6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 65
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin 6. sınıf Türkçe öğretmeninim. Gönderdiğin soruları şimdi seninle birlikte adım adım çözeceğiz. Hiç merak etme, ben sana her şeyi en anlaşılır şekilde anlatacağım. Hazırsan başlayalım!
1. “Kalmak” sözcüğünün bulunduğu cümlelerden hareketle sözcüğün hangi anlamlarda kullanıldığını yazınız.
Sevgili öğrencim, Türkçemizde bazı kelimeler, kullanıldıkları cümleye göre farklı anlamlar kazanabilir. “Kalmak” kelimesi de bunlardan biri. Şimdi her cümlede “kalmak” kelimesinin hangi anlama geldiğini birlikte bulalım:
-
Çocuğunu sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı.
Çözüm: Bu cümlede “kaldı” kelimesi, kucaklama eylemini bitirdikten sonra *aynı konumda durmak, hareketsiz olmak* anlamında kullanılmış. Yani olduğu yerde sabit durduğunu anlatıyor.
-
Elimizde bir ton kömür kaldı.
Çözüm: Burada “kaldı” kelimesi, bir şeyin *tükenmeden geriye artması, varlığını sürdürmesi* anlamında kullanılmış. Kömürün bir kısmının kullanıldığı ama bir tonunun hâlâ mevcut olduğu anlaşılıyor.
-
Bu otelde bir gün daha kalamam.
Çözüm: Bu cümlede “kalamam” kelimesi, bir yerde *konaklamak, ikamet etmek* anlamında kullanılmış. Yani o otelde bir gün daha kalmayacağını, orada barınmayacağını ifade ediyor.
-
O aileden bir bu çocuk kaldı.
Çözüm: Burada “kaldı” kelimesi, bir soyun veya ailenin *devam etmesi, neslini sürdürmesi* anlamında kullanılmış. Aileden geriye sadece o çocuğun hayatta kaldığını, soyu onun devam ettirdiğini belirtiyor.
-
Et, masanın üzerinde fazla kalınca bozulmuş.
Çözüm: Bu cümlede “kalınca” kelimesi, bir şeyin bir yerde *belirli bir süre durması, bekletilmesi* anlamında kullanılmış. Etin masada uzun süre bekletildiği için bozulduğunu anlatıyor.
-
Oda duman içinde kaldı.
Çözüm: Burada “kaldı” kelimesi, bir durumun içine *girmek, bir duruma maruz kalmak* anlamında kullanılmış. Odanın dumanla kaplı, dumanlı bir hale geldiğini ifade ediyor.
2. Aşağıdaki cümlelerde “mi” ekinin cümleye kattığı anlamı yazınız. Siz de cümleye aynı anlamı katacak şekilde kullanınız.
Şimdi de “-mi” soru ekinin cümlelere kattığı farklı anlamları inceleyelim. Bu ek sadece soru sormak için kullanılmaz, bazen farklı anlamlar da verebilir. Bakalım hangi anlamları bulacağız:
-
a. Savaş başladı mı huzur mutluluk gider.
Çözüm: Bu cümlede “-mi” eki, *şart (koşul)* anlamı katmış. Yani “Eğer savaş başlarsa” veya “Savaş başlayınca” gibi bir anlam taşıyor. Bir olayın gerçekleşmesi, başka bir olayın şartı olmuş.
Benim cümlem: Yağmur yağdı mı her yer toprak kokar.
-
b. Yarın Anıtkabir’e geliyor musun?
Çözüm: Bu cümlede “-musun” eki, doğrudan bir *soru* anlamı katmış. Karşısındaki kişiye bir eylemi yapıp yapmayacağını merak edip soruyor.
Benim cümlem: Akşam yemeğine sen de gelecek misin?
-
c. Siz de bizimle beraber gelecek misiniz?
Çözüm: Bu cümlede “-misiniz” eki de yine doğrudan bir *soru* anlamı katmış. Bir davete katılıp katılmayacaklarını öğrenmek için sorulmuş.
Benim cümlem: Ödevini bitirdin mi?
-
d. Lezzetli mi lezzetli bir yemek yedik.
Çözüm: Bu cümlede “-mi” eki, *pekiştirme (güçlendirme)* anlamı katmış. Yemeğin çok lezzetli olduğunu, lezzetinin abartılı olduğunu vurgulamak için kullanılmış.
Benim cümlem: Uzun mu uzun bir yolculuktu.
-
e. Ağır mı ağır bir çanta taşıdık.
Çözüm: Bu cümlede “-mi” eki, tıpkı bir önceki örnekteki gibi *pekiştirme (güçlendirme)* anlamı katmış. Çantanın çok ağır olduğunu, ağırlığının fazlalığını vurguluyor.
Benim cümlem: Zor mu zor bir soru çözdük.
-
f. Çalıştın mı doğaya evrene karışırcasına çalışacaksın.
Çözüm: Bu cümlede “-mı” eki, yine *şart (koşul)* anlamı katmış. Yani “Eğer çalışırsan” veya “Çalıştığın zaman” çok sıkı çalışacaksın demek istiyor. Bir eylemin gerçekleşmesi, diğer eylemin şartı.
Benim cümlem: Güneş açtı mı parklar dolar taşar.
3. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi iyelik eki almamıştır?
Şimdi de iyelik eklerini bulma zamanı! İyelik ekleri, bir varlığın, bir şeyin kime veya neye ait olduğunu gösteren eklerdir. Yani “benim, senin, onun, bizim, sizin, onların” kelimelerinin yerine geçerler. Bir kelimede iyelik eki olup olmadığını anlamak için başına bu kelimeleri getirmeyi deneyebiliriz. Hadi bakalım, hangisinde iyelik eki yok:
-
Yolumuz epey uzun.
Çözüm: “Yolumuz” kelimesine dikkat edelim. Başına “bizim” getirebilir miyiz? Evet, “bizim yolumuz”. Buradaki “-umuz” eki, yolun bize ait olduğunu gösteriyor. Demek ki bu kelime iyelik eki almıştır.
-
Amcası ona hediye almış.
Çözüm: “Amcası” kelimesine bakalım. Başına “onun” getirebilir miyiz? Evet, “onun amcası”. Buradaki “-sı” eki, amcanın birine ait olduğunu gösteriyor. Demek ki bu kelime iyelik eki almıştır.
-
Evi okula çok yakınmış.
Çözüm: “Evi” kelimesini inceleyelim. Başına “onun” getirebilir miyiz? Evet, “onun evi”. Buradaki “-i” eki, evin birine ait olduğunu gösteriyor. Demek ki bu kelime iyelik eki almıştır.
-
Çantayı masaya bıraktım.
Çözüm: Şimdi “Çantayı” kelimesine geldik. Başına “benim, senin, onun” gibi bir aitlik kelimesi getirebiliyor muyuz? “Benim çantayı”, “senin çantayı” kulağa pek doğru gelmiyor, değil mi? Bu cümlede “çantayı” kelimesi, nesne görevinde kullanılmış. “Neyi bıraktım?” diye sorduğumuzda “çantayı” cevabını alırız. Buradaki “-ı” eki, ismin belirtme hâl ekidir (yani ismin -i hâli). Çantanın kime ait olduğunu belirtmiyor. Sadece bırakılan nesneyi işaret ediyor.
Sonuç: İyelik eki almayan sözcük Çantayı‘dır.
Aferin sana! Gördün mü, soruları adım adım inceleyince ne kadar kolay çözülüyorlar. Türkçe dersinde kelimelerin ve eklerin anlamlarını iyi kavramak, cümleleri daha doğru anlamamızı sağlar. Başarılar dilerim!