7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 256
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimiz için gönderdiğin bu etkinlikleri birlikte adım adım çözümleyelim. Unutma, her soruyu dikkatlice okumak ve ne istediğini anlamak çok önemli. Hazırsan başlayalım!
2.Etkinlik Aşağıdaki cümleleri okuyunuz. İzlediğiniz belgesele göre doğru olan ifadelerin başına “D”, yanlış olan ifadelerin başına “Y” yazınız.
Şimdi her bir cümleyi tek tek inceleyelim ve doğru mu yanlış mı olduğuna karar verelim. Unutma, bu tür sorularda bazen küçük bir kelime bile cümlenin anlamını değiştirebilir.
1. Klasik kitap sanatçısı İslam Seçen, uzun yaşamının sırrını bu sanata bağlamıştır.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: İslam Seçen, geleneksel Türk kitap sanatlarının çok önemli bir ustasıdır. Sanatçılar genellikle hayatlarını adadıkları sanatlarına büyük bir tutkuyla bağlı olurlar. Bu tür ustalar için sanat, sadece bir meslek değil, aynı zamanda yaşam biçimidir, onlara güç ve anlam veren bir kaynaktır. Bu yüzden uzun yaşamının sırrını sanatına bağlaması oldukça doğal ve beklenen bir durumdur, bu da onun sanatına olan derin sevgisini gösterir.
2. Minyatür sanatçısı Cahide Keskiner, bu sanatı kültür ve sanatı yaşatmak için ele almıştır.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Cahide Keskiner, Türk minyatür sanatının önde gelen isimlerinden biridir. Geleneksel sanatlarla uğraşan ustaların en önemli amaçlarından biri, bu değerli sanatları sadece icra etmekle kalmayıp, aynı zamanda onları gelecek nesillere aktararak kültürümüzü ve sanatımızı yaşatmaktır. Cahide Keskiner de bu amaç uğruna çalışan bir sanatçı olduğu için bu ifade doğru kabul edilir.
3. İslam Seçen’e göre dünya çapında sanat zirvelerine ulaşmış sanatkârlar hâlâ yaşamaktadır.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Her sanat dalında olduğu gibi, geleneksel sanatlarımızda da çok değerli, dünya çapında tanınan ve sanatının zirvesine ulaşmış ustalarımız hâlâ hayatta ve sanatlarını icra etmeye devam ediyorlar. Bu ifade, sanatın yaşayan bir miras olduğunu ve ustaların eserleriyle, bilgileriyle bizlere ışık tutmaya devam ettiğini vurguluyor. Böyle bir düşünce, sanatın canlılığını ve sürekliliğini gösterir.
4. Sedefkâr Salih Balakbabalar, Türk tezhip sanatına ait seçkin desenleri ve Türk hat sanatının nadide örneklerini ahşap, sedef, bağa, fil dişi, altın, gümüş, yakut, pirinç gibi malzemelerle uygulamamaktadır.
Çözüm:
Bu ifade Y (Yanlış) bir ifadedir.
Açıklama: Sedefkârlık, ahşap üzerine sedefin ve bazen diğer değerli malzemelerin (bağa, fil dişi, metal gibi) işlenmesiyle yapılan çok özel ve incelikli bir sanattır. Bu sanatta adı geçen malzemeler (sedef, ahşap, bağa, fil dişi, altın, gümüş, yakut, pirinç) zaten temel olarak kullanılır. Cümlenin sonundaki “uygulamamaktadır” kelimesi, bu malzemelerin kullanılmadığını belirtiyor ki bu, sedefkârlık sanatının doğasına aykırıdır. Sedefkârlar, bu malzemeleri kullanarak harika eserler ortaya çıkarırlar. Bu yüzden ifade yanlıştır.
5. Salih Balakbabalar’a göre sedef kakma sanatını iyi yapabilmek için ahşabı çok sevmek, makine kullanmayı bilmek, malzemeyi tanımak, hat sanatı konusunda bilgi sahibi olmak ve bu işi çok iyi bilenlerle devamlı istişare hâlinde olmak gerekir.
Çözüm:
Bu ifade Y (Yanlış) bir ifadedir.
Açıklama: Sedef kakma gibi geleneksel sanatlarımızda, el emeği ve göz nuru çok önemlidir. Ahşabı sevmek, malzemeyi tanımak, hat sanatı bilgisi ve ustalarla sürekli fikir alışverişinde bulunmak (istişare hâlinde olmak) elbette ki bir sedefkâr için çok değerli özelliklerdir, bunlar doğru. Ancak, geleneksel sedefkârlıkta genellikle el aletleri ve ustalık ön plandadır, makinelerin kullanımı bu sanatın ruhuna pek uygun düşmez veya çok sınırlıdır. “Makine kullanmayı bilmek” bir gereklilik olarak belirtildiğinde, bu geleneksel sanatın özüyle çelişebilir. Bu nedenle, cümlenin tamamı ele alındığında, bu madde ifadeyi yanlış kılar.
