7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 83
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle “Kitaplarla Kurulan Dostluk” adlı şiir metninden yola çıkarak çok güzel soruları cevaplayacağız. Hazırlıklı Çalışmalar kısmındaki Seneca’nın sözünü okuduğunuzu ve metnin tür özelliklerine dikkat ettiğinizi varsayarak başlıyorum. Unutmayın, her sorunun cevabı metnin içinde gizli!
2. Etkinlik: Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
1. Şairin kitaplarla tanışması nasıl olmuştur?
Çözüm:
Şair, kitaplarla çok küçük yaşta, hatta ilk çocukluk döneminde tanışmış. Şiirde geçen “Seni cüz adıyla tanıdım önce, İlk çocukluğumda, masum çağımda, Bir bez çantayla omzumda, elimde.” dizelerinden anlıyoruz ki, şair kitaplarla henüz bir çocukken, belki de din eğitimi alırken “cüz” adı verilen küçük kitapçıklarla tanışmış ve bu kitapları bir bez çantada taşıyarak onlarla ilk dostluğunu kurmuş.
2. Şiirde, kitapların hangi özellik ya da özellikler ön plana çıkarılmıştır?
Çözüm:
Şiirde kitapların birçok özelliği ön plana çıkarılıyor, gelin birlikte bakalım:
- Dostluk ve Yoldaşlık: Şair, kitapları “ömür boyu dost” olarak görüyor. Onlar onun için birer arkadaş.
- Duygusal Derinlik ve Gelişim: Kitaplar, şairin yüreğini bir köz gibi yakıp kavurarak ona derin duygular yaşatmış. Düşünce ve duygularını besleyerek “derinden derine yaşar” olmasını sağlamış.
- Bilgi ve Aydınlanma Kaynağı: Kitaplar, şairin zihninde “bilgi”ye dönüşmüş, onu aydınlatmış ve adeta “gür bir ağaç gibi” serpilen bir bilgi kaynağı olmuş.
- Hayal Gücü ve Macera: Şair, kitapların sayfalarında koşarcasına yayılmış, dağılmış. Keloğlan’la, Kerem’le dost olup Karacaoğlan’la dağ tepe dolaşmış. Bu da kitapların hayal gücünü beslediğini ve farklı dünyaları deneyimleme imkanı sunduğunu gösteriyor.
- Kültürel Mirasın Taşıyıcısı: Halk hikayeleri ve türkülerle (Keloğlan, Kerem, Karacaoğlan, Erkilet güzeli) kurduğu bağ, kitapların kültürel değerleri ve geçmişi günümüze taşıyan bir köprü olduğunu vurguluyor.
3. Şair, çocuklara kitaplarla ilgili ne gibi tavsiyelerde bulunuyor? Siz bu tavsiyelerden hangilerini yapıyorsunuz?
Çözüm:
Şiir, doğrudan çocuklara “şunu yapın” ya da “bunu yapmayın” gibi bir tavsiye vermiyor sevgili çocuklar. Daha çok şairin kendi hayatındaki kitaplarla olan derin ve kişisel bağını anlatıyor. Ancak bu anlatım, dolaylı yoldan bizlere kitapların ne kadar kıymetli olduğunu, hayatımıza neler katabileceğini gösteren bir örnek niteliğinde.
Şairin yaşamından yola çıkarak çocuklara verebileceğimiz tavsiyeler ise şunlar olabilir:
- Kitapları birer arkadaşınız gibi görün, onlarla dostluk kurun.
- Okumayı küçük yaşlardan itibaren bir alışkanlık haline getirin.
- Kitapların size yeni dünyaların kapılarını açmasına, hayal gücünüzü zenginleştirmesine izin verin.
- Kitaplardaki bilgileri ve hikayeleri kendi hayatınıza katın, onlardan ilham alın.
- Okuduğunuz her kitapla düşünce ve duygu dünyanızı geliştirin.
