreneceğiz.
3. Etkinlik Aşağıda, okuduğunuz metinde geçen bazı cümleler verilmiştir. Cümlelerde yer alan deyimleri bularak altlarını çiziniz. Deyimlerin metne katkısını belirleyerek yazınız.
Adım 1: Her cümleyi dikkatlice okuyup içinde geçen deyimleri bulalım. Deyimler, genellikle birden fazla kelimeden oluşan, kendi gerçek anlamlarından farklı, mecazlı bir anlam taşıyan söz gruplarıdır, unutmayın.
Adım 2: Bulduğumuz deyimlerin ne anlama geldiğini ve metindeki o cümleye nasıl bir derinlik kattığını açıklayalım.
-
Yıllar yılı okumamış, okutulmamış Anadolu insanı yazıdan yoksun olunca düşüncelerini kendine özgü şekillerle, renklerle dile getirmeye çalışmış; bu şekilleri, renkleri halısına, kilimine, yağlığına, çorabına işlemiştir.
Çözüm:
Buradaki deyim: dile getirmeye çalışmış
Anlamı: Bir düşünceyi, duyguyu veya isteği sözle ya da başka bir yolla anlatmaya çalışmak demektir.
Metne katkısı: Metinde, yazı bilmeyen Anadolu insanının iç dünyasını, düşüncelerini nasıl ifade ettiğini, yani nasıl bir anlatım yolu bulduğunu çok güzel açıklıyor. Kilimler, yazının yerini tutarak insanların kendilerini ifade etme biçimi haline gelmiştir.
-
Kısacası Anadolu’nun tüm insanları, manevi dünyası, en küçük ayrıntıları ve göz alıcı renkleriyle kilimlerde yüze güler.
Çözüm:
Buradaki deyim: yüze güler
Anlamı: Bir şeyin bir yerde çok belirgin bir şekilde, açıkça görülmesi, yansıması veya kendini göstermesi demektir. Sanki bir şey canlıymış gibi orada belirir.
Metne katkısı: Bu deyim, Anadolu insanının tüm yaşamının, inançlarının, duygularının ve hatta en küçük detaylarının kilimlerin desenlerinde ve renklerinde nasıl capcanlı bir şekilde ortaya çıktığını, kendini gösterdiğini vurguluyor. Kilimlerin adeta bir ayna gibi kültürü yansıttığını anlatıyor.
-
Bir gün bir yörük beyi, çadırının önüne atılmış bir kilimi görünce yüreği sızlar.
Çözüm:
Buradaki deyim: yüreği sızlar
Anlamı: Bir şeye acımak, üzülmek, merhamet duymak, içten bir keder hissetmek demektir.
Metne katkısı: Yörük beyinin kilimdeki durumu görünce hissettiği derin üzüntüyü, acımayı çok güçlü bir şekilde ifade ediyor. Bu deyim sayesinde, beyin o kilime karşı duyduğu şefkat ve keder okuyucuya daha iyi geçiyor ve hikayenin duygusal yönünü güçlendiriyor.
-
Adam önce sevinir, bey bunları nereden biliyor diye. Sonra dili çözülür:
Çözüm:
Buradaki deyim: dili çözülür
Anlamı: Genellikle şaşkınlık, korku veya utangaçlık gibi nedenlerle suskun kalan birinin, konuşmaya başlaması, söz söyleyebilmesi demektir.
Metne katkısı: Yörük beyinin şaşkınlık ve merakla suskun kaldığını, ancak kilimdeki mesajların anlamını çözdükten sonra konuşmaya başladığını anlatıyor. Bu deyim, beyin o ana kadar yaşadığı sessizliği ve ardından gelen açıklığı çok güzel bir şekilde ifade ediyor.
-
Kızımsa fakir bir delikanlıya gönül vermiş.
Çözüm:
Buradaki deyim: gönül vermiş
Anlamı: Birine âşık olmak, sevmek, kalbini kaptırmak demektir.
Metne katkısı: Bu deyim, yörük beyinin kızının bir delikanlıya karşı hissettiği aşkı, sevgiyi çok net ve duygusal bir şekilde belirtiyor. Hikayenin aşk temasını ve kızın duygusal durumunu bu deyimle anlıyoruz.
4. Etkinlik “Anadolu’da Kilim Demek” metnini sözlü olarak özetleyiniz.
Adım 1: Metni baştan sona tekrar gözden geçirelim ve ana fikirlerini, önemli noktalarını belirleyelim.
Adım 2: Bu noktaları kendi kelimelerimizle, kısa ve öz bir şekilde bir araya getirerek bir özet oluşturalım. Sanki bir arkadaşımıza metni anlatıyormuş gibi.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlar, bu metin bize Anadolu’da kilimin ne kadar derin bir anlam taşıdığını anlatıyor. Düşünsenize, eskiden yazı bilmeyen Anadolu insanı, içindeki tüm duygu ve düşüncelerini, hayallerini, sevinçlerini, hüzünlerini, hatta yaşadığı coğrafyanın özelliklerini kilimlere işlemiş. Kilimler, adeta onların sessiz dili olmuş. Anadolu kadını için kilim dokumak, sadece bir el işi değil, aynı zamanda kendini ifade etme, dünyaya sesini duyurma, hatta bir nevi okuryazarlık demek. Kilimlerin renkleri ve desenleri, Anadolu’nun zorlu ikliminden, bereketli topraklarından, yaşam mücadelesinden ve aşk hikayelerinden izler taşıyor. Her yörenin kendine özgü kilimi olması da, Anadolu’nun zengin kültür mozaiğini gösteriyor. Kısacası, kilimler Anadolu’nun ruhunu, tarihini ve insanını yansıtan çok değerli bir miras.
