7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 61
Merhaba sevgili öğrencim, 7. sınıf Türkçe öğretmeninim ben. Gönderdiğin görseldeki soruları seninle birlikte adım adım inceleyelim ve en anlaşılır şekilde cevaplayalım. Unutma, önemli olan sadece doğru cevabı bulmak değil, aynı zamanda o cevaba nasıl ulaştığımızı anlamak. Hazırsan başlayalım!
1. Etkinlik a) Metni dinlerken not aldığınız kelimelerin anlamlarını tahmin ediniz. Tahminlerinizin doğruluğunu TDK Türkçe sözlükten kontrol ediniz.
Sevgili öğrencim, bu etkinlik için öncelikle dinlememiz gereken bir metin olması gerekiyor. Ama şu an o metin elimizde yok. Olsaydı, metni dikkatle dinlerken anlamını bilmediğin veya merak ettiğin kelimeleri bir kenara not alacaktın. Sonra bu kelimelerin anlamlarını metnin genel konusuna ve cümledeki yerine göre tahmin edecektin. En son da tahminlerinin doğru olup olmadığını Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünden kontrol edecektin.
Şimdi ben sana örnek olması için birkaç kelime, benim tahminim ve TDK’deki gerçek anlamlarını yazayım. Sen de kendi metnini dinlediğinde bu şekilde not alıp çalışabilirsin:
- Kelime: İrade
- Tahminim: Bir şeyi yapma gücü, kararlılık.
- Sözlük Anlamı: Bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücü, istenç.
- Kelime: Ziyaret
- Tahminim: Birini veya bir yeri görmeye gitmek.
- Sözlük Anlamı: Birini veya bir yeri görmeye gitme, görüşme, ziyaret etme.
- Kelime: Kutlama
- Tahminim: Bir olayı veya özel günü sevinçle anmak, tören yapmak.
- Sözlük Anlamı: Bir olayı, bir başarıyı veya bir bayramı sevinçle, törenle anma.
Gördüğün gibi, bazen tahminlerimiz sözlük anlamlarına çok yakın çıkabilir, bazen de ufak farklılıklar olabilir. Önemli olan, kelime dağarcığımızı geliştirmek!
1. Etkinlik b) Not aldığınız kelimelerden iki tanesini seçerek cümle içinde kullanınız.
Şimdi yukarıda örnek olarak verdiğimiz kelimelerden ikisini seçip cümle içinde kullanalım. Bakalım nasıl olacak:
Cümle 1: Atatürk, milletine olan inancıyla ve iradesiyle Kurtuluş Savaşı’nı başarıya ulaştırdı.
Cümle 2: Hasta arkadaşımı ziyaret etmek için akşam okul çıkışı hastaneye gideceğim.
Bu şekilde kelimeleri cümle içinde kullandığımızda, onların anlamlarını daha iyi kavrar ve doğru yerlerde kullanmayı öğreniriz.
2. Etkinlik Aşağıdaki soruları dinlediğiniz metinden hareketle cevaplayınız.
Sevgili öğrencim, yine aynı şekilde, bu soruları cevaplayabilmemiz için “dinlediğimiz metin” elimizde yok. Ama sorular Atatürk’ün hayatı ve vefatıyla ilgili olduğu için, genel bilgilerimizden yola çıkarak ve böyle bir metinde neler anlatılmış olabileceğini tahmin ederek cevaplarımızı oluşturalım. Eminim dinlediğin metinde de benzer bilgiler yer almıştır.
1. Yazar, Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’nda yattığı odayı nasıl anlatmıştır?
Çözüm:
Metin elimizde olmadığı için yazarın tam olarak nasıl anlattığını bilemiyoruz. Ancak Atatürk’ün vefat ettiği Dolmabahçe Sarayı’ndaki odayla ilgili genel ve bilinen bir anlatım vardır. Yazarın da bu anlatıma uygun olarak, odayı büyük bir saygıyla ve hüzünle anlatmış olabileceğini düşünebiliriz. Muhtemelen odanın sade, ancak tarihi bir ağırlığı olan eşyalarından, özellikle de Atatürk’ün vefat ettiği yataktan bahsetmiş, odanın o anki sessizliğini ve hüznünü vurgulamış olabilir. Belki de odanın penceresinden Boğaz’ın nasıl göründüğünü ve Atatürk’ün son günlerinde oradan dışarıyı nasıl izlediğini betimlemiştir.
Sonuç: Odanın tarihi atmosferi, sadeliği, hüzünlü sessizliği ve Atatürk’ün son anlarına tanıklık eden eşyaları vurgulanarak anlatılmış olabilir.
2. Son günlerinde Atatürk’ü kimler ziyaret etmiştir?
Çözüm:
Atatürk, hayatının son günlerinde hastalığı iyice ağırlaşmıştı. Bu dönemde onu devletin önde gelen isimleri, yakın silah arkadaşları, ailesi ve doktorları ziyaret ediyordu. Özellikle Başbakan İsmet İnönü gibi önemli devlet adamları, dönemin bakanları ve generalleri sık sık ziyaretine geliyordu. Ayrıca manevi kızı Afet İnan gibi yakın çevresi de onu yalnız bırakmamıştı. Doktorları ise sağlığıyla ilgili sürekli kontrol ve müdahalelerde bulunuyorlardı.
Sonuç: Atatürk’ü son günlerinde devlet adamları, yakın arkadaşları, ailesi ve doktorları ziyaret etmiştir.
