5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 147
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle çok güzel bir Türkçe etkinliği yapacağız. Dostluk, hayal gücü ve konuşma becerileri üzerine sorularımız var. Haydi, teker teker bu soruları inceleyelim ve hep birlikte cevaplarını bulmaya çalışalım. Unutmayın, Türkçe dersinde en önemlisi kendimizi doğru ve güzel ifade edebilmektir.
9. ETKİNLİK
a) “Dostluk” sizin için ne ifade eder? “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” atasözüyle ilgili düşüncelerinizi söyleyiniz.
Sevgili çocuklar, dostluk benim için hayatın en güzel hediyelerinden biri demektir. Dost, sizinle gülen, sizinle ağlayan, zor zamanlarınızda yanınızda olan, sırlarınızı paylaşabildiğiniz kişidir. Tıpkı bir aile gibi, dostlar da hayatımızı zenginleştirir. Onlarla oyun oynarız, ders çalışırız, bazen de dertleşiriz.
Gelelim “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” atasözüne… Bu atasözü bize çok önemli bir şey anlatıyor aslında. Hiç kimse mükemmel değildir, değil mi? Hepimizin iyi yanları olduğu gibi, bazen yanlışlar da yapabiliriz veya bazı huylarımız başkalarını rahatsız edebilir. Tıpkı bizim gibi, dostlarımızın da kusurları olabilir. Eğer biz bir dostta hiç hata aramaz, onun her şeyiyle dört dörtlük olmasını beklersek, o zaman kendimize hiç dost bulamayız. Çünkü öyle bir insan yoktur! Önemli olan, dostumuzun iyi niyetini görmek, onunla aramızdaki sevgiyi ve saygıyı korumaktır. Küçük kusurları görmezden gelmeyi, yeri geldiğinde affetmeyi bilmeliyiz. Unutmayın, gerçek dostluklar, karşılıklı anlayış ve hoşgörüyle daha da güçlenir.
b) “Kızgınlıklarını Kuma Yazan Dost” metnini dinlemek için karekodu okutunuz.
Sevgili öğrencilerim, bu bölümde bizden bir karekodu okutarak “Kızgınlıklarını Kuma Yazan Dost” adlı metni dinlememiz isteniyor. Maalesef ben şu an bu karekodu okutup metni dinleyemediğim için, bu etkinliğin devamı olan diğer sorulara tam olarak cevap veremeyeceğim. Ama sizler mutlaka bu karekodu okutup metni dinleyin ve ne kadar güzel bir hikaye olduğunu görün!
c) Dinlediğiniz metinde iki arkadaşın duygularını ifade ediş biçiminde ne gibi farklılıklar vardır? Söyleyiniz.
Yukarıdaki (b) şıkkında da belirttiğim gibi, metni dinleyemediğim için iki arkadaşın duygularını nasıl ifade ettiklerini bilemiyorum. Ancak genel olarak arkadaşlık hikayelerinde;
- Bir arkadaş duygularını daha açık ve doğrudan ifade ederken,
- Diğer arkadaş içine kapanık olabilir veya duygularını farklı yollarla (örneğin, yazarak, çizerek) belli edebilir.
- Bazen bir arkadaş öfkesini hemen dile getirirken, diğeri kırgınlığını içinde yaşayabilir.
- Bazı arkadaşlar konuşarak sorunları çözmeye çalışır, bazıları ise sessiz kalarak durumu atlatmayı tercih edebilir.
Metni dinlediğinizde siz de bu farklılıkları kolayca fark edeceksinizdir.
ç) İki arkadaşın dostluğunun devam etmesinin nedenleri nelerdir? Siz dostluğunuzu devam ettirmek için neler yapıyorsunuz? Söyleyiniz.
Metni dinleyemediğim için iki arkadaşın dostluğunun devam etme nedenlerini tam olarak söyleyemiyorum. Ama genellikle dostlukların devam etmesinin birçok güzel nedeni vardır:
- Birbirlerini affetmeleri: Küçük hataları ya da anlaşmazlıkları büyütmeyip birbirlerini anlayışla karşılamaları.
- Karşılıklı sevgi ve saygı: Birbirlerine değer vermeleri ve düşüncelerine önem vermeleri.
