5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 174
Merhaba sevgili öğrencim, Türkçe dersimize hoş geldin! Bugün çok önemli bir konu hakkında konuşacağız: özgüven. Biliyorsun, bazen sınıfta bir soruya cevap vermek isteriz ama içimizden bir ses “Ya yanlış olursa?” der, değil mi? İşte bu metin tam da bu duygularla ilgili ve bize çok güzel ipuçları veriyor. Şimdi seninle birlikte bu metindeki soruları adım adım, tane tane cevaplayalım. Hazırsan başlayalım!
1. Aşağıdaki soruların cevaplarını metinden hareketle defterinize yazınız.
a) Yazar öz güveni nasıl tanımlamaktadır? Siz olsanız nasıl tanımlardınız?
Sevgili öğrencim, bu soruda iki ayrı cevap vermemiz isteniyor. Önce yazarın özgüveni nasıl tanımladığına bakacağız, sonra da kendi tanımımızı yapacağız. Hadi metinde özgüvenin tanımını bulalım.
Adım 1: Yazarın tanımını bulalım.
Metinde şöyle yazıyor: “Özgüven, insanın kendini olduğu gibi kabul edebilmesi ve çevresine bunu yansıtabilmesidir. Boyunla, kilonla, saçının ve gözünün rengiyle, sesinin inceliği kalınlığıyla, teninin rengi, burnunun şekliyle, aile yapın ve bütün sahip olduklarınla barışık olman, onları kabul etmen demektir. Bununla birlikte geliştirebileceğin bütün özelliklerini geliştirmen, kendini bilgi ve yetenek anlamında donatman, bunun farkında olman demektir.”
Yani yazar diyor ki, özgüven demek, kendini tüm özelliklerinle, yani boyunla, kilonla, saçının rengiyle, ailenle ve sahip olduğun her şeyle barışık olmak, kendini olduğu gibi kabul etmek ve bunu başkalarına da göstermektir. Ayrıca, kendini geliştirmek, yeni şeyler öğrenmek ve yeteneklerini fark etmek de özgüvenin bir parçasıymış.
Adım 2: Kendi tanımımızı yapalım.
Şimdi sıra sende! Sen özgüveni nasıl tanımlarsın? Bence özgüven, insanın kendi yeteneklerine inanması, kendini sevmesi ve zorluklar karşısında “Ben bunu yapabilirim!” diyebilmesidir. Tıpkı bir sınavda zor bir soru gördüğünde bile pes etmeyip, “Biraz daha düşünürsem bulurum!” demen gibi.
Cevap:
- Yazara göre özgüven, insanın kendini tüm özellikleriyle (boyu, kilosu, saç rengi gibi) kabul etmesi, bunlarla barışık olması ve bunu çevresine de yansıtabilmesidir. Ayrıca, kendini bilgi ve yetenek açısından geliştirmesi ve bunların farkında olması da özgüvenin bir parçasıdır.
- Ben olsam özgüveni, kişinin kendi gücüne ve yeteneklerine inanması, kendini sevmesi ve başkalarının ne düşündüğünü çok fazla önemsemeden kendi kararlarını alabilmesi olarak tanımlardım.
b) Yazara göre yeteneklerimizi keşfetmek için neler yapmalıyız?
Bu soru da çok güzel! Çünkü hepimiz bir şeylerde iyiyizdir ama bazen ne olduğunu bilemeyiz. Metinde yazar bize bunun için harika bir yol gösteriyor. Hadi birlikte o bölümü bulalım.
Adım 1: Metinde yetenek keşfiyle ilgili bölümü bulalım.
Metinde şöyle bir cümle geçiyor: “O zaman özgüven, kişinin yeteneklerini dış dünyaya yansımasının sonucudur, diyebiliriz. O hâlde önce kendi yeteneklerini keşfetmelisin. Nelere ilgi duyuyorsun sor kendine. Yaparken zevk aldığın etkinlikler nelerdir? İstersen eline kâğıt kalem alarak bunları yazabilirsin. Günlük tutmak iyi fikir olabilir.”
Yazar bize diyor ki, yeteneklerimizi keşfetmek için ilk olarak kendimize “Ben nelere ilgi duyuyorum?” diye sormalıyız. Yani ne yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz, ne yaparken çok mutlu oluyoruz? Belki resim yapmak, belki şarkı söylemek, belki de arkadaşlarına hikayeler anlatmak… Bunları düşünmeli, hatta bir kağıda yazmalısın. Günlük tutmak da bu konuda çok işe yarayabilir, çünkü günlük tutarken kendini daha iyi tanırsın.
Cevap:
- Yazara göre yeteneklerimizi keşfetmek için öncelikle kendimize “Nelere ilgi duyuyorum?” sorusunu sormalıyız.
- Yaparken zevk aldığımız etkinlikleri belirlemeliyiz.
