6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 55
Merhaba sevgili öğrencim! Ben Türkçe öğretmeniniz. Bu görseldeki soruları seninle birlikte adım adım çözeceğiz. Unutma, her soruyu dikkatlice okuyup, üzerinde düşündükten sonra cevaplamalıyız. Hazırsan başlayalım!
Şimdi “Düşünelim – Tartışalım” bölümündeki sorulara bakalım.
1. Getirdiğiniz mektupları arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sevgili öğrencim, bu soru aslında senin için bir etkinlik. Eğer evden getirdiğin bir mektup varsa, onu sınıfta arkadaşlarınla paylaşmanı istiyor. Paylaşırken şunlara dikkat edebilirsin:
- Mektubu kimden aldın?
- Mektup ne hakkında yazılmış?
- Mektubu okurken neler hissettin?
Böylece arkadaşlarınla mektupların önemini ve duyguları nasıl taşıdığını konuşmuş olursunuz. Mektuplar, uzakları yakın eden, duyguları kelimelere döken çok özel yazılardır. Paylaşmak da bu özel durumu daha anlamlı kılar.
2. Daha önce bir yakınınıza mektup yazdınız mı? Açıklayınız.
Bu soru da senin kişisel deneyiminle ilgili. Hiç dedene, anneannene, amcana, teyzene ya da sevdiğin bir arkadaşına mektup yazdın mı? Eğer yazdıysan, bunu açıklaman gerekiyor. Örneğin:
- Evet, yazdım.
- Kime yazdım? Mesela, yaz tatilinde köydeki babaanneme yazmıştım.
- Ne hakkında yazdım? Ona nasıl olduğumu, tatilde neler yaptığımı anlattım ve onu çok özlediğimi söyledim. O da bana geri mektup yazmıştı, çok sevinmiştim.
Eğer hiç yazmadıysan, bunu da söyleyebilirsin. Belki de bu etkinlik sana mektup yazma fikrini verir! Mektup yazmak, günümüzde pek yaygın olmasa da, çok güzel bir iletişim yoludur ve yazana da okuyana da ayrı bir mutluluk verir.
Şimdi de görseldeki mektupları okumadan önce verilen bir yönerge var. Diyor ki, “Numaralandırılmış yerlerde durarak birinci etkinlikteki soruları cevaplayınız.” Bu aslında, mektupların içindeki 1, 2, 3, 4, 5 gibi numaralı yerlere geldiğimizde durup, o ana kadar okuduklarımız üzerine düşünmemiz, belki tahminler yürütmemiz ve mektubun genel anlamıyla ilgili çıkarımlar yapmamız gerektiği anlamına geliyor. Yani bu numaralar, bize “dur ve düşün” diyen işaretler gibi düşünebilirsin. Haydi, mektupları okuyalım ve bu işaretlere geldiğimizde neler düşünebileceğimizi inceleyelim.
Önce Amerikalı çocuk Curtis LAFRANCE’ın Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı mektuba bakalım.
1. Türkiye’de olup bitenlere ve oradaki yeni hükûmete karşı büyük bir ilgi duymaktayım. Birkaç gün önce sizinle yapılmış ve buradaki gazetelerde yayımlanmış bir röportaj okudum.
Bu cümleyi okuduğumuzda, Curtis’in Türkiye’nin o dönemdeki siyasi gelişmelerine ve yeni kurulan yönetime büyük bir merak duyduğunu anlıyoruz. Mustafa Kemal Atatürk’le yapılmış bir röportajı okumuş olması da, onun bu konudaki bilgisini ve ilgisini gösteriyor. Buradan şunu çıkarabiliriz: Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve Atatürk’ün liderliği, sadece ülkemizde değil, dünyanın başka yerlerinde de dikkat çekiyor ve merak uyandırıyor. Bu, yeni kurulan devletimizin ne kadar önemli bir dönüm noktası olduğunu bize hatırlatıyor.
2. lütfen imzalı bir fotoğrafınızla küçük bir yazınızı gönderebilir misiniz? Bir gün Türkiye’ye gelmek isteğindeyim.
Bu noktada şunu anlıyoruz: Curtis, Mustafa Kemal Atatürk’e büyük bir hayranlık duyuyor ve onu örnek alıyor. İmzalı bir fotoğraf ve küçük bir yazı istemesi, bu hayranlığının bir göstergesi. Ayrıca Türkiye’ye gelmek istemesi de, Türk milletine ve Mustafa Kemal’in liderliğine duyduğu saygıyı ve ilgiyi ortaya koyuyor. Demek ki, Atatürk’ün barışçıl ve ilerici fikirleri genç bir çocuğa bile ilham vermiş.
3. Saygılarımla.
Bu ifadeyi gördüğümüzde, mektubun bitiş bölümünde nezaket ve saygı ifade eden bir kapanış yapıldığını anlarız. “Saygılarımla”, mektubu yazan kişinin, mektubu gönderdiği kişiye karşı duyduğu hürmeti ve resmiyeti gösterir. Bu, mektup yazma kurallarından biridir ve karşımızdaki kişiye değer verdiğimizi belli ederiz. Curtis, Mustafa Kemal gibi büyük bir lidere yazdığı için bu ifadeyi kullanarak ona olan derin saygısını göstermiş.
Şimdi de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Curtis LAFRANCE’a yazdığı cevaba bakalım.
4. Mektubunuzu aldım. Türk yurdu hakkındaki ilgi ve dikkatlerinize teşekkür ederim. İsteğiniz üzere bir fotoğrafımı gönderiyorum.
Bu kısımda şunu görüyoruz: Mustafa Kemal, yoğun devlet işlerine rağmen küçük bir çocuğun mektubuna cevap verme nezaketini göstermiş. Bu, onun çocuklara ve gençlere verdiği önemi, onların meraklarına ve ilgilerine değer verdiğini gösterir. Curtis’in Türkiye’ye olan ilgisini takdir etmiş ve isteğini kırmayarak ona imzalı bir fotoğraf göndermeyi kabul etmiş. Bu davranış, Mustafa Kemal’in ne kadar alçakgönüllü ve insancıl bir lider olduğunu gösteriyor.
5. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına biricik öğüdüm: Türkler hakkındaki her işittiğine gerçek gözü ile bakmayıp kanılarını bilimsel temelli incelemelere dayandırmaya önem vermeleridir.
İşte bu kısım çok önemli sevgili öğrencim! Atatürk burada sadece Amerikalı çocuklara değil, aslında tüm dünya çocuklarına ve gençlerine çok değerli bir tavsiyede bulunuyor. Diyor ki: Duyduklarınıza hemen inanmayın, her şeyi sorgulayın, araştırın. Özellikle bir millet hakkında duyduklarınızı, bilimsel verilere ve gerçeklere dayanarak inceleyin. Yani, önyargılı olmayın, kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyin. Bu öğüt, eleştirel düşünme becerisinin ve araştırmacılığın ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Mustafa Kemal, gençlerin doğru bilgiye ulaşmak için çaba göstermesini, olaylara çok yönlü bakmasını istiyor. Bu, onun ne kadar ilerigörüşlü ve akılcı bir lider olduğunu gösterir.