6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 132
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersimizde çok keyifli bir etkinlikle karşınızdayım. Nasreddin Hoca’mızın o güldüren ama bir o kadar da düşündüren fıkralarından birini görsellerle birlikte inceleyeceğiz ve ardından başka bir fıkramız üzerine konuşacağız. Hazırsanız kalemlerimizi, defterlerimizi hazırlayalım ve dersimize başlayalım!
4. Etkinlik
Aşağıda görselleri verilmiş Nasreddin Hoca fıkrasını anlatınız ve yazınız. Fıkrayı anlatırken ve yazarken aşağıda verilen deyimlerden olay akışına uygun olanları kullanınız.
- Zevkten dört köşe olmak
- Etekleri zil çalmak
- Sesi çıkmamak
- Pireyi deve yapmak
- Dut yemiş bülbüle dönmek
- Başından aşağı kaynar sular dökülmek
Çözüm:
Sevgili çocuklar, görselleri dikkatlice incelediğimizde Nasreddin Hoca’mızın meşhur “Kazan Doğurdu” fıkrasının son kısmını yani komşunun kazanı geri istemesini ve Hoca’nın cevabını görüyoruz. Şimdi gelin, bu fıkrayı baştan sona anlatalım ve verilen deyimleri uygun yerlerde kullanalım.
Adım 1: Fıkranın konusunu hatırlayalım.
Nasreddin Hoca bir gün komşusundan bir kazan ödünç ister. Komşusu da ona kazanı verir. Hoca, kazanı geri götürdüğünde, kazanın içine küçük bir tencere koyar ve komşusuna “Komşu, senin kazan doğurdu!” der. Komşu bu duruma çok sevinir, _etekleri zil çalar_, hatta _zevkten dört köşe olur_.
Aradan bir süre geçer. Hoca, yine aynı komşusundan kazanı ödünç alır. Ama bu sefer kazanı geri götürmez. Komşusu bir gün Hoca’ya gelir ve “Hocam, benim kazanı ne zaman geri vereceksin?” diye sorar.
Adım 2: Görsellerdeki olayı, fıkranın devamı olarak anlatalım ve deyimleri kullanalım.
Hoca, komşusunun bu sorusu üzerine derin bir nefes alır. Yüzünde üzgün bir ifadeyle komşusuna bakarak, “Ah komşum ah! Ne yazık ki senin kazan öldü,” der. Komşusu bu cevabı duyunca şaşırır kalır. Gözleri faltaşı gibi açılır ve öfkeyle “Hocam, kazan hiç ölür mü? Ne diyorsun sen?” diye çıkışır. Hoca ise sakinliğini koruyarak komşusuna şöyle cevap verir: “Doğurduğuna inandın da öldüğüne mi inanmıyorsun?”
Hoca’nın bu cevabı karşısında komşu, ne diyeceğini bilemez, _dut yemiş bülbüle döner_. Bir anda _sesi çıkmaz_ olur. Hoca’nın sözleri karşısında öylece kalakalır, sanki _başından aşağı kaynar sular dökülmüş_ gibi hisseder. Söyleyecek hiçbir şey bulamadan oradan ayrılır.
Sonuç:
Nasreddin Hoca’nın bu fıkrası, kendi mantığına uymayan bir durumu kabul eden kişinin, bu durumun zıddı bir olayı da kabul etmesi gerektiğini mizahi bir dille anlatır. Komşu, kazanın doğurmasına inanmış ve sevinmişti; Hoca da aynı mantıkla kazanın ölebileceğini söyleyerek ona unutulmaz bir ders vermiştir.
5. Etkinlik
Dinlediğiniz “Bir Fil Daha” fıkrasında neyden söz edilmektedir?
Çözüm:
Adım 1: “Bir Fil Daha” fıkrasının konusunu hatırlayalım.
Sevgili öğrenciler, “Bir Fil Daha” fıkrasında Akşehir halkının yaşadığı bir sorun anlatılır. Kasabaya büyük, gürültücü ve çok yiyen bir fil gelir. Filin varlığı halkı rahatsız eder. Gürültüsünden, kokusundan, her şeyi yiyip bitirmesinden şikayet eden halk, bu durumdan kurtulmak için Nasreddin Hoca’ya danışmaya karar verir. Hoca’dan bir çözüm beklerken, Hoca onlara çok şaşırtıcı bir cevap verir: “Bir fil daha getirin!”
Sonuç:
Bu fıkra, Akşehir halkının kasabaya gelen bir filden duyduğu rahatsızlığı ve bu rahatsızlığa Nasreddin Hoca’nın verdiği şaşırtıcı ve düşündürücü “Bir fil daha getirin!” cevabını anlatmaktadır.
Dinlediğiniz bu fıkranın, vermek istediği ileti, oluşturulmasındaki asıl amaç nedir?
Çözüm:
Adım 1: Fıkranın ana fikrini ve bize ne öğretmek istediğini düşünelim.
Nasreddin Hoca fıkraları genellikle bize bir şeyler öğretir, düşünmeye sevk eder veya insan davranışlarını mizahi bir dille eleştirir. “Bir Fil Daha” fıkrasının da çok önemli bir mesajı var.
Adım 2: Fıkranın amacını ve iletisini açıklayalım.
Bu fıkra, insanların bazen bir sorunla başa çıkmak yerine, daha büyük bir sorunla karşılaştıklarında ilk sorunu unuttuklarını ya da ona alıştıklarını gösterir. Hoca, “Bir fil daha getirin!” diyerek aslında iki farklı mesaj verir:
- İronik bir çözüm: Belki de daha büyük bir sorunla uğraşırken, mevcut sorunun o kadar da büyük olmadığını fark ederiz. Ya da daha büyük bir sorun, eskisini gözümüzde küçültür.
- Alışma ve kabullenme: Bazen hayatımızdaki bazı sıkıntılarla yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini, onlara alışmamız gerektiğini vurgular. Her soruna hemen bir çözüm bulmak yerine, bazen durumu kabullenmenin de bir yol olduğunu düşündürür.
Fıkranın asıl amacı, hayatımızdaki dertlere, sıkıntılara bazen farklı bir gözle bakmamız gerektiğini, bazen de _problemlerle yaşamayı öğrenmemiz gerektiğini_ mizahi ve düşündürücü bir dille anlatmaktır. Nasreddin Hoca, bu fıkrayla insanlara olaylara farklı açılardan bakma ve sorunlara karşı bakış açılarını değiştirme dersi verir.
Sonuç:
Fıkra, insanların sorunlara karşı bakış açılarını değiştirmeleri, bazen yeni ve daha büyük sorunların eskilerini unutturduğu ya da onlara alışmayı sağladığı fikrini vermektedir. Asıl amaç, hayatın zorluklarına karşı farklı bir perspektif geliştirmemizi ve bazı durumlarla mizahi bir şekilde başa çıkmamızı sağlamaktır.