6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 127
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle çok güzel ve düşünmeye sevk edici bir metin ve görsel üzerinde çalışacağız. Hazırsanız, “Yankı” adlı hikayemizden ve görselden yola çıkarak soruları adım adım çözelim. Hadi bakalım, dikkatlice okuyun ve benimle birlikte düşünün.
9. Etkinlik
YANKI
Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarken birden oğlan takılıp düşüyor ve canı yanıp “AHHHHH!” diye bağırıyor. İleride bir dağın tepesinden “AHHHHH!” diye bir ses duyuyor ve şaşırıyor. Merak ediyor ve “SEN KİMSİN?” diye bağırıyor. Aldığı cevap “SEN KİMSİN?” oluyor. Aldığı cevaba kızıp “SEN BİR KORKAKSIN!” diye tekrar bağırıyor. Dağdan gelen ses “SEN BİR KORKAKSIN!” diye cevap veriyor.
Çocuk babasına dönüp “BABA NE OLUYOR BÖYLE?” diye soruyor. “OĞLUM” diyor adam, “DİNLE VE ÖĞREN!” ve dağa dönüp “SANA HAYRANIM!” diye bağırıyor. Gelen cevap “SANA HAYRANIM!” oluyor. Baba tekrar bağırıyor, “SEN MUHTEŞEMSİN!”. Gelen cevap “SEN MUHTEŞEMSİN!”. Oğlan çok şaşırıyor, ama hâlen ne olduğunu anlayamıyor. Babası açıklamasını yapıyor. “İnsanlar buna “yankı” derler, ama aslında bu “yaşam”dır. Yaşam daima sana verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır. Daha fazla sevgi istediğin zaman, daha çok sev. Daha fazla şefkat istediğinde, daha şefkatli ol. Saygı istiyorsan insanlara daha çok saygı duy. İnsanların sabırlı olmasını istiyorsan sen de daha sabırlı olmayı öğren. Bu kural yaşamımızın bir parçasıdır, her kesiti için geçerlidir.”
Yaşam bir tesadüf değil, yaptıklarınızın aynada bir yansımasıdır.
Genel ağdan alınmıştır.
1. Hikâyede tamamı “büyük harfler” ile yazılı olan bölümler ne anlatmak istiyor?
Sevgili öğrencim, hikâyede büyük harflerle yazılan yerlere dikkat ettin mi? Bunlar, aslında metnin en can alıcı, en önemli yerleri. Hadi gel, birlikte inceleyelim:
Adım 1: Hikâyeyi tekrar okuduğumuzda, büyük harflerle yazılmış ifadelerin çoğunun ya doğrudan söylenen sözler olduğunu ya da çok güçlü duyguları ifade ettiğini görüyoruz. Örneğin, oğlanın düşerken bağırdığı “AHHHHH!” sesi, canının yandığını ve şaşkınlığını gösteriyor. Dağa doğru söylediği “SEN KİMSİN?” ve “SEN BİR KORKAKSIN!” sözleri ise onun merakını ve öfkesini yansıtıyor.
Adım 2: Babasının oğluna “DİNLE VE ÖĞREN!” demesi, aslında ona önemli bir ders vereceğinin altını çiziyor. Sonrasında dağa bağırdığı “SANA HAYRANIM!” ve “SEN MUHTEŞEMSİN!” sözleri ise, yankının aslında hayatın bir yansıması olduğunu göstermek için seçilmiş, olumlu ve güçlü ifadeler.
Adım 3: Bu büyük harfli bölümler, hikâyedeki duygusal yoğunluğu, karakterlerin ses tonunu ve mesajın etkisini artırmak için kullanılmış. Yani, okuyucunun bu kısımlara daha fazla dikkat etmesini, onları daha çok hissetmesini sağlıyorlar. Bu sayede hikâyenin ana fikri daha iyi anlaşılıyor.
Sonuç:
Büyük harflerle yazılan bölümler, hikâyedeki doğrudan konuşmaları, karakterlerin yoğun duygularını (şaşkınlık, öfke, hayranlık gibi) ve verilmek istenen ana mesajın en önemli noktalarını vurgulamak için kullanılmıştır. Bu kısımlar, okuyucunun dikkatini çekerek hikâyenin etkisini artırır.
2. Hikâyenin iletisi (ana düşüncesi) nedir?
Her hikâye bize bir şeyler öğretir, değil mi? “Yankı” hikâyesi de bize çok değerli bir ders veriyor. Hadi bu dersi birlikte bulalım:
Adım 1: Hikâyede oğlanın dağa ne söylerse aynısının geri geldiğini görüyoruz. Önce kötü sözler söylüyor, karşılığında kötü sözler duyuyor. Sonra babası iyi sözler söylüyor, karşılığında iyi sözler duyuyor.
Adım 2: Babası oğluna bu durumu açıklarken çok önemli bir cümle söylüyor: “Yaşam daima sana verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.” Bu cümle, hikâyenin kalbi gibi, en önemli mesajını taşıyor.
Adım 3: Yani, hikâye bize şunu anlatmak istiyor: Eğer sevgi istiyorsak sevgi vermeli, şefkat istiyorsak şefkatli olmalı, saygı istiyorsak saygı duymalıyız. Hayata ne verirsek, hayat da bize onu geri yansıtır. Tıpkı bir aynanın karşısında durmak gibi düşünebilirsin; aynaya gülümsersen sana gülümser, kaşlarını çatarsan sana kaşlarını çatar.
