6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 34
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 6. sınıf Türkçe öğretmenin. Sana gönderdiğin soruları birlikte adım adım analiz edelim ve en doğru cevapları bulalım. Sakın unutma, her sorunun bir mantığı var ve biz o mantığı yakalayarak doğru sonuca ulaşacağız. Hazır mısın? Başlayalım!
1. Veysel bu sevdadan vazgeç dediler,
Olup bitenleri yaz geç dediler,
Sevdiğin kapıdan az geç dediler,
Acı sözü sevdiğimden işittim.
Bu dörtlükte aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Uyarı
B) Umutsuzluk
C) Pişmanlık
D) Yurt özlemi
Şimdi bu güzel dörtlüğü dikkatlice okuyalım ve şairin (Veysel’in) iç dünyasında hangi duygunun en yoğun olduğunu anlamaya çalışalım.
Çözüm:
Adım 1: Dörtlüğü anlamaya çalışalım.
- İlk üç dizede, Veysel’e sürekli olarak sevdasından vazgeçmesi, olanları unutup geçmesi, sevdiğinin kapısından uzak durması söyleniyor. Yani çevresindeki insanlar ona bu aşkı bırakmasını öğütlüyor.
- Son dizeye baktığımızda ise “Acı sözü sevdiğimden işittim” diyor. Burası çok önemli! Demek ki, sevgilisi de ona kırıcı, üzücü sözler söylemiş.
Adım 2: Seçenekleri değerlendirelim.
- A) Uyarı: Şaire uyarılar yapılıyor ama şairin kendisi bir uyarıda bulunmuyor. Bu duygu, dörtlükte ağır basan bir duygu değil.
- B) Umutsuzluk: Hem çevresindeki insanlar aşkından vazgeçmesini söylüyor hem de en önemlisi, sevdiği kişi ona acı sözler söylüyor. Bu durum, Veysel’in aşkının karşılıksız olduğunu, bu ilişkinin iyiye gitmediğini ve düzelme ihtimalinin az olduğunu düşündürüyor. Bu da onda derin bir umutsuzluk yaratıyor.
- C) Pişmanlık: Şair, sevdiğine karşı bir pişmanlık duyduğunu ya da bu aşkı yaşadığına pişman olduğunu dile getirmiyor. Sadece yaşadığı acıyı anlatıyor.
- D) Yurt özlemi: Dörtlükte memleket, vatan gibi konulara hiç değinilmiyor. Konu tamamen aşk ve yaşanan acılar üzerine.
Adım 3: En uygun duyguyu belirleyelim.
Tüm bu ipuçlarına baktığımızda, şairin yaşadığı durumun onu bir çıkmaza soktuğunu ve aşkının geleceği hakkında hiçbir umut taşımadığını anlıyoruz. Bu yüzden umutsuzluk duygusu ağır basıyor.
Sonuç: Doğru cevap B) Umutsuzluktur.
—
2. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki duygularımız ve düşüncelerimiz, sahip olduğumuz değerlerimiz değişmesiyle karmakarışık bir hâle geldi. Bu karmaşayla birlikte insana güç katan en önemli şeylerin duygu ve düşünceler olduğunu unuttuk. Daha zengin ve konforlu bir yaşamın peşine düştük. Maddesel zenginliğin sevgi, saygı, dostluk, güven ve kardeşliğin yerini tutacağını sandık. İstediğimiz zenginliğe kavuşup yalnızlaşınca da anladık ki asıl zenginlik; sevgi, saygı, dostluk içinde kardeşçe yaşamakmış.
Bu parçadan aşağıdaki yargılardan hangisini çıkaramayız?
A) Sevdiklerimizle birlikte sevgi, saygı ve dostluk içinde yaşamak, en büyük zenginliktir.
B) Daha zengin bir yaşam günümüz insanının en büyük isteklerinden birisidir.
C) Ekonomik hayattaki dengesizlikler toplumları mutsuz etmektedir.
D) Maddi değerlerin manevi değerlerin önüne geçmesi insanları yalnızlaştırmaktadır.
Bu soruda bizden, parçada anlatılanlara göre çıkarılamayacak yargıyı bulmamız isteniyor. Yani, parçada olmayan ama şıklarda yazan şeyi bulacağız.
Çözüm:
Adım 1: Parçayı dikkatlice okuyup ana fikrini anlayalım.
Parça, günümüz insanının maddi zenginlik peşinde koşarken asıl değerli olan manevi değerleri (sevgi, saygı, dostluk) unuttuğunu ve bu yüzden yalnızlaştığını anlatıyor. Sonunda ise gerçek zenginliğin ne olduğunu anladıklarından bahsediyor.
Adım 2: Seçenekleri tek tek parçayla karşılaştıralım.
- A) Sevdiklerimizle birlikte sevgi, saygı ve dostluk içinde yaşamak, en büyük zenginliktir.
Parçanın sonunda aynen şöyle diyor: “anladık ki asıl zenginlik; sevgi, saygı, dostluk içinde kardeşçe yaşamakmış.” Bu yargı parçadan çıkarılabilir. - B) Daha zengin bir yaşam günümüz insanının en büyük isteklerinden birisidir.
Parçada “Daha zengin ve konforlu bir yaşamın peşine düştük.” cümlesi geçiyor. Bu da günümüz insanının bu isteği olduğunu gösteriyor. Bu yargı da parçadan çıkarılabilir. - C) Ekonomik hayattaki dengesizlikler toplumları mutsuz etmektedir.
