7. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1. Kitap Sayfa 254
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 7. sınıf Türkçe öğretmeninim. Bugün seninle birlikte bu görseldeki “Hazırlık Çalışmaları” bölümündeki soruları adım adım inceleyeceğiz ve cevaplarını bulacağız. Hazır mısın? O zaman başlayalım!
1. “Geleceğe aktarılan sanatsal miraslar” söz grubundan ne anlıyorsunuz?
Sevgili öğrencim, bu soru bize aslında çok önemli bir konuyu düşündürüyor. “Miras” dediğimizde aklımıza geçmişten bize kalan, değerli şeyler gelir, değil mi? Tıpkı dedelerimizden kalan bir ev, bir takı gibi… İşte sanatsal miras da bunun gibidir ama bu kez bize kalan şey somut bir eşya değil, sanatla ilgili değerli birikimlerdir.
Peki, nedir bu sanatsal miraslar?
- Bunlar, geçmişte yaşamış sanatçıların, zanaatkarların ortaya koyduğu eserler, kullandığı teknikler ve geliştirdiği geleneklerdir.
- Mesela, yüzlerce yıl önce yapılan bir caminin mimarisi, içindeki süslemeler; eski kitaplardaki minyatürler, el yazmaları; atalarımızın kullandığı motiflerle dokunmuş kilimler, halılar; oynadıkları halk oyunları, söyledikleri türküler… Bunların hepsi birer sanatsal mirastır.
- “Geleceğe aktarılmak” ise bu değerli şeyleri sadece geçmişte bırakmamak, onları korumak, yaşatmak ve bizden sonraki nesillere de ulaştırmaktır. Tıpkı bir bayrak yarışında olduğu gibi, biz bu mirasları devralırız, kendi dönemimizde ona sahip çıkarız ve sonraki nesillere teslim ederiz ki onlar da bu güzellikleri tanısın, öğrensin ve yaşatsınlar. Böylece kültürümüz ve sanatımız hiç ölmez, hep canlı kalır.
2. “Minyatür, cilt sanatı, sedef kakma, keçecilik, âşıklık” sanatlarıyla ilgili bilginiz var mı? Varsa bildiklerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Harika bir soru! Bu sanatlar bizim kültürümüzün çok önemli parçaları. Gel, bu sanatların ne anlama geldiğini birlikte öğrenelim:
- Minyatür:
Minyatür,
özellikle Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde çok yaygın olan, küçük boyutlu, ince detaylı resimlere verilen addır. Bu resimler genellikle kitapların içine, el yazmalarına yapılır. Perspektif (uzaklık-yakınlık) kuralları pek kullanılmaz, daha çok sembolik anlatımlar ön plandadır. Renkler canlıdır ve her bir detay büyük bir özenle işlenir. Sanki o dönemin fotoğraf makineleri gibi, o günkü yaşamı, olayları bize anlatırlar.
- Cilt Sanatı:
Adından da anlayacağın gibi, cilt sanatı kitapları güzelleştirme ve koruma sanatıdır. Kitapların dış kapaklarını, bazen de iç sayfalarını, özel tekniklerle, deriden veya başka malzemelerden süsleme işidir. Ciltçiler, kitapları sadece ciltlemez, aynı zamanda üzerlerine altın yaldızlarla, desenlerle, motiflerle adeta birer sanat eseri işlerler. Eskiden el yazması kitapların ne kadar değerli olduğunu düşünürsek, cilt sanatının ne kadar önemli olduğu anlaşılır.
- Sedef Kakma:
Sedef kakma, istiridye veya midye kabuklarının içinden çıkan parlak, inci gibi maddeye sedef denir. İşte bu sedef parçacıklarını, ahşap gibi başka bir malzemenin içine oyarak yerleştirme sanatına “sedef kakma” denir. Genellikle sandıklar, mobilyalar, kapılar gibi eşyaların üzerine geometrik şekiller veya bitkisel motifler işlenir. Sedefin o doğal parlaklığı, eşyalara çok zengin ve göz alıcı bir hava katar.
- Keçecilik:
Keçecilik, yün liflerinin ısı, nem ve basınçla birbirine kenetlenmesiyle oluşan keçe denilen malzemeyi kullanarak eşya yapma sanatıdır. Yani, yünü iplik haline getirmeden, doğrudan sıkıştırarak kumaş gibi bir malzeme elde etmektir. Keçeden çadırlar, kilimler, giysiler, şapkalar, süs eşyaları yapılır. Özellikle göçebe kültürlerde çok yaygın olan bu sanat, hem sıcak tutması hem de dayanıklı olması nedeniyle yüzyıllardır kullanılmıştır.
- Âşıklık:
Âşıklık, Türk halk edebiyatının en köklü ve en güzel geleneklerinden biridir. Âşıklar, yanık sesleriyle, sazları eşliğinde şiirler söyleyen, hikayeler anlatan halk ozanlarıdır. Onlar, toplumsal olayları, aşkı, gurbeti, kahramanlıkları ve günlük yaşamı kendi yorumlarıyla dile getirirler. Genellikle doğaçlama yaparlar, yani o an akıllarına gelen sözlerle şiirlerini söylerler. Âşıklar, birer gezgin sanatçı gibi diyar diyar dolaşır, halkın dertlerine ortak olur ve sanatlarıyla insanları bir araya getirirler.
3. Yaşadığınız çevrede el sanatları ile ilgili neler yapılmaktadır?
Şimdi sıra sende sevgili öğrencim! Bu soruya cevap vermek için biraz etrafına bakman, belki ailene ya da büyüklerine sorman gerekecek. Çünkü her şehrin, her bölgenin kendine özgü el sanatları vardır.
Ama ben sana genel olarak neler olabileceğini söyleyeyim, sen de kendi yaşadığın yer için düşün:
- Belki senin şehrinde çini sanatı çok gelişmiştir. Rengarenk desenli tabaklar, vazolar, duvar panoları yapılıyordur.
- Ya da seramik ve çömlekçilik vardır. Toprağın usta ellerde şekil alıp, sonra fırında pişirilerek kaplara, süs eşyalarına dönüştüğü yerler olabilir.
- Kırsal bölgelerde hala halı veya kilim dokumacılığı yapılıyor olabilir. Annelerimizin, ninelerimizin el emeği göz nuru eserleri…
- Eski evlerde, konaklarda ahşap oymacılığına rastlayabiliriz. Kapıların, pencerelerin, tavanların ne güzel işlendiğini düşün!
- Bazı yerlerde bakırcılık hala canlıdır. Bakır tencereler, cezveler, tepsiler dövülerek şekil verilir.
- Ya da telkâri gibi gümüş işleme sanatları, ebru gibi su üzerine resim yapma sanatları da olabilir.
Senin yaşadığın yerde bunlardan hangileri var? Belki hiç bilmediğin, sadece senin yörene özgü başka bir el sanatı bile vardır. Unutma, el sanatları bir toplumun ruhunu yansıtır ve onları yaşatmak hepimizin görevidir!
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur. Sanatla kalın!