5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 77
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeniniz. Bugün size çok güzel bir etkinlikle geldim. Bir tiyatro oyunu üzerine düşünecek, karakterleri, olayları ve mesajları hep birlikte inceleyeceğiz. Hazır mısınız? Öyleyse başlayalım!
3. ETKİNLİK
a. Aşağıdaki tabloyu izlediğiniz tiyatrodan hareketle doldurunuz.
Sevgili çocuklar, bu tabloyu doldurmak için izlediğimiz tiyatroyu hatırlamamız gerekiyor. Tiyatroda kimler vardı, olaylar nerede ve ne zaman geçiyordu, bir de olayların sırası nasıldı? Gelin, bunları hep birlikte düşünelim ve hayali bir tiyatro oyunu üzerinden dolduralım. Siz kendi izlediğiniz oyuna göre dolduracaksınız, unutmayın!
-
Kişiler:
Bir tiyatroda olayları yaşayan, konuşan ve hareket eden kişilere “kahraman” ya da “kişiler” deriz. Millî Mücadele Dönemi’ni anlatan bir oyunda kimler olabilir? Elbette Mustafa Kemal Atatürk, Halide Edip Adıvar, İsmet İnönü gibi önemli devlet büyükleri ve yazarlar olabilir. Ayrıca sıradan Anadolu halkından insanlar, askerler, öğretmenler gibi karakterler de oyuna renk katar.
-
Zaman:
Bir olayın ne zaman geçtiğini gösteren bölümdür. Millî Mücadele Dönemi’ni anlatan bir oyunda zaman genellikle 1919-1923 yılları arası, yani Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı dönemdir. Belki oyunun başında Osmanlı İmparatorluğu’nun son zamanları, sonunda ise Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu gibi farklı zaman dilimlerine de değinilebilir.
-
Yer:
Olayların geçtiği mekânlardır. Millî Mücadele Dönemi’ni anlatan bir oyunda yerler Ankara (TBMM binası), Samsun, Erzurum, Sivas gibi şehirler olabilir. Ayrıca cepheler, köyler, kasabalar, saraylar gibi farklı mekânlar da olaylara ev sahipliği yapabilir.
-
Olay Akışı:
Oyunun başından sonuna kadar yaşanan olayların sırasıdır. Bir hikâye gibi düşünün. Örneğin;
Adım 1: Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı ve Millî Mücadele’yi başlatması.
Adım 2: Amasya Genelgesi, Erzurum ve Sivas Kongreleri ile halkın bir araya gelmesi.
Adım 3: Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ve yeni bir devletin temellerinin atılması.
Adım 4: Kurtuluş Savaşı’nda kazanılan zaferler ve düşmanın yurttan atılması.
Adım 5: Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanı ve yeni bir dönemin başlaması.
b. Kahramanlar görünüş ve davranışları ile Millî Mücadele Dönemi’ni yansıtmakta mıdır? Sebepleriyle açıklayınız.
Evet sevgili çocuklar, bir tiyatro oyunu izlerken karakterlerin o dönemi ne kadar iyi yansıttığı çok önemlidir.
Adım 1: Görünüşleri:
- Kıyafetleri: Eğer kahramanlar o döneme uygun, mesela askerler için üniformalar, köylüler için geleneksel kıyafetler giymişlerse, o dönemi yansıtırlar. Şimdiki zamanda giydiğimiz kot pantolonlar veya tişörtler gibi kıyafetler giymiş olsalardı, o zaman dönemi yansıtmazlardı, değil mi?
- Makyaj ve saç tarzları: Karakterlerin makyajları ve saç modelleri de o dönemin modasına uygun olmalı. Mesela o dönemde kadınlar ve erkekler nasıl saç stilleri kullanıyordu, bunları bilmek ve uygulamak, dönemi yansıtmak için önemlidir.
Adım 2: Davranışları:
- Konuşma şekilleri: O dönemin insanları nasıl konuşuyordu, hangi kelimeleri kullanıyordu, cümle yapıları nasıldı? Bunlara dikkat etmek gerekir. Mesela, “cepheye gitmek”, “vatan savunması”, “bağımsızlık” gibi kelimeler o dönemi çok iyi yansıtır.
- Duruş ve hareketleri: Millî Mücadele Dönemi’nde insanlar büyük zorluklar yaşıyor, ama aynı zamanda büyük bir umut ve kararlılıkla hareket ediyorlardı. Bir kahramanın duruşu gururlu, kararlı ve vatansever olmalı. Yürüyüşleri, oturuşları, birbirlerine olan saygıları o dönemin ruhunu yansıtmalı. Mesela, bir askerin dimdik duruşu, bir annenin fedakârca davranışları dönemi yansıtır.
