7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 60
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin 7. sınıf Türkçe öğretmeniniz. Şimdi sizin gönderdiğiniz bu görseldeki Hazırlık Çalışmaları bölümündeki soruları adım adım, sizin anlayabileceğiniz şekilde açıklayacağım. Bu sorular, aslında birer düşünme ve yorumlama sorusu. Hadi başlayalım!
***
İlk sorumuz:
Atatürk ile aynı dönemde yaşamış olsaydınız ülkemiz için neler yapmak isterdiniz? Anlatınız.
Çözüm:
Bu soru, aslında senin hayal gücünü ve vatanseverlik duygularını ortaya çıkarmanı istiyor. Atatürk’ün yaşadığı dönem, ülkemizin zor zamanlardan geçtiği, Kurtuluş Savaşı’nın verildiği ve yepyeni bir devletin kurulduğu çok önemli bir dönemdi. Böyle bir dönemde yaşasaydın neler hissederdin, neler yapmayı hayal ederdin, bunları düşünmelisin.
Şimdi seninle birlikte adım adım bu soruyu nasıl düşünebiliriz, ona bakalım:
-
Adım 1: Dönemi Hayal Etmek
Önce gözlerini kapatıp o dönemi hayal etmeni istiyorum. Düşünsene, cephelerde vatan için savaşan Mehmetçikler, yoksulluk içinde ama umutla yaşayan insanlar… Atatürk’ün liderliğinde verilen büyük mücadele… Böyle bir zamanda kendini nerede görürdün?
-
Adım 2: Hangi Alanda Katkı Sağlardın?
Ülkemiz için yapabileceğin birçok şey olabilirdi. Belki bir öğretmen olup çocukları okutmak, onlara vatan sevgisini aşılamak isterdin. Belki bir hemşire olup cephedeki yaralılara bakmak, onların acılarını dindirmek isterdin. Belki bir çiftçi olup toprağı işleyerek ülkenin gıda ihtiyacına katkıda bulunurdun. Ya da belki bir yazar olup insanlara umut veren, onları birleştiren yazılar yazardın.
Unutma, her meslek ve her çaba, o dönemde ülkemiz için çok değerliydi.
-
Adım 3: Neden Bunu Yapmak İsterdin?
Bu seçimi neden yaptığını da açıklamalısın. Mesela, “Eğer bir öğretmen olsaydım, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği olan çocuklara okuma yazma öğretmek, onlara bilimin ışığını göstermek isterdim. Çünkü Atatürk, ‘En büyük savaş cehalete karşı yapılan savaştır.’ demişti. Ben de bu savaşa eğitimle katkıda bulunurdum.” gibi bir açıklama yapabilirsin.
Sonuç:
Bu soruya vereceğin cevap tamamen sana özel ve kişisel olacaktır. Önemli olan, o dönemin ruhunu anlamak ve kendi içinde bir şeyler üretme isteğini ortaya koymaktır. Kimimiz cephede savaşmak ister, kimimiz cephe gerisinde destek olmak. Önemli olan, ülkemize olan sevgimizle ne yapacağımızı düşünmektir.
***
İkinci sorumuz:
Atatürk’ün “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.” sözünü açıklayınız.
Çözüm:
Atatürk’ün bu sözü, onun ne kadar büyük bir lider olduğunu ve düşüncelerinin ne kadar evrensel olduğunu gösteriyor sevgili öğrencilerim. Hadi bu sözü de adım adım anlamaya çalışalım:
-
Adım 1: Sözün Temel Anlamı
Atatürk burada diyor ki, beni fiziksel olarak görmeniz, benimle tanışmanız şart değil. Önemli olan, benim düşüncelerimi, fikirlerimi, hayallerimi anlamanız ve hissetmeniz. Yani, onun bıraktığı mirası, ilkelerini ve devrimlerini benimsemeniz.
-
Adım 2: Fikirler ve Duygular Nelerdir?
Peki, Atatürk’ün fikirleri ve duyguları nelerdi? Bunları şöyle sıralayabiliriz:
-
Ulusal Egemenlik: Yani yönetimin millete ait olması, demokrasi.
-
Bağımsızlık: Hiçbir devletin boyunduruğu altına girmemek, kendi kararlarımızı kendimiz almak.
-
Çağdaşlık: Bilimin ve aklın yolundan gitmek, ileriyi hedeflemek.
-
Vatan Sevgisi: Ülkesini ve milletini her şeyden çok sevmek.
-
Barış: “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesiyle barış içinde yaşamak.
Bu fikirleri ve duyguları anlamak, onun yolundan gitmek demektir.
-
-
Adım 3: Neden Yüzünü Görmek Yetmez?
Bir insanı sadece yüzünü görerek tanımış olmayız, değil mi? Onun düşüncelerini, karakterini, neye inandığını bilmek, onu gerçekten tanımaktır. Atatürk de tam olarak bunu vurguluyor. O, sadece bir kişi değil, aynı zamanda bir fikir, bir ilke, bir ideal. Onun mirası, sadece bir portreden ibaret değil, yaşattığı değerlerdir.
Bu sözle Atatürk, kendi kişiliğine değil, kurduğu cumhuriyete ve onun temel değerlerine sahip çıkmamızı öğütlüyor aslında.
Sonuç:
Atatürk’ün bu sözü, bize onun fiziksel varlığından çok, bıraktığı mirasa, ilkelere ve düşüncelere sahip çıkmamız gerektiğini anlatır. Yani, onu anlamak ve yaşatmak, ilkelerine uygun davranmakla mümkündür. Bizler de bu ilkeleri benimseyerek ve uygulayarak onu gerçekten “görmüş” oluruz.
Umarım bu açıklamalar, soruları daha iyi anlamana yardımcı olmuştur sevgili öğrencim. Başarılar dilerim!