Parçada insanların maddi zenginlik peşinde koşmasından, değerlerin karışmasından ve yalnızlaşmaktan bahsediliyor. Ancak “ekonomik hayattaki dengesizlikler” veya bu dengesizliklerin “toplumları mutsuz etmesi” gibi bir ifade yer almıyor. Parça daha çok bireysel tercihlerin ve değer karmaşasının sonuçlarına odaklanıyor. Bu yargı parçadan çıkarılamaz. - D) Maddi değerlerin manevi değerlerin önüne geçmesi insanları yalnızlaştırmaktadır.
Parçada “Maddesel zenginliğin sevgi, saygı, dostluk, güven ve kardeşliğin yerini tutacağını sandık. İstediğimiz zenginliğe kavuşup yalnızlaşınca da anladık ki…” deniyor. Bu cümle, maddi değerleri ön planda tutmanın insanları yalnızlaştırdığını açıkça belirtiyor. Bu yargı da parçadan çıkarılabilir.
Adım 3: Çıkarılamayan yargıyı belirleyelim.
Gördüğün gibi, A, B ve D seçeneklerindeki yargılar parçanın içinde açıkça belirtilmiş veya kolayca çıkarılabilir. Ancak C seçeneğindeki “ekonomik hayattaki dengesizlikler” ve “toplumları mutsuz etmesi” konularına parçada değinilmiyor.
Sonuç: Doğru cevap C) Ekonomik hayattaki dengesizlikler toplumları mutsuz etmektedir.
—
3. Aşağıda, bir masalın cümleleri karışık olarak verilmiştir. Bu cümleleri, anlam ve biçim bağına uygun bir şekilde dizdiğimizde sıralama nasıl olur?
(I) Her yaptığı işte varlığı ikiye katlanırmış.
(II) Bir zamanlar Şam’da bir tüccar varmış.
(III) Diğer tüccarları etkileyen kazalar ona dokunmazmış.
(IV) Bu tüccarın Allah tarafından kutsandığı söylenirmiş.
(V) Seyahatleri sırasında mükemmel parçalar bulur, bunları satar ve servetini ikiye katlarmış.
A) I – II – III – IV – V
B) II – I – V – IV – III
C) II – IV – I – V – III
D) III – II – IV – V – I
Bu soruda bizden, karışık verilen cümleleri anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralamamız isteniyor. Tıpkı bir yapbozun parçalarını birleştirmek gibi düşünebilirsin. Bir masal nasıl başlar, nasıl devam eder, bunu düşünerek ilerleyelim.
Çözüm:
Adım 1: Masalın başlangıç cümlesini bulalım.
Masallar genellikle bir karakteri veya bir olayı tanıtan giriş cümleleriyle başlar. “Bir zamanlar…”, “Evvel zaman içinde…” gibi ifadeler sıkça kullanılır. Bu cümleler arasında (II) “Bir zamanlar Şam’da bir tüccar varmış.” cümlesi, tam da bir masal başlangıcına uygun. O zaman sıralamamız (II) ile başlayacak.
Adım 2: Giriş cümlesinden sonra ne geleceğini düşünelim.
Tüccarı tanıttıktan sonra, onunla ilgili önemli bir bilgi vermemiz gerekir. (IV) “Bu tüccarın Allah tarafından kutsandığı söylenirmiş.” cümlesi, tüccarın neden bu kadar özel olduğunu açıklıyor ve (II) numaralı cümledeki “tüccar” kelimesiyle de bağlantılı. Bu yüzden (IV) numaralı cümle, (II)’den sonra gelmeli.
Şu ana kadar: (II) – (IV)
Adım 3: Tüccarın kutsanmış olmasının sonuçlarını anlatmaya başlayalım.
Tüccar “kutsanmış” olduğuna göre, bunun hayatında nasıl etkileri olduğunu söylemeliyiz. (I) “Her yaptığı işte varlığı ikiye katlanırmış.” cümlesi, kutsanmışlığın genel bir sonucunu ifade ediyor. Bu, (IV)’ün doğal bir devamı.
Şu ana kadar: (II) – (IV) – (I)
Adım 4: Genel sonucu destekleyen somut bir örnek verelim.
(I) numaralı cümle “Her yaptığı işte varlığı ikiye katlanırmış.” diyordu. Şimdi bunun nasıl olduğunu açıklayan bir örnek verebiliriz. (V) “Seyahatleri sırasında mükemmel parçalar bulur, bunları satar ve servetini ikiye katlarmış.” cümlesi, tam da (I)’deki durumun somut bir örneği.
Şu ana kadar: (II) – (IV) – (I) – (V)
Adım 5: Masalı tamamlayıcı bir bilgi ekleyelim.
Son olarak, tüccarın kutsanmışlığının bir başka yönünü, yani olumsuzluklardan nasıl korunduğunu anlatan (III) “Diğer tüccarları etkileyen kazalar ona dokunmazmış.” cümlesini getirebiliriz. Bu cümle, tüccarın şansını ve korunmuşluğunu pekiştirir.
Son sıralamamız: (II) – (IV) – (I) – (V) – (III)
Adım 6: Seçenekleri kontrol edelim.
Bulduğumuz sıralama II – IV – I – V – III. Bu sıralama, C seçeneğinde verilmiş.
Sonuç: Doğru cevap C) II – IV – I – V – III‘tür.