7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 24
Merhaba sevgili öğrencilerim,
Bugün sizlerle birlikte, önümüzdeki metni dikkatlice okuyarak hem kelime bilgimizi geliştirecek hem de okuduğumuzu anlama becerimizi pekiştirecek güzel bir etkinlik yapacağız. Unutmayın, okuduğumuzu doğru anlamak ve kelimelerin anlamlarını bilmek, derslerde başarılı olmanın en önemli anahtarlarından biridir.
Şimdi hazırsanız, ilk etkinliğimizle başlayalım!
1. Etkinlik
a) Metinde geçen bazı kelimeler harfleri karışık olarak verilmiştir. Verilen anlamlardan hareketle kelimeleri düzenleyiniz.
Sevgili öğrencilerim, bu bölümde harfleri karışık verilmiş kelimeleri bulup, karşılarındaki anlamlarla eşleştireceğiz. Tıpkı bir bulmaca çözer gibi düşünün, harfleri doğru yere koyunca anlamlı bir kelime ortaya çıkacak.
Şimdi adım adım bu kelimeleri bulalım:
- Adım 1: İlk kelime “ulosk” ve anlamı “Rengi atmış olan, solmuş, uçuk.” denmiş. Bu tanıma uyan kelime sizce ne olabilir? Evet, doğru bildiniz: soluk.
- Adım 2: İkinci kelime “tumu” ve anlamı “Ummaktan doğan duygu, ümit.” Bu kelimeyi de kolayca buldunuz sanırım: umut.
- Adım 3: Üçüncü kelime “zömel” ve anlamı “Bir kimseyi veya bir şeyi görme, kavuşma isteği, hasret, tahassür.” Bu duyguya biz ne deriz? Tabii ki: özlem.
- Adım 4: Dördüncü kelime “keçlinme” ve anlamı “Kimseye belli etmeden bir şeyi kendine dert etmek, duygulanmak.” Bu biraz zorlayıcı olabilir ama düşününce aklımıza ne geliyor? Bir şeyi içimize atmak gibi… Evet, doğru kelime: içlenme.
- Adım 5: Beşinci kelime “alış” ve anlamı “Gurbetteki bir kimse için doğup büyüdüğü ve özlediği yer.” Gurbette olan herkesin özlediği o yer neresidir? Tabii ki: sıla.
- Adım 6: Altıncı kelime “ilmenek” ve anlamı “Birini kötü duruma düşmesi dileğini gönlünden geçirmek veya açıkça söylemek, beddua etmek.” Bu kötü duyguyu ifade eden kelime: kinlenme.
- Adım 7: Yedinci kelime “kurbu” ve anlamı “Alınarak küskünlük gösteren, gücenmiş kimse.” Bu kelime de genellikle bir ifadeyi tanımlarız: buruk.
- Adım 8: Son kelime “yığak” ve anlamı “Üzüntü, endişe duyulan düşünce, tasa.” Bu kelime de hepimizin zaman zaman yaşadığı bir durumdur: kaygı.
Şimdi gelin bu kelimeleri düzenlenmiş halleriyle yazalım:
1. soluk
2. umut
3. özlem
4. içlenme
5. sıla
6. kinlenme
7. buruk
8. kaygı
b) Düzenlediğiniz kelimeleri anlamlarına uygun olarak birer cümlede kullanınız.
Şimdi de bulduğumuz bu kelimeleri cümle içinde kullanarak anlamlarını pekiştirelim. Unutmayın, bir kelimeyi cümle içinde kullanmak, o kelimeyi gerçekten anladığımızı gösterir.
1. Soluk: Kış güneşi yüzünden tüm bitkilerin rengi soluk duruyordu.
2. Umut: Sınavdan yüksek not almak için hep umutlu olmalıyız.
3. Özlem: Büyükannemi uzun zamandır görmediğim için ona çok özlem duyuyordum.
4. İçlenme: Arkadaşının sözlerine çok içlenmişti, belli etmese de üzülmüştü.
5. Sıla: Gurbette yaşayanlar için sıla hep bir özlemdir.
6. Kinlenme: Küçük bir yanlış anlaşılma yüzünden aralarında kinlenme başladı.
7. Buruk: Beklemediği bir eleştiri alınca yüzünde buruk bir ifade belirdi.
8. Kaygı: Yarınki sunum için içimi büyük bir kaygı kapladı.
2. Etkinlik
Aşağıdaki soruları okuduğunuz metinden hareketle cevaplayınız.
