6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 227
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimize hoş geldin! Bugün seninle görseldeki soruları adım adım, tane tane çözeceğiz. Hiç merak etme, ben sana her şeyi en anlaşılır şekilde anlatacağım. Hazırsan başlayalım!
2. Aşağıdaki metinlerin türlerini belirleyiniz.
Bu soruda bize dört farklı metin verilmiş ve bu metinlerin hangi türde yazıldığını bulmamız isteniyor. Haydi, her bir metni dikkatlice okuyalım ve özelliklerine bakarak türünü belirleyelim.
a) Çok eskilerde bir çoban yaşarmış. Bir ejderha çobanın sürüsüne musallat olmuş ve her geldiğinde bir koyunu alıp götürüyormuş. Günler sonra azalan sürüsüne üzülen çoban, Allah’a yalvararak ejderi taş etmesini ve buna karşılık kendisinin bir koç kurban edeceğini söyler. Allah duasını kabul eder fakat çoban kurbanını kesmez. Bu nedenle de Allah çobanı ve koyunları taş eder.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu metne baktığımızda hemen dikkatimizi çeken bazı şeyler var: “Çok eskilerde bir çoban yaşarmış” diye başlaması, olağanüstü olaylar (ejderha, Allah’ın insanları ve koyunları taşa çevirmesi gibi) içermesi ve sonunda bir ders vermesi. Çoban verdiği sözü tutmadığı için cezalandırılıyor. Bu özellikler bize bu metnin bir masal olduğunu gösteriyor. Masallar genellikle hayali kahramanların başından geçen olağanüstü olayları anlatır ve eğitici, öğretici yönleri vardır.
Sonuç: Masal
b) Denizli’ye gitmeden önce Denizli’yle ilgili tek bildiğim Pamukkale Travertenleri’ydi. Gezi çok kısa sürer sanmıştım. Meğerse Denizli’nin pek çok yeri varmış. Denizli’ye vardığımızda kalacağımız yurda geçtik, eşyalarımızı dizip yemekhaneye gittik. Yemeğimizi yedikten sonra bizi serbest bıraktılar. Ben de şehre gelmişken gezeyim dedim. Şehrin en dikkat çekici yanı bütün binaların bakımlı ve çevrenin temiz olmasıydı.
Çözüm:
Bu metinde yazar, Denizli’ye yaptığı bir seyahati, bu seyahat öncesindeki düşüncelerini, orada yaşadıklarını ve gördüğü yerleri anlatıyor. Gözlemlerini ve izlenimlerini bizimle paylaşıyor. Bir yazarın gittiği, görüp beğendiği yerleri okuyucuya tanıtmak amacıyla kaleme aldığı yazılara gezi yazısı denir. Tıpkı bu metinde olduğu gibi.
Sonuç: Gezi Yazısı
c) Cumhuriyet’in dokuzuncu kuruluş yılında ilkokul öğretmenimden öğrendiğim “Artık Savaş Bitti Ey Şen Arkadaş” marşının, Verdi’nin Süveyş Kanalı ile Kahire Operası’nın açılışı için bestelediği Aida Operası’nın ezgisi olduğunu öğrendiğimde şaşırıp kalmıştım. Genç bir ilkokul öğretmeni, tek bir opera veya konservatuvar bulunmayan ülkede bu ezgiyi nereden, nasıl öğrenmiş olabilirdi?
Çözüm:
Burada yazar, geçmişte yaşadığı, kendisinde iz bırakmış bir olayı anlatıyor. İlkokul öğretmeninden öğrendiği bir marşın aslında ünlü bir operanın ezgisi olduğunu yıllar sonra öğrenmesi ve buna şaşırması, onun için önemli bir hatıra. Yazarın geçmişte yaşadığı, tanık olduğu olayları veya durumları anlattığı yazılara anı denir.
