7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 263
Merhaba sevgili 7. sınıf öğrencim! Türkçe dersinde bugün seninle çok güzel sorular çözeceğiz. Hazırsan, tek tek sorulara bakalım ve cevaplarını, nedenleriyle birlikte anlamaya çalışalım. Unutma, her soruyu bir bilmece gibi düşün ve ipuçlarını takip et!
4. “Ünlü sanatçı, 20 Ocak 1943 yılında Üsküdar’da dünyaya gelmiştir.” cümlesindeki anlatım bozukluğunun nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Adım 1: Öncelikle cümleyi dikkatlice okuyalım: “Ünlü sanatçı, 20 Ocak 1943 yılında Üsküdar’da dünyaya gelmiştir.”
Adım 2: Anlatım bozuklukları konusunda öğrendiklerimizi hatırlayalım. Anlatım bozuklukları; gereksiz sözcük kullanma, sözcüğü yanlış anlamda kullanma, çelişen ifadeleri bir arada kullanma gibi farklı şekillerde olabilir.
Adım 3: Cümledeki “dünyaya gelmiştir” ifadesine odaklanalım. “Dünyaya gelmek” birinin doğması anlamına gelir, tıpkı “doğmak” fiili gibi. Türkçede “doğmak” fiili tek başına yeterli ve yaygın bir kullanımdır.
Adım 4: Eğer bir kelimeyi veya ifadeyi kullanmadan da cümlenin anlamı değişmiyorsa, o kelime gereksiz kullanılmış demektir. “Ünlü sanatçı, 20 Ocak 1943 yılında Üsküdar’da doğmuştur.” cümlesi de aynı anlama gelir ve daha kısadır.
Adım 5: Bu durumda, “dünyaya gelmek” ifadesindeki “dünyaya” kelimesi, “gelmek” fiiliyle birlikte zaten “doğmak” anlamını verdiği için, bazı dilbilimciler tarafından gereksiz sözcük kullanımı olarak kabul edilebilir. Yani, aynı anlamı veren iki kelimeyi (ya da bir kelime ve bir kelime grubunu) bir arada kullanmak anlatım bozukluğuna yol açar.
Adım 6: Seçeneklere baktığımızda:
- A) Birbiriyle çelişen sözcüklerin bir arada kullanılması: Cümlede çelişen bir durum yok.
- B) Eş anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması: Evet, “doğmak” ve “dünyaya gelmek” eş anlamlı ifadelerdir ve bu durumda “dünyaya” kelimesi gereksiz sayılır.
- C) Sözcüğün yanlış anlamda kullanılması: “Dünyaya gelmek” ifadesi kendi anlamında kullanılmış, yanlış bir anlam yok.
- D) Sözcüğün gereksiz yere kullanılması: İşte bu! “Dünyaya” kelimesi, “gelmek” ile birlikte “doğmak” anlamını verdiği için gereksiz yere kullanılmış olur.
Sonuç:
Doğru cevap D seçeneğidir.
5. Aşağıdakilerden hangisinde deyim yanlış anlamda kullanılmıştır?
Adım 1: Deyimleri doğru anlamlarıyla eşleştirmeliyiz. Her bir seçenekteki deyimin anlamını hatırlayalım ve cümlenin bağlamına uyup uymadığına bakalım.
- A) Kardeşi doğunca pabucu dama atılmış.
- B) Çok sevdiği dedesini karşısında görünce etekleri tutuştu.
- C) Artık işi bırakıyormuş, her şeyden elini ayağını çekecekmiş.
- D) Annen yıllardır senin için saçını süpürge ediyor.
Deyim: “Pabucu dama atılmak”
Anlamı: Değerini, önemini yitirmek, gözden düşmek.
Cümledeki kullanım: Küçük kardeş doğunca, büyük kardeşin eskisi kadar ilgi görmemesi, değerinin azalması durumuyla örtüşür. Bu kullanım doğrudur.
Deyim: “Etekleri tutuşmak”
Anlamı: Çok telaşlanmak, heyecanlanmak, korkmak, paniklemek.
Cümledeki kullanım: Çok sevdiğimiz birini görünce genellikle seviniriz, mutlu oluruz, heyecanlanırız ama paniklemeyiz ya da korkmayız. Eğer “etekleri zil çalmak” gibi bir deyim olsaydı, doğru olurdu. Bu kullanım yanlıştır.
Deyim: “Elini ayağını çekmek”
Anlamı: Bir işten, bir yerden veya bir durumdan tamamen uzaklaşmak, ilgisini kesmek.
