5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 80
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle çok güzel bir Türkçe etkinliği yapacağız. Birlikte bir metni okuyacak, onu anlayacak, ardından da bir görseli kullanarak kendi yazımızı yazacağız. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
Şimdi öncelikle görseldeki soruları tek tek inceleyelim ve birlikte cevaplarını bulalım.
9. ETKİNLİK
a) Bir mekânın betimlendiği aşağıdaki paragrafı inceleyiniz. Farklı renklerle gösterilen cümlelerin nelere odaklandığını öğretmeninizin rehberliğinde tartışarak belirleyiniz. Daha önce öğrendiğiniz kişi betimlemesiyle mekân betimlemesinin benzerlik ve farklılıklarını söyleyiniz.
Sevgili çocuklar, bu soruda öncelikle bize verilen paragrafı dikkatlice okumamız ve içinde farklı renkle yazılmış cümlelerin (görselde yeşil renkte) ne anlattığına odaklanmamız isteniyor. Sonra da, daha önce öğrendiğimiz kişi betimlemesiyle, yani bir insanı anlatmakla, bir yeri anlatmanın benzer ve farklı yönlerini konuşacağız.
Şimdi paragrafı tekrar okuyalım ve yeşil cümlelere özel dikkat edelim:
Savaş alanı, etrafını irili ufaklı tepelerin sardığı geniş bir düzlüktü. Tepelerin eteklerinde bodur ağaçların oluşturduğu bir örtü zar zor seçiliyordu. Gökyüzü patlayan topların ve tozun oluşturduğu gri bir dumanla kaplıydı. Toprak düşen top mermileri yüzünden delik deşik olmuştu. Kırık silahlar, boş mermi kovanları ve yırtık üniforma parçaları etrafa saçılmıştı. İnsan gözünün görebildiği her şey yaşanan savaşın ciddiyetini hissettiriyordu. Türk askerlerinin hücum sırasında mevzide bıraktığı mendiller, mektuplar ve daha nice özel eşya bir milletin vatanını korumak için neleri feda edebileceğinin kanıtlarını barındırıyordu. Arada sırada uzaktan işitilen top sesleri ve patlamaların seyrekliği düşmanın epey uzaklaştığını gösteriyor, savaşın bitmek üzere olduğunu müjdeliyordu. İlk bakışta hüzünlü gibi duran bu manzara, görenlere tarifi imkânsız birçok duyguyu bir arada yaşatıyordu.
Adım 1: Yeşil cümlelerin nelere odaklandığını bulalım.
- Birinci yeşil cümle: “İnsan gözünün görebildiği her şey yaşanan savaşın ciddiyetini hissettiriyordu.”
- Bu cümle, savaşın ne kadar önemli ve ciddi olduğunu, etraftaki her şeyin bu ciddiyeti bize hissettirdiğini anlatıyor. Yani sadece gördüklerimiz değil, o gördüklerimizin bizde uyandırdığı duygulara ve savaşın etkisine odaklanıyor.
- İkinci yeşil cümle: “Arada sırada uzaktan işitilen top sesleri ve patlamaların seyrekliği düşmanın epey uzaklaştığını gösteriyor, savaşın bitmek üzere olduğunu müjdeliyordu.”
- Bu cümle, uzaktan gelen seslerin bize ne anlattığını, yani savaşın yavaş yavaş bittiği umudunu veriyor. Burada da sadece sesleri duymak değil, o seslerin bize verdiği umut ve müjdeye, yani yine duygulara ve duruma dair çıkarımlara odaklanılıyor.
- Üçüncü yeşil cümle: “İlk bakışta hüzünlü gibi duran bu manzara, görenlere tarifi imkânsız birçok duyguyu bir arada yaşatıyordu.”
- Bu cümle ise, o savaş alanını gören kişilerin neler hissettiğini, içlerinde nasıl karmaşık duyguların oluştuğunu anlatıyor. Yani yine insanların hissettiği duygulara ve manzaradan etkilenmelerine odaklanılmış.