Sonuç: Anı
d)
13 Haziran 2018
Sevgili Dostum,
Uzun yıllardır verdiğim çabanın sonuçlarını almaya başladım. Mutluluğumu tarif edemiyorum. Bir bilimsel malzeme şirketi geliştirmiş olduğum doğal liflerle ilgilenmeye başladı. Artık çalışmalarımı onların desteği ile daha da ilerletebileceğim.
Senin de desteğini bekliyorum.
Sevgilerimle
Ahmet AKGÜL
Çözüm:
Bu metne baktığımızda hemen göze çarpan şeyler var: bir tarih (“13 Haziran 2018”), bir hitap (“Sevgili Dostum,”), bir konu (yazarın çalışmalarındaki gelişmeleri anlatması ve destek istemesi) ve bir imza (“Ahmet AKGÜL”). Bu özelliklerin hepsi, bu metnin bir kişiden başka bir kişiye yazılmış bir mektup olduğunu gösterir.
Sonuç: Mektup
3. Aşağıdaki dizelerde geçen zamirleri bulunuz. Aşağıdaki kutuya yazınız.
Şimdi de zamirleri bulma zamanı! Zamirler, isimlerin yerine geçebilen kelimelerdir sevgili öğrencim. “Ben, sen, o, biz, siz, onlar” gibi şahıs zamirleri olabileceği gibi, “bu, şu, o” gibi işaret zamirleri veya “kim, ne, nerede” gibi soru zamirleri de olabilir. Bazen de “bir, çoğu, hepsi” gibi belirsiz zamirler karşımıza çıkar. Haydi, dizeleri tek tek inceleyelim.
Çözüm:
-
“Her şey akar. Su, tarih, yıldız, insan ve fikir…”
Burada “şey” kelimesi, ne olduğu tam olarak belli olmayan, belirsiz bir varlığın yerine geçtiği için bir belgisiz zamirdir. -
“Oluklar çift, birinden nur akar birinden kir.”
Bu dizede “birinden” kelimesi, “iki oluktan bir tanesi” anlamında, hangi oluk olduğu tam belli olmadığı için belgisiz zamirdir. İki yerde de geçiyor. -
“O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak.”
İlk “O”, bir varlığın yerine geçmiş, onu işaret ediyor. Bu yüzden işaret zamiridir. “Benim” ise “ben” şahıs zamirinin iyelik eki almış halidir, yani bir şahıs zamiridir. -
“O benimdir, o benim milletimindir ancak.”
Buradaki ilk “O” da yine bir varlığın yerine geçmiş, bir şeyi işaret ediyor, bu yüzden işaret zamiridir. “Benimdir” kelimesi “ben” şahıs zamirinin iyelik ve ek-fiil almış halidir, zamirin kendisi “ben”dir, yani şahıs zamiridir. İkinci “o” da yine işaret zamiridir. İkinci “benim” de yine şahıs zamiridir. -
“Orda, bir köy var uzakta.”
“Orda” kelimesi, bir yerin adının yerine geçmiş, o yeri işaret ediyor. Bu yüzden işaret zamiridir (yer-yön zamiri de denir). -
“O köy bizim köyümüzdür.”
Burada “O” kelimesi “köy” ismini belirttiği için zamir değil, işaret sıfatıdır, bu yüzden onu almıyoruz. Ama “bizim” kelimesi, “biz” şahıs zamirinin iyelik eki almış hali olduğu için bir şahıs zamiridir.
Şimdi bulduğumuz tüm zamirleri listeleyelim:
- şey
- biri (birinden kelimesindeki “biri” kökü)
- O (işaret zamiri olan “o”lar)
- benim (şahıs zamiri olan “ben” kökü)
- orda
- bizim (şahıs zamiri olan “biz” kökü)
Sonuç:
Zamirler:
- şey
- biri
- O
- benim
- orda
- bizim
Aferin sana, bütün soruları doğru bir şekilde çözdük! Umarım zamirleri ve metin türlerini daha iyi anlamışsındır. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere!