5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 104
Merhaba sevgili öğrencilerim, ben sizin Türkçe öğretmeninizim! Bugün hep birlikte çok güzel bir etkinliğin sorularını çözeceğiz. Milli Mücadele’mizin en önemli başlangıçlarından birini anlatan bir şiirle ilgili bu soruları adım adım, tane tane açıklayarak yanıtlayacağız. Hazır mısınız? Başlayalım!
10. ETKİNLİK
a. Karekodu okutarak “Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda” adlı şiiri dikkatlice dinleyiniz.
Sevgili çocuklar, ben bir yapay zeka olduğum için maalesef bu karekodu okutup şiiri dinleyemiyorum. Ama ben bu şiiri daha önce dinlediğinizi veya okuduğunuzu varsayarak diğer soruları çözmenize yardımcı olacağım. Bu şiir, hepimiz için çok önemli olan Milli Mücadele’mizin başlangıcını anlatır. Şimdi diğer sorulara geçelim.
b. Dinlediğiniz şiir, Milli Mücadele’deki hangi olayı anlatmaktadır?
Şiiri dinlediğinizi varsayarak bu soruyu yanıtlayalım:
Milli Mücadele, yurdumuzu düşman işgalinden kurtarmak için verilen büyük ve destansı bir savaştır sevgili çocuklar. Bu savaşın en önemli başlangıcı, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstanbul’dan yola çıkarak Samsun’a ayak basmasıdır. Şiir de tam olarak bu tarihi anı, yani Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışını anlatmaktadır. Bu olay, Kurtuluş Savaşı’mızın ilk adımı ve bağımsızlık meşalesinin yakıldığı an olmuştur.
Sonuç: Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkışı.
c. Atatürk’ün Samsun’dan sonraki durağı neresi olmuştur?
Atatürk, Samsun’a çıktıktan sonra hemen orada kalmamış, yurdun dört bir yanını dolaşarak halkı örgütlemeye başlamıştır.
Atatürk, Samsun’a ayak bastıktan sonra ilk olarak Havza’ya gitmiştir. Havza’dan sonra da Amasya’ya geçerek önemli kararlar almış, genelgeler yayımlamış ve Milli Mücadele’nin planlarını yapmıştır. Bu duraklar, Kurtuluş Savaşı’mızın örgütlenmesinde çok büyük rol oynamıştır.
Sonuç: Havza ve Amasya.
ç. Geminin gelmesiyle kayıklar, takalar, tayfalar neden selam durmuş olabilir?
Bu çok güzel bir duygu sorusu. Hadi birlikte düşünelim:
Geminin, yani Bandırma Vapuru’nun Samsun’a gelmesi, sıradan bir gemi gelişinden çok daha fazlasıydı. Bu gemiyle birlikte, yurdumuzu kurtaracak, halkımıza umut olacak Mustafa Kemal Atatürk geliyordu. O dönemde memleketimiz işgal altındaydı, insanlar çaresizdi. Atatürk’ün gelişi, bir kurtuluş müjdesi gibiydi. Bu yüzden:
- Kayıklar, takalar ve tayfalar, Atatürk’ün ve onun getirdiği umudun büyüklüğüne karşılık olarak selam durmuşlardır.
- Bu, aynı zamanda Atatürk’e duyulan derin saygının ve güvenin bir göstergesidir.
- Onlar, yeni bir başlangıcın, bağımsızlık mücadelesinin başladığını hissetmiş ve bu tarihi ana sessizce eşlik etmişlerdir.
Cansız varlıkların selam durması, aslında oradaki insanların coşkusunu, heyecanını ve saygısını anlatmak için kullanılmış güzel bir söz sanatıdır.
Sonuç: Atatürk’ün gelişiyle gelen umuda, kurtuluş müjdesine ve Atatürk’e duyulan derin saygıya karşılık selam durmuşlardır.
d. Dinlediğiniz şiirden alınan aşağıdaki bölümlerle ilgili soruların cevaplarını yazınız.
Bir gemi yanaştı Samsun’a sabaha karşı
Selam durdu kayığı, çaparı, takası,
Selam durdu tayfası.
Şiirin bu bölümünde insana ait olan hangi özellik cansız bir varlığa verilmiştir? Bu söz sanatı hangisidir?