Sonuç: Evet, tiyatrodaki kahramanlar genellikle görünüşleri (kıyafetleri, saç stilleri) ve davranışları (konuşma tarzları, duruşları, vatanseverlikleri) ile Millî Mücadele Dönemi’ni yansıtırlar. Çünkü tiyatro, o dönemin ruhunu, zorluklarını ve kahramanlıklarını seyirciye en doğru şekilde aktarmayı amaçlar.
c. Olay akışında sahnelere hâkim duygular oyuncuların canlandırma ve seslendirmelerini nasıl etkilemektedir? Örneklerle açıklayınız.
Sevgili öğrenciler, bir tiyatro oyununda duygular çok önemlidir! Bir oyuncu, sahnedeki duygu neyse onu seyirciye hissettirebilmeli.
Adım 1: Duyguların canlandırma üzerindeki etkisi:
- Eğer sahneye üzüntü hâkimse, mesela bir asker şehit haberi alıyorsa, oyuncunun yüz ifadesi kederli olur, omuzları düşer, belki gözleri dolar. Hareketleri yavaşlar, sanki ağır bir yük taşıyormuş gibi olur.
- Eğer sahneye kararlılık ve vatanseverlik hâkimse, mesela Mustafa Kemal bir konuşma yapıyorsa, oyuncunun duruşu dik olur, gözleri ileriye bakar, elleri güçlü ve kendinden emin hareketler yapar. Yüzünde azim ve inanç okunur.
- Eğer sahneye öfke veya çaresizlik hâkimse, mesela düşman işgalini anlatan bir sahnedeyse, oyuncunun sesi yükselebilir, mimikleri sertleşir, belki yumruklarını sıkar.
Adım 2: Duyguların seslendirme üzerindeki etkisi:
- Üzüntülü bir sahnede, oyuncunun sesi titrek, kısık veya yavaş olabilir. Sanki boğazına bir şeyler düğümlenmiş gibi hissedebiliriz.
- Kararlılık ve umut dolu bir konuşmada, ses tonu güçlü, tok ve kendinden emin olur. Kelimeler vurgulu ve net çıkar. Seyirciyi etkileyecek, onlara da umut verecek bir ses tonu kullanır.
- Korku veya endişe dolu bir sahnede, ses tonu daha hızlı, nefes nefese veya panik içinde olabilir.
Sonuç: Sahnelere hâkim olan duygular, oyuncuların karakterlerini daha inandırıcı kılmak için canlandırmalarını ve seslendirmelerini doğrudan etkiler. Oyuncular, o anki duyguyu seyirciye geçirebilmek için beden dillerini, mimiklerini ve ses tonlarını o duyguya göre ayarlarlar.
4. ETKİNLİK
a. Aşağıdaki sorulara vereceğiniz cevaplardan hareketle tiyatronun ana fikrini nasıl ifade edersiniz?
Şimdi de Millî Mücadele Dönemi’ni anlatan tiyatromuzdaki önemli anları hatırlayalım ve bu soruları yanıtlayalım.
-
İzlediğiniz tiyatronun ilk bölümünde Ankaralılar Atatürk’ün “Arkadaşlar buraya neden geldiniz?” sorusuna ne cevap vermiştir?
Atatürk’ün bu sorusuna Ankaralılar, “Vatanımızı kurtarmak, bağımsızlığımızı kazanmak için geldik Paşam!” ya da “Sizinle birlikte mücadele etmek, bu topraklara sahip çıkmak için buradayız!” gibi cevaplar vermiş olabilirler. Bu cevaplar, halkın vatan sevgisini ve kurtuluş arzusunu gösterir.
-
Halide Edip konuşmasının sonunda neyi vurgulamaktadır?
Halide Edip Adıvar, Millî Mücadele’nin önemli isimlerinden biridir. Konuşmalarında genellikle Türk milletinin azmini, fedakârlığını ve bağımsızlığa olan inancını vurgular. Belki de “Bu vatan bizimdir ve sonsuza dek bizim kalacaktır!” veya “Kadın erkek, genç yaşlı demeden hep birlikte bu mücadeleyi kazanacağız!” gibi cümlelerle milletin birlik ve beraberliğini vurgulamıştır.
-
Meclisin açılışında Meclis başkanı Türk milletinin hangi yönüne dikkat çekmektedir?
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı çok önemli bir gündür. Meclis başkanı (genellikle Mustafa Kemal Atatürk), bu tarihi günde Türk milletinin egemenliğini, iradesini ve kendi kaderini tayin etme gücünü vurgulamıştır. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir!” sözü bunun en güzel örneğidir. Bu, milletin kendi kendini yöneteceğinin, bağımsızlığının simgesidir.
-
Mustafa Kemal Atatürk son konuşmasını hangi cümlelerle tamamlamıştır?
