4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 105
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle çok güzel bir Türkçe dersi yapacağız. Kitabımızdaki hazırlık çalışmalarını birlikte inceleyeceğiz ve soruları adım adım çözeceğiz. Hazır mısınız? Başlayalım o zaman!
1. “Altın Yumurtlayan Tavuk” masalından çıkardığınız dersi arkadaşlarınıza açıklayınız.
Sevgili öğrencilerim, “Altın Yumurtlayan Tavuk” masalını hepimiz biliriz, değil mi? Bu masalda, her gün bir altın yumurta yumurtlayan bir tavuk ve ona sahip olan bir çiftçi anlatılır. Çiftçi, her gün bir altın yumurta almaktan mutlu olsa da, bir süre sonra daha fazlasını istemeye başlar. “Acaba tavuğun içinde daha çok altın yumurta var mıdır?” diye düşünür ve sabırsızlanır. Bu yüzden, tavuğu kesip içindeki tüm altınları bir anda almak ister. Ama ne yazık ki, tavuğu kestiğinde içinde hiçbir altın bulamaz ve tavuk da ölür. Böylece, çiftçi artık hiç altın yumurta alamaz ve elindekini de kaybeder.
Peki, bu masaldan ne ders çıkarabiliriz? Bu masal bize çok önemli bir şey öğretiyor:
- Sahip olduklarımızın değerini bilmeliyiz. Elimizdeki şeyleri küçümsememeli, onların kıymetini bilmeliyiz.
- Açgözlü olmamalıyız. Her zaman daha fazlasını istemek, bazen elimizdekileri de kaybetmemize neden olabilir.
- Sabırlı olmalıyız. Bazı şeyler zamanla, düzenli bir şekilde gelir. Her şeyi bir anda elde etmek istemek, kötü sonuçlar doğurabilir.
Yani, kısacası, bu masal bize elimizdekiyle yetinmeyi, sahip olduklarımıza şükretmeyi ve açgözlülükten uzak durmayı öğütlüyor çocuklar.
2. Daha fazlasını istediğiniz için elinizdekini kaybettiğiniz oldu mu? Anlatınız.
Canım öğrencilerim, bu soru aslında sizin kendi yaşam deneyimlerinizle ilgili. Hepimiz zaman zaman böyle durumlar yaşayabiliriz. Bazen elimizde çok güzel bir oyuncak, bir kalem seti ya da sevdiğimiz bir şey varken, arkadaşımızın daha yeni, daha parlak görünen bir eşyasını görürüz. Onu çok isteriz ve kendi elimizdekini gözden çıkarırız. Belki de sırf onu almak için elimizdekini bırakırız ama sonra onu da alamayız ya da aldığımız şey sandığımız kadar güzel çıkmaz.
Örneğin, bir gün anneniz size çok sevdiğiniz bir çikolata almıştır. Siz onu hemen yemek yerine, daha büyük bir paket çikolata almak için beklemeye karar verirsiniz. Ama o sırada çikolatayı bir yere koyarsınız ve sonra yerini unutursunuz ya da kardeşiniz farkında olmadan onu yer. Sonuçta, ne elinizdeki çikolatayı yiyebilirsiniz ne de daha büyüğünü alabilirsiniz.
Bu soru, bize sahip olduklarımızın kıymetini bilmemizi ve her zaman daha fazlasını istemenin her zaman iyi bir şey olmadığını hatırlatıyor. Eğer senin de böyle bir anın varsa, bunu arkadaşlarınla paylaşarak bu deneyimden hangi dersi çıkardığını anlatabilirsin. Hayatımızdaki bu tür küçük olaylardan bile önemli dersler çıkarabiliriz, unutmayın!
3. Başlığından ve görsellerinden hareketle okuyacağınız metnin konusunu tahmin ediniz.
Şimdi sıra geldi metnimizi okumadan önce ne hakkında olabileceğini tahmin etmeye. Bunun için iki ipucumuz var: metnin başlığı ve görselleri.
Adım 1: Başlığı inceleyelim.
Metnin başlığı: “DİMYAT’A PİRİNCE GİDERKEN EVDEKİ BULGURDAN OLMAK”
Bu başlık aslında çok bilinen bir atasözüdür çocuklar. Anlamı şudur:
- İnsan, elindekiyle yetinmeyip daha iyisini, daha fazlasını veya daha değerli bir şeyi ararken, sahip olduğu şeyi de kaybedebilir. Yani, büyük bir kazanç peşinde koşarken, küçük ama garanti olan kazancını yitirmek demektir.
Adım 2: Görselleri inceleyelim.
Görselde tarlada çalışan insanlar, çuvallar içinde yiyecekler (belki buğday, bulgur gibi tahıllar) görüyoruz. Bir adam diğerine para veya başka bir şey veriyor gibi duruyor. Bu, bir alışveriş ya da ticaret sahnesi olabilir. İnsanlar bir şeyler satıyor ya da alıyor gibi görünüyorlar. Arka planda ise bir ev veya depo gibi bir yapı var.
Adım 3: Başlık ve görsellerden yola çıkarak metnin konusunu tahmin edelim.
Bu başlık ve görsellerden yola çıkarak, okuyacağımız metnin konusu şunlar olabilir:
- Bir kişinin, elindeki değerli bir ürünü (belki bulgur) bırakıp, daha fazla kazanç sağlayacağını düşündüğü başka bir ürüne (belki pirinç) yönelmesi.
- Bu yeni arayış sırasında, hem eski kazancını kaybetmesi hem de yeni arayışında başarısız olması.
- Ticaret hayatındaki riskler ve açgözlülüğün getirdiği olumsuz sonuçlar.
- İnsanların elindekinin kıymetini bilmemesi ve daha fazlasını isterken her şeyi kaybetmesi.
Bence metin, bu atasözünün anlamına uygun bir hikaye anlatacak. Yani birisi, daha iyi bir kazanç veya ürün peşinde koşarken, elindeki değeri kaybedecek ve sonunda pişman olacak gibi duruyor. Bakalım okuyunca tahminlerimiz doğru çıkacak mı!