7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 236
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizinle “Aşık Veysel ŞATIROĞLU” metniyle ilgili etkinlikleri çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuz metinleri iyi anlamak ve sorulara doğru cevaplar vermek için dikkatli olmak çok önemli. Şimdi hazırsanız, ilk sorumuzdan başlayalım!
3.Etkinlik. Okuduğunuz metindeki öznel ve nesnel yargıları belirleyerek aşağıya yazınız.
Sevgili çocuklar, önce öznel yargı ne demek, nesnel yargı ne demek, kısaca hatırlayalım. Öznel yargılar, kişiden kişiye değişen düşünceler, duygular ve yorumlardır. Yani herkesin aynı fikirde olmak zorunda olmadığı, kanıtlanamayan cümlelerdir. Nesnel yargılar ise herkes tarafından kabul edilen, doğruluğu veya yanlışlığı kanıtlanabilen, kişisel görüş içermeyen bilgilerdir. Şimdi metinden bu yargıları bulalım:
Öznel Yargılar:
- “1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde, mayıs ayında baharın en güzel günleri yaşanmaktadır.”
- “Babasının teselli bulması için aldığı saz ile yakın arkadaş olur.”
- “Veysel, keskin zekâsıyla, söylenen şiir, deyiş ve türküleri hemen ezberlemektedir.”
- “Keyfi kaçmış, bahçede armut ağacının dibinde yatıp kalkmaktadır ve geceleri âdeta yıldızlar ile konuşmaktadır.”
Burada “en güzel günler” ifadesi kişisel bir beğeni, bir duyguyu yansıtır. Herkes baharın mayıs ayını “en güzel” bulmayabilir, bu yüzden özneldir.
Bir saz ile “yakın arkadaş olmak” mecazi bir anlatımdır ve Veysel’in sazla kurduğu kişisel bağı, duygusal yorumunu ifade eder. Bu, kişisel bir algıdır.
“Keskin zekâ” ifadesi, Veysel’in zekâsına dair bir yorumdur. Birinin zekâsını “keskin” olarak tanımlamak, kişisel bir değerlendirmedir.
“Keyfi kaçmış” ifadesi Veysel’in ruh hâline dair bir yorumdur. “Yıldızlar ile konuşmak” ise tamamen mecazi bir anlatım olup, kişisel bir gözlem ve yorumdur.
Nesnel Yargılar:
- “1894 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Sivrialan köyünde (…) erkek çocukları dünyaya gelir.”
- “Bu çocuğun babası Şatıroğullarından “Karaca” lakaplı Ahmet Bey, annesi Gülizar Hanım’dır.”
- “Veysel yedi yaşında çiçek hastalığı sonucunda sol gözünü kaybeder.”
- “İlk saz derslerini, Divriği’nin bir köyünden olan Çamşıhlı Ali Ağa’dan (Aşık Ala) alarak saz ustalığını ilerletir.”
Bu cümle, Aşık Veysel’in doğum yerini ve tarihini kesin olarak belirtir. Kanıtlanabilir bir bilgidir, bu yüzden nesneldir.
Aşık Veysel’in anne ve babasının kimlikleri, lakapları hakkında net bilgiler verir. Bunlar da kanıtlanabilir gerçeklerdir.
Veysel’in yedi yaşında çiçek hastalığı nedeniyle sol gözünü kaybetmesi, hayatındaki önemli bir gerçektir ve kanıtlanabilir.
Saz derslerini kimden aldığı ve saz ustalığını nasıl geliştirdiği hakkında somut bilgi verir. Bu da nesnel bir bilgidir.
Şimdi ikinci sorumuza geçelim.
4.Etkinlik. “Aşık Veysel ŞATIROĞLU” metninde hangi anlatım biçimi kullanılmıştır? Nedenleriyle birlikte yazınız.
Sevgili öğrenciler, metni okuduğunuzda Aşık Veysel’in hayatından kesitler, olaylar ve gelişmeler anlatıldığını fark etmişsinizdir. Bir olayın, bir durumun baştan sona anlatıldığı anlatım biçimine öyküleyici anlatım deriz.
Çözüm:
Bu metinde öyküleyici anlatım biçimi kullanılmıştır.
Nedenleri:
- Metinde Aşık Veysel’in doğumundan başlayarak hayatının önemli dönemleri, yaşadığı olaylar (gözlerini kaybetmesi, saz çalmaya başlaması gibi) bir sıra dâhilinde anlatılmıştır.
- Olaylar akış içinde verilmiştir; “dünyaya gelir”, “dua ederler”, “kaybeder”, “alır”, “ezberlemektedir” gibi fiiller, bir akışı ve zaman içindeki değişimi gösterir.
- Metinde bir hikâye anlatılmakta, bir karakterin (Aşık Veysel) yaşam öyküsü sunulmaktadır.
- Metinde zaman (1894 yılı, yedi yaşında), mekân (Sivrialan köyü) ve kişiler (Aşık Veysel, annesi, babası, Ali Ağa) gibi öyküleyici anlatımın temel unsurları bulunmaktadır.
Sıra geldi son sorumuza. Bu soru biraz daha kişisel bir yorum gerektiriyor.
5.Etkinlik. Aşağıdaki duvar resminin sizde uyandırdığı duygu ve düşünceleri anlatınız.
Bu soruda herkesin farklı düşünceleri ve duyguları olabilir, çünkü sanat eserleri bizde farklı izlenimler bırakır. Önemli olan, resmi dikkatlice inceleyip kendi iç dünyanızda uyandırdıklarını samimi bir şekilde ifade etmenizdir. Ben size örnek olması için kendi düşüncelerimi ve duygularımı yazacağım.
Çözüm:
Bu duvar resmine baktığımda ilk olarak zamanın akışı ve hayatın döngüsü aklıma geliyor. Kum saati, zamanın sürekli aktığını, durmadığını çok güzel simgeliyor. Kumların yukarıdan aşağıya doğru akması, hayatımızdaki anların, deneyimlerin ve olayların birbiri ardına sıralanmasını, geçmişin geride kalıp geleceğin gelmesini anlatıyor gibi hissettiriyor.
Kum saatinin içinde ve etrafında gördüğümüz şehir manzaraları, köprüler, yapılar ve belki de insanlar, insanlığın zaman içindeki yolculuğunu temsil ediyor. Sanki her bir kum tanesi bir anıyı, bir olayı, bir yaşamı barındırıyor. Bu da bana hayatın ne kadar değerli ve her anının ne kadar önemli olduğunu düşündürüyor. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini ve bu akış içinde bizim de bir şeyler yapmamız, yaşamı dolu dolu deneyimlememiz gerektiğini hatırlatıyor.
Resmin genelindeki renkler ve graffiti tarzı ise bu derin konuya sanatsal ve modern bir dokunuş katmış. Mavinin, beyazın ve yeşilin tonları bana hem bir dinginlik hem de bir akışkanlık hissi veriyor. Bu resim, hem zamanın durdurulamaz akışını hem de bu akış içinde biriken deneyimlerin ve yaşamların zenginliğini anlatıyor gibi.
Kısacası, bu resim bana “zamanın kıymetini bil, anı yaşa ve hayatın her evresinin tadını çıkar” mesajını veriyor.
Umarım bu açıklamalar size yardımcı olmuştur sevgili öğrencilerim. Başka bir etkinlikte görüşmek üzere!