5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 117
Merhaba sevgili öğrencim! Ben senin Türkçe öğretmeninim. Bugün seninle birlikte bu sayfadaki soruları adım adım inceleyip, tıpkı bir hikaye yazar gibi çözümleyeceğiz. Hazır mısın? Haydi başlayalım!
8. ETKİNLİK: YAZALIM
a) “Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar” metninin işlenişinde yer alan 9. etkinlikteki çözüm bölümü örneğini 93 ve 103. sayfalarda yazdığınız serim ve düğüm bölümlerini okuyunuz. Aşağıda verilen yönergelerden hareketle olayın çözüm bölümünü yazınız.
- Düğüm bölümünde oluşturduğunuz merak unsurunu çözüme kavuşturunuz.
- Gerekiyor ise kahramanlarınızın karşılıklı konuşmalarına yer veriniz.
- Vermek istediğiniz mesajı ve çözüm bölümünün bu mesajı yansıtıp yansıtmadığını kontrol ediniz.
Kişiler: Eren (11 yaşında), Eren’in arkadaşı Ferhat, köylüler, düşman askerleri, Türk gözcü askeri, Atatürk
Yer: Eren’in köyü, cephe hattı
Zaman: Sıcak bir yaz günü
Olaylar: Eren’in uyandığında Türk askerinin köylerinden geçmekte olduğunu görmesi, köylülerin askerlerimizin su ve yiyecek ihtiyacından bahsetmesi, Eren’in de cepheye su götürmek ve Atatürk’ü görmek istemesi, arkadaşı Ferhat’ı ikna edip yola koyulması, yolda konuşmaya dalıp düşman mevzilerine oldukça yaklaşmaları, yakalanma riski yaşamaları, her şeyin bittiğini düşünürken Türk gözcü askerleri tarafından fark edilip kurtarılmaları, Mustafa Kemal Atatürk’ün yanına götürülmeleri.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, bu bölümde bizden, Eren ile Ferhat’ın hikayesinin nasıl bittiğini yazmamız isteniyor. Hikayenin “Olaylar” kısmında, Eren ve Ferhat’ın cesurca su taşırken düşman mevzilerine çok yaklaştığını ve Türk gözcü askerleri tarafından son anda fark edilip kurtarıldığını okuduk. Şimdi bu merak uyandıran durumu çözüme kavuşturup, onların Atatürk’le nasıl buluştuklarını ve neler yaşadıklarını yazacağız.
Adım 1: Merak unsurunu çözüme kavuşturalım.
Tam da her şeyin bittiğini düşündükleri anda, bir çalılığın arkasından iki Türk askeri çıktı. Askerlerden biri, “Çocuklar! Sizin burada ne işiniz var? Çok tehlikeli bir yerdesiniz!” diye fısıltıyla konuştu. Eren ve Ferhat korkudan donup kalmışlardı. Ancak askerlerin şefkatli bakışlarını görünce biraz olsun rahatladılar. Eren hemen atılıp, “Komutanım, biz askerlerimize su getiriyorduk. Çok susuz kalmışsınızdır diye düşündük,” dedi. Ferhat da başını sallayarak onu onayladı. Askerler, iki çocuğun bu vatan sevgisiyle dolu yüreklerini görünce şaşkınlıklarını gizleyemedi. “Aferin size yiğitlerim! Ama bu yaptığınız çok riskliydi. Düşman mevzilerine çok yaklaştınız,” dedi diğer asker.
Adım 2: Kahramanlarımızın konuşmalarına yer verelim ve Atatürk’le buluşmayı anlatalım.
Eren, askerlere dönerek, “Biz bir de Atatürk’ü görmek istiyorduk. Mümkün mü?” diye sordu utangaçça. Askerler birbirlerine baktılar, sonra gülümsediler. “Sizin bu cesaretiniz ve vatan sevginiz takdire şayan çocuklar. Haydi bakalım, suyu askerlerimize ulaştıralım, sonra da sizi karargaha götürelim. Belki şanslıysanız, o büyük komutanı görebilirsiniz,” dediler. Eren ve Ferhat’ın gözleri sevinçle parladı. Askerlerle birlikte dikkatlice geri döndüler. Suyu cephedeki askerlere ulaştırdılar. Askerler, çocukların getirdiği suyu büyük bir minnetle içerken, Eren ve Ferhat’ın yorgunlukları bir anda kayboldu.
Bir süre sonra, askerlerden biri Eren ve Ferhat’ı bir çadıra doğru götürdü. Çadırdan içeri girdiklerinde, içeride haritaya eğilmiş, düşünceli bir adam gördüler. Bu kişi, Eren’in hayranlıkla baktığı Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildi. Atatürk, çocukları görünce başını kaldırdı ve sıcak bir gülümsemeyle karşıladı. “Hoş geldiniz çocuklar. Duyduğuma göre sizler çok cesur iki kahramansınız. Hem su taşıdınız hem de beni görmek istediniz, öyle mi?” diye sordu.
