6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 13
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle, okuduğumuz “İbiş ile Memiş” metniyle ilgili soruları hep birlikte, adım adım çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuz metni iyi anlamak, sorulara doğru cevaplar vermenin ilk adımıdır. Şimdi gelin, sorularımıza geçelim!
4. Etkinlik
1. İbiş ile Memiş babalarının ölümünden sonra sorumlulukları nasıl paylaşmışlar?
Sevgili çocuklar, metni dikkatlice okuduğumuzda, babaları ölmeden önce onları yanına çağırıyor ve onlara bir vasiyet bırakıyor. Babanın vasiyeti, annelerine bakmaları, tarlaları sürüp ekmeleri, hayvanlara bakmaları ve kardeş kardeş geçinerek baba ocağını yaşatmaları yönünde. Ancak daha sonra metinde, bu sorumlulukları nasıl paylaştıkları şöyle anlatılıyor:
- Küçük kardeş Memiş, ağabeyi İbiş’e “Ağabey, demiş, sen tarlaları ek. Ben davar güdeceğim.” diye bir teklifte bulunuyor.
- Ağabey İbiş de bu teklifi kabul ediyor.
Yani sorumlulukları şöyle paylaşmışlar:
- İbiş: Tarlaları ekme işini üstlenmiş.
- Memiş: Hayvanları gütme (çobanlık yapma) işini üstlenmiş.
Annelerine bakma ve kardeş kardeş geçinme sorumluluğu ise ikisinin ortak görevi olarak kalmış.
2. Memiş, çoban arkadaşının dedikleri üzerine kendi kendine neler söylemiş?
Hatırlayın çocuklar, Memiş hayvanları otlatırken civar köylerden bir çobanla arkadaş olmuştu. Bu çoban Memiş’e hayvanları satıp buralardan gitmeyi teklif etmişti. Memiş bu teklif üzerine kendi kendine şunları söylemişti:
“Köyde kalıp da ne yapacağım? Koyunları satar, paraları yerim. Annemden bana ne? Ağabeyim düşünsün. Sonra da bir iş bulur çalışırım.”
Gördüğünüz gibi, Memiş maalesef çoban arkadaşının kötü etkisine kapılarak bencilce düşünceler beslemiş.
3. Memiş ile çoban arasındaki arkadaşlığı nasıl açıklarsınız?
Metinde okuduğumuz kadarıyla, çoban Memiş’i ailesine ve sorumluluklarına karşı gelmeye, hatta hayvanları satıp kaçmaya ikna ediyor. Bu durum, çobanın Memiş üzerinde kötü bir etki bıraktığını gösteriyor.
Bu arkadaşlığı şöyle açıklayabiliriz:
Bu, iyi niyetli olmayan, Memiş’i kötü yola sürükleyen, onu ailesine ve sorumluluklarına karşı bencilce davranmaya iten bir arkadaşlıktır. Çoban, Memiş’in zaaflarından faydalanarak onu yanlış kararlar almaya yönlendirmiş. Gerçek dostlar birbirlerini iyiliğe teşvik eder, kötülükten uzak tutar, değil mi?
4. Kardeşi Memiş’in ansızın çekip gitmesi üzerine İbiş ve annesi çok zor durumda kalmışlar. İbiş ne hissetmiş olabilir? Böyle bir durumda siz ne hissederdiniz?
Metinde, Memiş’in çobanla birlikte ortadan kaybolduğunu ve İbiş ile annesinin hayvanları da gittiği için geçim sıkıntısı çektiğini okuyoruz. Bu durum İbiş için çok zor olmalıydı.
- İbiş ne hissetmiş olabilir?
İbiş, kardeşinin böyle sorumsuz bir şekilde gitmesiyle büyük bir hayal kırıklığı, üzüntü ve çaresizlik hissetmiş olabilir. Kardeşine karşı belki öfke duymuş, annesinin yaşadığı zorluklar yüzünden endişelenmiş ve ocağına sahip çıkma sorumluluğuyla yüklenmiş hissedebilir. - Böyle bir durumda siz ne hissederdiniz?
Böyle bir durumda ben de İbiş gibi çok üzülür, kardeşimin yaptığına çok kızar ve hayal kırıklığına uğrardım. Ailemin, özellikle de annemin yaşadığı zorluklar karşısında kendimi çaresiz hisseder, belki de kardeşime karşı büyük bir kırgınlık duyardım.
5. Dükkânda içinde yüklü miktar altınla dolu kese bulan İbiş, keseyi götürüp karakola verdi. Eğer keseyi karakola vermeseydi onun hakkında neler düşünürdünüz?
Sevgili öğrencilerim, bu soru metnin devamında yaşanmış bir olayı anlatıyor gibi görünüyor, ancak bize verilen “İbiş ile Memiş” metninde, İbiş’in altın dolu bir kese bulup karakola verdiğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Metin, İbiş ve annesinin zor durumda kalmasıyla sona eriyor. Bu olay metnimizde anlatılmamıştır.
