6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 119
Merhaba sevgili 6. Sınıf öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmeninim. Bugün seninle birlikte Milli Kültürümüz temamızdaki “Düşünelim – Tartışalım” bölümündeki soruları adım adım inceleyeceğiz ve cevaplayacağız. Hazırsan başlayalım!
1. “Zengin kültüre sahibiz.” cümlesiyle anlatılmak istenen ne olabilir?
Merhaba sevgili öğrencim! Bu cümle çok güçlü ve anlamlı bir ifade. Hadi birlikte ne demek istediğini düşünelim.
Adım 1: Öncelikle “kültür” kelimesini hatırlayalım. Kültür, bir toplumun yaşam biçimi demektir. Yani gelenekleri, görenekleri, dili, sanatı, müziği, yemekleri, kıyafetleri, hikayeleri, inançları gibi birçok şeyi kapsar. Bir milletin geçmişten günümüze taşıdığı tüm değerlerdir.
Adım 2: Şimdi de “zengin” kelimesi üzerinde duralım. “Zengin” kelimesi, bir şeyin çok çeşitli, bol ve değerli olduğunu anlatır, değil mi? Mesela “zengin bir kütüphane” dersek, içinde çok fazla ve farklı türde kitap olduğunu anlarız.
Adım 3: Şimdi bu iki kelimeyi birleştirelim. “Zengin kültüre sahibiz” demek, bizim milletimizin çok farklı, çeşitli ve değerli geleneklere, sanatlara, hikayelere, müziklere, yemeklere ve yaşam biçimlerine sahip olduğu anlamına gelir. Yani kültürümüzün içinde çok farklı renkler, tatlar, sesler var. Bu da bizi diğer milletlerden ayırır ve bize özel kılar. Tıpkı rengarenk bir bahçe gibi düşünebilirsin, her çiçeğin ayrı bir güzelliği ve kokusu var.
Sonuç:
Bu cümleyle anlatılmak istenen, milletimizin tarih boyunca birçok farklı medeniyetle etkileşim kurarak çok çeşitli gelenekler, sanatlar, inançlar ve yaşam biçimleri oluşturduğu, bu değerlerin çok sayıda ve farklı özellikte olduğu ve bunların bizim için çok kıymetli olduğudur.
2. Öğrendiğiniz tekerlemeleri ve bilmeceleri arkadaşlarınız ile paylaşınız.
Canım öğrencim, bu soru aslında senin için uygulamalı bir etkinlik sorusu. Yani senden bir şeyler yapmanı istiyor. Hadi birlikte bu etkinliği nasıl yapabileceğini konuşalım.
Adım 1: Öncelikle tekerleme ve bilmece neydi, bir hatırlayalım. Tekerlemeler, genellikle çocuk oyunlarında kullanılan, kafiyeli ve ritmik sözlerdir. Dilimizi geliştirmemize ve eğlenmemize yardımcı olurlar. Bilmeceler ise bir şeyin özelliklerini üstü kapalı bir şekilde anlatarak ne olduğunu bulmamızı isteyen sözlü bulmacalardır. Zihnimizi çalıştırır ve eğlendirirler.
Adım 2: Şimdiye kadar öğrendiğin veya duyduğun tekerlemeleri ve bilmeceleri düşün. Belki annenden, babandan, dedenden veya ninnilerden, kitaplardan aklında kalanlar vardır. Örneğin:
- Bir tekerleme: “Ooo piti piti, karamela sepeti…”
- Bir bilmece: “Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane. (Nar)”
Adım 3: Bu tekerlemeleri ve bilmeceleri arkadaşlarınla paylaşırken, önce sen bir tane söyleyebilirsin. Sonra onlar da kendi bildiklerini anlatabilirler. Böylece hem sen yeni şeyler öğrenirsin hem de arkadaşların senden öğrenir. Bu sayede kültürümüzün bu güzel parçalarını yaşatmış ve birbirinize aktarmış olursunuz.
Sonuç:
Bu etkinlikte amaç, kültürel mirasımızın bir parçası olan tekerlemeleri ve bilmeceleri hatırlamak, onları arkadaşlarınla paylaşarak hem eğlenmek hem de bu sözlü geleneğimizi canlı tutmaktır. Paylaşarak daha çok öğrenir, daha çok eğlenirsiniz!