Sonuç:
Hikâyenin ana düşüncesi (iletisi), hayatın bir yankı gibi çalıştığı, yani insanlara ve hayata ne verirsek, aynısının bize geri döneceğidir. Başka bir deyişle, yaşamda karşılaştığımız her şey, bizim kendi davranışlarımızın, düşüncelerimizin ve yaklaşımlarımızın bir sonucudur.
3. Hikâyede birbiriyle çelişen ifadeler var mı? Açıklayınız.
Çelişen ifade demek, birbiriyle uyuşmayan, zıt olan ifadeler demek. Bakalım bu hikâyede böyle bir durum var mı?
Adım 1: Hikâyenin başında oğlanın dağa “SEN KİMSİN?” diye bağırdığında “SEN KİMSİN?” cevabını alması, sonra “SEN BİR KORKAKSIN!” diye bağırdığında “SEN BİR KORKAKSIN!” cevabını alması var. Bu durum, oğlan için bir şaşkınlık ve belki de bir çelişki gibi görünse de, aslında yankının doğasını gösteriyor. Oğlan, kendi söylediği sözlerin yansımasını duyuyor.
Adım 2: Daha sonra babası “SANA HAYRANIM!” ve “SEN MUHTEŞEMSİN!” diye bağırdığında da aynı olumlu cevapları alıyor. Burada da yine, söylenen sözlerin aynısının geri geldiğini görüyoruz.
Adım 3: Aslında hikâyede doğrudan birbiriyle çelişen ifadeler yok sevgili öğrencim. Yani, metinde bir cümle diğer bir cümlenin tam tersini söylemiyor. Ama oğlanın ilk başta duyduğu olumsuz yankılar ile babasının öğrettiği olumlu yankılar arasında bir tezatlık, bir zıtlık var. Oğlan, ilk başta yankının kendisine kötü sözler söylediğini düşünerek kızıyor, yani yankıyı “korkak” olarak algılıyor. Ancak babası ona, yankının aslında kendisinin söylediklerini yansıttığını göstererek, bu yanlış algıyı düzeltiyor. İşte bu, oğlanın bakış açısındaki bir “çelişki” gibi duruyor, ama aslında hikâyenin ana mesajını pekiştiren bir durum.
Sonuç:
Hikâyede doğrudan birbiriyle çelişen ifadeler bulunmuyor. Ancak, oğlanın başlangıçtaki negatif haykırışlarına karşılık aldığı olumsuz yankılar ile babasının daha sonraki pozitif haykırışlarına karşılık aldığı olumlu yankılar arasında bir zıtlık ve ders niteliğinde bir karşılaştırma vardır. Bu durum, oğlanın ilk başta yankıyı yanlış anlaması ve babasının bu durumu açıklayarak olayın gerçek yüzünü göstermesiyle, hikâyenin ana iletisini güçlendirir.
10. Etkinlik
Aşağıdaki görseli “Yankı” hikâyesinden anladıklarınızla bağdaştırarak yorumlayınız. Siz aynada neler görüyorsunuz? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Görselde bir adam aynaya bakıyor. Aynadaki yansıması ise elinde bir kupa tutuyor ve daha başarılı, daha kendinden emin görünüyor. Hadi bu görseli “Yankı” hikâyesiyle birleştirelim:
Adım 1: “Yankı” hikâyesi bize ne diyordu? “Yaşam daima sana verdiklerini geri verir. Yaşam yaptığımız davranışların aynasıdır.” Yani, ne ekersen onu biçersin, ne verirsen onu alırsın.
Adım 2: Görseldeki adamın aynadaki yansıması, onun şu anki halinden daha başarılı, daha ödüllü bir versiyonu. Bu ne anlama geliyor biliyor musun? Eğer adam, tıpkı hikâyedeki baba gibi, hayata olumlu şeyler verirse; çok çalışırsa, iyi niyetli olursa, insanlara yardım ederse, kendine güvenirse, işte o zaman hayat da ona bu başarıyı, bu kupayı, bu özgüveni geri yansıtacaktır.
Adım 3: Yani, aynadaki yansıma, adamın potansiyelini ve gelecekteki başarılarını temsil ediyor olabilir. Bu başarılar, adamın kendi içinden gelen olumlu çabalarının ve dışarıya yansıttığı iyi enerjinin bir sonucu olacaktır. Tıpkı yankı gibi; sen ne verirsen, o da sana aynısını geri gösterir.
Peki, ben aynada neler görüyorum diye soracak olursan:
Ben aynada gelecekteki beni görüyorum. Eğer derslerime düzenli çalışır, arkadaşlarıma karşı dürüst ve yardımsever olursam, aileme saygı gösterirsem, hayata karşı hep iyi niyetli ve çalışkan olursam, aynadaki yansımam da bana gülümsüyor, elinde başarılar tutuyor ve bana “Aferin! Çabalarının karşılığını aldın!” der gibi bakıyor. Bu, bana umut ve motivasyon veriyor. Çünkü biliyorum ki, tıpkı “Yankı” hikâyesindeki gibi, bugün yaptığım her olumlu şey, yarın karşıma daha güzel bir yansıma olarak çıkacak.
Bu konuyu arkadaşlarınızla konuşurken, herkesin aynada ne gördüğünü ve bunu neden gördüğünü anlatmasını isteyebilirsiniz. Belki bir arkadaşınız kendisini çok iyi bir sporcu olarak görürken, diğeri başarılı bir bilim insanı olarak görecektir. Önemli olan, bu hayallere ulaşmak için bugünden neler yapmamız gerektiğini düşünmemizdir.