- Zor zamanlarda destek olmaları: Birbirlerinin yanında durmaları, dertlerini paylaşmaları.
- Ortak ilgi alanları: Birlikte yapmaktan keyif aldıkları şeyler olması.
- Güven: Birbirlerine sonsuz güven duymaları, sırlarını paylaşabilmeleri.
Peki, ben dostluğumu devam ettirmek için neler yapıyorum?
Adım 1: Öncelikle dostlarımla sık sık iletişim kurmaya çalışırım. Onları arar, mesaj atar veya görüşmeye çalışırım.
Adım 2: Onların iyi ve kötü günlerinde yanlarında olmaya özen gösteririm. Bir şeye ihtiyaçları olduğunda yardım etmeye çalışırım.
Adım 3: Dostlarımın fikirlerine ve duygularına saygı duyarım. Bazen farklı düşünsek de, onları dinlerim ve anlamaya çalışırım.
Adım 4: En önemlisi, dostlarıma güven veririm ve onların da bana güvenmesini sağlarım. Biliyorum ki güven, bir dostluğun temeli gibidir.
Adım 5: Ve tabii ki, dostlarımla bol bol eğlenceli vakit geçiririm, güleriz, oynarız, güzel anılar biriktiririz!
10. ETKİNLİK
a) Aşağıdaki paragrafı okuyunuz.
Haydi, şimdi bu güzel paragrafı hep birlikte okuyalım:
Rengârenk çiçekler, yemyeşil ağaçlarla dolu harika bir resim çizmeye başladınız. Resmi tamamlayıp resim defterinizi kapatırken çizdiğiniz ağacın üzerinde şöyle bir not belirdi: “Çizdiğin dünyayı daha yakından görmek ister misin? En yakın arkadaşınla bu dünyaya davetlisin!” Hemen en yakın arkadaşınızı aradınız ve evinize davet ettiniz. Bu renkli dünyada arkadaşınızla bir maceraya atıldınız.
Ne kadar güzel, hayal gücümüzü canlandıran bir paragraf değil mi? Sanki biz de o resmin içine girmiş gibi hissettik!
b) Paragraftan hareketle arkadaşınızla yaşadığınız maceraları hayal gücünüzle birleştirerek anlatmaya çalışınız. Konuşmanızı yaparken aşağıdaki yönergeleri dikkate alınız.
Şimdi sıra geldi bu harika paragrafa dayanarak kendi maceramızı anlatmaya! Sanki ben de bir 5. sınıf öğrencisiyim ve en yakın arkadaşım Ayşe ile bu çizdiğimiz dünyaya girmişiz. Haydi, konuşmama başlıyorum, siz de benim gibi hayal edin ve kendi maceranızı oluşturun!
(Kısa bir zihinsel hazırlık yapıyorum, ne anlatacağımı düşünüyorum…)
“Merhaba arkadaşlar!
Geçen gün resim defterime rengârenk bir dünya çizmiştim. Bembeyaz kâğıt üzerinde mor çiçekler, gökkuşağı renklerinde ağaçlar… Tam defteri kapatacakken, çizdiğim kocaman, yemyeşil elma ağacının yaprakları kıpırdadı ve üzerinde pırıl pırıl parlayan bir not belirdi: ‘Çizdiğin dünyayı daha yakından görmek ister misin? En yakın arkadaşınla bu dünyaya davetlisin!’
Gözlerime inanamadım! Hemen en yakın arkadaşım Ayşe’yi aradım. ‘Ayşe, inanmayacaksın ama benim çizdiğim resim canlandı! Hadi gel, birlikte bu dünyaya girelim!’ dedim heyecanla. Ayşe de şaşırdı ama meraklandı. Hemen bizim eve geldi.
Resim defterimi açtık ve ikimiz de ağacın üzerindeki nota dokunduk. Bir anda etrafımız rengârenk ışıklarla doldu! Gözlerimizi açtığımızda, kendimizi o çizdiğim elma ağacının altında bulduk! Ağacın elmalarından biri kocaman bir balona dönüşmüştü ve bizi bekliyordu. Ayşe ile şaşkınlıkla birbirimize baktık, sonra da kahkahalarla gülmeye başladık.