3. Deyimler veya atasözleri ile ilgili sessiz sinema oynayınız.
Sevgili öğrencim, bu da çok eğlenceli bir etkinlik sorusu! Sessiz sinema oyununu biliyor musun? Bildiğini varsayarak, deyimler ve atasözleriyle nasıl oynayacağımızı anlatayım.
Adım 1: Önce deyim ve atasözü kavramlarını hatırlayalım. Deyimler, genellikle iki veya daha fazla kelimenin bir araya gelerek kendi anlamından farklı, yeni bir anlam kazandığı kalıplaşmış sözlerdir. Mesela “etekleri zil çalmak” bir deyimdir ve çok sevinmek anlamına gelir. Atasözleri ise uzun gözlem ve deneyimler sonucu oluşmuş, öğüt verici, yol gösterici kalıplaşmış sözlerdir. Örneğin “Ağaç yaşken eğilir.” bir atasözüdür.
Adım 2: Sessiz sinema oyununda amacımız, seçtiğimiz bir deyimi veya atasözünü konuşmadan, sadece vücut hareketlerimizle ve mimiklerimizle canlandırmak. Karşımızdaki arkadaşlarımız da bizim neyi canlandırdığımızı tahmin etmeye çalışacaklar.
Adım 3: Oyunu oynamak için:
- Önce bir grup arkadaşınla bir araya gelin.
- Bir kişi ebe seçilir. Ebe, aklından bir deyim veya atasözü tutar. Örneğin, “Gözünden düşmek” deyimini tuttu diyelim.
- Ebe, bu deyimi veya atasözünü konuşmadan, hareketlerle anlatmaya başlar. “Gözünden düşmek” için belki bir şeyi gözünden düşürüyormuş gibi yapabilir, sonra üzgün bir ifade takınabilir.
- Diğer arkadaşların da ebeyi dikkatlice izler ve ne anlatmaya çalıştığını tahmin etmeye çalışır. Doğru tahmini yapan bir sonraki ebe olur.
Bu oyun sayesinde hem deyimlerin ve atasözlerinin anlamlarını daha iyi pekiştirirsiniz hem de çok eğlenirsiniz. Aynı zamanda yaratıcılığınızı da kullanmış olursunuz.
Sonuç:
Bu etkinlikte amaç, Türkçemizin zenginliğini oluşturan deyimler ve atasözlerini eğlenceli bir oyunla öğrenmek, anlamlarını canlandırarak pekiştirmek ve arkadaşlarınla keyifli vakit geçirmektir. Unutma, en önemli şey konuşmadan anlatmak!
4. Karagöz ve Hacivat hakkında neler biliyorsunuz?
Ah, Karagöz ve Hacivat! Onlar bizim milli kültürümüzün en önemli, en sevilen karakterlerinden ikisi! Resimdeki sahne de zaten bir Karagöz ve Hacivat gölge oyunu sahnesi. Hadi bakalım, onlar hakkında neler biliyoruz, bir hatırlayalım.
Adım 1: Karagöz ve Hacivat, Türk gölge oyunu geleneğinin başkahramanlarıdır. Yani onların oyunları, bir perdenin arkasından ışık yardımıyla oynatılan deriden yapılmış figürlerle canlandırılır. Seyirciler sadece figürlerin gölgelerini görürler. Bu oyunları oynatan kişiye hayali veya hayalbaz denir.
Adım 2: Bu iki karakterin özellikleri şunlardır:
- Karagöz: Genellikle halktan biridir, okumamış, eğitim almamış ama pratik zekalı ve dobra (içinden geleni söyleyen) bir tiptir. Çoğu zaman Hacivat’ın söylediklerini yanlış anlar veya tersini anlar. Bu yanlış anlamalar da oyunun en komik yerlerini oluşturur. Geleneksel kıyafetiyle, iri gözleriyle hemen tanınır. Yukarıdaki metinde Hacivat’ın “bahşiş” demesine “bahşiş dağıtılan yere” gitmek istemesi veya “sopa” demesine “sopayı” anlaması gibi durumlar Karagöz’ün bu özelliğini çok güzel gösteriyor, değil mi?