Mustafa Kemal Atatürk, genellikle konuşmalarını Türk gençliğine ve gelecek nesillere yönelik öğütlerle, umut ve kararlılık mesajlarıyla tamamlar. Örneğin, “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir!” ya da “Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!” gibi güçlü ve anlamlı cümlelerle milletine olan inancını dile getirmiştir.
Tiyatronun Ana Fikri:
Tüm bu cevapları bir araya getirdiğimizde tiyatronun ana fikri ortaya çıkıyor. Bu tiyatro, Türk milletinin bağımsızlık ve vatan sevgisiyle birleşerek, büyük zorluklara rağmen Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Millî Mücadele’yi kazanarak kendi kaderini belirlemesini ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasını anlatmaktadır.
b. Yukarıdaki sorulara verdiğiniz cevaplardan hareketle bu tiyatroda verilmek istenen mesajın ne olduğunu belirleyip bir cümle hâlinde aşağıya yazınız.
Şimdi de ana fikirden yola çıkarak tiyatronun bize vermek istediği en önemli mesajı tek bir cümleyle özetleyelim.
Mesaj: Türk milleti, vatan sevgisi ve bağımsızlık ruhuyla birleştiğinde, hiçbir güç onun azmini kıramaz ve kendi geleceğini inşa etme gücüne sahiptir.
5. ETKİNLİK
Halide Edip Adıvar konuşması yaparken neler hissetmiş olabilir? Aşağıdaki yönergeler doğrultusunda belirleyiniz.
Halide Edip Adıvar, Millî Mücadele döneminde halkı bilinçlendirmek için birçok konuşma yapmış, mitinglere katılmış önemli bir aydınımızdı. Onun gibi birinin o zor zamanlarda konuşma yaparken neler hissetmiş olabileceğini hayal edelim.
-
Halide Edip Adıvar’ın konuşması sırasındaki yüz ifadesini ve ses tonunu inceleyiniz.
Adım 1: Yüz İfadesi:
Halide Edip Adıvar, konuşma yaparken ciddi, kararlı ve hüzünlü bir yüz ifadesine sahip olabilir. Gözlerinde vatanın durumuyla ilgili bir endişe, ama aynı zamanda millete olan inancından gelen bir azim okunabilir. Belki zaman zaman kaşları çatılmış, dudakları hafifçe bükülmüş olabilir; bu, içinde bulunduğu durumu ne kadar önemsediğini ve hissettiği acıyı gösterir. Ancak yine de gözlerinde bir umut ışığı da parlıyordur.
Adım 2: Ses Tonu:
Ses tonu, başlangıçta belki biraz titrek ve duygusal olabilir, çünkü vatanın içinde bulunduğu durumu anlatmak zordur. Ancak konuşma ilerledikçe, ses tonu güçlenir, kararlı ve etkileyici bir hâl alır. Millete umut ve cesaret vermek istediği için vurgulu, tok ve kendinden emin bir ses tonu kullanır. Konuşmasının belirli yerlerinde sesini yükseltip alçaltarak dinleyicilerin duygularını harekete geçirir.
-
Deneyimlerinizden hareketle hangi koşullar altında insanların bu ses tonu ve yüz ifadesiyle karşısındakilere hitap edebileceğini düşününüz.
Adım 1: Ciddi ve önemli durumlar:
İnsanlar genellikle çok önemli, hayati ve duygusal anlarda bu tür bir yüz ifadesi ve ses tonu kullanırlar. Örneğin, bir arkadaşımız kötü bir haber aldığında ona destek olmak isterken ya da bir haksızlığa uğradığımızda hakkımızı ararken benzer ifadeleri kullanırız.
Adım 2: Motive etme ve liderlik:
Bir topluluğu bir amaç uğruna birleştirmek, onlara cesaret vermek ve yol göstermek isteyen liderler veya konuşmacılar da böyle bir ses tonu ve yüz ifadesiyle konuşurlar. Halide Edip Adıvar da tam da böyle bir misyonu üstlenmişti; milleti bağımsızlık mücadelesine çağırmak ve onlara inanç aşılamak. Bu, insanın içindeki derin inancı, sorumluluk duygusunu ve vatan sevgisini gösterir.
Sonuç: Halide Edip Adıvar, konuşmasını yaparken hem vatanın içinde bulunduğu zor durumun hüznünü ve ciddiyetini hem de milletin bağımsızlık azmine olan inancını derinden hissetmiş olabilir. Bu duygular, onun yüz ifadesine bir ciddiyet ve kararlılık, ses tonuna ise hem duygusallık hem de güçlü bir hitabet katmıştır. İnsanlar, ancak çok büyük bir amaç uğruna veya çok derin duygularla dolup taştıklarında bu denli etkileyici bir şekilde konuşabilirler.