4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 140
Merhaba sevgili öğrencim! Bugün seninle çok güzel bir etkinliğe başlayacağız. Âşık Veysel’i zaten tanıyorsun, değil mi? Onun “Uzun İnce Bir Yol” şiirini belki dinlemişsindir ya da okumuşsundur. Şimdi bu metinle ilgili soruları adım adım çözelim, hem de yeni şeyler öğrenelim!
Önce kelimelerin anlamlarına bakalım, sonra da soruları cevaplayalım. Hazır mısın? Başlayalım!
2. ETKİNLİK
Metinde geçen aşağıdaki kelimelerin anlamını sözlükten bulup yazınız.
- âşık (ozan):
- deyiş:
- saz (bağlama):
Sevgili öğrencim, “âşık” veya “ozan” dediğimiz kişiler, bizim kültürümüzde çok özel insanlardır. Onlar, şiirler yazan, bu şiirleri saz eşliğinde söyleyen, halkın duygularına tercüman olan sanatçılardır. Yani bir nevi halk şairi diyebiliriz. Duygularını, düşüncelerini, sevinçlerini, hüzünlerini sazıyla ve sözüyle anlatan kişilerdir.
Deyiş, aslında bir türkü veya şiir anlamına gelir. Âşıkların saz eşliğinde söylediği, içinde bir mesaj, bir duygu barındıran şiirsel sözlerdir. Bazen bir öğüt verir, bazen bir olayı anlatır, bazen de bir duyguyu dile getirir. Yani ozanların söylediği manzum sözlere, şiirlere “deyiş” deriz.
Saz, bizim geleneksel müzik aletlerimizden biridir. Genellikle tahtadan yapılır, telleri vardır ve bu tellere vurarak veya mızrapla çalınarak güzel sesler çıkarırız. Bağlama da sazın en bilinen türlerinden biridir. Âşık Veysel gibi ozanlar, duygularını sazlarıyla birlikte dile getirirlerdi. Saz, onların yol arkadaşı gibiydi.
3. ETKİNLİK
a. Metnin konusunu aşağıya yazınız.
Metnin konusu:
Metnin başlığına baktığımızda “Âşık Veysel: Uzun İnce Bir Yol” yazıyor, değil mi? Zaten sorular da Âşık Veysel’in hayatıyla ilgili. Bu durumda metnin konusu, Âşık Veysel’in hayatı, yaşadığı zorluklar, sanat yolculuğu ve onun halk ozanı kimliğidir. Yani kısaca, Âşık Veysel’in hayat hikayesi ve sanatıdır diyebiliriz.
b. Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
1. Veysel neden bir an önce babasının eve gelmesini bekliyormuş?
Sevgili öğrencim, Âşık Veysel küçük yaşta gözlerini kaybettiği için dünyayı başkaları gibi göremiyordu. Bu yüzden sıkılıyordu ve yalnız kalıyordu. Babası, onun bu yalnızlığını gidermek, oyalanmasını sağlamak için ona bir saz almıştı. İşte Veysel de babasının eve gelmesini, belki saz çalmayı öğrenmek, belki de babasından yeni hikayeler dinlemek ve onunla vakit geçirmek için sabırsızlıkla bekliyordu. Gözleri görmediği için babasının gelişi, onun için dış dünyayla bir bağlantı, bir umut oluyordu.
2. Köy odasında saz çalıp türkü söyleyen saz ustalarını dinleyen Veysel neden her geçen gün mutsuz olmaya başlamış?
Âşık Veysel, köy odasında diğer saz ustalarının ne kadar güzel çalıp söylediğini dinledikçe, onların yeteneğine hayran kalıyordu. Ama bir yandan da kendisinin gözleri görmediği için diğerleri gibi olamayacağını düşünüp üzülüyordu. Kendi içindeki büyük yeteneğin farkında değildi henüz. Diğer ustaları dinledikçe, kendisini eksik hissediyor ve belki de “Ben de onlar gibi olabilecek miyim?” diye düşünerek mutsuz oluyordu. Bu durum, onun içindeki sanatçı ruhunun bir arayışı ve kendi yolunu bulma çabasının bir parçasıydı.
3. Âşık Veysel gözlerini ne zaman, nasıl kaybetmiş?
Âşık Veysel, çok küçük yaşta, henüz yedi yaşındayken gözlerini kaybetmiş. O zamanlar çok yaygın olan ve çiçek hastalığı denilen bir hastalık yüzünden iki gözünü de kaybetmek zorunda kalmış. Bu, onun hayatının en büyük dönüm noktalarından biri olmuş.
4. Ahmet Kutsi, Âşık Veysel’e nasıl yardımcı olmuş?
Ahmet Kutsi Tecer, Âşık Veysel’in hayatındaki en önemli insanlardan biriydi diyebiliriz. O, Sivas Lisesi’nde edebiyat öğretmeniydi ve Âşık Veysel’in olağanüstü yeteneğini fark eden ilk kişilerden oldu. Onu Sivas’ta düzenlediği Halk Şairleri Bayramı’na davet etti. Daha sonra Âşık Veysel’i Ankara’ya götürdü, eserlerini duyurdu ve böylece Veysel’in tüm Türkiye tarafından tanınmasına ve sevilmesine büyük katkı sağladı. Yani, Âşık Veysel’in sesini ve sanatını geniş kitlelere ulaştıran kişi Ahmet Kutsi Tecer’dir.
5. Sizce, günümüzde neden Âşık Veysel’i tanımayan yoktur?
Harika bir soru! Bence günümüzde Âşık Veysel’i tanımayan kimse yoktur, çünkü o sadece bir ozan değil, aynı zamanda bir bilgedir. Şiirleri ve türküleri sadece kendi dönemine değil, tüm zamanlara hitap eder.
-
Öncelikle, eserleri evrenseldir. Yani, sevgi, doğa sevgisi, insanlık, vatan sevgisi gibi konuları ele alır ve bu konular dünyanın her yerindeki insanlar için anlamlıdır.
-
İkincisi, sözleri çok derin anlamlar taşır. “Uzun İnce Bir Yol” gibi eserleri, hayatın anlamı üzerine düşündürür ve insanlara yol gösterir.
-
Üçüncüsü, onun hayat hikayesi herkese ilham verir. Gözlerini kaybetmesine rağmen asla pes etmemiş, sazıyla ve sözüyle tüm dünyaya ulaşmıştır. Bu azmi ve yaşam sevinci, herkese örnek olmuştur.
-
Son olarak, eserleri nesilden nesile aktarılmıştır. Okullarda öğretilir, televizyonlarda, radyolarda sürekli çalınır, sanatçılar tarafından söylenir. Bu sayede her yeni nesil Âşık Veysel’i tanımaya devam eder.
İşte bu yüzden Âşık Veysel, Türk milletinin gönlünde taht kurmuş, unutulmaz bir değerimizdir.