Ancak, sorunun ikinci kısmı genel bir düşünce sorusu olduğu için cevaplayabiliriz:
Eğer İbiş, altın dolu bir keseyi bulup karakola vermeyip kendine saklasaydı, yani dürüst davranmasaydı, onun hakkında şunları düşünürdüm:
- Onun dürüstlüğünden şüphe duyardım.
- Başkasının hakkına göz diken, bencil birisi olduğunu düşünürdüm.
- Metinde gördüğümüz, ailesine karşı sorumlu ve iyi niyetli karakteriyle çelişen bir davranış olurdu.
Neyse ki İbiş, metnin devamında böyle bir durum yaşadıysa bile, dürüst davranmış ve keseyi karakola vermiş.
6. Masalda İbiş; dürüstlüğün, azminin ve vefalı bir evlat olmanın karşılığını altınlar kazanarak aldı. Gerçek hayatta dürüst, azimli insanların kazançları neler olabilir?
Yine bir önceki soruda olduğu gibi, bize verilen metinde İbiş’in dürüstlüğünün ve azminin karşılığını altınlar kazanarak aldığına dair bir bilgi bulunmuyor. Metin, İbiş’in kardeşinin gitmesiyle yaşadığı zorlukları anlatmakla bitiyor. Bu bilgi, muhtemelen masalın devamında yer alan bir sonuçtur.
Ancak sorunun ikinci kısmı, gerçek hayattaki dürüst ve azimli insanların kazançlarını sorması açısından önemli ve genel bir konudur:
Gerçek hayatta dürüst ve azimli insanlar, sadece maddi kazançlar elde etmekle kalmaz, aynı zamanda çok daha değerli şeyler kazanırlar:
- Toplumda saygı ve güven duyulan kişiler olurlar.
- Vicdanları rahat, iç huzurları tam olur.
- İnsanlar onlara inanır ve işlerinde başarılı olmalarına yardımcı olurlar.
- Sağlam ve gerçek dostluklar kurarlar.
- Çevrelerine iyi bir örnek olurlar ve başkalarına ilham verirler.
Yani dürüstlük ve azim, altından çok daha değerli kazançlar sağlar çocuklar.
7. Hz. Ali’nin “Hiç kimsenin hatasını yüzüne vurmayınız.” sözüne metinden bir örnek bulup örneği arkadaşlarınıza okuyunuz.
Bu söz, birinin yaptığı yanlışı veya kusuru doğrudan, kırıcı bir şekilde yüzüne söylememek gerektiğini vurguluyor. Metinde bu söze doğrudan bir örnek bulmak biraz zor çünkü İbiş, Memiş’in hatasını yüzüne vurma fırsatı bile bulamıyor, çünkü Memiş ortadan kayboluyor.
Ancak, babanın ölmeden önce çocuklarına verdiği öğütleri bu sözle ilişkilendirebiliriz:
Babanın, çocuklarına annelerine bakmaları, tarlaları sürmeleri ve kardeş kardeş geçinerek baba ocağını yaşatmaları gerektiğini söylerken, geçmişte yaptıkları bir hatayı yüzlerine vurmak yerine, geleceğe yönelik yapıcı öğütler vermesi, bu sözle bağdaştırılabilir. Baba, kırmadan, incitmeden, sevgiyle yol göstermeyi tercih etmiştir.
8. Masalı gerçek dışı unsurlardan arındırarak yeniden yazınız ve bu yeni hâlini sınıf arkadaşlarınızla paylaşınız.
Masalın başında yer alan “Sopalı bir nine sopayı bize bir vurmaz mı? Kendimizi ta bitpazarında bulduk. Elimize bir eski tüfek geçti. Orada bir aşçıya çırak olduk. (…) Yedik, yedik. Karnımız şişti, şişti. Oradan geçen bir vapura atladık. Masala da başladık.” gibi bölümler, masalın gerçek dışı (fantastik) unsurlarıdır. Bu kısımları çıkarıp masalı daha gerçekçi bir dille yeniden yazabiliriz:
Evvel zaman içinde, yoksul bir köyde İbiş ile Memiş adında iki kardeş yaşarmış. Babaları çok yaşlı ve hastaymış. Bir gün babaları öleceğini anlayınca çocuklarını yanına çağırmış ve onlara son öğütlerini vermiş. “Yavrularım,” demiş, “ben artık bu dünyadan göçüyorum. Anneniz size emanet. Ona iyi bakın. Tarlalarımızı ekip biçin, hayvanlarımıza göz kulak olun ve en önemlisi, kardeş kardeş geçinerek bu baba ocağını ayakta tutun.”
Babanın vefatından sonra İbiş ile Memiş, babalarının vasiyetini yerine getirmek için kolları sıvamışlar. Küçük kardeş Memiş, ağabeyi İbiş’e “Ağabey, sen tarlaları ek, ben de hayvanları güdeyim.” demiş. Ağabey İbiş de bu teklifi kabul etmiş.