Şimdi de metni ne kadar dikkatli okuduğumuzu test etme zamanı. Aşağıdaki soruların cevaplarını metinde bulmaya çalışalım. Unutmayın, bazen cevabı doğrudan bulamayız, biraz düşünerek çıkarım yapmamız gerekebilir.
1. Atıl’ın annesinin işten üzgün dönmesinin nedeni nedir?
Çözüm: Metnin “ANA İŞSİZ KALINCA” başlıklı bölümünde bu sorunun cevabı açıkça verilmiş. Atıl’ın annesi, “Çalıştığım yerde işime son verdiler.” diyerek üzüntüsünü dile getirmiş.
Sonuç: Atıl’ın annesinin işten üzgün dönmesinin nedeni, çalıştığı yerden işine son verilmesidir.
2. Atıl’ın okula gitmek istememesine neden olan sorunla ilgili çözüm önerileriniz nelerdir?
Çözüm: Metinde Atıl’ın Almanya’ya gittikten sonra “dil bilmemenin, farklı bir kültürden gelmenin sıkıntılarını yaşar ve Atıl’ın ilk günlerindeki heyecanı yerini mutsuzluğa bırakır. Bu nedenle okulun da uyum problemi yaşar ve başarılı olamaz.” ifadeleri geçiyor. Yani Atıl, dil ve kültür farkından dolayı okula uyum sağlayamamış ve mutsuz olmuş. Bu durumu düzeltmek için neler yapabiliriz, bir düşünelim:
- Adım 1: Dil öğrenimi: Atıl’ın öncelikle Almanca dilini öğrenmesi için kurslara gitmesi veya evde pratik yapması çok önemli. Dil bariyeri ortadan kalktığında dersleri anlaması ve arkadaş edinmesi kolaylaşacaktır.
- Adım 2: Kültürel uyum: Almanya’daki kültürü, gelenekleri ve yaşam biçimini öğrenmeye çalışmalı. Okuldaki arkadaşlarıyla ve öğretmenleriyle iletişim kurarak yeni ortama alışmaya gayret etmeli.
- Adım 3: Sosyal destek: Ailesi ve okul rehber öğretmeni Atıl’a destek olmalı, onunla konuşarak yaşadığı zorlukları anlamaya çalışmalı. Yeni arkadaşlar edinmesi için sosyal aktivitelere katılması teşvik edilebilir.
- Adım 4: Başarı odaklılık: Küçük başarılarla başlayarak kendine güvenini yeniden kazanmalı. Başlangıçta zorlansa da pes etmemeli, her gün biraz daha iyi olmak için çabalamalı.
Sonuç: Atıl’ın dil ve kültürel farklılıklar nedeniyle yaşadığı uyum sorununu aşması için yoğun dil eğitimi alması, yeni kültürü anlamaya çalışması, okul ve aileden destek görmesi ve sosyal çevresini genişletmesi gibi çözümler önerilebilir.
3. Metnin kahramanının köyden gelirken giydiği giysiler hangileridir?
Çözüm: Metni dikkatlice okuduğumuzda, Atıl’ın Almanya’ya gidişini, orada yaşadığı zorlukları ve köye geri dönme hayallerini anlatıyor. Ancak metinde Atıl’ın köyden gelirken (ya da Almanya’ya giderken) giydiği giysilere dair hiçbir bilgi yer almıyor. Bu tür detaylar metinde belirtilmemiş.
Sonuç: Metinde, kahramanın köyden gelirken giydiği giysilere dair bir bilgi bulunmamaktadır.
