4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 230
Merhaba sevgili öğrencilerim! Ben sizin Türkçe öğretmeniniz. Şimdi sizinle birlikte gönderdiğiniz görseldeki soruları adım adım, dikkatlice inceleyelim ve birlikte cevaplarını bulalım. Hiç merak etmeyin, her şeyi en anlaşılır şekilde açıklayacağım. Hazırsanız başlayalım!
5. ETKİNLİK
Günümüz insanlarının yaşamlarını tehdit eden ölümcül hastalıklar hangileridir? Bu hastalıklarla mücadele için neler yapılması gerekir? Arkadaşlarınızla tartışınız.
Sevgili çocuklar, bu soru aslında sizinle sohbet etmemizi istiyor. Günümüzde insan sağlığını tehdit eden, yani yaşamımızı tehlikeye atan pek çok hastalık var. Bunların bazıları gerçekten çok ciddi ve ne yazık ki ölümcül olabiliyor.
Şimdi size bu hastalıklardan bazılarını ve onlarla nasıl mücadele edebileceğimizi anlatayım:
-
Ölümcül Hastalıklar:
-
Kanser: Vücudumuzdaki hücrelerin kontrolsüzce çoğalmasıyla ortaya çıkan, farklı organlarda görülebilen çok ciddi bir hastalık. Haberimizde de bahsedilen Aziz Sancar hocamızın çalışması bu hastalıkla mücadele için çok önemli.
-
Kalp Hastalıkları: Kalbimizin düzgün çalışmasını engelleyen, damarlarımızla ilgili sorunlar da yaşamı tehdit edebilir. Kalbimiz vücudumuzun motoru gibi, değil mi?
-
Diyabet (Şeker Hastalığı): Vücudumuzun kan şekerini düzenleyememesiyle ortaya çıkan, kontrol edilmezse çok ciddi sorunlara yol açabilen bir hastalık.
-
Bulaşıcı Hastalıklar: Grip gibi basit olanları olsa da, bazı virüsler veya bakteriler nedeniyle ortaya çıkan zatürre, tüberküloz (verem) veya son zamanlarda yaşadığımız salgınlar gibi hastalıklar da maalesef çok tehlikeli olabilir.
-
-
Bu Hastalıklarla Mücadele İçin Neler Yapılmalı?
Bu hastalıklarla savaşmak için hem bireysel olarak bizim yapabileceğimiz şeyler var hem de toplum olarak yapmamız gerekenler:
-
Sağlıklı Beslenmek: Bol bol sebze ve meyve yemek, abur cuburdan uzak durmak, vücudumuzun direncini artırır. Tıpkı bir bitkinin suya ve güneşe ihtiyacı olduğu gibi, bizim de doğru besinlere ihtiyacımız var.
-
Spor Yapmak: Düzenli egzersiz yapmak, koşmak, oynamak, yüzmek… Bunlar kalbimizi güçlendirir, kilomuzu dengede tutar ve bizi birçok hastalıktan korur.
-
Temizliğe Dikkat Etmek: Ellerimizi sık sık yıkamak, evimizi havalandırmak, kişisel temizliğimize özen göstermek, özellikle bulaşıcı hastalıklardan korunmanın en basit ve etkili yolu.
-
Düzenli Doktor Kontrolleri: Hasta olmasak bile belirli aralıklarla doktora gitmek, olası hastalıkları erken fark etmemizi sağlar. Erken teşhis, yani hastalığı erkenden anlamak, tedavide çok önemli.
-
Aşı Olmak: Bazı hastalıklara karşı geliştirilen aşılar, bizi o hastalıklardan korur veya hastalığın hafif geçmesini sağlar. Aşılar, vücudumuzun güçlü bir kalkanı gibidir.
-
Araştırma ve Geliştirme: Bilim insanları, doktorlar ve araştırmacılar, yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri bulmak için çok çalışırlar. Aziz Sancar hocamızın yaptığı gibi, bilimsel çalışmalar hastalıklara karşı en büyük silahımızdır.
Unutmayın, sevgili çocuklar, sağlığımız her şeyden değerli! Onu korumak için elimizden geleni yapmalıyız.
-
6. ETKİNLİK
a. Aşağıdaki gazete haberini okuyunuz. Prof. Dr. Aziz Sancar’ın habere konu olan buluşu hakkında neler düşündüğünüzü, neler hissettiğinizi anlatınız.
Şimdi o önemli haberi bir kez daha okuyalım:
Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Aziz Sancar’ın “DNA onarımı” adını verdiği buluşu tıp dünyasını heyecanlandırdı. Bu buluş sayesinde önümüzdeki 20-30 yılda kanserle mücadelede büyük adımlar atılacak ve çağımızın en önemli hastalıklarından birinin tedavi edilme oranı artacaktır.