6. Kalem işi çalışmalarını yapan Muammer Semih İrteş’in ilk hedefi eski eserlerin, geleneksel sanatların en iyi şekilde restore edilmesi ve bu konuda iyi ustaların yetişmesidir.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Muammer Semih İrteş, kalem işi sanatının çok önemli bir ustasıdır. Geleneksel sanat ustaları için sadece yeni eserler üretmek değil, aynı zamanda geçmişten bize miras kalan değerli eserleri korumak, onarmak (restore etmek) ve bu sanatları öğrenmek isteyen gençlere öğretmek de en büyük hedeflerindendir. Bu ifade, bir ustanın hem geçmişe saygısını hem de geleceğe olan sorumluluğunu çok güzel anlatıyor.
7. Keçecilik sanatıyla uğraşan Ahmet Yaşar Kocataş, sadece katıldığı sergilerle geleneğe ilişkin toplumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamıştır.
Çözüm:
Bu ifade Y (Yanlış) bir ifadedir.
Açıklama: Ahmet Yaşar Kocataş gibi değerli geleneksel sanat ustaları, sanatlarını ve dolayısıyla kültürümüzü tanıtmak için birçok farklı yol kullanırlar. Sadece sergilere katılarak değil, aynı zamanda atölyeler düzenleyerek, eğitim vererek, kitaplar yazarak, panellere katılarak veya farklı etkinliklerde yer alarak da toplumsal farkındalığı artırırlar. Cümledeki “sadece” kelimesi, ustanın katkılarını kısıtladığı ve eksik anlattığı için bu ifade yanlış olur. Bir usta, sanatı için elinden gelen her şeyi yapar!
8. Aşıklık geleneği temsilcilerinden İsmail Nar’a göre birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk ve barışı sağlayacak davranışlar içinde olunmalıdır.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Aşıklık geleneği, saz eşliğinde şiirler söyleyen âşıkların sadece sanat icra ettiği bir alan değildir. Aynı zamanda toplumda birlik, beraberlik, sevgi, saygı, dostluk ve barış gibi evrensel değerleri yaymayı amaçlayan, insanlara öğütler veren çok önemli bir kültürel mirastır. İsmail Nar gibi âşıklar da bu mesajları eserleriyle ve duruşlarıyla insanlara ulaştırırlar. Bu yüzden bu ifade, aşıklık geleneğinin temel felsefesini doğru bir şekilde yansıtır.
9. Atma türkü sanatına yeni başlayan Osman Efendioğlu’na göre atma türkü; hiciv, nükte, şaka, kinaye gibi oluşumların bir neticesidir.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Atma türküler, genellikle iki veya daha fazla kişi arasında yapılan, karşılıklı atışmalı, doğaçlama (yani anında uydurulan) türkülerdir. Bu türkülerde zekâ, hazırcevaplılık, espri, şaka, ince alay (hiciv), iğneleme (kinaye) gibi unsurlar çok önemlidir. Atma türkü söyleyenler, bu özelliklerini kullanarak birbirlerine cevap verir, dinleyenleri güldürür veya düşündürürler. Bu ifade, atma türkünün doğasını ve içeriğini çok doğru bir şekilde anlatıyor.
10. Çok sesli şarkı söyleme geleneğinin temsilcisi olan Macahel Yaşlılar Korosu; Artvin Borçka’nın Camili köyünde, yok olmaya yüz tutan geleneksel çok sesli halk şarkılarını yaşatmak üzere 2001 yılında kurulmuştur.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Macahel bölgesi, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı Camili köyü ve çevresi, kendine özgü ve çok sesli şarkı söyleme geleneğiyle bilinen çok özel bir yerdir. “Macahel Yaşlılar Korosu” da tam da bu değerli ve yok olmaya yüz tutan geleneği unutturmamak, onu canlı tutmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla 2001 yılında kurulmuştur. Bu ifade, korunun kuruluş amacını, yerini ve zamanını doğru bir şekilde anlatıyor.
