4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 85
Merhaba çocuklar, ben sizin 4. sınıf Türkçe öğretmeninizim. Bugün sizinle birlikte önümüzdeki etkinlik sayfasına bakacağız ve soruları adım adım çözeceğiz. Unutmayın, okuduğumuzu anlamak ve kendimizi doğru ifade etmek çok önemlidir. Hadi başlayalım!
2. ETKİNLİK
a. Metinle ilgili aşağıdaki soruları cevaplayınız.
1. Atatürk’ün kurmak istediği Türkiye, metinde nasıl anlatılmış?
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu soruyu cevaplayabilmemiz için öncelikle ilgili metni okumamız gerekiyor. Çünkü Atatürk’ün kurmak istediği Türkiye’nin nasıl anlatıldığı, doğrudan o metinde yazarın bize verdiği bilgilere bağlıdır. Metni okuduğumuzda, Atatürk’ün hayalindeki ülkenin özelliklerini, nasıl bir ülke olmasını istediğini anlayabiliriz.
Şu an metin elimizde olmadığı için bu soruyu tam olarak yanıtlayamıyorum. Ama genel olarak şunu söyleyebiliriz: Atatürk, Türkiye’yi çağdaş, bağımsız, demokratik, bilime ve sanata önem veren, halkın kendi kendini yönettiği bir ülke olarak görmek istemiştir. Metni okuduğumuzda belki de bu özelliklerden bazılarını veya daha fazlasını göreceğiz.
2. Atatürk, çocukların nasıl yetişmesini istemiş?
Çözüm:
Yine bu soruyu da metni okumadan tam olarak cevaplayamayız. Çünkü metinde Atatürk’ün çocukların nasıl yetişmesiyle ilgili özel bir vurgu veya örnekler olabilir. Ancak genel bilgilerimize dayanarak şunu söyleyebiliriz:
Atatürk, çocukların akıllı, bilgili, çalışkan, vatanını seven, milletine faydalı, çağdaş düşüncelere sahip, özgür ve bağımsız düşünebilen bireyler olarak yetişmesini istemiştir. Onların gelecekte Türkiye’yi daha ileriye taşıyacak liderler ve vatandaşlar olmasını hayal etmiştir. Metni okuduğumuzda, bu düşünceleri daha detaylı bir şekilde görebilirdik.
3. Atatürk’ün çocuklara emanet etmek istediği neymiş?
Çözüm:
Bu soru, genel kültür bilgilerimizle cevaplayabileceğimiz bir soru. Atatürk, çocuklara Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet etmiştir. Yani, bu güzel ülkeyi, onun bağımsızlığını ve demokrasisini koruma görevini biz çocuklara bırakmıştır. Ne kadar büyük ve önemli bir görev, değil mi?
Sonuç:
Atatürk, çocuklara Türkiye Cumhuriyeti’ni emanet etmiştir.
4. Atatürk, hangi tarihi çocuk bayramı olarak belirlemiş? Neden?
Çözüm:
Bu da yine genel bilgilerimizle ilgili bir soru. Atatürk, 23 Nisan tarihini çocuk bayramı olarak belirlemiştir. Peki, neden 23 Nisan?
Adım 1: Tarihi Belirleme
Atatürk, 23 Nisan 1920 tarihini çocuk bayramı olarak belirlemiştir.
Adım 2: Nedenini Açıklama
Çünkü 23 Nisan 1920 tarihi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) açıldığı tarihtir. TBMM’nin açılmasıyla birlikte, Türk milleti kendi kendini yönetme hakkını yani ulusal egemenliğini kazanmıştır. Atatürk, bu önemli günü geleceğimizin teminatı olan çocuklara armağan ederek, onlara olan güvenini ve sevgisini göstermiştir. Bu yüzden bayramımızın tam adı 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘dır.
Sonuç:
Atatürk, 23 Nisan tarihini çocuk bayramı olarak belirlemiştir. Çünkü bu tarih, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı ve ulusal egemenliğin ilan edildiği gündür. Atatürk, bu önemli günü çocuklara armağan etmiştir.
b. Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bayramın adını aşağıya yazınız.
Çözüm:
Atatürk’ün biz çocuklara armağan ettiği bu çok özel bayramın adı:
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı‘dır.
Sonuç:
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
c. Her yıl kutladığımız bu bayramın size hissettirdiklerini açıklayınız.
Çözüm:
Şimdi sıra sende! Bu bayram sana neler hissettiriyor? Ben sana örnekler verebilirim, ama önemli olan senin kendi duyguların. Hadi birlikte düşünelim:
- Bu bayram bana sevinç ve mutluluk hissettiriyor. Çünkü dünya çocuklarıyla birlikte kutladığımız, oyunlar oynadığımız, şarkılar söylediğimiz bir gün.
- Aynı zamanda gurur duyuyorum. Çünkü Atatürk bu bayramı sadece bize, Türk çocuklarına değil, bütün dünya çocuklarına armağan etmiş. Bu da bizim ne kadar özel olduğumuzu gösteriyor.
- Bir de sorumluluk hissediyorum. Çünkü Atatürk bize bu ülkeyi emanet etti. Bu ülkeye iyi bakmak, onu geliştirmek ve korumak bizim görevimiz.
- Geleceğe dair umut doluyorum. Çünkü biz çocuklar, bu ülkenin geleceğiyiz ve çok güzel işler başaracağız.
Senin de aklına gelen başka duygular varsa, onları da yazabilirsin. Unutma, bu senin bayramın, senin duyguların!
