8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 135
Merhaba sevgili öğrencilerim, 8. Sınıf İnkılap Tarihi dersimize hoş geldiniz! Bugün elime geçen bu harika görseldeki soruları birlikte adım adım çözeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
Soru 1: Ülke genelinde saatler, güneşin doğuşu ve batışına göre ayarlanıyordu. Bu sebeple ülkenin her bölgesinde ayrı saat uygulaması görülüyordu. Bu da günlük yaşamda ve resmi işlerin düzenlenmesinde birçok karışıklığa sebep oluyordu. Miladi takvimle birlikte ülkede saat birliğini gerçekleştirmek için değişen olmayan uluslararası saat sistemine geçildi (1 Ocak 1926).
Yukarıdaki metinde bahsedilen inkılap aşağıdakilerden hangisidir?
a) Soyadı Kanunu
b) Miladi Takvimin Kabulü
c) Uluslararası Saat Sistemine Geçilmesi
d) Ölçü Birimlerinin Değiştirilmesi
Çözüm:
Sevgili gençler, metni dikkatlice okuduğumuzda, “ülkenin her bölgesinde ayrı saat uygulaması görülüyordu” ve “uluslararası saat sistemine geçildi (1 Ocak 1926)” ifadeleri bize ipucu veriyor. Yani metin doğrudan saatlerle ilgili bir yenilikten bahsediyor.
Şıklara baktığımızda:
a) Soyadı Kanunu: Metinde soyadı ile ilgili hiçbir bilgi yok.
b) Miladi Takvimin Kabulü: Metin takvimden değil, saatlerden bahsediyor.
c) Uluslararası Saat Sistemine Geçilmesi: Metin, daha önce yaşanan saat karmaşasını ve bunun çözümü için uluslararası saat sistemine geçildiğini anlatıyor. Bu, metinle birebir örtüşüyor.
d) Ölçü Birimlerinin Değiştirilmesi: Metin saatlerden bahsediyor, ölçü birimlerinden değil.
Bu yüzden doğru cevap **c) Uluslararası Saat Sistemine Geçilmesi**’dir.
—
Soru 2: Aşağıdaki tablo, Osmanlı Devleti’nde ve Uluslararası Standartlar’da kullanılan takvim, saat, rakamlar, ağırlık ve uzunluk ölçü birimlerini karşılaştırmaktadır.
Tabloyu inceleyerek aşağıdaki soruları cevaplayınız.
a) Osmanlı Devleti’nde kullanılan saat sistemi nasıldı?
Çözüm:
Tablonun “Osmanlı Devleti” bölümündeki “Saat” kutucuğuna baktığımızda, “Güneşin batışına göre ayar-lanan alaturka saat” yazdığını görüyoruz. Bu da demek oluyor ki, Osmanlı’da saatler güneşin doğuşuna veya batışına göre belirleniyordu. Bu durum, her yerde farklı saatlerin kullanılmasına ve dolayısıyla karışıklıklara yol açıyordu.
Cevap: Osmanlı Devleti’nde saatler, güneşin batışına göre ayarlanan alaturka saat sistemine göreydi.
—
Soru 2’nin Devamı:
b) Günümüzde uluslararası saat sistemi nasıl işlemektedir?
Çözüm:
Yine tablonun “Uluslararası Standartlar” bölümündeki “Saat” kutucuğuna bakıyoruz. Burada “Uluslararası saat” yazdığını görüyoruz. Bu, günümüzde tüm dünyada ortaklaşa kullanılan, standartlaştırılmış bir saat sistemi olduğunu gösteriyor. Bu sistem sayesinde farklı yerlerde yaşayan insanlar bile aynı anda birbirleriyle iletişim kurabiliyor ve işlerini kolayca halledebiliyorlar.
Cevap: Günümüzde uluslararası saat sistemi kullanılmaktadır.
—
Soru 2’nin Devamı:
c) Tabloya göre, Osmanlı Devleti’nde kullanılan rakamlar ve uluslararası standartlarda kullanılan rakamlar nelerdir?
Çözüm:
Tabloda “Osmanlı Devleti” kısmındaki “Rakamlar” bölümünde “Arap rakamları” yazdığını görüyoruz. Bu, o dönemde kullanılan rakamların Arap rakamları olduğunu gösteriyor. Ardından “Uluslararası Standartlar” kısmındaki “Rakamlar” bölümünde ise yine “Uluslararası rakamlar” yazdığını görüyoruz. Bu da günümüzde kullandığımız, Batı kökenli rakamlara işaret ediyor.
