7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 34
Merhaba sevgili öğrencim! Türkçe dersinde bugün çok güzel bir metin ve onunla ilgili sorularla karşı karşıyayız. Hiç merak etme, bu soruları seninle birlikte adım adım, en anlaşılır şekilde çözeceğiz. Hazırsan başlayalım!
1. Yazarı etkileyen olay nedir?
Sevgili öğrencim, bu soruda yazarın yani metni bize anlatan kişinin neyden etkilendiğini bulmamız isteniyor. Metni dikkatlice okuduğumuzda, yazarın bir dostundan dinlediği bir olayın kendisini çok etkilediğini anlıyoruz.
Adım 1: Metnin ilk cümlesine bakalım. “Bir dostum anlatırken bana pek tesir etmişti…” diyor. Yani yazar, bu olayı kendisi yaşamamış, bir başkasından dinlemiş.
Adım 2: Dostunun anlattığı olaya odaklanalım. Dostu, yaşlı bir amcayla birlikte bir binanın merdivenlerini çıkıyor. Bu yaşlı amca, her basamakta duruyor, dudaklarının arasından bir şeyler mırıldanıyor ve yeni basamağa geçmek için sabırsızlanan dostunu bekletiyor.
Adım 3: En can alıcı kısım, yaşlı amcanın sözleri. Yaşlı amca, dostuna dönüp “Sana benim bu hâlim biraz garip görünüyor değil mi? Hakkın var. Ben her basamağı aştığımda Allah’ıma bir kere şükrediyorum. Sen şimdi bunun manasını anlayamazsın. Fakat bir gün gelecek sen de merdiven basamağını aşmanın dahi bir kere değil, bin kere şükretmeye değer bir hadise olduğunu anlayacaksın!” diyor.
İşte yazarımızı en çok etkileyen kısım burası. Yaşlı amcanın, merdivenin her bir basamağını çıkarken bile şükretmesi ve bu şükrün derin anlamını dostuna (ve dolayısıyla bize) anlatması, yazarın üzerinde büyük bir etki bırakmış.
Sonuç:
Yazarı etkileyen olay, yaşlı bir amcanın merdivenleri çıkarken her basamakta durup şükretmesi ve bu davranışının ardındaki derin anlamı genç dostuna açıklamasıdır. Bu olay, hayatın küçük detaylarına bile şükretmenin önemini vurgulamaktadır.
2. “Yaşlı insanlar, hele okumuş yazmış kimseler, pek duygulu olurlar.” sözüne katılıyor musunuz? Neden?
Bu soru, metindeki bir ifade hakkında senin kişisel görüşünü ve bu görüşünü nedenleriyle birlikte açıklamanı istiyor. Unutma, böyle sorularda doğru ya da yanlış bir cevap yoktur, önemli olan düşünceni güzelce ifade etmektir.
Adım 1: Sözü tekrar düşünelim: “Yaşlı insanlar, hele okumuş yazmış kimseler, pek duygulu olurlar.“
Adım 2: Metindeki yaşlı amcanın davranışını ve sözlerini hatırlayalım. Amca, her bir basamağı aşarken şükrediyor, hayatın kıymetini biliyor ve bu bilgeliğini genç dostuyla paylaşıyor. Bu durum, onun duygusal derinliğini ve hayat tecrübesinin getirdiği hassasiyeti gösteriyor.
Adım 3: Geniş bir perspektiften düşünelim. Yaşlı insanlar, hayatları boyunca birçok olay yaşarlar, sevinçler, hüzünler, kayıplar ve kazançlar… Tüm bunlar onların hayata bakış açılarını şekillendirir ve genellikle daha hassas, daha anlayışlı olmalarını sağlar. Okumuş yazmış olmak ise, dünyaya ve insanlara farklı pencerelerden bakabilme yeteneğini geliştirir, empatiyi artırır.
Sonuç:
Evet, bu söze kesinlikle katılıyorum.
Bunun birkaç nedeni var:
- Birincisi, yaşlı insanlar hayat tecrübeleri sayesinde birçok olay görmüş, birçok duygu yaşamışlardır. Bu tecrübeler, onları hayata karşı daha hassas ve duygulu yapar. Metindeki yaşlı amcanın her basamak için şükretmesi, hayatın kıymetini bilmesinin ve bu durumun ona verdiği duygusal derinliğin bir göstergesidir.
- İkincisi, okumuş yazmış olmak, insanların dünyayı daha iyi anlamalarını, olaylara farklı açılardan bakmalarını ve empati kurmalarını sağlar. Kitaplar ve bilgi, insan ruhunu zenginleştirir ve duygusal zekayı geliştirir. Bu da onları daha ince ruhlu ve duygulu kılar.