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu haberi okuyunca ben de sizin gibi çok heyecanlandım ve gurur duydum. İşte bu buluş hakkında düşündüklerim ve hissettiklerim:
-
Düşüncelerim:
-
Prof. Dr. Aziz Sancar’ın bu buluşu, bilim dünyası için gerçekten çığır açıcı bir gelişme. “DNA onarımı” demek, vücudumuzdaki en önemli yapının, yani DNA’mızın bozuk kısımlarını düzeltebilmek anlamına geliyor. Bu, hastalıklara karşı çok güçlü bir silah demektir.
-
Kanser, çağımızın en korkutucu hastalıklarından biri. Bu buluş sayesinde kanser tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedilecek olması, milyonlarca insana umut ışığı oluyor. Düşünsenize, daha fazla insan bu hastalıktan kurtulabilecek!
-
Bir Türk bilim insanının böyle büyük bir başarıya imza atması, ülkemiz adına da çok büyük bir gurur kaynağı. Bu, bize bilimin ne kadar önemli olduğunu ve çalışınca neleri başarabileceğimizi gösteriyor.
-
-
Hissettiklerim:
-
Öncelikle büyük bir sevinç ve gurur duydum. Aziz Sancar hocamızın bu başarısı, tüm dünyaya Türk bilim insanlarının neler yapabileceğini kanıtladı.
-
Aynı zamanda umutlandım. Kanserle mücadelede atılacak bu büyük adımlar sayesinde, gelecekte daha az insanın bu hastalık yüzünden acı çekeceğini bilmek içimi rahatlattı.
-
Bu haber bana bilime ve araştırmaya olan inancımı bir kez daha pekiştirdi. Bilim sayesinde insanlığın karşılaştığı zorlukların üstesinden gelinebileceğini görmek, geleceğe daha güvenle bakmamı sağladı.
-
Aziz Sancar hocamızın azmi ve çalışkanlığı, hepimiz için çok güzel bir örnek. Onun gibi başarılı olmak için çok çalışmamız gerektiğini hissettim.
-
b. Aziz Sancar hakkında araştırma yapıp defterinize bilgilendirici bir yazı yazınız. Yazınızı görsellerle zenginleştirip arkadaşlarınızla paylaşınız.
Çözüm:
Sevgili çocuklar, Aziz Sancar hocamız hakkında araştırma yapmak ve onunla ilgili bir yazı yazmak çok keyifli olurdu, değil mi? İşte size örnek olabilecek kısa bir bilgilendirici yazı:
Aziz Sancar: DNA’nın Gizemini Çözen Bilim İnsanı
Sevgili arkadaşlarım,
Bugün sizlere, ülkemizi uluslararası alanda gururlandıran, bilime yaptığı katkılarla adını dünyaya duyuran önemli bir bilim insanından bahsetmek istiyorum: Prof. Dr. Aziz Sancar. Kendisi, 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanarak hepimize ilham kaynağı olmuştur.
Aziz Sancar, 1946 yılında Mardin’in Savur ilçesinde doğmuş, çok çalışkan ve zeki bir öğrencilik hayatı geçirmiştir. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Amerika Birleşik Devletleri’ne giderek bilimsel çalışmalarına orada devam etmiştir.
Peki, Aziz Sancar’ı dünya çapında ünlü yapan neydi? Onun en büyük buluşu, “DNA onarımı” mekanizması üzerine yaptığı çalışmalardır. DNA, tıpkı vücudumuzun bir kullanım kılavuzu gibi düşünebiliriz. Hücrelerimizdeki DNA, bazen güneş ışınları veya kimyasal maddeler yüzünden zarar görebilir. Eğer bu zararlar onarılmazsa, kanser gibi ciddi hastalıklara yol açabilir. Aziz Sancar ve ekibi, işte bu DNA’daki hasarların nasıl onarıldığını keşfettiler.
Bu keşif, kanser tedavisinde ve birçok hastalığın anlaşılmasında çığır açtı. Onun çalışmaları sayesinde, kanserle mücadelede yeni ilaçlar ve tedavi yöntemleri geliştirme konusunda büyük umutlar doğdu. Haberimizde de okuduğumuz gibi, bu buluşun önümüzdeki yıllarda kanser tedavisinde ne kadar büyük bir fark yaratacağını göreceğiz.
Aziz Sancar, sadece bir bilim insanı değil, aynı zamanda azmi, çalışkanlığı ve vatan sevgisiyle de örnek bir kişiliktir. O, “Çalışmak, çalışmak, çalışmak!” sözleriyle bilimin ve başarının anahtarını bizlere göstermiştir. Umarım hepimiz Aziz Sancar gibi bilime meraklı, çalışkan ve başarılı bireyler oluruz.
Teşekkür ederim.
Bu yazıya Aziz Sancar’ın bir fotoğrafını ekleyebilir, belki DNA’nın yapısını gösteren basit bir çizimle daha da ilgi çekici hale getirebilirsiniz.
