4. Sınıf Türkçe Ders Kitabı Cevapları Özgün Yayınları Sayfa 44
Merhaba sevgili öğrenciler! Bugün sizinle çok güzel ve düşündürücü bir hikaye olan “Ye Kürküm Ye” ile ilgili soruları çözeceğiz. Bu hikaye bize, insanlara dış görünüşlerine göre değil, iç güzelliklerine ve davranışlarına göre değer vermemiz gerektiğini öğreten önemli bir ders veriyor. Haydi, bu soruları birlikte adım adım inceleyelim ve cevaplarını bulalım!
1. ETKİNLİK
a. Aşağıda, metinde geçen bazı kelimelerin sözlük anlamları verilmiştir. Anlamından hareketle bu kelimeleri noktalı yerlere yazınız.
Burada bizden istenen, verilen anlamlara uygun kelimeleri hikayeden bularak boşluklara yerleştirmek. Hikayeyi hatırladığımızda, hangi kelimelerin bu anlamlara gelebileceğini düşüneceğiz.
Adım 1: Her bir tanımı dikkatlice okuyalım ve aklımıza gelen ilk kelimeleri düşünelim.
Adım 2: Bu kelimelerin “Ye Kürküm Ye” hikayesiyle bağlantılı olup olmadığını kontrol edelim.
Şimdi birlikte cevapları yazalım:
-
Yokluk: Bulunmama durumu.
Açıklama: “Bulunmama durumu” kelimesinin en yakın anlamı yokluktur. Hikayede hoca, başlangıçta yokluk içinde gibi göründüğü için hor görülmüştü, yani ona saygı gösterilmemişti.
-
Davet: Yemekli toplantı.
Açıklama: Hikaye, hocanın katıldığı bir davette geçiyor. Bu davet, aynı zamanda yemeklerin yendiği bir toplantı olduğu için “yemekli toplantı” anlamına gelir. Biz de arkadaşlarımızı veya akrabalarımızı doğum günü ya da yemek için evimize davet ederiz, değil mi?
-
İkram: Konuğa saygı göstererek onun rahatını, gereksinimlerini karşılamak.
Açıklama: Misafirlerimize bir şeyler sunmak, onların rahatını sağlamak için yaptığımız şeylere ikram deriz. Hikayede hoca ilk gittiğinde ona hiçbir ikramda bulunulmamış, ama kürkünü giyip geldiğinde bol bol ikram edilmişti.
-
Kabalık: Vicdansız bir biçimde, acımasızca.
Açıklama: Hoca, davete ilk gittiğinde kendisine vicdansızca ve acımasızca davranılmıştı. Bu davranışların genel adı kabalıktır. Yani insanlar ona kaba davranmış, saygısızlık etmişlerdi.
b. “Buyur etmek” deyiminin anlamını metinden hareketle yazınız.
Adım 1: “Buyur etmek” deyiminin genel anlamını düşünelim.
Adım 2: Bu deyimin “Ye Kürküm Ye” hikayesindeki olaylarla nasıl bağlantılı olduğunu hatırlayalım.
Çözüm:
“Buyur etmek” deyimi, bir misafiri içeri almak, ona yer göstermek, oturmasını söylemek ve onu ağırlamak anlamına gelir. “Ye Kürküm Ye” hikayesinde hoca ilk gittiğinde kimse onu içeri buyur etmemiş, yani ona yer göstermemiş, oturmasını söylememişti. Ama kürkünü giyip geldiğinde, herkes onu en güzel yere buyur etmiş, yani büyük bir saygıyla içeri almış ve en iyi yere oturtmuştu. Bu deyim, misafire gösterilen hoşgörü ve ağırlama şeklini anlatır.
c. Metinde geçen aşağıdaki kelimeleri gerçek anlamlarına uygun olarak kullanacağınız birer cümle yazınız.
Şimdi de bize verilen kelimeleri, kendi cümlelerimiz içinde doğru anlamlarıyla kullanalım. Tıpkı bir yazar gibi kelimeleri yerli yerine oturtacağız!
Çözüm:
-
davet: Yarın akşam arkadaşlarımı doğum günüme davet ettim.
-
yoksul: Soğuk havalarda yoksul insanlara battaniye yardımı yapıldı.
-
ikram: Annem, misafirlerimize taze demlenmiş çay ve kurabiye ikram etti.
-
kürk: Eski zamanlarda insanlar soğuktan korunmak için hayvan derisinden yapılmış kürk giyerlerdi.
2. ETKİNLİK
Aşağıdaki soruları metne göre cevaplayınız.
Bu bölümde de yine “Ye Kürküm Ye” hikayesini hatırlayarak soruları cevaplayacağız. Hikayenin bize ne anlattığını hiç unutmayalım!
1. Hoca davete önce nasıl gitmiş, nasıl karşılanmış?
Çözüm:
Hoca, davete ilk gittiğinde, eski ve yıpranmış, hatta belki de biraz kirli kıyafetlerle gitmişti. Üstü başı perişan olduğu için davettekiler onu pek önemsememişler, hatta belki de hor görmüşlerdi. Kimse ona doğru düzgün bir yer göstermemiş, yüzüne bile bakmamış ve ona hiçbir ikramda bulunmamışlardı. Kısacası, çok kötü bir şekilde karşılanmıştı.
2. Hoca üstünü başını değiştirerek davete gittiğinde nasıl karşılanmış?
Çözüm:
Hoca, evine gidip üzerine çok değerli, gösterişli ve pırıl pırıl bir kürk manto giyerek davete geri döndüğünde her şey değişmişti. Davettekiler onu hemen fark etmiş, büyük bir saygı ve ilgiyle karşılamışlardı. Ona en iyi, en güzel yere oturması için yer göstermişler, hemen önüne en lezzetli yemekleri ve içecekleri ikram etmişlerdi. Kürkünü giyince, sanki bambaşka bir insan olmuş gibi, çok iyi ağırlanmıştı.
Gördüğünüz gibi sevgili çocuklar, bu hikaye bize insanları kıyafetlerine göre yargılamamamız gerektiğini çok güzel anlatıyor. Önemli olan dış görünüş değil, iç güzelliğimiz ve insanlara karşı gösterdiğimiz saygıdır. Harika bir iş çıkardınız!