- Kısacası, yaşlılık ve bilgi birikimi, insanı hayata karşı daha duyarlı ve anlayışlı bir hale getirir diyebiliriz.
3. Okuduğunuz metnin ana fikrini yazınız.
Ana fikir, bir metnin bize vermek istediği en önemli mesajdır. Metni okuduğumuzda yazar bize ne anlatmak istiyor, hangi dersi çıkarmamızı bekliyor, bunu bulmalıyız.
Adım 1: Metindeki temel olayı ve yaşlı amcanın son sözlerini hatırlayalım. Yaşlı amca, her bir merdiven basamağı için şükrediyor ve genç dostuna, bir gün kendisinin de en basit görünen eylemlerin bile ne kadar değerli olduğunu anlayacağını söylüyor.
Adım 2: Bu olayın bize ne hissettirdiğini düşünelim. Hayatın küçük anlarına, sıradan görünen eylemlere bile değer vermemiz gerektiğini anlıyoruz.
Adım 3: Metnin genelinde vurgulanan duygu nedir? Şükretmek, kıymet bilmek, minnet duymak.
Sonuç:
Okuduğumuz metnin ana fikri şudur:
Hayatta karşılaştığımız en basit ve sıradan gibi görünen olayların bile aslında ne kadar değerli olduğunu fark etmek ve bu değerler için şükran duymaktır. Özellikle yaşlılık tecrübesiyle birlikte gelen bilgelik, bize hayatın her anının kıymetini bilmeyi ve minnettar olmayı öğretir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim cümlenin anlamına uygun kullanılmamıştır?
Bu soruda bizden, şıklarda verilen cümlelerdeki deyimlerin anlamına uygun kullanılıp kullanılmadığını bulmamız isteniyor. Deyimler, genellikle gerçek anlamlarından farklı, mecazlı anlamlar taşıyan kalıplaşmış söz öbekleridir. Her bir şıkkı tek tek inceleyelim.
a) Hemen haber uçurun anneme, ağabeyim geliyormuş.
Adım 1: Buradaki deyim “haber uçurmak”tır.
Adım 2: “Haber uçurmak”, bir haberi birine çok hızlı bir şekilde ulaştırmak, bildirmek anlamına gelir. Cümlede de ağabeyinin geldiği haberinin annesine çabucak iletilmesi isteniyor. Bu kullanım deyimin anlamına uygundur.
b) İnsanları hafife almamın sonucu ağır oldu.
Adım 1: Buradaki deyim “hafife almak”tır.
Adım 2: “Hafife almak”, bir şeyi veya birini ciddiye almamak, küçümsemek, önemsememek anlamına gelir. Cümlede de insanları küçümsemenin kötü sonuçlar doğurduğu anlatılıyor. Bu kullanım deyimin anlamına uygundur.
c) Ben yıllarca onun hasretini çektim.
Adım 1: Buradaki deyim “hasretini çekmek”tir.
Adım 2: “Hasretini çekmek”, birini veya bir şeyi çok özlemek, ona kavuşmayı dilemek anlamına gelir. Cümlede de bir kişinin uzun yıllar boyunca bir başkasını özlediği ifade ediliyor. Bu kullanım deyimin anlamına uygundur.
d) Bu eşyaları atmaya bir türlü dilim varmıyor.
Adım 1: Buradaki deyim “dili varmamak”tır.
Adım 2: “Dili varmamak” deyimi, genellikle bir şeyi söylemeye veya yapmaya gönlü razı olmamak, kıyamamak anlamına gelir. Ancak bu deyim, daha çok sözlü bir eylemle ilgili kullanılır. Örneğin, “Ona kötü haberi vermeye dilim varmadı.” gibi. Bir şeyi fiziki olarak atmak, yok etmek gibi durumlarda “içi elvermemek” veya “kıyamamak” ifadeleri daha yaygın ve uygun düşer. “Eşyaları atmaya içim elvermiyor.” cümlesi daha doğal olurdu.
Sonuç:
Cümlelerin anlamına uygun kullanılmayan deyim D şıkkındadır.
Deyimlerin kullanımında bazen ince farklar olabilir. “Dili varmamak” deyimi, bir şeyi söylemeye veya yapmaya gönlün elvermediği durumlar için kullanılırken, “eşyaları atmak” gibi fiziksel bir eylemde genellikle “içi elvermemek” deyimi daha doğal ve doğru bir kullanımdır.