5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 121
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün Türkçe dersimizdeki bu güzel soruları birlikte çözeceğiz. Unutmayın, her sorunun bir cevabı vardır ve biz de adım adım o cevapları bulacağız. Hadi başlayalım!
3. a) Okuduğunuz metnin hikâye unsurlarını aşağıdaki tabloya yazınız.
Öncelikle size küçük bir sır vereyim: Bu metin bizde olmadığı için, soruyu çözebilmek adına Atatürk’ü Tanımak genel başlığına uygun, hayalimizde bir metin canlandıracağız. Genelde bu tür metinlerde Atatürk’ün çocuklarla buluştuğu, onlara öğütler verdiği hikâyeler anlatılır. Ben de öyle bir hikâye düşündüm ve ona göre cevaplarımı hazırladım.
Hikâye unsurlarını hatırlayalım:
- Olay: Hikâyede anlatılan şey, yani ne olduğu.
- Kişi: Hikâyedeki kahramanlar, kimler olduğu.
- Yer: Olayın geçtiği mekân, nerede olduğu.
- Zaman: Olayın yaşandığı an, ne zaman olduğu.
Şimdi hayalimizdeki metne göre bu unsurları dolduralım:
Olay:
Atatürk’ün, Cumhuriyet’in ilk yıllarında bir köy okulunu ziyaret etmesi, öğrencilerle samimi bir sohbet etmesi ve onlara gelecekle ilgili ilham verici öğütler vermesi. Özellikle küçük bir öğrenciyle arasında geçen sıcak konuşma.
Kişi:
Atatürk, köy okulu öğrencileri (hikâyemizde özellikle meraklı ve çalışkan bir çocuk), öğretmenleri.
Yer:
Anadolu’da şirin bir köy okulu bahçesi veya dersliği.
Zaman:
Cumhuriyet’in ilk yılları, bahar ayları (belki 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na yakın bir zaman), güneşli bir öğleden sonra.
3. b) Metinde Atatürk ile çocuk arasında nasıl bir bağ kurulmuştur?
Bu soruda, hayal ettiğimiz hikâyedeki Atatürk ile çocuk arasındaki ilişkiyi düşünmemiz gerekiyor. Atatürk, çocuklara çok değer veren, onları çok seven bir liderdi, değil mi? Onları her zaman geleceğimizin güvencesi olarak görmüştü.
Çözüm:
Metinde Atatürk ile çocuk arasında sıcak, samimi ve ilham verici bir bağ kurulmuştur. Atatürk, çocuğa büyük bir sevgi ve ilgiyle yaklaşmış, onun gelecekte ne olmak istediğini sormuş, ona yol gösterici öğütler vermiştir. Çocuk da Atatürk’e derin bir saygı ve hayranlık duymuş, onun sözlerinden ilham alarak geleceğe daha umutla bakmıştır. Atatürk’ün çocuklara olan sonsuz inancı ve sevgisi, bu bağı çok güçlü ve özel kılmıştır.
3. c) Olayın geçtiği zamanın kişiler üzerindeki etkisini, mekânın olaylar üzerindeki etkisini yazınız.
Burada hem zamanın hem de mekânın, yani olayın ne zaman ve nerede olduğunun, hikâyedeki kahramanlar ve olaylar üzerindeki etkilerini düşünmeliyiz. Yani, olay ne zaman olduğu ve nerede olduğu, hikâyeyi nasıl etkiliyor?
Çözüm:
Zamanın kişiler üzerindeki etkisi:
Olayın Cumhuriyet’in ilk yıllarında geçmesi, o dönemin umut dolu ve yenilikçi ruhunu çok güzel bir şekilde yansıtır. Bu zaman dilimi, hem Atatürk’ün hem de çocukların geleceğe dair büyük hayaller kurduğu, ülkenin yeni baştan inşa edildiği bir dönemdir. Atatürk’ün bu dönemde çocuklarla buluşması, onlara geleceğin mimarları oldukları hissini verir, sorumluluk ve vatan sevgisi aşılar. Çocuklar da bu heyecanlı ve önemli dönemin bir parçası olmaktan gurur duyarlar.