4. Atıl’ın içindeki yurt özlemini alevlendiren olayı kısaca anlatınız.
Çözüm: Metnin “Yurdumu Özledim” bölümünde Atıl’ın Almanya’ya gittikten sonra yaşadıkları anlatılıyor. “Atıl burada yeni okuluna başlar. Özellikle dil bilmemenin, farklı bir kültürden gelmenin sıkıntılarını yaşar ve Atıl’ın ilk günlerindeki heyecanı yerini mutsuzluğa bırakır. Bu nedenle okulun da uyum problemi yaşar ve başarılı olamaz. Bütün bu sıkıntıları ardından günün güne yüreğindeki yurt özlemi alevlenmeye başlar…”
Sonuç: Atıl’ın içindeki yurt özlemini alevlendiren olay, Almanya’da yeni okuluna uyum sağlayamaması, dil ve kültür farklılıkları nedeniyle yaşadığı zorluklar, mutsuzluk ve okulda başarısız olmasıdır. Bu sıkıntılar, onun ülkesine duyduğu özlemi artırmıştır.
5. Sizce kültürel farklılıklardan doğabilecek sorunlar nelerdir?
Çözüm: Bu soruya cevabı hem metindeki Atıl’ın yaşadıklarından yola çıkarak hem de kendi genel bilgimizle verebiliriz. Atıl’ın yaşadıkları bize güzel bir örnek oldu.
- Adım 1: Dil bariyeri: Farklı diller konuşmak, insanların anlaşmasını zorlaştırır, yanlış anlaşılmalara yol açabilir. Atıl da bunu yaşamış.
- Adım 2: İletişim kopukluğu: Dil dışında, farklı beden dilleri, görgü kuralları ve ifade biçimleri de iletişimde sorunlara neden olabilir. Bir kültürde normal olan bir davranış, başka bir kültürde kaba veya yanlış anlaşılabilir.
- Adım 3: Yalnızlık ve dışlanma: Yeni bir kültüre uyum sağlamakta zorlanan kişiler, kendilerini yalnız hissedebilir, dışlandıklarını düşünebilirler.
- Adım 4: Önyargı ve ayrımcılık: Kültürel farklılıklar bazen insanlar arasında önyargılara ve hatta ayrımcılığa yol açabilir.
- Adım 5: Kimlik bunalımı: Özellikle gençler, iki farklı kültür arasında kalıp hangi kültüre ait oldukları konusunda kafa karışıklığı yaşayabilirler.
Sonuç: Kültürel farklılıklardan dolayı dil bariyeri, iletişim kopukluğu, yanlış anlaşılmalar, yalnızlık, dışlanma hissi, önyargılar ve hatta kimlik bunalımı gibi pek çok sorun ortaya çıkabilir.
6. İnsanların anlaşabilmesi için aynı dili konuşması gerekir mi? Neden?
Çözüm: Bu soruya cevabı kendi düşüncelerimizle vereceğiz. Metindeki Atıl’ın yaşadığı dil sorununu göz önünde bulundurarak ama daha geniş bir açıdan düşünerek cevaplayalım.
- Adım 1: Dilin önemi: Aynı dili konuşmak, şüphesiz iletişimi ve anlaşmayı çok kolaylaştırır. Duyguları, düşünceleri ve bilgileri doğrudan aktarmamızı sağlar. Atıl’ın yaşadığı sorun bunun en güzel örneği.
- Adım 2: Dil dışı iletişim: Ancak insanlar sadece dille anlaşmaz. Beden dili, jestler, mimikler, göz teması gibi dil dışı unsurlar da iletişimin önemli bir parçasıdır. Birini anlamak için her zaman aynı dili konuşmak zorunda değiliz.
- Adım 3: Empati ve iyi niyet: En önemlisi, insanlar farklı diller konuşsalar bile empati kurarak, birbirlerinin duygularını anlamaya çalışarak ve iyi niyetle yaklaşarak anlaşabilirler. Sanat, müzik veya ortak ilgi alanları da dil bariyerini aşmada köprü görevi görebilir.
Sonuç: Hayır, insanların anlaşabilmesi için aynı dili konuşması şart değildir. Aynı dili konuşmak iletişimi kolaylaştırsa da, empati kurma, iyi niyetli yaklaşma, beden dili, jestler ve mimikler gibi dil dışı iletişim yolları sayesinde de insanlar birbirlerini anlayabilirler. Önemli olan, karşımızdakini anlama çabası göstermektir.
Umarım bu çözümler ve açıklamalar sizler için faydalı olmuştur sevgili öğrencilerim. Unutmayın, okumak ve anlamak, hayatımızın her alanında bize yol gösterecek çok değerli becerilerdir. Başarılar dilerim!