Kısacası, yeşil cümleler bize sadece gördüğümüz şeyleri değil, o gördüklerimizin bizde uyandırdığı duyguları, o anki durumun anlamını ve insanlar üzerindeki etkisini anlatıyor. Metnin diğer yerleri daha çok savaş alanının fiziksel özelliklerini (düzlük, tepeler, ağaçlar, duman, delikler, silahlar vb.) anlatırken, bu cümleler işin duygusal ve anlamsal boyutuna geçiyor.
Adım 2: Kişi betimlemesiyle mekân betimlemesinin benzerlik ve farklılıklarını söyleyelim.
Şimdi düşünelim, bir arkadaşımızı veya bir büyüğümüzü anlatırken neler yaparız? Bir de bir yeri, mesela okulumuzu veya parkı anlatırken neler yaparız?
- Benzerlikleri:
- Her ikisinde de gözlem yaparız. Yani dikkatlice bakarız.
- Her ikisinde de duyu organlarımızı kullanırız. Gördüklerimizi, duyduklarımızı, belki kokladıklarımızı anlatırız.
- Her ikisinde de sıfatlar (küçük, büyük, güzel, çirkin, hızlı, yavaş gibi niteleyici kelimeler) kullanırız.
- Her ikisinde de benzetmeler yapabiliriz. Mesela “gözleri denizin rengi gibiydi” deriz ya da “dağlar devler gibi duruyordu” deriz.
- Her ikisinde de okuyanın veya dinleyenin zihninde canlı bir resim oluşmasını isteriz.
- Her ikisinde de anlatılan şeye dair duygularımızı katabiliriz. “Çok sevimli bir çocuktu” ya da “huzurlu bir köydü” gibi.
- Farklılıkları:
- Kişi betimlemesi genellikle bir insanın fiziksel özelliklerine (boyu, kilosu, saç rengi, gözleri, giyimi) ve iç dünyasına (mutlu mu, üzgün mü, çalışkan mı, tembel mi, iyi kalpli mi) odaklanır. Onun hareketlerini, konuşmasını da anlatırız.
- Mekân betimlemesi ise bir yerin fiziksel özelliklerine (büyüklüğü, şekli, içindeki eşyalar, renkler, ışık, sesler, kokular, genel atmosferi) odaklanır. O yerin ne işe yaradığını, orada neler olduğunu anlatırız.
- Kişi betimlemesinde genellikle canlı bir varlık anlatılırken, mekân betimlemesinde genellikle cansız bir çevre anlatılır.
b) Paragrafı okurken gözünüzde nasıl bir resim canlandı? Bu resmin gözünüzde canlanmasının sebebi ne olabilir? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Sevgili çocuklar, bu paragrafı okurken benim gözümde hüzünlü, tozlu ve biraz da umut veren bir savaş alanı canlandı. Sanki filmlerde izlediğimiz o eski savaş sahnelerinden birine ışınlanmış gibi hissettim.
Peki, bu resmin gözümde canlanmasının sebebi neydi dersiniz?
Adım 1: Gözümde canlanan resmi anlatalım.
Gözümde canlanan resimde, etrafı küçük tepelerle çevrili, geniş, dümdüz bir arazi var. Gökyüzü gri bir dumanla kaplı, sanki güneş bile zor seçiliyor. Yerler top mermileriyle delik deşik olmuş, her yerde kırık silahlar, boş mermi kovanları ve yırtık asker kıyafetleri var. Bu manzara insana hem büyük bir üzüntü veriyor hem de askerlerimizin vatan için ne büyük fedakarlıklar yaptığını düşündürüyor. Uzaktan gelen top sesleri ise savaşın bitmek üzere olduğunu fısıldıyor gibi.
Adım 2: Bu resmin canlanmasının sebebini açıklayalım.
Bu kadar canlı bir resmin gözümde canlanmasının en önemli sebebi, yazarın kullandığı betimleyici kelimeler ve ifadeler. Yazar, sanki bir ressam gibi kelimelerle bir tablo çizmiş:
- “İrili ufaklı tepelerin sardığı geniş bir düzlüktü” dediğinde, arazinin genel görüntüsü hemen beliriyor.