İbiş tarlalarda çalışırken, Memiş de koyunları alıp dağlara götürmüş. Bu sırada civar köylerden bir çobanla arkadaş olmuş. Çoban, Memiş’e “Ne akılsız insanlarsınız biz! Niye hep böyle dağlarda dolaşıp duruyoruz? Gel şu hayvanları başka bir köye satıp buralardan gidelim.” demiş.
Memiş bu sözler üzerine düşünmüş ve kendi kendine, “Köyde kalıp ne yapacağım? Koyunları satar, paraları yerim. Annemden bana ne? Ağabeyim düşünsün. Sonra da bir iş bulur çalışırım.” diye karar vermiş.
Birkaç gün sonra çoban ile Memiş ortadan kaybolmuşlar. İbiş ağabey civardaki bütün köylere haber yollamış ise de hiçbir yerde kardeşinin izini bulamamış. İbiş ile annesi, ellerinden davarları gittiği için geçim hususunda büyük bir zorluk çekmeye başlamışlar.
Bu şekilde masalın girişi daha gerçekçi bir hal almış olur.
9. Masalda koyu renkte yazılan cümleden sonra olay örgüsünde bir eksiklik bulunmaktadır. Bu eksiklik neyden kaynaklanmaktadır?
Masalda koyu renkte yazılan cümle, babanın çocuklarına son öğütlerini verdikten sonra söylediği “Haydi, tuttuğunuz kutluğunuz kolay gelsin!” cümlesidir. Bu cümleden sonra olay örgüsünde bir eksiklik olduğu söylenebilir, çünkü:
- Babanın vefatı, cenaze töreni gibi önemli bir olay atlanarak, doğrudan kardeşlerin işe başlamasına geçilmiştir.
Bu eksiklik, masal türünün bir özelliğinden kaynaklanmaktadır. Masallar genellikle olayları hızlı ve öz bir şekilde anlatır, ayrıntılara çok fazla girmezler. Amaç, ana konuya ve verilmek istenen mesaja odaklanmaktır. Bu nedenle, masallarda bu tür geçişler özetlenerek veya doğrudan atlanarak yapılabilir.
5. Etkinlik
“Birçok kişinin değeri, yontulmamış elmaslar gibi içinde saklıdır.”
Juvenalis (Yuvenal)
Bu sözün size çağrıştırdıkları ile ilgili beyin fırtınası yapınız. Daha sonra konu ile ilgili duygu ve düşüncelerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.
Sevgili öğrencilerim, bu söz çok güzel ve düşündürücü bir anlam taşıyor. Juvenalis adında eski bir düşünürün bu sözü, aslında her birimizin içinde keşfedilmeyi bekleyen büyük bir potansiyel olduğunu anlatıyor. Şöyle düşünün:
Bir elmas, toprağın altından ilk çıktığında pırıl pırıl parlamaz, değil mi? Kaba, yontulmamış bir taş gibidir. Ama o taş işlendikçe, yontuldukça, parlatıldıkça gerçek güzelliği ve değeri ortaya çıkar. İşte bu söz de diyor ki, birçok insan da böyledir. İlk bakışta yetenekleri, iyi özellikleri veya ne kadar değerli oldukları hemen anlaşılmayabilir.
Bu söz bana şunları düşündürüyor:
- Herkesin içinde bir cevher, bir yetenek veya iyi bir özellik vardır. Önemli olan bunu fark etmek ve ortaya çıkarmak için çaba göstermektir.
- Tıpkı bir elmasın işlenmesi gibi, biz de kendimizi eğittikçe, yeni şeyler öğrendikçe, yeteneklerimizi geliştirdikçe ve iyi davranışlar sergiledikçe gerçek değerimizi ortaya çıkarırız.
- Bazen kendimizin veya başkalarının değerini hemen anlayamayız. Bu yüzden insanları dış görünüşlerine göre yargılamamalı, onlara bir şans vermeli ve içlerindeki “elması” görmeye çalışmalıyız.
- Öğretmenlerimiz, ailemiz ve arkadaşlarımız da bu elması yontma sürecinde bize yardımcı olan kişilerdir. Onların rehberliğiyle kendimizi daha iyi tanıyabiliriz.
- Zorluklarla karşılaştığımızda bile içimizdeki gücü ve potansiyeli hatırlamalıyız. Metindeki İbiş gibi, dürüstlüğü ve azmi sayesinde içindeki cevheri ortaya çıkarmaya devam etmiştir.
Bu düşüncelerimi arkadaşlarımla paylaşırken, onlara da “Sizce sizin içinizdeki yontulmamış elmas ne olabilir? Hangi yeteneğinizi veya özelliğinizi daha çok parlatmak istersiniz?” diye sorarak keyifli bir sohbet başlatabiliriz.
Umarım bu açıklamalar soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Derslerinizde başarılar dilerim!