Sonuç:
Bu bayram bana sevinç, mutluluk, gurur, umut ve ülkemizi koruma sorumluluğu gibi duyguları hissettiriyor.
3. ETKİNLİK
“Küçük hanımlar, küçük beyler… Kendinizin ne kadar kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.” sözüyle Mustafa Kemal Atatürk’ün ne demek istediğini açıklayan bir konuşma yapınız. Konuşmanızı yaparken beden dilinizi etkin bir şekilde kullanmaya özen gösteriniz.
Çözüm:
Harika bir etkinlik! Atatürk’ün bu sözü gerçekten çok anlamlı. Hadi bu sözle ne demek istediğini anlatan bir konuşma taslağı hazırlayalım. Konuşma yaparken sadece kelimeler değil, vücudumuzla da konuşuruz, bunu unutma!
Adım 1: Sözün Anlamını Çözümleme
Atatürk, “Küçük hanımlar, küçük beyler” diyerek aslında hepimize sesleniyor. “Kendinizin ne kadar kıymetli olduğunuzu düşünerek” derken, bizim değerli olduğumuzu, önemli olduğumuzu ve gelecek için umut taşıdığımızı vurguluyor. “Ona göre çalışınız” derken de, bu değerimizin farkında olarak boş durmamamızı, çok çalışmamızı, kendimizi geliştirmemizi istiyor.
Adım 2: Konuşma Taslağı Hazırlama
Değerli öğretmenlerim, sevgili arkadaşlarım,
Bugün sizlere, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere söylediği çok özel bir sözü anlatmak istiyorum: “Küçük hanımlar, küçük beyler… Kendinizin ne kadar kıymetli olduğunuzu düşünerek ona göre çalışınız.”
Atatürk bu sözüyle bize ne demek istemiş? Bize diyor ki: “Sizler çok değerlisiniz çocuklar! Geleceğin yöneticileri, doktorları, öğretmenleri, mühendisleri, sanatçıları sizlersiniz. Bu ülkenin geleceği sizin ellerinizde. Bu yüzden, ne kadar önemli olduğunuzu hiç unutmayın.” (Burada elini kalbine götürüp, sonra öne doğru açarak dinleyicilere bakabilirsin.)
Peki, bu kadar kıymetli olduğumuzun farkında olmak ne anlama geliyor? Bu, tembellik etmemek, derslerimize iyi çalışmak, yeni şeyler öğrenmeye açık olmak, iyi bir insan olmak için çabalamak demek. (Burada işaret parmağını kaldırarak veya avuç içini açarak vurgu yapabilirsin.)
Her birimiz birer fidan gibiyiz. Eğer kendimize iyi bakarsak, çok çalışırsak, bilginin ışığında yürürsek, bu fidanlar büyüyüp kocaman, güçlü ağaçlara dönüşür ve ülkemize gölge olur, meyve verir. (Burada ellerini yukarı doğru uzatarak büyüyen bir fidanı canlandırabilirsin.)
Unutmayalım ki, Atatürk bize bu güzel ülkeyi emanet etti. Bu emanete sahip çıkmak için de çok çalışmalı, birbirimize saygı duymalı ve ülkemizi her zaman ileriye taşımak için gayret etmeliyiz. (Burada iki elini birleştirip göğsüne bastırarak bir emaneti koruma hissini verebilirsin.)
Gelin, Atatürk’ün bu sözünü aklımızdan hiç çıkarmayalım ve kendimizin ne kadar değerli olduğunu bilerek, geleceğimiz için var gücümüzle çalışalım. Teşekkür ederim.
Adım 3: Beden Dilini Kullanma
Konuşmanı yaparken şunlara dikkat etmelisin:
- Göz teması kur: Dinleyicilerin gözlerinin içine bakarak konuş. Böylece onlarla daha iyi bağ kurarsın.
- El ve kol hareketleri: Konuşmanın anlamını güçlendirmek için ellerini ve kollarını kullan. Yukarıdaki taslakta birkaç örnek verdim.
- Ses tonu: Bazen sesini yükselt, bazen alçalt. Önemli yerlerde vurgu yap.
- Duruş: Dik ve kendinden emin dur. Bu, senin söylediklerine inandığını gösterir.
- Gülümse: Samimi bir gülümseme, dinleyicilerle arandaki buzları eritir.
Unutma, pratik yaparak çok daha iyi bir konuşmacı olabilirsin!
4. ETKİNLİK
Metinle ilgili görüşlerinizi yazınız.
Çözüm:
Sevgili öğrencim, tıpkı 2. etkinlikteki ilk sorular gibi, bu soruyu da metni okumadan cevaplayamayız. Çünkü “metinle ilgili görüşlerimizi” yazabilmek için önce o metni dikkatlice okumamız ve anlamamız gerekiyor.
Metni okuduktan sonra şunları yapabiliriz:
- Metinde anlatılanları beğenip beğenmediğimizi söyleyebiliriz.
- Metindeki ana fikri veya konuyu açıklayabiliriz.
- Metindeki bir karakterin veya olayın bizde uyandırdığı duyguları yazabiliriz.
- Metnin bize yeni bir şeyler öğretip öğretmediğini düşünebiliriz.
- Metnin dilini (anlaşılır olup olmadığını) veya yazarın anlatım şeklini değerlendirebiliriz.
Şu an metin elimizde olmadığı için bu kısmı boş bırakıyorum. Ama sen metni okuduğunda, kendi düşüncelerini ve duygularını buraya yazabilirsin. Unutma, her insanın bir konu hakkındaki görüşü farklı olabilir ve bu çok doğaldır!