Mekânın olaylar üzerindeki etkisi:
Olayın bir köy okulu bahçesinde geçmesi, hikâyeye samimi ve doğal bir hava katar. Okul bahçesi, çocukların oyun oynadığı, öğrendiği, hayaller kurduğu bir yerdir ve Atatürk’ün burada çocuklarla buluşması, onun halktan biri olduğunu, çocuklara ne kadar yakın olduğunu gösterir. Bu mekân, olayların daha içten ve akılda kalıcı olmasını sağlar. Ayrıca, okulun eğitim ve bilimin sembolü olması, Atatürk’ün verdiği öğütlerin önemini ve değerini daha da artırır.
4. a) Metni tekrar okuyarak üç nokta ile belirtilen alanda hangi diyalogların geçmiş olabileceğini düşününüz.
Sevgili öğrenciler, bu soruda da yine hayal gücümüzü kullanacağız! Metinde bazı yerlerde “…” yani üç nokta gördüğünüzde, o kısımda bir şeylerin eksik olduğunu, konuşmanın devamının geleceğini veya öncesinde bir konuşma geçtiğini düşünebiliriz. Burada da bize o diyalogları tahmin etmemiz isteniyor.
Çözüm:
Metnin akışına göre, Atatürk’ün çocuklarla yaptığı sohbetin bir yerinde, özellikle de onlara öğütler verdiği ya da gelecekleriyle ilgili sorular sorduğu bir kısımda üç nokta kullanılmış olabilir. Bu kısımda şu tür diyaloglar geçmiş olabilir:
- Atatürk’ün çocuklara “Büyüyünce bu güzel vatan için ne yapmak istersiniz?” diye sorması.
- Çocukların heyecanla hayallerini anlatması, “Öğretmen, doktor, mühendis olmak istiyorum Paşam!” gibi cevaplar vermesi.
- Atatürk’ün çocukları dikkatle dinledikten sonra onlara “Çok çalışın, okuyun, vatanınızı ve milletinizi sevin ve her zaman ileriye bakın.” gibi öğütler vermesi.
- Çocukların da bu değerli öğütler karşısında teşekkürlerini ve sözlerini bildirmesi.
4. b) Metnin akışına uygun olarak üç nokta ile verilen kısımda geçebilecek diyalogları yazınız. Yazınızda uygun geçiş ve bağlantı ifadelerine yer veriniz.
Şimdi de 4. a) şıkkında düşündüğümüz diyalogları, metnin bir parçası gibi yazma zamanı. Unutmayın, bir hikâyenin içinde bir konuşma yazarken, o konuşmanın öncesi ve sonrasıyla uyumlu olması çok önemli. Bir de geçiş ve bağlantı ifadeleriyle cümlelerimizi daha güzel ve akıcı bağlayacağız.
Çözüm:
Atatürk, gözleri parlayan küçük Ayşe’ye döndü ve şefkatle gülümsedi.
“Peki, sevgili yavrum,” diye sordu, “sen büyüyünce bu vatan için ne yapmak istersin?”
Küçük Ayşe, heyecanla öne atıldı. Yanakları al al olmuştu.
“Paşam, ben öğretmen olmak istiyorum! Sizin gibi bu ülkenin çocuklarına ışık olmak, onlara okumayı, yazmayı öğretmek istiyorum.”
Atatürk, Ayşe’nin bu cevabından çok etkilendi. Başını okşadı ve şöyle dedi:
“Çok güzel bir hedef Ayşe. Unutma, gelecek sizin ellerinizde. Bu ülkeyi daha aydınlık yarınlara taşıyacak olanlar sizlersiniz. Bu yüzden çok çalışmalı, bilime önem vermeli ve her zaman dürüst olmalısınız…”
Ayşe ve diğer çocuklar, Atatürk’ün her sözünü dikkatle dinliyorlardı. Gözlerinde büyük bir saygı ve azim vardı. Sanki her kelimesi kalplerine kazınıyordu.
“…çünkü bir milletin gerçek gücü, eğitimli ve vatansever evlatlarıdır. Sizler, bu milletin umudusunuz ve en değerli varlıklarısınız.”
Atatürk’ün sözleri bittikten sonra, çocuklar hep bir ağızdan “Söz veriyoruz Paşam!” diye bağırdılar. Bu an, minik kalplerde unutulmaz bir iz bırakmış, onlara geleceğe dair büyük bir sorumluluk yüklemişti.