Cümledeki kullanım: “İşi bırakmak” ile “her şeyden elini ayağını çekmek” ifadeleri birbiriyle uyumludur. Bu kullanım doğrudur.
Deyim: “Saçını süpürge etmek”
Anlamı: Bir kimse için büyük fedakârlıklarda bulunmak, çok emek vermek, her türlü hizmeti yapmak.
Cümledeki kullanım: Annelerin çocukları için yaptığı fedakârlıkları anlatır. Bu kullanım doğrudur.
Sonuç:
Yanlış anlamda kullanılan deyim B seçeneğindedir.
6. Çağdaşları arasında en büyük şairdi Attilâ İlhan. Kendi alanında bir virtüözdü. Ama artık yok! Şiirlerindeki serbestlik, rahatlık ve ne olursa olsun doğruluk… Çoğu şairde göremeyeceğimiz bir üslup… Lise sıralarına yazılan iki satırı, şiir diye okuyanlar için bu ne büyük acıdır(!) Allah’ın rahmeti üzerine olsun…
Yukarıdaki parçadan hangisi çıkarılabilir?
Adım 1: Parçayı dikkatlice okuyalım ve yazarın Attilâ İlhan hakkında ne düşündüğünü, onun şiirlerini nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışalım.
Adım 2: Seçenekleri tek tek inceleyelim ve parçadaki bilgilerle karşılaştıralım.
- A) Şair, Türk edebiyatının en büyük şairiydi.
- B) Doğruluktan yana olan bir şair değildir.
- C) Üslubu birçok şairden farklıdır.
- D) Toplumumuzda şairin değeri bilinmemektedir.
Parçada “Çağdaşları arasında en büyük şairdi” ifadesi geçiyor. “Çağdaşları arasında” demek, kendi dönemindeki şairler arasında en büyük olduğu anlamına gelir. “Türk edebiyatının en büyük şairi” demek ise tüm zamanların en büyüğü demektir ki, parçada böyle genel bir ifade kullanılmamıştır. Bu yüzden A seçeneği çıkarılamaz.
Parçada “Şiirlerindeki serbestlik, rahatlık ve ne olursa olsun doğruluk…” ifadesi yer alıyor. Bu ifade, şairin doğruluktan yana olduğunu açıkça gösterir. Dolayısıyla B seçeneği yanlıştır, çıkarılamaz.
Parçada “Çoğu şairde göremeyeceğimiz bir üslup…” deniyor. “Çoğu şairde göremeyeceğimiz” ifadesi, Attilâ İlhan’ın üslubunun diğer birçok şairinkinden farklı ve özgün olduğunu açıkça belirtir. Bu ifade doğrudan C seçeneğini destekler.
Parçada “Lise sıralarına yazılan iki satırı, şiir diye okuyanlar için bu ne büyük acıdır(!)” ifadesi geçiyor. Bu, şiiri tam olarak anlamayan veya basit yazıları şiir sanan kişilere yönelik bir eleştiridir. Toplumun genel olarak şairin değerini bilmediği anlamına gelmez, sadece bazı okuyucuların şiir anlayışını eleştirir. Bu yüzden D seçeneği tam olarak çıkarılamaz.
Sonuç:
Parçadan çıkarılabilecek yargı C seçeneğidir.
7. Aşağıdaki yay ayraçla gösterilen yerlere ” ( ) ” uygun noktalama işaretlerini koyunuz.
Adım 1: Cümleleri tek tek inceleyelim ve her yay ayracın yerine gelmesi gereken noktalama işaretini belirleyelim.
- Ahmet Bey döndü ( ) arkasındaki bekçiye ( )
- ( ) İşte bir hastane daha ( ) dedi ( )
- Küçük bir çam ormanının önünde beyaz bir binanın ne işi vardı ( ) Mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu ( )
- Bahçenin demir kapısında büyük bir ( ) Kiralıktır ( ) yazısı asılmıştı ( )
Açıklama: “Ahmet Bey döndü” bir eylem bildiriyor. Ardından bir kişiye yönelme var ve devamında o kişinin sözleri aktarılacak. Bu durumda, Ahmet Bey’in eyleminden sonra virgül (,) kullanırız. Ardından gelen sözü belirtmek için ise iki nokta üst üste (:) kullanırız.
