6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 169
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 6. sınıf Türkçe öğretmenin. Sana gönderdiğin soruları şimdi birlikte adım adım, güzelce inceleyelim ve çözelim. Hiç merak etme, hepsini sana en anlaşılır şekilde açıklayacağım. Hazır mısın? Başlayalım!
1. Dans etmeyi kim sevmez ki? Dans, insanlık sanatı kadar eski bir sanattır. Dans, birçok kültürde önemli bir yere sahiptir çünkü kimi zaman insanlar kendilerini dansla ifade etmişlerdir. Bunu çok eski dönemlerde yaşamış uygarlıkların duvar resimlerinden ve dans sahnelerini anlatan eski yazılarından anlıyoruz.
Bu parçaya konulacak en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
- A) Yazı ve Dans
- B) Dansın İnsan Hayatındaki Önemi
- C) Dans ve Uygarlık
- D) Dansın Tarih İçindeki Gelişimi
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bir parçanın başlığını bulurken, o parçanın bize ne anlatmak istediğini, yani ana fikrini düşünmeliyiz. Başlık, parçanın tamamını en iyi şekilde özetlemeli.
Adım 1: Parçayı dikkatlice okuyalım ve anahtar kelimelerin altını çizelim.
Dans etmeyi kim sevmez ki? Dans, insanlık sanatı kadar eski bir sanattır. Dans, birçok kültürde önemli bir yere sahiptir çünkü kimi zaman insanlar kendilerini dansla ifade etmişlerdir. Bunu çok eski dönemlerde yaşamış uygarlıkların duvar resimlerinden ve dans sahnelerini anlatan eski yazılarından anlıyoruz.
Adım 2: Çizdiğimiz anahtar kelimelere bakalım: “Dans”, “insanlık sanatı kadar eski”, “birçok kültürde önemli”, “kendilerini dansla ifade etmişler”, “uygarlıklar”, “eski yazılar”. Bu kelimeler bize dansın sadece bir hareket olmadığını, aynı zamanda insanların kendilerini ifade etme biçimi olduğunu, çok eski zamanlardan beri var olduğunu ve insanlık için her zaman önemli olduğunu anlatıyor.
Adım 3: Şimdi seçenekleri inceleyelim:
- A) Yazı ve Dans: Parçanın sonunda yazıdan bahsediliyor ama dansla yazının ilişkisi ana konu değil. Dansın genel öneminden bahsediyor. Bu başlık çok dar kalır.
- B) Dansın İnsan Hayatındaki Önemi: Bu başlık, dansın insanlar için ne kadar eski, ne kadar önemli olduğunu, kendilerini ifade etme aracı olduğunu ve farklı uygarlıklarda yer bulduğunu çok güzel özetliyor. Dansın insanla olan bağını ve değerini vurguluyor.
- C) Dans ve Uygarlık: Evet, uygarlıklardan bahsediliyor ama sadece uygarlıklar değil, dansın genel olarak “insan hayatındaki yeri ve önemi” daha geniş bir kavram. Bu başlık da biraz dar kalabilir.
- D) Dansın Tarih İçindeki Gelişimi: Parçada dansın nasıl *geliştiği*, yani zamanla nasıl değiştiği ve farklılaştığı anlatılmıyor. Sadece çok eski zamanlardan beri var olduğu ve önemli olduğu söyleniyor. Bu başlık da uygun değil.
Adım 4: En uygun başlığı seçelim. Parça, dansın insanlık tarihi boyunca bir ifade aracı olarak varlığını ve bu yönüyle ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Bu yüzden
B) Dansın İnsan Hayatındaki Önemi başlığı, parçayı en iyi özetleyen başlık olacaktır.
Sonuç: B) Dansın İnsan Hayatındaki Önemi
—
2. (I) Mimarlık, en basit tanımıyla “Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatıdır.” (II) Tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir. (III) İnsan, mimari yapılarda sağlamlık, işlevsellik, kullanışlılık ve güzelliğin peşinden koşmuştur. (IV) Yani insan, her zaman düşüncelerini yapılarına yansıtmıştır.
Bu parçanın ana düşüncesi numaralandırılmış cümlelerin hangisinde verilmiştir?
- A) I
- B) II
- C) III
- D) IV
Çözüm:
Sevgili öğrencim, ana düşünce, yazarın bize bu metinle asıl olarak ne anlatmak istediğidir. Genellikle bir metindeki en kapsayıcı, en genel yargı ana düşünceyi taşır.
