6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 158
Merhaba sevgili 6. sınıf öğrencim! Bugün seninle çok güzel bir Türkçe etkinliği yapacağız. Sana gönderdiğim görseldeki soruları adım adım, hiç acele etmeden beraber çözeceğiz. Unutma, önemli olan doğru cevapları bulurken konuyu anlamak ve öğrenmek. Hazırsan başlayalım!
3. Etkinlik
Metni aşağıda verilen bağlaçlarla tamamlayınız.
Şimdi bu etkinliği çözmek için metni dikkatlice okumamız ve boşluklara hangi bağlacın (çünkü, bununla beraber, ve, ancak, bile) en uygun olduğunu bulmamız gerekiyor. Bağlaçlar, cümleleri veya kelimeleri birbirine bağlayan, aralarında anlam ilişkisi kuran sözcüklerdir.
Adım 1: İlk boşluğu bulalım.
Sanat, insanlara doğada olanı yeniden yorumlama …………………… yaratma gücü verir.
Burada “yeniden yorumlama” ve “yaratma gücü verme” olmak üzere iki farklı durumu birbirine bağlıyoruz. İkisi de sanatın insanlara verdiği şeyler. Böyle iki şeyi birbirine bağlamak için en uygun bağlaç “ve”dir.
Sonuç: Sanat, insanlara doğada olanı yeniden yorumlama ve yaratma gücü verir.
Adım 2: İkinci boşluğu bulalım.
…………………… sanatsal ürünler, gerçeklerin bire bir kopyası olmazlar.
Bir önceki cümlede sanatın ne olduğunu tanımladık. Şimdi ise sanatsal ürünlerin bir özelliğinden bahsediyoruz. Bu yeni bilgiyi önceki bilgiye eklerken ya da onunla birlikte düşünürken “bununla beraber” bağlacını kullanabiliriz.
Sonuç: Bununla beraber sanatsal ürünler, gerçeklerin bire bir kopyası olmazlar.
Adım 3: Üçüncü boşluğu bulalım.
Örneğin resim çizme yeteneği olan birini düşünün. Sadece bu yeteneğe sahip olmak …………………… onu sanatçı yapmaya yetmez.
Burada yeteneğin tek başına yeterli olmadığını vurguluyoruz. Yani, “bu kadar önemli bir şey bile (yetenek) yeterli değil” anlamını katmak istiyoruz. Bu durumda “bile” bağlacı çok güzel uyar. Sanki bir şeyi küçümsüyor, eksik olduğunu söylüyor gibi.
Sonuç: Sadece bu yeteneğe sahip olmak bile onu sanatçı yapmaya yetmez.
Adım 4: Dördüncü boşluğu bulalım.
Sanatçı, sürekli yeni şeyler üretmelidir. …………………… eserinin diğer tüm eserlerden farklı olmasını sağlamak zorundadır.
Burada “sürekli yeni şeyler üretme” eyleminin nedenini açıklıyoruz. Neden yeni şeyler üretmeli? Çünkü farklı olmalı. Bir şeyin nedenini açıklarken hangi bağlacı kullanıyorduk? Evet, doğru bildin, “çünkü”!
Sonuç: Sanatçı, sürekli yeni şeyler üretmelidir. Çünkü eserinin diğer tüm eserlerden farklı olmasını sağlamak zorundadır.
Tüm metin boşluklar doldurulmuş haliyle:
Sanat, insanlara doğada olanı yeniden yorumlama ve yaratma gücü verir. Bununla beraber sanatsal ürünler, gerçeklerin bire bir kopyası olmazlar. Sanatçılar diğer insanlardan farklı olarak var olanı olduğu gibi değil, bambaşka bir şekilde yansıtır. Örneğin resim çizme yeteneği olan birini düşünün. Sadece bu yeteneğe sahip olmak bile onu sanatçı yapmaya yetmez. Sanatçı, sürekli yeni şeyler üretmelidir. Çünkü eserinin diğer tüm eserlerden farklı olmasını sağlamak zorundadır. Eğer bir sanatçının eseri diğer sanatçıların eserlerinden ayrılabiliyorsa o sanatçı gerçek bir sanatçıdır.
Harika! 3. etkinliği tamamladık. Şimdi 4. etkinliğe geçelim.
4. Etkinlik
Bu etkinlik iki bölümden oluşuyor: önce “Efemera” kavramını anlayacağız, sonra da fotoğraflardaki meslek grubunu tanıyıp eski ve yeni şartları karşılaştıracağız.
Adım 1: “Efemera” kavramını anlayalım.
Metinde “Efemera” tanımı yapılmış. Diyor ki:
Efemera: 1. Biletler, posterler ve tebrik kartları gibi kısa süreli kullanımlar için üretilen basılı veya yazılı parçalar. 2. Bir koleksiyoncunun topladıkları dışında uzun süreli niteliği taşımayan basılı şey.
Yani efemera, aslında günlük hayatta kullanıp attığımız, çok da önemsemediğimiz küçük basılı kağıtlar demek. Mesela eski bir sinema bileti, bir konser afişi, doğum günü kartları gibi.
