6. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Anka Yayınları Sayfa 131
Merhaba sevgili öğrencim! Ben Türkçe öğretmeniniz. Sana gönderdiğin görsellerdeki soruları birlikte çözmek için buradayım. Ama önce önemli bir noktayı belirtmem gerekiyor.
İkinci görselde, yani “Dinleyelim – Tartışalım” bölümünde, dinlememiz gereken metnin kendisi maalesef yer almıyor. Orada sadece metni dinlemeden önce üzerinde düşüneceğimiz ve tartışacağımız sorular ile metni sessizce dinlememiz gerektiğini belirten bir yönerge var. Bu yüzden, “3. Etkinlik” bölümündeki soruları doğrudan dinlediğimiz bir metne dayanarak cevaplayamıyorum.
Ancak, soruların içeriğine baktığımızda, özellikle 4. soruda yer alan “Nasreddin Hoca, Timur’dan file bir eş istemiştir.” ifadesi, dinlenecek metnin Nasreddin Hoca ve Fil fıkrası olduğunu açıkça gösteriyor. Bu fıkranın yaygın bir versiyonunu bildiğim için, soruları bu fıkranın o bilinen versiyonuna göre cevaplayacağım. Böylece hem soruları çözmüş oluruz hem de bu fıkrayı hatırlamış oluruz.
Hadi şimdi etkinlikleri adım adım inceleyelim!
1. Etkinlik
Aşağıdaki formu doldurarak dinlemenizi değerlendiriniz.
Bu etkinlik, aslında senin bir metni dinledikten sonra kendini değerlendirmen için hazırlanmış bir öz değerlendirme formu. Yani sen bir metin dinledikten sonra, “Acaba iyi bir dinleyici miydim?” diye kendine sorup bu soruları cevaplayacaksın. Biz şimdi metni dinlemediğimiz için bu formu dolduramıyoruz ama ne işe yaradığını anlatalım:
-
1. Başkalarını rahatsız etmeden dinledim.
Bu madde, dinleme sırasında arkadaşlarını rahatsız etmedin mi, gereksiz sesler çıkarmadın mı, dikkatlerini dağıtmadın mı diye düşünmen için. İyi bir dinleyici olmak, başkalarının da rahat dinlemesini sağlamak demektir.
-
2. Görüş bildirmek için uygun zamanda söz aldım.
Bu da, dinlediğin metinle ilgili bir şey söylemek istediğinde, konuşmacının sözünü kesmeden, uygun bir anı bekleyip izin isteyerek mi konuştun, bunu sorgular. Her zaman söz hakkı isteyerek konuşmalıyız, değil mi?
-
3. Dinleme esnasında başka şeylerle uğraşmadım.
Bu madde ise, metni dinlerken gerçekten dikkatini metne verdin mi, yoksa etrafa mı bakındın, kalemle mi oynadın, arkadaşınla mı fısıldaştın, bunu düşünmen için. Tamamen metne odaklanmak, iyi bir dinlemenin en önemli adımıdır.
Bu sorulara “Evet” veya “Hayır” diyerek kendi dinleme alışkanlıklarını değerlendirmiş olursun. Unutma, iyi bir dinleyici olmak çok önemlidir!
2. Etkinlik
Dinlediğiniz metni defterinize özetleyiniz. Özetlerken yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine dikkat ediniz.
Bu etkinlik de yine metni dinledikten sonra yapman gereken bir görev. Dinlediğin bir metni özetlemek, o metni ne kadar iyi anladığını gösterir. Özetleme yaparken şunlara dikkat etmelisin:
-
Metnin ana fikrini ve önemli detaylarını belirle. Hangi olaylar oldu, kimler vardı, sonuç neydi?
-
Kendi cümlelerinle yaz. Metindeki cümleleri aynen kopyalamak yerine, kendi ifadelerini kullan.
-
Kısa ve öz ol. Metnin tamamını değil, en önemli yerlerini anlat. Adı üstünde, özet!
-
Yazım kurallarına ve noktalama işaretlerine mutlaka dikkat et. Cümlelerin doğru başlaması, virgüllerin, noktaların yerinde kullanılması, yazım yanlışlarının olmaması çok önemli. Çünkü ancak o zaman yazdıkların başkaları tarafından kolayca anlaşılır.
Biz metni dinlemediğimiz için özetleyemiyoruz ama sen bir dahaki sefere dinlediğin bir metni bu kurallara göre özetlemeyi unutma!
3. Etkinlik
Dinlediğiniz metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
Sevgili öğrencim, yukarıda da bahsettiğim gibi, dinlememiz gereken metin burada yok. Ancak soruların Nasreddin Hoca ve Fil fıkrasına ait olduğunu biliyoruz. Bu fıkranın yaygın bir versiyonunu göz önünde bulundurarak soruları cevaplayalım. Unutma, dinlediğimiz metin bu fıkranın farklı bir versiyonu olsaydı cevaplar biraz değişebilirdi.
1. Olay nerede geçiyor?
Çözüm:
Bu tür fıkralarda olaylar genellikle bir köyde veya kasabada, Nasreddin Hoca’nın yaşadığı yerde geçer. Filin getirilmesiyle ilgili olaylar ise ya köylülerin yaşadığı yerde ya da fili getiren Timur’un bulunduğu saray veya şehirde yaşanmış olabilir.