Adım 1: Her cümleyi tek tek inceleyelim:
- (I) “Mimarlık, en basit tanımıyla ‘Belirli ölçü ve kurallara göre yapılar yapma sanatıdır.'” Bu cümle, mimarlığın ne olduğunu tanımlıyor. Bu bir tanım cümlesi, ana düşünce değil.
- (II) “Tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir.” Bu cümle, mimarlığın ne kadar eski bir geçmişe sahip olduğunu söylüyor. Bu da bir bilgi, ama parçanın asıl vermek istediği mesaj değil.
- (III) “İnsan, mimari yapılarda sağlamlık, işlevsellik, kullanışlılık ve güzelliğin peşinden koşmuştur.” Bu cümle, insanların mimaride neler aradığını, neleri amaçladığını anlatıyor. Bu önemli bir bilgi ama henüz en genel yargı değil.
- (IV) “Yani insan, her zaman düşüncelerini yapılarına yansıtmıştır.” Bu cümlede geçen “Yani” kelimesi çok önemli. Bu kelime, daha önce söylenenlerin bir özeti, bir sonucu veya daha genel bir ifadesi olduğunu gösterir. İnsanların sağlamlık, işlevsellik, kullanışlılık ve güzellik peşinde koşması, aslında onların düşüncelerini, yaşam biçimlerini, değerlerini yapılara yansıttığı anlamına gelir. Bu cümle, önceki cümleleri de kapsayan, mimarlık ve insan arasındaki ilişkiyi en genel şekilde ifade eden cümledir.
Adım 2: Ana düşünceyi bulalım. Parçanın genelinde mimarlığın sadece yapı yapmak değil, aynı zamanda insanın kendini ifade etme biçimi olduğu vurgulanıyor. (IV) numaralı cümle, bu ifade biçimini ve insanın mimariye kattığı anlamı en iyi özetliyor. Diğer cümleler, bu ana düşünceyi destekleyen veya açıklayan detaylardır.
Sonuç: D) IV
—
3. Aşağıdakilerden hangisinde “bilmek” kelimesinin anlamıyla kullanımı birbirine uymamaktadır?
| Anlam | Kullanım |
| A) Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak | Bunu bilmek, onun içini rahatlattı. |
| B) Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak | Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz. |
| C) Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek | Halı dokumayı çocukluğumdan beri bilirim. |
| D) Sorumlu tutmak | Sanat hakkında pek bir şey bilmiyor. |
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda “bilmek” kelimesinin farklı anlamlarını ve bu anlamlara uygun kullanılıp kullanılmadığını bulacağız. Uymayan seçeneği işaretlemeliyiz.
Adım 1: Her seçenekteki “anlam” ve “kullanım”ı karşılaştıralım:
- A)
Anlam: Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak
Kullanım: Bunu bilmek, onun içini rahatlattı.
Burada bir şeyi “öğrenmiş olmak” ya da “anlamış olmak” kişinin rahatlamasına neden olur. Anlam ve kullanım birbiriyle uyumlu.
- B)
Anlam: Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak
Kullanım: Yani kısacası bu mükemmel dilimizi kimse bilmez, okumaz.
Bir dili “bilmek”, o dilde yeterli olmak, o dili kullanabilmek anlamına gelir. “Kimse bilmez” ifadesi de kimsenin o dilde yeterli olmadığını veya onu öğrenmediğini anlatır. Anlam ve kullanım birbiriyle uyumlu.
- C)
Anlam: Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek
Kullanım: Halı dokumayı çocukluğumdan beri bilirim.
“Halı dokumayı bilirim” demek, o işi yapmaya alışkın olduğun, o işin elinden geldiği anlamına gelir. Anlam ve kullanım birbiriyle uyumlu.
- D)
Anlam: Sorumlu tutmak
Kullanım: Sanat hakkında pek bir şey bilmiyor.
Buradaki “bilmiyor” kelimesi, “bilgi sahibi değil” veya “haberi yok” anlamında kullanılmış. Oysa verilen anlam “sorumlu tutmak” yani birini bir şeyden dolayı suçlamak, mesul görmek demektir. Bu iki anlam birbirinden tamamen farklıdır. Dolayısıyla anlam ve kullanım birbiriyle uyuşmuyor.