- Bu ilgi alanlarımızı ve etkinlikleri bir kağıda yazmalıyız.
- Günlük tutmak da kendi yeteneklerimizi ve ilgi alanlarımızı fark etmemize yardımcı olabilir.
c) Öz güven duygusunun yetersiz olması insanın günlük yaşamını nasıl etkileyebilir? Örneklerle açıklayınız.
Şimdi de son sorumuza geldik. Özgüvenin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz, peki ya özgüvenimiz yeterli olmazsa ne olur? Metin bize bununla ilgili de bir örnek veriyor.
Adım 1: Metinde özgüvensizliğin etkisini bulalım.
Metinde şöyle yazıyor: “Özgüvensizlik duygusu ‘yetersizlik’ hissi yaşatır. Örneğin, Lionel Messi (Liyonel Messi) kendini futbolda değil de teniste geliştirmeye çalışsaydı acaba neler olurdu? Yeteneksiz olduğu-nu düşünebilirdi öyle değil mi?”
Yazar, özgüvensizliğin en başta bize kendimizi ‘yetersiz’ hissettirdiğini söylüyor. Yani “Ben bunu yapamam”, “Ben yeterince iyi değilim” gibi düşüncelere kapılmamıza neden oluyor. Messi örneği de bunu çok güzel açıklıyor: Eğer Messi, kendi yeteneğinin futbol olduğunu fark etmeseydi ve tenis oynamaya çalışsaydı, belki de kendini çok başarısız ve yeteneksiz hissederdi. Oysa o futbolda dünyanın en iyilerinden biri oldu!
Adım 2: Günlük yaşamdan örneklerle açıklayalım.
Özgüvensizlik, günlük hayatımızda da birçok şeyi etkiler. Mesela:
- Sınıfta el kaldırmaktan çekinmek: Bir soruya cevabı bildiğin halde, “Ya yanlış söylersem, arkadaşlarım bana güler mi?” diye düşünerek elini kaldırmayabilirsin. Bu da senin aslında bildiğin bir şeyi göstermene engel olur.
- Yeni şeyler denememek: Okulda yeni bir kulüp açıldığında (mesela satranç kulübü ya da tiyatro kulübü), “Ben zaten yapamam ki” diye düşünüp katılmaktan vazgeçebilirsin. Oysa belki de o alanda çok yeteneklisindir ama denemediğin için bilemezsin.
- Arkadaşlık ilişkileri: Bazen özgüveni düşük olan bir arkadaşımız, kendini başkalarından daha az değerli hissedebilir. Bu da onun yeni arkadaşlıklar kurmasını veya kendini ifade etmesini zorlaştırabilir. “Beni sevmezler” diye düşünebilir.
Gördüğün gibi, özgüvensizlik bizi aslında yapabileceğimiz birçok güzel şeyden alıkoyabilir ve kendimizi kötü hissetmemize neden olabilir. Bu yüzden kendimize inanmak çok ama çok önemli!
Cevap:
Özgüven duygusunun yetersiz olması, insanın günlük yaşamında kendini ‘yetersiz’ hissetmesine neden olur. Bu durum, kişinin kendi yeteneklerini fark etmesini engeller ve birçok olumsuzluğa yol açabilir. Örneğin:
- Sınıfta çekingenlik: Bir öğrenci, bir konu hakkında doğru cevabı bildiği hâlde, yanlış yapmaktan veya başkaları tarafından eleştirilmekten korktuğu için parmak kaldırmayabilir. Böylece hem kendi başarısını gösterme fırsatını kaçırır hem de bilgisini paylaşamaz.
- Yeni deneyimlerden kaçınma: Okulda açılan bir spor etkinliğine veya bir sanat atölyesine, “Ben zaten beceremem,” ya da “Yeterince iyi değilim,” düşüncesiyle katılmaktan vazgeçebilir. Bu durum, kişinin aslında sahip olabileceği yeni yetenekleri keşfetmesine veya kendini geliştirmesine engel olur.
- Sosyal ilişkilerde zorlanma: Özgüveni yetersiz olan bir kişi, arkadaşlarıyla veya yeni tanıştığı insanlarla iletişim kurarken çekingen davranabilir, kendini ifade etmekte zorlanabilir. Bu da onun sosyal çevresini genişletmesini veya kendini rahat hissetmesini engeller.
Tıpkı metindeki Lionel Messi örneğinde olduğu gibi, kişi kendi gerçek yeteneklerini görmezden gelip yanlış alanlara yöneldiğinde veya hiç denemediğinde, kendini başarısız hissedebilir.
Umarım bu açıklamalar, metni daha iyi anlamana ve soruları doğru bir şekilde cevaplamana yardımcı olmuştur. Unutma, sen değerlisin ve yapabileceklerin sınırsız!