Doğru işaretler: `,` ve `:`
Açıklama: Bu kısım doğrudan aktarılan bir söz (alıntı) olduğu için tırnak işareti (“) ile başlamalıdır. “İşte bir hastane daha” cümlesi tamamlanmış bir yargı bildiriyor ve devamında “dedi” fiiliyle ana cümle devam ediyor. Bu tür durumlarda, alıntı cümlenin sonuna virgül (,) konur ve tırnak işareti kapatılır. Ardından gelen “dedi” fiiliyle cümle bittiği için sona nokta (.) konur.
Doğru işaretler: `”` , `,` , `”` ve `.`
Açıklama: “Küçük bir çam ormanının önünde beyaz bir binanın ne işi vardı” ifadesi bir soru anlamı taşıdığı için sonuna soru işareti (?) gelir. “Mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu” ifadesi ise bitmiş bir yargı bildiren bir cümledir ve sonuna nokta (.) gelir.
Doğru işaretler: `?` ve `.`
Açıklama: “Kiralıktır” kelimesi bir levhada yazılı olan özel bir ifadedir. Bu tür özel olarak belirtilen kelimeler veya metinler tırnak işareti (“) içine alınır. Cümle “yazısı asılmıştı” ile tamamlandığı için sonuna nokta (.) gelir.
Doğru işaretler: `”` , `”` ve `.`
Sonuç:
Boşluklara sırasıyla gelecek noktalama işaretleri şunlardır:
Ahmet Bey döndü, arkasındaki bekçiye:
“İşte bir hastane daha,“ dedi.
Küçük bir çam ormanının önünde beyaz bir binanın ne işi vardı? Mermerdenmiş gibi göz kamaştıracak derecede parlıyordu.
Bahçenin demir kapısında büyük bir“Kiralıktır“ yazısı asılmıştı.
8. Sanatçı için roman, şiir veya hikâye konusunda bilgiler vermek, eserini nasıl yazdığını, orada neler söylemek istediğini anlatmaya çalışmak; boş bir çaba ve okura saygısızlıktır. Böyle bir tutum yazarın kendine güveni olmadığını gösterir. Aslında doğrusu şöyledir: Sanatçı, eserini ortaya koyduktan sonra bir kenara çekilir. Artık eseri kendi kendini savunmalı, yaratıcısının koruyuculuğuna sığınmamalıdır.
Paragrafta asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Adım 1: Paragrafın tamamını dikkatlice okuyarak yazarın ana fikrini, yani bize ne anlatmak istediğini bulmaya çalışalım.
Adım 2: Yazar, sanatçının eserini açıkladığı, nasıl yazdığını anlattığı durumları “boş bir çaba ve okura saygısızlık” olarak nitelendiriyor. Ayrıca, bunun yazarın kendine güveni olmadığını gösterdiğini belirtiyor.
Adım 3: Asıl önemli kısım, yazarın önerisi olan son cümlelerde saklı: “Sanatçı, eserini ortaya koyduktan sonra bir kenara çekilir. Artık eseri kendi kendini savunmalı, yaratıcısının koruyuculuğuna sığınmamalıdır.” Bu cümleler, sanatçının eserini yayımladıktan sonra onun hakkında yorum yapmaması, onu savunmaya çalışmaması gerektiğini vurguluyor.
Adım 4: Seçenekleri bu ana fikirle karşılaştıralım:
- A) Sanatçının eserini açıklaması, onun anlaşılmasını kolaylaştırır.
- B) Değişik türlerde yazmaya çalışmak, sanatçının başarısını zorlaştırır.
- C) Sanatçı, eseriyle ilgili değerlendirme yapmaktan kaçınmalıdır.
- D) Başarılı eser vermenin temel şartı, okura saygı duymaktır.
Paragraf tam tersini söylüyor; açıklamayı “boş bir çaba” olarak görüyor. Bu seçeneği eleyelim.
Paragrafta değişik türlerde yazmakla ilgili hiçbir bilgi yok. Bu seçeneği de eleyelim.
Paragraftaki “bir kenara çekilir”, “eseri kendi kendini savunmalı”, “yaratıcısının koruyuculuğuna sığınmamalıdır” ifadeleri, sanatçının eserini yorumlamaktan, hakkında değerlendirme yapmaktan uzak durması gerektiğini açıkça anlatıyor. Bu seçenek paragrafın ana fikriyle birebir örtüşüyor.
Paragraf, sanatçının açıklama yapmasının “okura saygısızlık” olduğunu söylese de, asıl vurgu başarılı eserin şartı değil, sanatçının eserini yayımladıktan sonraki tutumudur. Yani, okura saygı duymak önemlidir ama paragrafın ana mesajı bu değil.
Sonuç:
Paragrafta asıl anlatılmak istenen C seçeneğidir.