Adım 2: Uyumsuz seçeneği belirleyelim. D seçeneğindeki “bilmek” kelimesinin verilen anlamı ile cümledeki kullanımı tamamen farklıdır. Bu yüzden doğru cevap D seçeneğidir.
Sonuç: D) Sorumlu tutmak / Sanat hakkında pek bir şey bilmiyor.
—
4. Aşağıdakilerden hangisi sanat dallarından biri değildir?
- A) Müzik
- B) Tiyatro
- C) Öykü
- D) Resim
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu soruda bize verilen seçeneklerden hangisinin bir sanat dalı olmadığını bulmamız isteniyor.
Adım 1: Seçenekleri inceleyelim ve hangilerinin sanat dalı olduğunu düşünelim:
- A) Müzik: Sesleri kullanarak duygu ve düşünceleri ifade etme sanatıdır. Kesinlikle bir sanat dalıdır.
- B) Tiyatro: Sahne üzerinde canlandırma yoluyla hikâyeler anlatan, görsel ve işitsel bir sanat dalıdır. Kesinlikle bir sanat dalıdır.
- C) Öykü: Edebiyatın bir türüdür. Edebiyat (yazın) başlı başına bir sanat dalıdır ve öykü de edebiyatın bir alt dalı, bir türüdür. Ama burada sorulan “sanat dallarından biri değildir” ifadesi, öykünün doğrudan “müzik” veya “resim” gibi ana bir sanat dalı olup olmadığını sorgulatıyor olabilir. Öykü, “edebiyat” sanat dalının içinde yer alan bir *türdür*.
- D) Resim: Görsel sanatların önemli bir dalıdır. Renkleri, çizgileri ve şekilleri kullanarak duygu ve düşünceleri ifade etme sanatıdır. Kesinlikle bir sanat dalıdır.
Adım 2: Şimdi dikkatli düşünelim. Müzik, tiyatro ve resim, doğrudan “sanat dalı” olarak kabul edilir. Öykü ise “edebiyat” sanat dalının bir türüdür. Yani “edebiyat” bir sanat dalıdır, “roman”, “şiir”, “öykü” gibi şeyler ise edebiyatın içindeki türlerdir. Bu ayrım bazen kafamızı karıştırabilir ama genel kabul gören sınıflandırmada öykü, bir sanat dalının (edebiyatın) içindeki bir türdür, kendisi başlı başına ayrı bir ana sanat dalı olarak listelenmez.
Sonuç: C) Öykü
—
5. Aşağıdakilerden hangisi sanat değeri taşımaz?
- A) Roman
- B) Sözlük
- C) Şiir
- D) Masal
Çözüm:
Sevgili öğrencim, “sanat değeri taşımak” demek, bir eserin estetik bir amacı olması, güzellik, duygu, düşünce gibi unsurları sanatsal bir dille ifade etmesi demektir.
Adım 1: Seçenekleri tek tek inceleyelim:
- A) Roman: Edebiyatın en önemli türlerinden biridir. İçinde karakterler, olay örgüsü, anlatım güzelliği, duygu ve düşünce derinliği barındırır. Sanatsal bir anlatıma sahiptir. Kesinlikle sanat değeri taşır.
- B) Sözlük: Kelimelerin anlamlarını, yazılışlarını, kökenlerini açıklayan bir kitaptır. Amacı bilgi vermektir, estetik bir kaygısı veya sanatsal bir anlatımı yoktur. İşlevsel bir araçtır. Sanat değeri taşımaz.
- C) Şiir: Duygu, düşünce ve hayalleri ahenkli bir dille, imgelerle ve ritimle ifade eden bir edebiyat türüdür. Sanatsal anlatımın en yoğun olduğu dallardan biridir. Kesinlikle sanat değeri taşır.
- D) Masal: Genellikle hayal ürünü olayları anlatan, ders verme amacı da güden anlatılardır. Anlatımında sanatsal bir dil, özgün karakterler ve olaylar bulunur. Sanat değeri taşır.
Adım 2: Sanat değeri taşımayan seçeneği bulalım. Roman, şiir ve masal, edebiyatın birer türü olarak sanatsal bir amaçla yazılırlar ve estetik değer taşırlar. Sözlük ise bilgi verme amacı güden, işlevsel bir kitaptır ve sanatsal bir değeri yoktur.
Sonuç: B) Sözlük