3. 29 Ekim 1938’de kutlanan Cumhuriyet Bayramı’nın önceki kutlamalardan farkını anlatınız.
Çözüm:
29 Ekim 1938’de kutlanan Cumhuriyet Bayramı, önceki kutlamalardan çok önemli bir farkla ayrılıyordu: Cumhuriyet’in kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, o bayram kutlamalarına katılamamıştı. Hatta hastalığı o kadar ilerlemişti ki, törenleri Dolmabahçe Sarayı’ndan takip edememişti bile. Her yıl coşkuyla halkının arasında kutladığı bayramdan uzakta, yatağında hasta yatıyordu. Bu durum, tüm ülkede büyük bir üzüntüye neden olmuş, bayram sevinci buruk yaşanmıştı. Halk, liderlerinin sağlığı için endişelenerek kutlamaları daha sakin ve içten bir minnetle gerçekleştirmişti.
Sonuç: 29 Ekim 1938 Cumhuriyet Bayramı’nın en büyük farkı, Atatürk’ün hastalığı nedeniyle kutlamalara katılamaması ve bayram coşkusunun buruk yaşanmasıydı.
4. Atatürk, nasıl bir irade gücüne sahiptir?
Çözüm:
Atatürk, tüm hayatı boyunca gösterdiği liderlik, kararlılık ve azimle olağanüstü bir irade gücüne sahip olduğunu kanıtlamıştır. Özellikle Kurtuluş Savaşı gibi imkansızlıklar içinde bir ülkeyi yeniden diriltmesi, çağdaş bir devlet kurması ve sayısız inkılaba imza atması, onun bu güçlü iradesinin en somut göstergeleridir. Hastalığının son günlerinde bile ülkesi ve milleti için endişelenmesi, hatta yatağından kalkıp devlet işleriyle ilgilenmeye çalışması, onun bu sarsılmaz irade gücünün ve vatan sevgisinin bir kanıtıdır. Hiçbir zaman pes etmeyen, her zaman ileriye bakan, zorluklar karşısında yılmayan bir kişiliğe sahipti.
Sonuç: Atatürk, imkansızlıklar karşısında dahi pes etmeyen, ülkesi ve milleti için her türlü zorluğa göğüs geren, sarsılmaz bir kararlılık ve azme dayalı olağanüstü bir irade gücüne sahiptir.
5. Atatürk, hasta yatağından güçlükle kalkarak dışarıda bekleyen gençlere neler söylemek istemiştir?
Çözüm:
Atatürk’ün hasta yatağından güçlükle kalkarak dışarıda kendisini bekleyen gençlere seslenmek istemesi, onun gençlere verdiği önemi ve geleceğe dair umutlarını gösterir. Muhtemelen gençlere, ülkenin geleceğinin onların omuzlarında olduğunu, Cumhuriyeti ve vatanı koruma görevini onlara emanet ettiğini söylemek istemiştir. Belki de onlara bilimin ve aklın yolundan ayrılmamalarını, çalışkan olmalarını, vatan sevgisiyle dolu, çağdaş bireyler olmalarını öğütlemiştir. Bu hareket, onun son anlarında bile ülkesinin geleceğini düşünerek gençlere olan güvenini ve onlara son bir mesaj verme arzusunu simgeler.
Sonuç: Atatürk, hasta yatağından kalkarak gençlere, Cumhuriyeti emanet ettiğini, ülkenin geleceğinin onlara bağlı olduğunu ve bilimin ışığında ilerlemeleri gerektiğini söylemek istemiştir.
6. Rıza Soyak “Kılıç! Bak, koskoca bir tarih göçüyor!” sözüyle ne anlatmak istemiş olabilir? Açıklayınız.
Çözüm:
Rıza Soyak’ın bu sözü, Atatürk’ün vefat ettiği anı veya vefatına çok yaklaşılan anları anlatırken söylenen, çok derin anlamlar taşıyan bir ifadedir. Atatürk sadece bir lider değil, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla yepyeni bir dönemin, bir tarihin başlangıcıydı. O, eski bir imparatorluğun küllerinden yeni bir ulus devlet yaratmış, sayısız devrimle ülkenin çehresini değiştirmişti. Dolayısıyla “koskoca bir tarih göçüyor” derken, sadece bir insanın değil, onunla birlikte şekillenen koca bir çağın, bir dönemin, bir fikrin ve bir ulusun kurucu ruhunun da sona erdiğini, adeta bir devrin kapandığını anlatmak istemiştir. Bu söz, Atatürk’ün vefatının ülkesi ve dünya için ne kadar büyük bir kayıp olduğunu, tarihi bir dönüm noktasını işaret ettiğini vurgular.
Sonuç: Rıza Soyak bu sözüyle, Atatürk’ün vefatıyla birlikte sadece bir liderin değil, onunla kurulan yeni bir ülkenin, gerçekleştirilen devrimlerin ve bu devrimlerin temsil ettiği çağdaşlaşma sürecinin, yani koskoca bir tarihin de sona erdiğini, büyük bir devrin kapandığını ve bunun ne kadar büyük bir kayıp olduğunu anlatmak istemiştir.
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve öğretici olmuştur sevgili öğrencim. Unutma, her sorunun cevabına ulaşmak için önce iyi anlamak ve sonra mantık yürütmek çok önemli. Başarılar dilerim!