8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 96
Merhaba sevgili öğrencilerim, 8. sınıf İnkılap Tarihi dersimizin bugünkü bölümünde, Lozan Barış Antlaşması’nı ve bu antlaşmaya giden süreci daha yakından inceleyeceğiz. Sizler için hazırladığım soruları adım adım çözerken, tarihimizin bu önemli dönüm noktasını daha iyi anlayacaksınız. Hadi başlayalım!
3.6. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI
Araştırınız
Lozan kenti hangi ülkededir? Genelde barış görüşmelerinin ve antlaşmalarının neden bu ülkede yapıldığını araştırınız.
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, Lozan kenti günümüzde İsviçre‘de bulunmaktadır.
Peki, neden barış görüşmeleri ve antlaşmaları için Lozan tercih edilmiş olabilir? Bunun birkaç önemli nedeni var:
- Tarafsızlık: İsviçre, o dönemde ve günümüzde de olduğu gibi, birçok uluslararası konuda tarafsız bir ülke olarak bilinir. Bu durum, savaşta yer alan farklı tarafların birbirine daha güvenli bir ortamda yaklaşmasını sağlamıştır.
- Uluslararası Merkez: İsviçre, Cenevre gibi şehirleriyle uluslararası toplantılar ve görüşmeler için tercih edilen bir merkez haline gelmişti. Bu da lojistik ve organizasyonel kolaylıklar sağlıyordu.
- Güvenlik ve Gizlilik: Savaş sonrası hassas dönemlerde, görüşmelerin gizliliğini ve güvenliğini sağlamak önemlidir. İsviçre’nin bu konudaki ünü, tarafların kendilerini daha rahat hissetmelerine olanak tanımıştır.
Bu nedenlerle Lozan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Hükümeti ve İtilaf Devletleri için bir araya gelip önemli kararlar alabilecekleri uygun bir zemin sunmuştur.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’ndan ve kazanılan askerî başarılardan sonra, sıra Misak-ı Millî’yi itilaf Devletleri’ne onaylatmaya gelmişti. Bu amaçla bir barış antlaşmasının imzalanması gerekiyordu.
Atatürk, görüşmelerin İzmir’de yapılmasını istiyordu. Çünkü Yunanların Anadolu’yu terk ederken izmir’e verdikleri zararı tüm dünyaya göstermek istiyordu. Fakat barış antlaşması için görüşmelerin tarafsız bir ülke olan İsviçre’nin Lozan kentinde yapılmasına karar verildi. Bu görüşmelere, TBMM Hükümeti adına katılacak gruba, Mudanya Ateşkes Antlaşması’nı başarı ile imzalayan İsmet Paşa’nın başkanlık yapması kararlaştırıldı.
Türk heyetinin amacı, Misak-ı Millî sınırları içinde bağımsız bir Türk devletinin kurulduğunu itilaf Devletleri’ne kabul ettirmek ve millî egemenliğimizi sınırlayan koşulları ortadan kaldırmaktı. Bu amaçla Mustafa Kemal görüşmelere giden heyetten, Ermeni yurdu iddiaları ve kapitülasyonlar konusunda ödün vermemelerini istedi.
Soru/yorum
Mustafa Kemal’in Ermeni iddiaları ve kapitülasyonlar konularında ödün vermek istememesinin sebebi ne olabilir? Düşüncelerinizi söyleyiniz.
Çözüm:
Bu soruyu cevaplamak için öncelikle Mustafa Kemal’in bu konulardaki hassasiyetini ve Misak-ı Millî’nin temel ilkelerini hatırlamamız gerekiyor.
Mustafa Kemal’in Ermeni iddiaları ve kapitülasyonlar konusunda ödün vermek istememesinin temel nedenleri şunlardır:
- Bağımsızlık ve Egemenlik: Misak-ı Millî’nin en önemli amacı, Türk vatanının bölünmez bütünlüğünü ve tam bağımsızlığını sağlamaktı. Ermeni iddiaları, Türk toprakları üzerinde başka bir devlet kurulması anlamına gelebilirdi ki bu, Misak-ı Millî’ye tamamen aykırıdır. Kapitülasyonlar ise, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi bağımsızlığını kısıtlayan, devletimizin egemenlik haklarına aykırı bir uygulamaydı. Mustafa Kemal, bu iki konuda taviz verilmesinin, kazanılan bağımsızlığı tehlikeye atacağını düşünüyordu.
- Milli Birlik ve Beraberlik: Ermeni iddialarına boyun eğmek, ülkenin farklı bölgelerindeki toplumsal yapıyı bozabilir, milli birlik ve beraberliği zayıflatabilirdi.
- Tarihsel Gerçekler: Mustafa Kemal, Ermeni iddialarının tarihsel gerçeklerle bağdaşmadığını biliyordu. Bu tür asılsız iddialara prim vermek, ileride daha büyük sorunlara yol açabilirdi.
- Ekonomik Bağımsızlık: Kapitülasyonlar, Türk ekonomisini yabancı devletlerin kontrolü altına sokuyordu. Tam bağımsızlık için ekonomik bağımsızlığın sağlanması şarttı ve kapitülasyonların kaldırılması bunun ilk adımıydı.
Bu nedenlerle Mustafa Kemal, bu konularda taviz verilmemesini istemiştir. Çünkü bu konular, Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği ve tam bağımsızlığı için hayati öneme sahipti.
Mustafa Kemal diyor ki:
“Lozan Konferansı düne ve bugüne ait, üç beş seneye ait hesapların sonuca bağlanmasıyla uğraşmak değildir. Belki üç – dört yüz senelik birikmiş ve yoğunlaşmış hesapların görülmesiyle meşguldür. Onun için bu kadar derin, bu kadar karışık, bu kadar kirli hesapların az zamanda içinden çıkmak kolay değildir.”
Prof. Dr. Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, s.53.
Bu sözler, Mustafa Kemal’in Lozan Konferansı’nın ne kadar önemli ve karmaşık olduğunu ne kadar iyi anladığını gösteriyor. Kendisi, bu görüşmelerin sadece yakın geçmişin değil, aynı zamanda yüzyıllardır süregelen sorunların bir çözümü olduğunu belirtiyor. Bu da bize, barış görüşmelerinin ne kadar derinlemesine ve stratejik bir düşünce gerektirdiğini anlatıyor.

3.19. Lozan’da Türk heyeti