5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 26
Merhaba sevgili öğrencilerim, Türkçe dersimizin bu bölümünde çok güzel bir metin ve üzerine düşüneceğimiz sorular var. Haydi bakalım, hem eğlenelim hem de öğrenelim!
Şimdi görseldeki soruları adım adım inceleyelim ve üzerlerine konuşalım:
1. soru:
Arkadaşlarınızla oynamaktan zevk aldığınız fiziksel oyunlar nelerdir?
Sevgili çocuklar, bu soru aslında sizin kendi hayatınızla ilgili. “Fiziksel oyunlar” demek, koşup zıpladığımız, hareket ettiğimiz oyunlar demek. Yani bilgisayar oyunu gibi değil de, dışarıda oynadığımız oyunlar. Hepimizin sevdiği, arkadaşlarıyla oynarken çok eğlendiği oyunlar vardır değil mi? Benim aklıma hemen şunlar geliyor:
-
Futbol oynamak
-
Basketbol oynamak
-
Saklambaç oynamak
-
Yakalamaca oynamak
-
İp atlamak
-
Körebe oynamak
Siz de kendi sevdiğiniz oyunları düşünebilirsiniz. Belki de bu oyunların bazılarını hiç duymamışsınızdır bile! Önemli olan,
koşup, zıplayıp, enerjinizi attığınız
oyunlar olması.
2. soru:
Oyun oynamak için hiçbir şeyiniz olmasaydı buna nasıl bir çözüm yolu bulurdunuz?
Bu soru çok yaratıcı bir soru! Bazen elimizde istediğimiz her şey olmayabilir, değil mi? Ama bu, eğlenemeyeceğimiz anlamına gelmez. İşte tam da bu noktada
hayal gücümüz
devreye girer! Oyun oynamak için hiçbir şeye ihtiyacımız olmasaydı bile, mutlaka bir yolunu bulurduk. Mesela:
-
Bir taş, bir sopa veya bir dal parçasıyla yere çizgiler çizerek seksek oynayabiliriz.
-
Bir topumuz olmasa bile, kağıtları buruşturup bantlayarak veya eski çorapları birbirine bağlayarak kendimize bir top yapabiliriz. Hatta bu topla voleybol bile oynayabiliriz!
-
Hiçbir eşyamız yoksa bile, sadece
koşarak, saklanarak, birbirimizi yakalamaya çalışarak
harika oyunlar oynayabiliriz. Saklambaç, yakalamaca gibi oyunlar için hiçbir şeye ihtiyacımız yok!
-
Doğayı kullanabiliriz. Ağaç kovukları saklanma yeri, taşlar oyun tahtası olabilir.
Gördün mü? Yeter ki istemeye ve düşünmeye devam edelim, her zaman bir çözüm yolu bulabiliriz!
Şimdi de metindeki hikâyenin sonundaki o küçük “ⓘ” işaretinin bize ne anlatmak istediğini düşünelim. Metinde Moni ve arkadaşları basketbol maçı yaparken top patlıyor ve Moni’nin aklına parlak bir fikir geliyor. İşte o parlak fikir ne olabilir diye bize soruluyor aslında. Hadi, Moni’nin yerine düşünelim!
Metindeki hikâyeye göre, top patladığında Moni’nin aklına gelen “parlak fikir” ne olabilirdi?
Moni, oyunlarda karşılaştığı sorunlara çözüm bulmayı çok seven biriymiş. Top patladığında, arkadaşları üzülmüş ama Moni hemen “Ne yapabilirim acaba?” diye düşünmeye başlamış. İşte bu, bir problemle karşılaştığımızda pes etmememiz gerektiğini gösteriyor.
Maçın en heyecanlı anında top patladı diye maçı bitiremezlerdi. Bu oyunun devam etmesi için bir çözüm bulmaları gerekiyordu. Aklına parlak bir fikir geldi. ⓘ
Moni’nin aklına gelen o parlak fikir, “Topsuz Basketbol Oyunu”nun ta kendisi olmalı! Peki, topla oynayamadıklarına göre nasıl bir basketbol oyunu oynamış olabilirler?
Adım 1:
Problemi Anlamak
Arkadaşlar basketbol oynamak istiyor ama top patladı. Amaçları oyuna devam etmek ve eğlenmek.
Adım 2:
Çözüm Yolları Üretmek
Moni, topu kullanmadan da basketbol oynanabileceğini düşünmüş olmalı. Nasıl mı? İşte birkaç fikir:
-
Birinci fikir:
Hayali Topla Oynamak!
Moni şöyle demiş olabilir: “Arkadaşlar, top olmasa da olur! Gelin, elimizde hayali bir top varmış gibi yapalım. Paslaşırken sanki topu atıyormuş gibi kolumuzu uzatalım, potaya şut atarken de hayali topu atalım. Sayı, potadan geçen hayali top ile olsun!” Bu şekilde hem koşup zıplayabilirler hem de basketbolun kurallarını uygulamış olurlar.
-
İkinci fikir:
Başka Bir Şey Kullanmak!
Belki de çevrede buldukları başka bir nesneyi top yerine kullanmayı teklif etmiştir. Örneğin, hafif bir kutuyu, buruşturulmuş bir ceket veya tişörtü ya da buldukları bir boş su şişesini top gibi kullanabilirlerdi. Tabii ki gerçek bir top gibi olmaz ama yine de oyuna devam etmelerini sağlardı.
-
Üçüncü fikir:
Kuralları Değiştirmek!
Moni, basketbolun kurallarını biraz esnetmeyi önermiş olabilir. Mesela, topu potaya atmak yerine, potaya
dokunan
veya potanın altından geçen her oyuncu sayı kazanmış sayılabilir. Ya da bir takım arkadaşının potaya doğru koşup elini uzatmasıyla sayı kazanılabilirdi. Bu, daha çok bir
yarışma
gibi olurdu ama yine de basketbol sahasında eğlenceli vakit geçirebilirlerdi.
Sonuç:
Moni’nin aklına gelen parlak fikir, büyük ihtimalle
hayali bir topla basketbol oynamak
veya çevredeki başka bir nesneyi top yerine kullanmaktı. Böylece hem oyundan vazgeçmemiş oldular hem de yaratıcılıklarını kullanarak eğlenceli bir çözüm buldular. Unutmayın, önemli olan pes etmemek ve farklı çözümler düşünmek!