Sonuç:
Olay, köylülerin yaşadığı bir köyde ve Timur’un bulunduğu şehirde geçmektedir.
2. Köylüler neden filden kurtulmak istiyorlar?
Çözüm:
Fıkralarda veya hikayelerde filler genelde çok yer kaplayan, çok yemek yiyen, bazen de etrafa zarar veren hayvanlar olarak anlatılır. Köylüler de bu durumdan rahatsız olmuşlardır.
Sonuç:
Köylüler, filin tarlalarına zarar vermesi, çok yemek yemesi ve genel olarak yaşamlarını olumsuz etkilemesi nedeniyle filden kurtulmak istiyorlar.
3. Hoca’yı, Timur’a gitmesi için köylüler nasıl ikna ediyorlar?
Çözüm:
Köylüler, Nasreddin Hoca’nın zekasına ve sözünü dinletebilme yeteneğine güvendikleri için onu ikna etmeye çalışırlar. Büyük ihtimalle, yaşadıkları sıkıntıyı, çaresizliği ve filin kendilerine verdiği zararı dile getirerek Hoca’dan yardım isterler. Hoca’nın vicdanına dokunacak sözler söylemişlerdir.
Sonuç:
Köylüler, fil yüzünden yaşadıkları büyük sıkıntıları, çektikleri zararları ve çaresizliklerini anlatarak, Hoca’nın kendilerine yardım etmesi için ısrarcı olmuşlar ve onu ikna etmişlerdir.
4. Nasreddin Hoca, Timur’dan file bir eş istemiştir. Hâlbuki bu tavrı tersini yapmak için yola çıkmıştı. Hoca’nın bu tavrı doğru mudur? Neden?
Çözüm:
Bu soru, fıkranın can alıcı noktasını içeriyor. Nasreddin Hoca’nın bu tavrı ilk başta garip gelebilir, değil mi? Köylüler filden kurtulmak isterken, Hoca gidip bir fil daha istiyor! Ama Hoca bunu boşuna yapmaz. O, aslında köylülerin sorununu daha büyük bir sorunla çözmeye çalışır. Bir filin yarattığı sorun az gelir, köylüler yeterince şikayetçi olmaz veya şikayetleri dinlenmez. Ama iki fil olunca sorun katlanır, herkesin dikkatini çeker ve sorun artık görmezden gelinemez hale gelir. Hoca, bu yolla Timur’un veya yetkililerin soruna kesin bir çözüm bulmasını sağlamayı amaçlar.
Sonuç:
Nasreddin Hoca’nın bu tavrı, ilk bakışta yanlış gibi görünse de, aslında çok zekice ve doğrudur. Çünkü Hoca, tek bir filin yarattığı sorunun yeterince ciddiye alınmadığını fark etmiştir. İki filin getireceği daha büyük sorunlar, Timur’u ve yetkilileri bu duruma kesin bir çözüm bulmaya zorlayacak ve böylece köylüler filden tamamen kurtulabilecektir. Hoca, sorunu kökten çözmek için daha büyük bir etki yaratmayı amaçlamıştır.
5. Hoca’nın yerinde olsaydınız ne yapardınız?
Çözüm:
Bu soru kişisel bir soru, yani sen ne düşünürdün diye soruyor. Hoca’nın yerine geçip düşünelim. Köylülerin derdini anladık, filin onlara zarar verdiğini biliyoruz. Timur’a gidip doğrudan “Fili buradan götürün!” demek işe yaramayabilirdi, hatta Timur’u kızdırabilirdi. Hoca’nın yaptığı gibi dolaylı bir yol izlemek mantıklı görünüyor. Belki ben de Hoca gibi zekice bir çözüm düşünürdüm ama belki de farklı bir yol denerdim. Örneğin:
-
Adım 1: Timur’a filin köylülere verdiği zararları belgelerle (mesela zarar görmüş tarlaların resimleriyle) anlatmaya çalışırdım.
-
Adım 2: Timur’a fili beslemenin ne kadar maliyetli olduğunu, bu maliyetin halkın sırtına yüklendiğini anlatarak onu ikna etmeye çalışırdım.
-
Adım 3: Belki de fili daha uygun bir yere, kimseye zarar vermeyeceği bir hayvanat bahçesine veya daha geniş bir alana taşımasını önerirdim.
Tabii Hoca’nın çözümü, o dönemin şartlarında ve Timur gibi bir hükümdarın karşısında belki de en etkili yoldu!
Sonuç:
Hoca’nın yerinde olsaydım, önce Timur’u filin zararları ve beslenme maliyetleri konusunda ikna etmeye çalışırdım. Eğer bu işe yaramazsa, Hoca gibi dolaylı ve zekice bir çözüm düşünerek, belki de daha büyük bir sorun yaratarak Timur’un dikkatini çekmeyi denerdim.
Umarım bu açıklamalar senin için faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Unutma, soruları çözerken sadece doğru cevabı bulmak değil, aynı zamanda o cevaba nasıl ulaştığımızı anlamak da çok önemlidir. İyi çalışmalar dilerim!