5. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Meb Yayınları 1 Sayfa 103
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün sizlerle harika bir Türkçe etkinliği yapacağız. Haydi bakalım, görseldeki soruları dikkatlice inceleyelim ve adım adım, tıpkı bir hikaye kahramanı gibi, bu soruların üstesinden gelelim!
9. Etkinlik – Yazalım
a. “Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar” metninin işlenişinde yer alan 9. etkinlikteki düğüm bölümü örneğini ve 10. etkinlikte yazdığınız serim bölümünü okuyunuz.
Sevgili çocuklar, bu kısım sizin için bir hazırlık aşaması. Öncelikle daha önceki derslerde okuduğumuz “Oğlu Hüseyin’den Emine Ana’ya Mektuplar” metnindeki düğüm bölümü örneğini tekrar okumanızı ve ardından kendi yazdığınız “serim bölümünü” gözden geçirmenizi istiyor. Böylece, hikayemizin başlangıcını (serim) hatırlayacak ve düğüm bölümünün nasıl olması gerektiği hakkında bir fikir edineceksiniz. Bu kısımda sizin okuma ve hatırlama çalışmanız önemli, o yüzden burada size yazılı bir çözüm sunmuyorum.
b. Aşağıda verilen yönergelerden hareketle düğüm bölümünü yazınız. Düğüm bölümünü yazarken aşağıdaki yönergelere dikkat ediniz.
- Yazdığınız serim bölümüne ve hikâyenizin planına uygun olarak olayları kurgulayınız.
- Olay örgüsünü oluştururken merak unsuru oluşturmaya özen gösteriniz.
- En az birkaç paragraftan oluşacak şekilde düğüm bölümünüzü yapılandırınız.
- Kahramanlarınızın karşılıklı konuşmalarına yer vermeyi unutmayınız.
- Geçiş ve bağlantı ifadelerini (ancak, fakat, rağmen, bununla birlikte, öte yandan vb.) kullanınız.
Çözüm:
Şimdi gelelim asıl görevimize! Eren ve Ferhat’ın hikayesinin en heyecanlı, en gerilimli kısmını, yani “düğüm bölümünü” hep birlikte yazalım. Hatırlayın, Eren askerlere su götürmek ve Atatürk’ü görmek için yola çıkmıştı, arkadaşı Ferhat da ona katılmıştı. Şimdi bu iki cesur arkadaşın başına neler geldiğini, adım adım yazalım!
Adım 1: Hikâyenin akışına uygun bir başlangıç yapalım ve gerilimi hissettirelim.
Eren ile Ferhat, o sıcak yaz gününde, omuzlarında su tulumlarıyla ormanlık yolu aşarken hararetli bir sohbete dalmışlardı. Cepheye yaklaştıkça duydukları top sesleri yüreklerini hızlandırıyor, ancak içlerindeki vatan sevgisi ve askerlere yardım etme isteği onlara güç veriyordu. “Sence Atatürk’ü görebilecek miyiz Ferhat?” diye fısıldadı Eren. Ferhat, “Belki de Eren, belki de… Ama önce suyu ulaştırmalıyız. Askerler susuz kalmasın,” diye karşılık verdi. Birbirlerine destek olarak, yürüyorlardı. Fakat, bir süre sonra orman daha da sıklaşmış, tanıdık patikalar yerini yabancı, izi belirsiz yollara bırakmıştı. Güneş batmaya başlamış, etrafı hafif bir loşluk sarmıştı.
Adım 2: Merak uyandıran, tehlikeli anları ekleyelim ve karakterlerin endişesini gösterelim.
Yolda ilerlerken, bir anda sessizlik çöktü. Kuş sesleri bile duyulmaz olmuştu. Etrafı gözlemleyen Eren, bir an duraksadı. “Ferhat, sanki yolumuzu kaybettik gibi hissediyorum. Burası hiç de bizim köye giden yola benzemiyor,” dedi endişeyle. Ferhat da etrafına bakındı. Ağaçlar sıklaşmış, yol iyice patikaya dönmüştü. Bununla birlikte, uzaktan gelen kısık sesler dikkatlerini çekti. Sanki yabancı dilde konuşan birileri vardı. Kalpleri küt küt atmaya başladı. “Düşman askerleri olabilir mi?” diye fısıldadı Ferhat, sesi titreyerek. Eren, “Şşşt, sakın ses çıkarma!” diyerek onu uyardı. Yere eğilip çalılıkların arasına saklandılar. Duydukları sesler yaklaşıyordu.