Ben de bir öğretmeniniz olarak, özellikle kitapları birer arkadaş gibi görmenizi ve küçük yaşlardan itibaren okumayı bir alışkanlık haline getirmenizi tavsiye ediyorum. Çünkü biliyorum ki, okuyan ve hayal kuran bir nesil, geleceği daha güzel inşa eder.
4. Şairin şiirine “Kitaplarla Kurulan Dostluk” başlığını koymasının nedenleri neler olabilir?
Çözüm:
Şairin şiirine “Kitaplarla Kurulan Dostluk” başlığını vermesinin nedenleri çok açık ve anlamlı:
- Şiirin ilk dizesinde zaten “Ömür boyu dost bildiğim kitap” diyerek kitapları hayatının ayrılmaz bir parçası, bir dost olarak gördüğünü belirtiyor.
- Şiir boyunca kitapların ona nasıl yoldaşlık ettiğini, düşünce ve duygularını nasıl beslediğini, bilgiyle nasıl büyüttüğünü anlatıyor. Bu, gerçek bir dostluğun özelliklerini yansıtıyor.
- Keloğlan, Kerem, Karacaoğlan gibi karakterlerle “dost olduğunu” söylemesi, kitaplar aracılığıyla farklı dünyalarla ve karakterlerle kurduğu derin bağı gösteriyor. Bu da kitapların sadece kağıt yığınları olmadığını, içlerinde canlı dostluklar barındırdığını vurguluyor.
- Başlık, şiirin ana temasını, yani şairin kitaplara duyduğu derin sevgiyi, bağlılığı ve onları hayat arkadaşı olarak görmesini en güzel şekilde özetliyor.
5. Kitap okurken hissettiğiniz duygularla şairin kitap okurken hissettiği duyguları karşılaştırınız.
Çözüm:
Şairin kitap okurken hissettiği duygular çok derin ve çeşitliydi. O, kitapları bir dost gibi görüyor, onlarla büyüyor, bilgileniyor, duygusal olarak besleniyor, hayal dünyasında maceralara atılıyor ve geçmişle bağ kuruyordu. Kitaplar onun için adeta yaşayan varlıklardı.
Şimdi sıra bende, yani ben bir öğrenci olarak kitap okurken neler hissediyorum, şairle ne gibi benzerliklerim ve farklılıklarım var, onu anlatacağım:
- Benzerlikler:
- Ben de kitapları birer dost gibi görüyorum. Özellikle sevdiğim bir romanın karakterleriyle kendimi arkadaş gibi hissediyorum.
- Yeni bir kitap okumaya başladığımda, şairin dediği gibi, yeni bir dünyaya adım atıyorum. Bu da bende merak ve heyecan uyandırıyor.
- Kitaplar sayesinde bilmediğim birçok şeyi öğreniyor, farklı kültürleri tanıyorum. Bu da tıpkı şairin “bilgi oldun başımda, aklımda” demesi gibi, beni de bilgili hissettiriyor.
- Bazen okuduğum hikayeler beni çok etkiliyor, hüzünlendiriyor ya da sevindiriyor. Bu da şairin “yüreğim bir köz gibi yanarken, kavrulurken” dediği gibi derin duygular yaşatıyor.
- Farklılıklar:
- Şairin bahsettiği “cüz”lerle tanışma dönemi, benim için pek geçerli değil. Benim kitaplarla tanışmam daha çok resimli hikaye kitapları ve masallarla oldu.
- Şairin halk ozanları ve hikaye kahramanlarıyla kurduğu bağ, benim için daha çok günümüz fantastik romanları veya bilim kurgu eserlerindeki karakterlerle kurduğum bağ şeklinde. Belki gelecekte ben de halk edebiyatımızın eserleriyle o kadar sıkı bir dostluk kurarım.
- Şairin kitaplarla olan ilişkisi sanki bir ömrün özeti gibi. Benimki ise henüz başlangıç aşamasında, daha keşfedecek çok kitabım var!
Gördüğünüz gibi, şairin hisleriyle benim hissettiklerim arasında hem ortak noktalar hem de zamanın ve deneyimlerin getirdiği farklılıklar var. Ama temelinde ikimiz de kitapların hayatımızdaki önemine inanıyoruz.
