4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 43
Merhaba sevgili öğrencilerim! Nasılsınız bakalım? Bugün sizlerle çok güzel bir Türkçe dersi yapacağız. Elimizdeki görselde Nasrettin Hoca ile ilgili çok keyifli bir metin var. Ama metni okumadan önce, her zamanki gibi küçük bir hazırlık çalışması yapacağız. Hazır mısınız? Haydi o zaman başlayalım!
Görseldeki “Hazırlık Çalışmaları” bölümünde sizin derste arkadaşlarınızla konuşacağınız, paylaşacağınız bazı sorular var. Ben şimdi size bu soruları nasıl düşünebileceğiniz, nasıl cevap verebileceğiniz konusunda yardımcı olacağım. Hadi bakalım, ilk soruyla başlayalım:
1. Hazırlık yaptığınız Nasrettin Hoca fıkrasını arkadaşlarınıza anlatınız.
Canım çocuklarım, bu soru aslında sizden daha önceden Nasrettin Hoca hakkında öğrendiğiniz bir fıkrayı hatırlamanızı ve onu arkadaşlarınıza anlatmanızı istiyor. Yani bildiklerinizi paylaşmanızı bekliyor.
Peki, bir fıkrayı nasıl güzel anlatabiliriz? Şöyle düşünebiliriz:
- Önce fıkranın adını ya da konusunu kısaca söyleyebiliriz.
- Sonra fıkranın kahramanı olan Nasrettin Hoca’yı ve başına gelen olayı anlatırız.
- Fıkranın sonunda bizi güldüren, düşündüren yeri, yani can alıcı noktasını vurgulamayı unutmayız!
Mesela, ben size bir örnek vereyim, belki siz de benim gibi bir fıkra seçersiniz:
Bir gün Nasrettin Hoca, bir gölün kenarına gitmiş. Elinde de bir kepçe yoğurt mayası varmış. Başlamış kepçeyle yoğurt mayasını göle dökmeye. Oradan geçen bir köylü şaşkınlıkla Hoca’ya sormuş: “Hocam, ne yapıyorsunuz öyle?” Hoca da gayet ciddi bir şekilde cevap vermiş: “Gölü mayalıyorum!” Köylü daha da şaşırmış: “Aman Hocam, hiç göl maya tutar mı?” Nasrettin Hoca gülümsemiş ve demiş ki: “Ya tutarsa!”
İşte böyle, siz de kendi bildiğiniz bir fıkrayı bu şekilde canlı canlı anlatabilirsiniz.
2. Anlatılan fıkralara göre Nasrettin Hoca’nın kişilik özellikleri hakkında arkadaşlarınızla konuşunuz.
Bu soruda ise, hem sizin anlattığınız hem de arkadaşlarınızın anlattığı Nasrettin Hoca fıkralarından yola çıkarak Hocanın nasıl bir insan olduğunu, yani kişilik özelliklerini konuşmanızı istiyor. Bir fıkra dinlediğimizde Hoca’nın zeki mi, komik mi, yoksa bize bir ders mi vermek istediğini anlarız, değil mi?
Nasrettin Hoca fıkralarında genellikle şu özellikler ön plana çıkar:
- Esprili ve Komik: Olaylara farklı, beklenmedik bir açıdan bakar ve bizi çok güldürür.
- Zeki ve Akıllı: Bazen çok basit görünen bir soruya öyle bir cevap verir ki, herkes şaşırır kalır, aklına hayran oluruz.
- Düşündürücü: Fıkralarının sonunda sadece gülmeyiz, aynı zamanda hayat hakkında bir şeyler de öğreniriz, üzerinde düşünürüz.
- Hazırcevap: Hiç beklenmedik anda, anında çok güzel ve anlamlı cevaplar verir, kimseyi cevapsız bırakmaz.
Mesela, az önce anlattığım “Gölü mayalıyorum” fıkrasında Hoca’nın hem çok komik hem de zeki olduğunu görebiliriz. “Ya tutarsa!” demesi, bazen imkansız gibi görünen şeyleri bile denemek gerektiğini bize düşündürüyor, değil mi? İşte bu özellikleri arkadaşlarınızla konuşarak daha iyi anlayabilirsiniz.
3. Nasrettin Hoca hakkında edindiğiniz bilgileri arkadaşlarınızla paylaşınız.
Bu son hazırlık sorusunda ise, Nasrettin Hoca hakkında genel olarak bildiğiniz her şeyi arkadaşlarınızla paylaşmanız isteniyor. Belki ailesi hakkında, yaşadığı yer hakkında, hatta onunla ilgili başka ilginç bilgiler varsa, bunları anlatabilirsiniz.
Nasrettin Hoca, aslında gerçekten yaşamış bir kişiymiş sevgili çocuklar. 13. yüzyılda, yani çok uzun zaman önce, Anadolu’da yaşamış bilge bir kişiymiş. Fıkraları dilden dile dolaşarak günümüze kadar gelmiş. Onun en çok bilinen yaşadığı yer Akşehir’dir. O sadece bir mizah ustası değil, aynı zamanda insanlara doğruyu, yanlışı düşündüren, öğütler veren bir bilgedir. Fıkraları genellikle kısa, güldürücü ve ders verici niteliktedir.
İşte bu bilgileri arkadaşlarınızla paylaşarak Nasrettin Hoca’yı daha yakından tanımalarına yardımcı olabilirsiniz. Ne kadar çok bilgi paylaşırsanız, o kadar çok şey öğreniriz!
Şimdi sıra geldi metni okumaya. “Metni, türünün özelliklerine göre sesli okuyunuz.” diyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Fıkralar genellikle canlı, neşeli ve biraz da esprili bir şekilde okunur. Sanki o anı yaşıyormuş gibi, ses tonumuzu ona göre ayarlayarak okumalıyız. Hadi bakalım, şimdi “YE KÜRKÜM YE” fıkrasını hep birlikte dikkatlice okuyalım ve Nasrettin Hoca’nın bu sefer ne gibi bir ders verdiğini anlayalım!