Adım 3: Gerilimi en üst noktaya çıkarıp düğüm noktasını oluşturalım.
İki arkadaş, nefeslerini tutarak ağaçların arasına iyice sinmeye çalıştı. Tam o sırada, birkaç metre ötede, ağaçların arasından fısıltılarla konuşan iki düşman askeri belirdi. Eren ve Ferhat oldukları yerde donup kalmışlardı. Göz göze geldiler; ikisinin de yüzünde korku vardı. Sanki her şey bitmişti. Yakalanacaklarını, sularının alınacağını ve askerlerimize asla ulaşamayacaklarını düşündüler. Gözleri dolmuştu. Fakat tam o an, çalılıkların arasından daha güçlü bir hışırtı geldi. Düşman askerleri de bu sese dönünce, Eren ve Ferhat’ın arkasından bir gölge belirdi. “Siz kimsiniz bakalım?” diyen tok, kendinden emin bir erkek sesi duyuldu. Eren ve Ferhat, korkuyla arkalarını döndüklerinde, karşılarında bir Türk gözcü askerini gördüler. Düşman askerleri şaşkınlıkla neye uğradıklarını anlayamadan Türk askeri tarafından hızla etkisiz hale getirildi. Eren ve Ferhat rahat bir nefes aldı; rağmen yaşadıkları korkuyla bacakları hâlâ titriyordu.
Adım 4: Düğümün çözülüşünü ve sonraki olaya geçişi sağlayalım.
Türk gözcü askeri, Eren ve Ferhat’ı güvenli bir yere götürdü. “Nereden geliyorsunuz, çocuklar? Ne işiniz var buralarda?” diye sordu. Eren, nefes nefese, “Askerlerimize su getiriyorduk komutanım… Ve Atatürk’ü görmek istiyorduk,” diye anlattı. Asker gülümseyerek, “Cesur çocuklar! Tam zamanında yetiştik. Şimdi sizi komutanımızın yanına götürelim. Belki orada Ulu Önder’imizi de görme fırsatınız olur,” dedi. Eren ve Ferhat’ın gözleri sevinçle parladı. Kurtulmuşlardı ve hayalleri gerçek olabilirdi. Öte yandan, bu tehlikeli yolculuk onlara cesaretin ve umudun ne kadar önemli olduğunu bir kez daha öğretmişti. Askerin peşine takılarak, yeni bir umutla yola koyuldular.
Sonuç:
Eren ve Ferhat, su götürmek için çıktıkları yolda konuşmaya dalıp düşman mevzilerine çok yaklaşmış, düşman askerleri tarafından yakalanma tehlikesi atlatmışlardır. Tam her şey bitti derken, bir Türk gözcü askeri tarafından kurtarılmış ve Mustafa Kemal Atatürk’ü görme umuduyla güvenli bir şekilde komutanın yanına götürülmek üzere yola çıkmışlardır. Bu bölüm, hikâyenin en gerilimli anlarını ve kahramanların umutsuzluğa düştüğü, ancak beklenmedik bir şekilde kurtulduğu anı anlatarak okuyucuda merak uyandırmayı başarmıştır.
c. Öğretmeninizin geri bildirimleriyle güçlü ve gelişmeye açık yönlerinizi sonraki etkinliklerde geliştirmeye çalışınız.
Bu kısım, yazdığınız hikaye metnini öğretmeninize okuttuktan sonraki adım. Öğretmeniniz size hikayenizin hangi kısımlarının çok güzel olduğunu, hangi kısımları daha da geliştirebileceğinizi söyleyecek. Siz de bu geri bildirimleri dikkate alarak, bir sonraki yazma çalışmanızda daha da başarılı olmaya çalışacaksınız. Unutmayın, her yazar geri bildirimlerle gelişir!