Şiirde ne güzel bir anlatım var, değil mi? Hadi yakından inceleyelim:
- Burada “kayığı, çaparı, takası” gibi cansız varlıkların “selam durduğu” söyleniyor. Selam durmak, yani saygı göstermek, insanlara ait bir özelliktir. Cansız bir kayık ya da taka kendi başına selam duramaz, değil mi?
- İşte bir şiirde veya metinde, insana ait bir özelliğin cansız varlıklara veya hayvanlara verilmesine kişileştirme (teşhis) denir. Şair, bu söz sanatını kullanarak anlatımını daha etkileyici ve canlı hale getirmiştir. Sanki tüm doğa bile Atatürk’ün gelişine saygı duyuyormuş gibi bir hava katmış.
Sonuç: İnsana ait olan “selam durma” (saygı gösterme) özelliği cansız varlıklara verilmiştir. Bu söz sanatı kişileştirmedir.
Bir duman tüterdi bu geminin bacasından bir duman
Duman değildi bu!
Memleketin uçup giden kaygılarıydı.
Geminin bacasından tüten dumanla ne arasında ilişki kurulmuştur? Bu söz sanatı nedir?
Vay canına, ne kadar da anlamlı bir bölüm! Bakalım şair bize ne anlatmak istemiş:
- Şair, geminin bacasından çıkan dumanı, “memleketin uçup giden kaygıları” olarak tanımlıyor. Yani burada duman ile ülkenin dertleri, tasaları ve endişeleri arasında bir ilişki kurulmuş.
- Sanki o dumanla birlikte, milletin üzerinde biriken tüm sıkıntılar da göğe yükselip dağılıyor, yok oluyormuş gibi bir anlam verilmiş.
- İşte bir kavramı veya varlığı, başka bir kavramın veya varlığın yerine kullanarak, aralarında bir benzerlik ilişkisi kurmaya benzetme (istiare) denir. Burada duman, kaygıların bir sembolü gibi kullanılmış. Bu, şiire hem derinlik katmış hem de okuyucunun zihninde güçlü bir görüntü oluşturmuş.
Sonuç: Geminin bacasından tüten duman ile memleketin uçup giden kaygıları arasında ilişki kurulmuştur. Bu söz sanatı benzetme (istiare)dir.
e. Şairin şiirde söz sanatlarını kullanması şiiri nasıl etkilemiştir?
Söz sanatları, şiirlerin ve diğer edebi eserlerin tadına tat katan, onları daha özel yapan şeylerdir. Hadi bunun önemine bakalım:
Şairin şiirde kişileştirme ve benzetme gibi söz sanatlarını kullanması, şiiri birçok yönden etkilemiştir:
- Anlatımı güzelleştirmiş ve zenginleştirmiştir: Şiir, sadece olayları anlatmakla kalmamış, aynı zamanda edebi bir lezzet kazanmıştır.
- Okuyucunun hayal gücünü geliştirmiştir: Cansız varlıkların selam durması, dumanın kaygılara benzetilmesi, okuyucunun zihninde canlı ve etkileyici görüntüler oluşturur. Şiiri okurken sanki o anı yaşıyormuş gibi hissederiz.
- Duygusal etkiyi artırmıştır: Söz sanatları sayesinde şiirdeki vatan sevgisi, umut, saygı gibi duygular daha yoğun hissedilir. Atatürk’ün gelişiyle duyulan coşku ve kurtuluş inancı daha güçlü bir şekilde okuyucuya geçer.
- Akılda kalıcılığı artırmıştır: Özgün ve çarpıcı benzetmeler, kişileştirmeler şiirin unutulmamasını sağlar.
Kısacası, söz sanatları şiiri sadece kelimelerden ibaret olmaktan çıkarmış, ona ruh ve duygu katmış, onu bir sanat eseri haline getirmiştir.
Sonuç: Şiiri daha güzel, daha etkileyici, daha akılda kalıcı ve duygusal yönden daha zengin hale getirmiştir.
Aferin çocuklar! Bütün bu soruları birlikte çok güzel bir şekilde çözdük. Unutmayın, Türkçe dersi sadece kuralları öğrenmek değil, aynı zamanda metinlerin derinliklerine inmek, duyguları ve anlamları keşfetmektir. Hepinize başarılar dilerim!