- Hacivat: Karagöz’e göre daha eğitimli, nazik, kültürlü ve bilgili bir tiptir. Genellikle süslü, ağdalı (karmaşık) bir dille konuşur ve Karagöz’e akıl vermeye, onu yönlendirmeye çalışır. Ama Karagöz onu hep yanlış anladığı için Hacivat’ın çabaları çoğu zaman boşa gider.
Adım 3: Karagöz ve Hacivat oyunlarının genel özellikleri ise şöyledir:
- Oyunlar genellikle komedi türündedir.
- Yanlış anlamalar (söz oyunları), tekerlemeler ve karşılıklı atışmalar oyunların temelini oluşturur.
- Toplumdaki farklı insan tipleri, olaylar ve sorunlar bu oyunlarda mizahi bir dille eleştirilir.
- Bu oyunlar, Osmanlı döneminden günümüze kadar ulaşmış, çok eski ve değerli bir kültür mirasımızdır. UNESCO tarafından da korunması gereken somut olmayan kültürel miras olarak kabul edilmiştir.
Sonuç:
Karagöz ve Hacivat, Türk gölge oyununun iki ana karakteridir. Karagöz, halktan, okumamış, dobra ve yanlış anlamalarıyla güldüren bir tiplemeyken; Hacivat, daha eğitimli, nazik ve bilgili bir karakterdir. Onların oyunları, söz oyunları, yanlış anlamalar ve mizahi eleştirilerle dolu, milli kültürümüzün önemli bir parçası olan geleneksel bir seyirlik sanattır.
5. Nezaket nedir? Nazik insan nasıl olur?
Çok güzel ve önemli bir soru! Nezaket, günlük hayatımızda çok ihtiyacımız olan bir davranış biçimidir. Hadi birlikte nezaketin ne olduğunu ve nazik bir insanın nasıl davrandığını öğrenelim.
Adım 1: Nezaket nedir?
Nezaket, başkalarına karşı saygılı, düşünceli ve kibar davranmaktır. Yani konuşmalarımızda, hareketlerimizde, hal ve tavırlarımızda karşımızdaki insanı incitmemeye, ona değer verdiğimizi göstermeye özen göstermektir. Nezaket, aslında bir incelik ve güzelliktir. İnsan ilişkilerini güzelleştiren, kolaylaştıran bir sihir gibidir.
Adım 2: Nazik insan nasıl olur?
Nazik bir insan olmak için aslında çok büyük şeyler yapmaya gerek yok. Küçük ama etkili davranışlarla nazik olabiliriz:
-
Kibar sözler kullanır:
- “Lütfen”, “teşekkür ederim”, “rica ederim”, “affedersiniz” gibi sihirli sözcükleri sıkça kullanır.
- Başkalarına hitap ederken “siz” diye hitap etmeye özen gösterir.
-
Dinlemeyi bilir:
- Başkaları konuşurken sözünü kesmez, dikkatle dinler.
- Sırasını bekler, kimseyi atlamaz.
-
Yardımseverdir:
- İhtiyacı olanlara yardım etmeye çalışır.
- Özellikle yaşlılara, çocuklara veya engellilere karşı daha dikkatli ve yardımcı olur.
-
Saygılıdır:
- Başkalarının fikirlerine, düşüncelerine ve farklılıklarına saygı duyar.
- Kimseyi küçük görmez, alay etmez.
- Ortak kullanım alanlarında (okulda, otobüste vb.) kurallara uyar, başkalarını rahatsız etmez.
-
Gülümser ve selam verir:
- Tanıdıklarına veya tanımadıklarına güler yüzle selam verir.
- Göz teması kurarak konuşur.
-
Özür dilemeyi bilir:
- Yanlış bir şey yaptığında veya birini incittiğinde “özür dilerim” demeyi ihmal etmez.
Sonuç:
Nezaket, başkalarına karşı saygılı, düşünceli ve kibar olmaktır. Nazik bir insan ise kibar sözler kullanır, başkalarını dinler, yardımseverdir, saygılıdır, gülümser, selam verir ve hata yaptığında özür dilemeyi bilir. Bu davranışlar, hem bizim hem de çevremizdeki insanların hayatını daha güzel ve yaşanılır hale getirir.