11. Macahel Yaşlılar Korosu üyeleri; profesyonel müzik eğitimi almamış ve köy imecelerinde, düğünlerinde icra edilen çok sesli şarkı söyleme geleneğini kendileri öğrenmişlerdir.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Geleneksel halk müziklerinde, insanlar genellikle bir okulda veya kursta profesyonel bir müzik eğitimi almazlar. Şarkıları ailelerinden, büyüklerinden, köydeki diğer insanlardan dinleyerek, onlara eşlik ederek ve sosyal etkinliklerde (düğün, imece, bayram gibi) söyleyerek öğrenirler. Macahel Yaşlılar Korosu üyeleri de kendi kültürlerinin doğal bir parçası olarak, yaşayarak ve uygulayarak bu çok sesli şarkı söyleme geleneğini öğrenmişlerdir. Bu durum, onların sanatının ne kadar samimi ve köklü olduğunu gösterir.
12. Minyatür sanatı; ebru, hat ve resim sanatlarıyla iç içedir.
Çözüm:
Bu ifade D (Doğru) bir ifadedir.
Açıklama: Minyatür, çok detaylı ve ince işçilik gerektiren bir resim sanatıdır. Geleneksel Türk-İslam sanatlarında, farklı sanat dalları birbirini besler ve tamamlar. Örneğin, minyatür eserlerde çoğu zaman metinler bulunur ve bu metinler genellikle hat (güzel yazı) sanatıyla yazılır. Eserlerin kağıtları veya kenar süslemeleri ebru (mermerleştirme) sanatı teknikleriyle hazırlanabilir. Minyatür zaten bir resim türü olduğu için resim sanatıyla iç içe olması kaçınılmazdır. Bu yüzden bu sanatlar birbirleriyle ayrılmaz bir bütündür ve iç içe geçmişlerdir.
—
3.Etkinlik “Yaşayan İnsan Hazineleri” adlı belgeseldeki sanatlar içerisinde en çok ilginizi çeken sanat dalı hangisidir? Nedenleriyle birlikte anlatınız.
Sevgili öğrencim, bu soru senin kişisel tercihini soruyor. Hangi sanat dalı seni daha çok etkilediyse onu seçip nedenlerini açıklayabilirsin. Ben de sana örnek olması için kendi seçimimi ve nedenlerimi anlatayım:
Çözüm:
Bu belgeselde bahsedilen sanatlar içerisinde benim en çok ilgimi çeken sanat dalı kesinlikle Aşıklık Geleneği oldu.
Nedenleri:
- Birçok Sanat Dalının Birleşimi: Aşıklık geleneği, sadece saz çalmaktan veya şiir okumaktan ibaret değil. İçinde müzik (saz çalma), edebiyat (şiir söyleme), tiyatro (canlandırma) ve hatta toplumsal eleştiri gibi birçok farklı sanat dalını barındırıyor. Bir âşığın hem güzel saz çalması, hem etkili şiirler yazması, hem de bunları dinleyiciye aktarabilmesi bence müthiş bir yetenek.
- Doğaçlama Gücü: Âşıkların, özellikle atışmalarda, o an duydukları bir şeye veya verilen bir konuya anında şiirle ve sazla cevap verebilme yeteneği beni çok etkiliyor. Bu, hem zekâ hem de dil hâkimiyeti gerektiren harika bir beceri. Sanki kelimeler ve notalar akıp gidiyor, ustalıkla birleşiyor.
- Toplumsal Mesajları: Âşıklar sadece eğlendirmez, aynı zamanda düşündürürler. Şiirlerinde birlik, beraberlik, kardeşlik, dostluk, barış gibi çok önemli değerleri işlerler. Bazen toplumsal sorunlara değinir, haksızlıklara karşı seslerini yükseltirler. Bu yönüyle aşıklık, toplumun vicdanı gibi oluyor ve insanlara yol gösteriyor.
- Yaşayan Bir Gelenek Olması: Aşıklık, kitaplardan öğrenilen kuru bir bilgi değil, nesilden nesile aktarılan, hâlâ canlılığını koruyan bir miras. Âşıklar, usta-çırak ilişkisiyle yetişiyor, bu da geleneğin gücünü ve sıcaklığını gösteriyor. Bir ustanın elinden yetişen bir çırağın, o geleneği kendi yorumuyla devam ettirmesi, sanatın sürekli canlı kalmasını sağlıyor.
- Duyguların İfadesi: Aşıklık geleneği, insanların iç dünyalarını, sevinçlerini, hüzünlerini, aşklarını, özlemlerini en samimi şekilde ifade etmelerine olanak tanıyor. Bir âşığın sazının telinden dökülen her nağme, söylediği her söz, dinleyenin kalbine dokunuyor. Bu içtenlik, beni bu sanata daha da bağlıyor.
İşte bu yüzden, aşıklık geleneği benim için sadece bir sanat değil, aynı zamanda bir yaşam felsefesi ve kültürel bir hazine. Onların eserleriyle hem eğleniyor hem de hayat hakkında çok değerli dersler çıkarıyorum.