Hemen balona bindik. Balon yavaşça havalandı ve bizi çizdiğim dünyanın üzerinden gezdirmeye başladı. Aşağıda mor nehirler akıyor, uçan balıklar yüzüyordu! Pembe bulutların arasından geçtik, şekerden yapılmış evlerin olduğu bir köye uğradık. Orada yaşayan minicik periler bize rengârenk meyve suları ikram ettiler. Ayşe ile birbirimize bakıp, ‘Burası gerçekten hayallerimizdeki gibi!’ dedik.
Sonra kocaman bir şelalenin yanından geçtik. Şelalenin suları gökkuşağı gibi yedi renkti! Şelalenin arkasında gizli bir mağara vardı. Meraklandık ve balonu oraya doğru yönlendirdik. Mağaranın içinde parlayan taşlar, ışık saçan kelebekler vardı. Orada yaşayan bilge bir kaplumbağa bize, ‘Bu dünyayı hayal gücünüzle yarattınız. Hayal gücünüzü asla kaybetmeyin, çünkü en güzel maceralar orada saklıdır,’ dedi.
Akşam olmaya başlayınca, balonda yine o parlak not belirdi: ‘Geri dönme zamanı!’ Yüzümüzde kocaman gülümsemelerle, kalbimiz macera dolu anılarla doluyken, kendimizi tekrar Ayşe ile benim odamızda bulduk. Resim defteri kapatılmıştı ama o gün yaşadıklarımız asla unutulmayacaktı.
Arkadaşlar, bu macera bize gösterdi ki, hayal gücümüzün sınırları yok! Hepimiz kendi dünyamızı yaratabiliriz. Yeter ki inanmaya ve hayal etmeye devam edelim!”
(Konuşmam bittiğinde gülümsüyorum ve dinleyicilere teşekkür ediyorum.)
Yukarıdaki konuşmamı yaparken şunlara dikkat ettim:
- Kısa süreli zihinsel ön hazırlık yaptım: Konuşmamın başında ne anlatacağımı, hangi olayları kullanacağımı düşündüm.
- Anlatacağım olayla ilgili deneyimlerimi hayal gücümden yararlanarak zenginleştirdim: Balonla uçmak, uçan balıklar, periler, şekerden evler gibi hayali detaylar ekledim.
- Anlatımımı alışılmışın dışında bir tarzla yapmaya çalıştım: Sanki o anı tekrar yaşıyormuş gibi heyecanlı ve canlı bir dil kullandım.
- Sesimi duyguyu yansıtacak biçimde ayarladım: Metni okurken heyecanlı yerlerde sesimi yükselttim, sır verir gibi kısılan yerlerde daha alçak sesle konuştum. (Bunu yazıya dökmek zor olsa da, konuşurken bu şekilde ayarlarım.)
- Konuşmamı beden dilimi ve mekânı etkili kullanarak yaptım: Konuşurken ellerimi kullandım, göz teması kurdum, gülümsedim ve bazen de şaşkınlık ifadeleriyle yüzümü kullandım. (Yine bunu yazıya dökmek zor ama konuşma anında yaparım.)
c) Konuşmanızı tema sonundaki “Konuşma Becerisi Öz Değerlendirme Ölçeği”ni kullanarak değerlendiriniz.
Sevgili öğrencilerim, bu bölümde de bizden konuşmamızı, ders kitabımızın sonundaki “Konuşma Becerisi Öz Değerlendirme Ölçeği”ni kullanarak değerlendirmemiz isteniyor. Maalesef, bu ölçek şu an benim önümde olmadığı için kendi konuşmamı bu ölçeğe göre değerlendiremiyorum. Ancak sizler, kendi konuşmalarınızı yaptıktan sonra, kitabınızdaki bu ölçeği kullanarak;
- Konuşmanıza nasıl başladığınızı,
- Ses tonunuzu ve vurgularınızı,
- Beden dilinizi,
- Konuşmanızın akıcılığını,
- Dinleyicilerle göz teması kurup kurmadığınızı,
- Anlatımınızın anlaşılır olup olmadığını
gibi maddeleri tek tek değerlendirerek ne kadar başarılı olduğunuzu ve neleri daha iyi yapabileceğinizi görebilirsiniz. Bu, kendinizi geliştirmek için çok önemli bir adımdır!