5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 113
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle Atatürk’ün çiftlik kurma hayalini ve bu hayalin nasıl gerçeğe dönüştüğünü anlatan metinle ilgili soruları çözeceğiz. Haydi bakalım, hem okuyalım hem de öğrenelim!
3. ETKİNLİK
a. Atatürk neden Ankara’da bir çiftlik kurmak istemiştir? Bu çiftliğin kuruluş sürecini açıklayınız.
Sevgili çocuklar, metni dikkatlice okuduğumuzda Atatürk’ün neden Ankara’da bir çiftlik kurmak istediğini çok net anlıyoruz. Atatürk, yeşile olan tutkusunu ve özlemini her zaman dile getirmiş. Hatta o meşhur sözünde “Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden yoksundur. Bu çiftliği öyle ağaçlandırınız ki göremeyen bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin” demiş. Bu sözler bize, onun Ankara’yı yemyeşil bir yer yapmak istediğini gösteriyor. Ayrıca, sadece yeşillik olsun diye değil, aynı zamanda geleceği ve halkının mutluluğunu düşündüğü için de çiftlik kurmak istemiş.
Peki, bu çiftliğin kuruluş süreci nasıl başlamış? Metinde diyor ki: “Atatürk, daha 1925 yılında tarımcılarına, bir çiftlik arazisi için yer araştırmaları emrini verdiğinde geleceği ve halkının mutluluğunu düşünüyordu.” Yani, Atatürk bu işi aceleye getirmemiş, taa 1925 yılında, yani çok önceden, bu iş için araştırmalar yapılmasını istemiş. Bu da bize onun ne kadar ileri görüşlü ve planlı olduğunu gösteriyor.
Kısacası, Atatürk Ankara’yı yeşillendirmek, modern tarımı geliştirmek ve halkına örnek olmak için bir çiftlik kurmak istemiş. Bu süreç de 1925 yılında tarımcılarına yer araştırması emri vermesiyle başlamış.
b. Atatürk’ün çiftliğin kuruluşundaki etkisini açıklayınız.
Atatürk’ün çiftliğin kuruluşunda çok büyük bir etkisi olmuş çocuklar! Düşünün, bu fikir tamamen ona ait. O sadece bir fikir vermekle kalmamış, aynı zamanda bu fikrin nasıl hayata geçirileceği konusunda da bizzat yol göstermiş. Metindeki şu sözler onun etkisini çok güzel anlatıyor:
“Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden yoksundur. Bu çiftliği öyle ağaçlandırınız ki göremeyen bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin.”
Bu sözler, Atatürk’ün çiftliğin sadece bir tarım alanı olmasını değil, aynı zamanda bir güzellik ve yeşillik abidesi olmasını istediğini gösteriyor. Ayrıca, 1925 yılında tarımcılarına yer araştırması emri vermesi de, bu projenin bizzat onun yönlendirmesi ve isteğiyle başladığını kanıtlıyor. O, bu çiftlikle hem Ankara’yı güzelleştirmek hem de halka modern tarımı öğretmek istemiş. Yani, Atatürk bu çiftliğin hem fikir babası hem de projenin en büyük destekçisi ve yönlendiricisi olmuş.
c. Okuduğunuz metni Atatürk’ün bakış açısıyla nasıl yazabileceğinizi düşününüz.
Eğer bu metni Atatürk’ün ağzından yazacak olsaydık, yani o kendisi anlatıyormuş gibi, o zaman neler değişirdi bir düşünelim:
- Öncelikle, “ben” ve “biz” kelimelerini daha çok kullanırdı. Kendi düşüncelerini, hayallerini ve emirlerini anlatırdı.
- Duygularını daha yoğun ifade ederdi. Örneğin, yeşile olan sevgisini, halkına olan inancını ve geleceğe dair umutlarını daha içten bir dille anlatırdı.
- Neden böyle bir şey yaptığını, yani çiftliği kurma sebeplerini, ülkenin gelişimi ve modernleşmesi açısından daha çok vurgulardı.
- Verdiği talimatları ve bu talimatların arkasındaki düşünceleri kendi cümleleriyle açıklardı.
Yani metin, sanki Atatürk’le sohbet ediyormuşuz gibi, daha kişisel ve samimi bir anlatıma sahip olurdu. Onun vatan sevgisi, ileri görüşlülüğü ve çalışkanlığı daha belirgin bir şekilde ortaya çıkardı.
ç. Aşağıdaki giriş cümlesinden hareketle metni Atatürk’ün bakış açısıyla tekrar yazınız.
“Bu aziz millete modern tarımın önemini göstermek için bu çorak arazide bir çiftlik kurmalıyım.”
Sevgili çocuklarım, şimdi verilen bu harika başlangıç cümlesini kullanarak metni Atatürk’ün dilinden yeniden yazalım:
“Bu aziz millete modern tarımın önemini göstermek için bu çorak arazide bir çiftlik kurmalıyım.” İşte bu düşünceyle yola çıktım. Çünkü ben her zaman yeşilin ve doğanın bir ülkenin gelişmesindeki yerini bildim. “Yeşili görmeyen gözler renk zevkinden yoksundur. Bu çiftliği öyle ağaçlandırınız ki göremeyen bir insan dahi yeşillikler arasında olduğunu fark etsin,” derim hep. Ankara’mızın o bozkır hali içime dokunuyordu. Bu sebeple, daha 1925 yılında, tarımcılarıma Ankara’da uygun bir çiftlik arazisi bulmaları için talimat verdim. Bu sadece bir çiftlik değil, aynı zamanda geleceğe atılmış bir adım, halkımın refahı ve mutluluğu için bir başlangıç olacaktı. Bu çiftlik sayesinde, hem tarımımızı modernleştirecek hem de vatan toprağını yemyeşil bir cennete çevirecektik.