6. Kitaplardan yoksun bir hayatın nasıl olacağı ile ilgili görüşlerinizi nedenleriyle anlatınız.
Çözüm:
Kitaplardan yoksun bir hayatın nasıl olacağını düşünmek bile beni biraz hüzünlendiriyor sevgili öğrencilerim. Bence kitaplardan yoksun bir hayat, tıpkı susuz kalmış bir çiçek gibi olurdu. Neden mi? Gelin birlikte bakalım:
- Bilgisiz ve Dar Görüşlü Olurdu: Kitaplar bize farklı bilgilerin, fikirlerin ve kültürlerin kapılarını açar. Kitaplar olmasaydı, dünyayı sadece kendi küçük çevremizden ibaret zanneder, yeni şeyler öğrenemezdik. Bu da bizi dar görüşlü ve bilgisiz yapardı.
- Hayal Gücü Zayıflardı: Kitaplar, bizi bilmediğimiz diyarlara götürür, kahramanlarla maceradan maceraya sürükler. Kitaplar olmasaydı, hayal gücümüz körelir, yaratıcılığımız azalır, dünyamız daha renksiz ve sıkıcı olurdu.
- Duygusal Gelişim Eksik Kalırdı: Kitaplar, karakterlerin yaşadığı sevinçleri, üzüntüleri, hayal kırıklıklarını bize hissettirir. Bu da empati kurma yeteneğimizi geliştirir. Kitaplar olmasaydı, başkalarının duygularını anlama ve kendimizi ifade etme konusunda zorlanırdık.
- Yalnız ve Sıkıcı Olurdu: Kitaplar, en iyi dostlarımızdır. Bizi asla yalnız bırakmaz, her an yanımızdadır. Kitaplar olmasaydı, boş zamanlarımızda ne yapacağımızı bilemez, kendimizi daha yalnız hissederdik.
- Geçmişle Bağ Kopuk Olurdu: Kitaplar, tarihi, kültürü, atalarımızın birikimlerini bize taşır. Kitaplar olmasaydı, geçmişten ders alamaz, kültürel mirasımızı tanıyamaz ve geleceği daha sağlam temeller üzerine kuramazdık.
Kısacası, kitaplardan yoksun bir hayat, hem bireysel olarak bizi hem de toplumsal olarak bizi çok geride bırakır, gelişmemizi engeller ve dünyamızı karanlık bir yere çevirirdi. Bu yüzden kitapların değerini iyi bilmeli ve onlarla her zaman dost kalmalıyız.
3. Etkinlik: Okuduğunuz şiirde kullanılan söz sanatlarını ve kullanıldıkları bölümleri bularak yazınız.
Çözüm:
Şiirimizde kullanılan söz sanatlarını ve hangi dizelerde olduklarını adım adım inceleyelim:
- Teşbih (Benzetme): İki farklı şey arasında ortak bir özellikten yola çıkarak yapılan karşılaştırmadır.
- “Ömür boyu dost bildiğim kitap” -> Kitap, dosta benzetilmiştir.
- “Yüreğim bir köz gibi yanarken, Kavrulurken…” -> Yürek, köz gibi yanmaya benzetilmiştir.
- “Gün gün serpildin Gür bir ağaç gibi,” -> Kitap, gür bir ağaca benzetilmiştir.
- “Bir düz ovada koşarcasına Yayılırdım, dağılırdım sayfalarında.” -> Sayfalarda yayılma, düz ovada koşmaya benzetilmiştir.
- Teşhis (Kişileştirme): İnsan dışındaki canlı veya cansız varlıklara insana ait özelliklerin verilmesidir.
- “Yaşar oldun derinden derine Düşüncemde, duygumda.” -> Kitaba, insana ait olan “yaşamak” özelliği verilmiştir.
- “Gün gün serpildin” -> Kitaba, insana ait olan “serpilmek” (büyümek, gelişmek) özelliği verilmiştir.
- Mübalağa (Abartma): Bir şeyi olduğundan çok daha büyük veya küçük, çok daha az veya çok göstermektir.