7. ETKİNLİK
a. Sağlıkla ilgili aşağıdaki atasözlerimizin anlamını tahmin edip yazınız.
Sevgili çocuklar, atasözleri, atalarımızın uzun yıllar boyunca edindikleri tecrübeleri kısa ve özlü sözlerle anlattıkları, bizlere ders veren cümlelerdir. Şimdi sağlıkla ilgili atasözlerimizi ve anlamlarını inceleyelim:
-
Can boğazdan gelir.
Çözüm: Bu atasözü, sağlıklı ve güçlü olmanın, iyi beslenmekten geçtiğini anlatır. Yani, vücudumuzun ihtiyaç duyduğu enerjiyi ve besinleri yediğimiz yiyeceklerden alırız. Tıpkı bir arabanın benzine ihtiyacı olduğu gibi, bizim de iyi besinlere ihtiyacımız var ki güçlü olalım.
-
Güneş girmeyen eve doktor girer.
Çözüm: Bu atasözü, evimizin güneş almasının ve havalandırılmasının sağlığımız için ne kadar önemli olduğunu vurgular. Güneş ışınları, mikropları öldürür ve evimizi ferahlatır. Güneş görmeyen, havasız evlerde hastalıklar daha kolay yayılır. Yani, evimiz ne kadar aydınlık ve havalı olursa, o kadar sağlıklı oluruz.
-
Sağlık varlıktan yeğdir.
Çözüm: Bu atasözü, sağlığın dünyadaki tüm zenginliklerden, paradan ve maldan daha değerli olduğunu anlatır. Ne kadar zengin olursak olalım, sağlığımız yerinde değilse hiçbir şeyin tadını çıkaramayız. Önce sağlık gelir, gerisi teferruattır der gibi düşünebiliriz.
-
Sağ baş yastık istemez.
Çözüm: Bu atasözü, sağlıklı bir insanın hiçbir sıkıntısı olmadığını, rahat ve huzurlu olduğunu ifade eder. Başımız ağrımadığında, ateşimizi olmadığında yatağa uzanıp dinlenmeye ihtiyacımız olmaz. Sağlıklı olmak, rahat bir uyku ve huzurlu bir yaşam demektir.
-
Hekimden sorma, çekenden sor.
Çözüm: Bu atasözü, bir konuda en doğru bilgiyi, o işi gerçekten yaşamış veya o sıkıntıyı çekmiş kişiden alabileceğimizi anlatır. Doktorlar hastalıklar hakkında bilgi sahibidir ama hastalığı yaşayan kişi, o hastalığın nasıl hissettirdiğini, zorluklarını en iyi anlatan kişidir. Yani, tecrübe çok önemlidir.
b. Metinlerde, konuşmalarda bu atasözlerinin kullanılmasının anlama katkısı hakkındaki görüşlerinizi arkadaşlarınıza açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili arkadaşlarım,
Metinlerde veya konuşmalarımızda atasözlerini kullanmak, aslında anlatmak istediğimiz şeyi çok daha etkili ve akılda kalıcı bir şekilde ifade etmemizi sağlar. Neden mi?
-
Kısa ve Öz Olmaları: Atasözleri, uzun uzun anlatmak yerine, tek bir cümleyle kocaman bir fikri veya tecrübeyi özetler. Mesela, “Sağlık varlıktan yeğdir.” dediğimizde, sağlığın paradan daha önemli olduğunu hemen anlarız, başka bir açıklama yapmaya gerek kalmaz.
-
Anlamı Güçlendirmeleri: Atasözleri, atalarımızın yüzyıllardır süregelen gözlemlerinin ve deneyimlerinin bir sonucudur. Bu yüzden, bir konuda atasözü kullandığımızda, sözümüzün gücü ve inandırıcılığı artar. Sanki arkamızda binlerce yıllık bir bilgelik varmış gibi olur.
-
Ders Verici Olmaları: Birçok atasözü, bize hayat dersleri verir. Sağlıkla ilgili atasözleri de bize sağlığımızı nasıl korumamız gerektiğini veya sağlığın değerini hatırlatır. Bu sayede, dinleyen veya okuyan kişiler daha kolay ders çıkarır.
-
Kültürel Bir Değer Katmaları: Atasözleri, aynı zamanda bizim dilimizin ve kültürümüzün bir parçasıdır. Onları kullanmak, dilimizi zenginleştirir ve kültürel mirasımızı yaşatırız. Tıpkı eski bir hazineyi gün yüzüne çıkarmak gibi!
Kısacası, atasözleri hem anlatımımızı güzelleştirir hem de mesajımızı daha güçlü ve akılda kalıcı hale getirir. Bu yüzden onları doğru yerlerde kullanmaya özen göstermeliyiz.