Eren, heyecandan sesi titreyerek, “Evet Paşam. Askerlerimize yardım etmek istedik. Bir de sizi çok merak ediyorduk,” dedi. Ferhat da sadece başını sallamakla yetindi. Atatürk, Eren’in saçlarını okşadı. “Sizin gibi vatansever çocuklar olduğu sürece bu vatan asla düşmana teslim olmaz. Her bir damla su, her bir fedakarlık, bu vatanın kurtuluşu için çok kıymetli. Unutmayın, bu mücadele sadece askerlerin değil, hepinizin. Sizin gibi genç yüreklerin desteğiyle bizler daha güçlüyüz,” dedi.
Adım 3: Hikayenin mesajını verelim ve sonlandıralım.
Atatürk, onlarla biraz daha sohbet ettikten sonra, “Şimdi siz eve dönün. Köyünüzdeki diğer çocuklara da bu vatan aşkını, bu birlik ve beraberlik ruhunu anlatın. Çünkü yarının Türkiye’si sizin ellerinizde şekillenecek,” dedi. Eren ve Ferhat, Atatürk’ün sözleriyle gururlanmış, kalpleri vatan sevgisiyle dolup taşarak karargâhtan ayrıldılar. Artık biliyorlardı ki, küçük de olsa yaptıkları her şeyin büyük bir anlamı vardı ve bu vatan için her türlü fedakârlığa değerdi. O günden sonra Eren ve Ferhat, köylerine döndüklerinde yaşadıklarını gururla anlattılar, tıpkı Atatürk’ün istediği gibi, vatan sevgisini her yere yaydılar.
İşte sevgili öğrencim, bu hikayenin çözüm bölümü böyle olabilir. Burada hem Eren ve Ferhat’ın tehlikeden kurtulmasını sağladık hem de onların Atatürk ile buluşma hayallerini gerçekleştirdik. Atatürk’ün sözleriyle de vatanseverlik ve birlik mesajını verdik. Bu sayede düğüm bölümündeki tüm merak unsurları çözüldü.
b) “Yazalım” etkinliğindeki güçlü ve gelişmeye açık yönlerinizi öğretmeninizin geri bildirimleriyle belirleyiniz. Daha sonraki etkinliklerde güçlü yönlerinizi kullanmaya, gelişmeye açık yönlerinizi güçlendirmeye özen gösteriniz.
Sevgili öğrencim, bu soru senden kendi yazdıkların hakkında düşünmeni istiyor. Yani bir nevi kendini değerlendirmen gerekiyor. Ben senin öğretmenin olarak sana şöyle yardımcı olabilirim:
Adım 1: Güçlü yönlerini belirle.
Şimdi yukarıda yazdığın çözüm bölümünü bir daha oku. Hikayeyi anlatırken hangi kısımları çok güzel yazdığını düşünüyorsun? Mesela;
- Belki olayları çok akıcı bir şekilde anlattın.
- Belki karakterlerin duygularını çok iyi yansıttın.
- Belki konuşmaları (diyalogları) çok gerçekçi yazdın.
- Belki kelimeleri doğru ve etkili kullandın.
- Belki hikayenin sonunu çok güzel bağladın.
Öğretmeninin sana verdiği geri bildirimleri de düşünerek, “Ben bu hikaye yazma işinde şunları şunları çok iyi yapıyorum,” diyebileceğin noktaları bir kağıda yaz.
Adım 2: Gelişmeye açık (yani daha iyi yapabileceğin) yönlerini belirle.
Şimdi de dürüstçe düşünelim, hangi konularda biraz daha çalışmaya ihtiyacın var?
- Belki hikayenin başlangıcını veya sonunu daha etkileyici yapabilirsin.
- Belki duyguları anlatırken daha fazla kelime kullanabilirsin.
- Belki noktalama işaretlerini kullanırken daha dikkatli olman gerekiyor.
- Belki yazım yanlışları yapmamaya daha çok özen göstermelisin.
- Belki hikayenin akıcılığı bazen bozuluyor, bunu düzeltebilirsin.
Yine öğretmeninin yorumlarını da göz önünde bulundurarak, “Şu konularda kendimi daha çok geliştirmeliyim,” dediğin yerleri not al.
Adım 3: Gelecek için plan yap.
Bu etkinliğin amacı, kendini tanımak ve daha iyi bir yazar olmak için adımlar atmak. Güçlü yönlerini fark edip, diğer yazma çalışmalarında onları daha çok kullanmaya çalışmalısın. Gelişmeye açık yönlerin içinse, mesela noktalama işaretlerinde hata yapıyorsan, bir dahaki sefere yazdıktan sonra metnini bir daha okuyup kontrol edebilirsin. Ya da daha fazla duygu anlatmak istiyorsan, farklı kelimeler öğrenip onları kullanmaya çalışabilirsin. Unutma, her yazar kendini geliştirir ve bu sürekli bir öğrenme sürecidir!
Umarım bu açıklamalar senin için anlaşılır ve faydalı olmuştur sevgili öğrencim. Unutma, yazmak bir yolculuktur ve her adım seni daha iyiye götürür!