- “Yüreğim bir köz gibi yanarken, Kavrulurken…” -> Şairin çektiği acının, üzüntünün yüreğini bir köz gibi yakıp kavurması abartılı bir anlatımdır.
- “Ben ‘Tek Adam’ Çoğaldım böyle böyle,” -> Kitaplar sayesinde bilgisinin ve deneyimlerinin artmasını, adeta “çoğalmak” olarak ifade etmesi abartmadır.
- Telmih (Anımsatma): Şiirde, geçmişte yaşanmış önemli olaylara, bilinen kişilere, efsanelere, mitolojik hikayelere veya ünlü eserlere işaret etme sanatıdır.
- “Dost oldum Keloğlan’la, Kerem’le, Dolaştım Karacaoğlan’la dağ tepe.” -> Türk halk hikayeleri ve halk edebiyatının önemli karakterleri olan Keloğlan, Kerem ile Aslı hikayesindeki Kerem ve halk ozanı Karacaoğlan’a gönderme yapılmıştır.
- “Aradım ‘Erkilet güzelini bağ arasında.'” -> Kayseri yöresine ait “Erkilet Güzeli” adlı ünlü türküye gönderme yapılmıştır.
4. Etkinlik: Seçtiğiniz şair ve yazarlardan birisiyle ilgili yaptığınız araştırma sonuçlarını arkadaşlarınıza anlatınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu etkinlikte sizden dört değerli yazarımızdan (Halide Edip Adıvar, Cengiz Aytmatov, Necip Fazıl Kısakürek, Orhan Veli Kanık) birini seçip onun hakkında araştırma yapmanız isteniyor. Ben şimdi size örnek olması için Orhan Veli Kanık hakkında kısa bir sunum yapacağım. Siz de bu örneğe bakarak kendi araştırmanızı hazırlayabilirsiniz:
Merhaba arkadaşlar,
Bugün sizlere Türk şiirinin önemli isimlerinden, “Garip Akımı”nın öncüsü Orhan Veli Kanık‘tan bahsetmek istiyorum. Orhan Veli, 1914 yılında İstanbul’da doğmuş, çok kısa ama dolu dolu bir yaşam sürmüş, 1950 yılında aramızdan ayrılmış bir şairimizdir.
Onu özel kılan şey neydi biliyor musunuz? Şiiri sıradanlaştırması! O zamana kadar şiirler genellikle süslü, sanatlı, belli kalıplara bağlıydı. Ama Orhan Veli ve arkadaşları, şiirin herkesin anlayabileceği, günlük dilden beslenen, sade bir yapıda olması gerektiğini savundular. İşte bu yüzden akımlarına “Garip Akımı” denildi.
Orhan Veli, şiirlerinde sokaktaki insanı, sıradan olayları, mizahı ve hayatın küçük detaylarını anlattı. Örneğin, “İstanbul’u Dinliyorum” şiirinde denizi, martıları, vapurları, balıkçıları, yani İstanbul’un ruhunu öyle güzel anlatır ki, o an sanki siz de İstanbul’da geziyormuş gibi hissedersiniz.
Onun şiirlerinde şaşırtıcı sonlar, esprili yaklaşımlar ve samimi bir dil bulursunuz. “Cımbızlı Şiir”, “Anlatamıyorum” gibi eserleri, onun ne kadar özgün bir şair olduğunu gösterir.
Orhan Veli, sadece şiir yazmakla kalmamış, aynı zamanda çeviriler yapmış, dergiler çıkarmış ve birçok makale yazmıştır. Türk şiirine getirdiği yeniliklerle, kendisinden sonraki birçok şairi etkilemiş ve günümüzde bile sevilerek okunan eserlere imza atmıştır.
Bence Orhan Veli’yi okumak, şiirin ne kadar sade ve içten olabileceğini anlamak için harika bir başlangıç. Teşekkür ederim.
Umarım bu açıklamalar ve çözümler, konuyu daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur sevgili öğrencilerim. Unutmayın, her zaman okuyarak ve düşünerek kendinizi geliştirebilirsiniz!