- “Bodur ağaçların oluşturduğu bir örtü zar zor seçiliyordu” cümlesi, ağaçların azlığını ve manzaranın çıplaklığını hissettiriyor.
- “Gökyüzü patlayan topların ve tozun oluşturduğu gri bir dumanla kaplıydı” ifadesi, savaşın şiddetini ve havanın kirliğini gözümde canlandırdı.
- “Toprak düşen top mermileri yüzünden delik deşik olmuştu” ve “Kırık silahlar, boş mermi kovanları ve yırtık üniforma parçaları etrafa saçılmıştı” cümleleri, savaşın izlerini, yıkımı ve geride kalanları çok net bir şekilde gösterdi.
- Hele ki “Türk askerlerinin hücum sırasında mevzide bıraktığı mendiller, mektuplar ve daha nice özel eşya bir milletin vatanını korumak için neleri feda edebileceğinin kanıtlarını barındırıyordu” ifadesi, hem hüzünlü hem de gurur verici bir tablo çizdi içimde. Bu kelimeler sadece görmekle kalmayıp, hissetmemizi sağladı.
Yazarın kullandığı bu tür kelimeler ve cümleler, okuyucunun hayal gücünü harekete geçirerek, anlatılan mekânı ve olayı zihninde çok daha canlı ve ayrıntılı bir şekilde canlandırmasına yardımcı oluyor.
c) “Müzeleri Geziyorum” adlı etkileşimli içerikten alınan aşağıdaki görseli kullanarak müzeyi betimleyen bir paragraf yazınız. Paragrafı yazarken yazma stratejilerini uygulayınız.
Şimdi sıra geldi kendi yazımızı yazmaya! Önümüzdeki görseli dikkatlice inceleyelim ve bir müzeyi anlatır gibi bir paragraf yazalım. Unutmayın, betimleme yaparken gördüğümüz her şeyi en ince ayrıntısına kadar anlatmaya çalışırız ki okuyan kişi de bizimle birlikte o müzede geziniyormuş gibi hissetsin.
Adım 1: Görseli inceleyelim ve ana hatlarıyla neler olduğunu belirleyelim.
- Görselde bir müze odası görüyorum.
- Odanın ortasında büyük bir masa var.
- Masanın etrafında ve odanın içinde asker üniforması giymiş mankenler var. Sanki önemli bir toplantı yapıyorlarmış gibi duruyorlar.
- Masanın üzerinde evraklar, haritalar gibi şeyler var.
- Odanın sağ tarafında iki tane Türk bayrağı asılı.
- Arka planda duvarda tablolar ve bir kapı var.
- Genel olarak tarihi bir anı canlandıran, önemli ve ciddi bir atmosfer var.
Adım 2: Bu gözlemlerimizi kullanarak bir paragraf yazalım.
Şimdi bu gözlemlerimizi birleştirerek, sanki bir müzeyi geziyormuşuz gibi, gördüklerimizi anlatan bir paragraf oluşturalım:
Müzenin bu bölümüne adım attığımda, kendimi tarihin derinliklerinde, sanki önemli bir kararın alındığı bir odada buldum. Geniş ve aydınlık odanın tam ortasında, koyu renk ahşap bir masa duruyordu. Masanın üzerinde özenle yerleştirilmiş eski haritalar ve önemli evraklar vardı. Masanın etrafında ve odanın çeşitli yerlerinde, dönemin askeri üniformalarını giymiş, gerçekçi mankenler dikkatimi çekti. Her biri sanki az önce konuşmayı bitirmiş, düşünceli bir şekilde duruyordu. Bazıları masadaki belgelere eğilmiş, bazıları ise ayakta durarak etrafı izliyordu. Odanın sağ köşesinde, gururla dalgalanan iki büyük Türk bayrağı, bu anın ne kadar önemli olduğunu vurguluyordu. Duvarlarda asılı tablolar ve eski bir kapı, bu odanın geçmişte nice önemli olaylara tanıklık ettiğini fısıldıyordu. Bu canlandırma, o günleri yaşamış gibi hissetmemi sağlayarak beni derinden etkiledi.