Değeri geç fark edilse de bu belge türü, geçmişle bağ kurulmasında, olayların çözümünde ve tarihin daha ayrıntılı olarak yeniden inşasında vazgeçilmez kaynaklar arasına girmiştir. Dönemin dili, söylemleri, estetik anlayışı, sanatsal özellikleri, siyasi ve ekonomik yapısı, inanışı gibi pek çok bilgiye efemera vasıtasıyla ulaşılabilmektedir.
Metnin bu kısmı da bize efemeraların neden önemli olduğunu anlatıyor. Bu küçücük kağıtlar, aslında geçmiş zamanlara ait çok değerli bilgiler saklıyor. O dönemin insanları nasıl konuşuyordu, neleri seviyorlardı, sanata bakış açıları neydi, hatta siyasi durumları nasıldı gibi birçok şeyi bu efemeralara bakarak öğrenebiliyoruz. Yani bir nevi zaman makinesi gibi, bizi geçmişe götürüyorlar.
Adım 2: Resimdeki meslek grubunu tanıyalım.
Resimlerin altında “Aşağıda ‘tulumbacı ocağına’ ait fotoğraflar bulunmaktadır. Bu resimdeki meslek grubunun günümüzdeki adını öğreniniz.” yazıyor.
Fotoğraflara baktığımızda, bir grup insanın omuzlarında uzun, kalın bir hortum taşıdığını, diğer fotoğrafta ise bir pompayı el gücüyle çalıştırdıklarını görüyoruz. Üzerlerinde özel bir kıyafet yok, ama hepsi birlikte bir iş yapıyorlar. “Tulumbacı” kelimesi sana neyi hatırlatıyor? Belki de büyüklerinden duymuşsundur.
Evet, doğru tahmin! “Tulumbacı”, eski zamanlarda yangınları söndüren kişilere verilen isimdi. Yani günümüzdeki adıyla itfaiyeci demek. “Tulumbacı ocağı” da itfaiyenin eski adı, yangın söndürme teşkilatı anlamına geliyor.
Meslek grubunun günümüzdeki adı: İtfaiyeciler
Adım 3: Günümüzdeki şartlar ile eski şartları karşılaştıralım.
Şimdi fotoğraflardaki eski itfaiyecilik şartlarıyla günümüzdeki itfaiyeciliği karşılaştıralım. Bakalım neler değişmiş, neler aynı kalmış?
-
İnsan Gücü ve Teknoloji:
- Eski şartlar: Fotoğraflarda görüyorsun, tulumbacılar her şeyi kendi güçleriyle yapıyorlar. Hortumları omuzlarında taşıyorlar, pompaları kol gücüyle çalıştırıyorlar. Yani tamamen insan gücüne dayalı bir sistem var.
- Günümüzdeki şartlar: Şimdiki itfaiyeciler ise son teknoloji ürünleri kullanıyor. Kocaman itfaiye kamyonları, güçlü motorlu pompalar, uzayan merdivenler, hatta insansız hava araçları (drone) gibi aletler sayesinde çok daha hızlı ve etkili çalışıyorlar. İnsan gücünden çok, aklın ve teknolojinin gücünü kullanıyorlar.
-
Hız ve Müdahale:
- Eski şartlar: Tulumbacılar, yangın yerine koşarak veya atlarla çekilen arabalarla giderlerdi. Bu da yangına müdahale süresini uzatırdı.
- Günümüzdeki şartlar: Modern itfaiye araçları sirenlerini çalarak çok hızlı bir şekilde olay yerine ulaşır. Bu hız, can ve mal kaybını en aza indirmek için çok önemlidir.
-
Güvenlik ve Ekipman:
- Eski şartlar: Fotoğraftaki tulumbacıların üzerinde özel bir kıyafet yok. Muhtemelen normal giysileriyle yangın söndürüyorlardı. Bu da onları dumana, ateşe ve diğer tehlikelere karşı savunmasız bırakıyordu.
- Günümüzdeki şartlar: Şimdiki itfaiyecilerin özel, ateşe dayanıklı kıyafetleri, dumanı solumamaları için maskeleri ve oksijen tüpleri var. Kaskları ve özel botları da onları koruyor. Yani çok daha güvenli bir şekilde çalışabiliyorlar.
-
Görev Alanı:
- Eski şartlar: Tulumbacıların görevi daha çok yangın söndürmekti.
- Günümüzdeki şartlar: İtfaiyeciler sadece yangın söndürmekle kalmıyor; trafik kazalarında sıkışanları kurtarıyor, sel baskınlarında insanlara yardım ediyor, depremlerde enkaz altından can kurtarıyor, hatta kedi ağaçta kalınca bile yardıma koşuyorlar. Yani görev alanları çok daha geniş.
Görüyorsun değil mi, sevgili öğrencim? Bir zamanlar sadece insan gücüyle yapılan bu önemli meslek, teknoloji sayesinde ne kadar çok gelişmiş. Ama değişmeyen tek şey, itfaiyecilerin cesareti ve fedakarlığı. Her iki dönemde de canları pahasına başkalarına yardım etmişler.
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve öğretici olmuştur. Başka sorularda görüşmek üzere!