5. Etkinlik “Anadolu’da Kilim Demek” metnindeki öznel ve nesnel yargıları tespit ederek ikişer tanesini yazınız.
Adım 1: Öncelikle öznel ve nesnel yargının ne olduğunu hatırlayalım:
- Öznel yargı: Kişinin kendi düşüncesini, duygusunu, yorumunu veya beğenisini içeren, kişiden kişiye değişebilen ifadelerdir. Kanıtlanamazlar.
- Nesnel yargı: Doğruluğu veya yanlışlığı herkesçe kabul edilebilen, kanıtlanabilen, kişisel duygu ve düşünce içermeyen ifadelerdir.
Adım 2: Metni bu bilgiler ışığında tekrar okuyup, öznel ve nesnel yargılara örnekler bulalım.
Çözüm:
Öznel Yargılar
-
Anadolu kadını, tezgâhının da yerini da gergefinin başına geçti mi tam bir okuryazardır.
Açıklama: Bu ifade, Anadolu kadınının dokumacılıktaki yeteneğini ve kilime yansıttığı anlamı yücelten kişisel bir yorumdur. Bir kadının dokumasıyla “okuryazar” olması mecazi bir anlatımdır, herkesçe kabul edilebilir bir gerçek değildir.
-
Kısacası Anadolu’nun tüm insanları, manevi dünyası, en küçük ayrıntıları ve göz alıcı renkleriyle kilimlerde yüze güler.
Açıklama: “Göz alıcı” kelimesi kişisel bir beğeni ifadesidir. Birine göz alıcı gelen bir renk, başkasına gelmeyebilir. Bu nedenle öznel bir yargıdır.
Nesnel Yargılar
-
Yıllar yılı okumamış, okutulmamış Anadolu insanı yazıdan yoksun olunca düşüncelerini kendine özgü şekillerle, renklerle dile getirmeye çalışmış…
Açıklama: Bu ifade, geçmişteki bir durumu, Anadolu insanının yazıdan yoksunluğunu ve kendini ifade etme biçimini anlatan, gözlemlenebilir ve tarihsel olarak doğrulanabilir bir bilgidir.
-
Her yörenin kendine özgü bir kilimi vardır.
Açıklama: Bu, Anadolu’daki kilim dokumacılığının bölgesel farklılıklarını belirten, herkesçe bilinen ve kanıtlanabilir bir gerçektir. Farklı yörelerin farklı desen ve motiflere sahip kilimleri olduğu bir vakadır.
6. Etkinlik Halı ve kilimin Anadolu kültüründeki yeri ve önemiyle ilgili yaptığınız araştırmalardan edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınıza anlatınız.
Adım 1: Metinde anlatılanları ve genel kültür bilgilerimizi birleştirerek halı ve kilimin Anadolu için ne anlama geldiğini düşünelim.
Adım 2: Bu bilgileri, arkadaşlarımıza anlatır gibi, samimi ve açıklayıcı bir dille ifade edelim.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlarım,
Halı ve kilimler bizim Anadolu kültürümüz için sadece birer eşya değil, adeta birer yaşam kitabıdır. Düşünsenize, eskiden insanlar okuma yazma bilmezken, içlerindeki tüm duyguları, sevinçleri, hüzünleri, umutları, doğa sevgilerini, yaşadıkları olayları neye yansıtırlarmış? İşte halı ve kilimlere! Her bir ilmek, her bir renk, her bir desen, dokuyanın bir hikayesini, bir dileğini, bir duasını fısıldar bize.
Kilimler, özellikle Anadolu kadınının dünyasını yansıtır. Onların el emeği, göz nuruyla dokuduğu kilimler, çeyizlerinde, evlerinde, çadırlarında yaşamın bir parçası olmuştur. Kilimlerde gördüğünüz motifler, mesela kuşlar, hayatı; koçboynuzu, gücü; bereket sembolleri, bolluğu; akarsu desenleri, yaşamın akışını temsil edebilir. Yani her bir motifin bir anlamı vardır ve bu anlamlar nesilden nesile aktarılır.
Halı ve kilimler, aynı zamanda Anadolu’nun coğrafyasını, iklimini ve hatta sosyal yapısını da gösterir. Sert iklimlerin yaşandığı yerlerde daha keskin çizgili, güçlü renkli kilimler; daha ılıman yerlerde ise daha yumuşak geçişli, pastel tonlarda desenler görebiliriz. Her yörenin kendine has bir dokuma kültürü, bir deseni ve renk paleti vardır. Bu da Anadolu’nun ne kadar zengin ve çeşitli bir kültüre sahip olduğunu gösterir.
Kısacası, halı ve kilimler bizim için sadece birer el sanatı ürünü değil, aynı zamanda geçmişimizden gelen bir miras, bir kimlik göstergesi ve kültürümüzün canlı bir aynasıdır. Onlara bakarken sadece bir desene değil, Anadolu’nun binlerce yıllık hikayesine baktığımızı unutmayalım.