Cevap: Osmanlı Devleti’nde Arap rakamları, uluslararası standartlarda ise uluslararası rakamlar (günümüzde kullandığımız rakamlar) kullanılmaktadır.
—
Soru 2’nin Devamı:
d) Osmanlı Devleti’nde kullanılan ağırlık ve uzunluk ölçü birimleri nelerdir?
Çözüm:
Tablonun “Osmanlı Devleti” bölümündeki “Ağırlık Ölçü Birimleri” kutucuğunda “Okka Dirhem” yazdığını görüyoruz. Bu, o dönemde ağırlık ölçüsü olarak okka ve dirhemin kullanıldığını gösteriyor. Aynı şekilde “Uzunluk Ölçü Birimleri” kutucuğunda ise “Arşın Kulaç Endaze” yazdığını görüyoruz. Bu da uzunluk ölçüsü olarak arşın, kulaç ve endazenin kullanıldığını anlamamızı sağlıyor.
Cevap: Osmanlı Devleti’nde ağırlık ölçü birimleri olarak okka ve dirhem, uzunluk ölçü birimleri olarak ise arşın, kulaç ve endaze kullanılmıştır.
—
Soru 2’nin Devamı:
e) 26 Mart 1931 tarihinde kabul edilen Kanun ile hangi ölçü birimleri değiştirilmiştir?
Çözüm:
Bu sorunun cevabı tablonun altında yer alan metinde gizli. Metni okuduğumuzda, “26 Mart 1931 tarihinde kabul edilen bu Kanun ile ölçü birimleri değiştirildi. Eskiden uzunluk ölçüsü olarak kullanılan arşın ve endaze yerine metre; ağırlık ölçüsü olarak kullanılan okka yerine ise kilogram kabul edildi. Metre ve kilogram sisteminin kabul edilmesiyle ülkede ve uluslararası alanda ticaret işleri kolaylaştı. Yurdun her yerinde tam bir ölçü düzeni kuruldu.” ifadeleri yer alıyor.
Bu metinden anladığımız kadarıyla, **uzunluk ölçüsü olarak arşın ve endaze yerine metre**, **ağırlık ölçüsü olarak da okka yerine kilogram** kabul edilmiştir.
Cevap: 26 Mart 1931 tarihinde kabul edilen Kanun ile uzunluk ölçü birimleri (arşın, endaze) ve ağırlık ölçü birimleri (okka) değiştirilmiştir. Bunların yerine metre ve kilogram kabul edilmiştir.
—
Soru 3:
Metinde geçen “! Unutmayınız” başlığı altında verilen bilgilerden yola çıkarak, Alaturka saat sisteminin olumsuz yönlerini açıklayınız.
Çözüm:
Metnin hemen altındaki “! Unutmayınız” kısmına dikkatlice baktığımızda, “Alaturka saat sisteminde saatler Güneş’in doğuşuna ve batışına göre ayarlanıyordu. Bu yüz-den her şehirde saatler farklı farklı idi.” yazdığını görüyoruz.
Bu bilgi bize Alaturka saat sisteminin en büyük olumsuzluğunun ne olduğunu net bir şekilde gösteriyor: Her şehirde saatlerin farklı olması! Düşünsenize, siz Ankara’da bir iş yaparken, aynı anda İstanbul’daki arkadaşınızın saati farklı gösterecek. Bu da pek çok planlamada, iletişimde ve işlerin düzenli yürütülmesinde ciddi aksaklıklara yol açardı. İşte metin de tam olarak bundan bahsediyor.
Açıklama: Alaturka saat sisteminin olumsuz yönü, saatlerin her şehirde Güneş’in doğuşu ve batışına göre farklılık göstermesiydi. Bu durum, günlük yaşamda ve resmi işlerde karışıklıklara neden oluyordu.
—
Soru 4:
Metinde geçen “Q Soru / yorum” başlığı altındaki bilgilere göre, ölçü ve tartı birimlerinde uluslararası sisteme geçişin ülkeye ne gibi faydaları olmuştur? Düşüncelerinizi açıklayınız.
Çözüm:
“Q Soru / yorum” başlığına baktığımızda, “Ölçü ve tartı birimlerinde uluslararası sisteme geçildiğinde ülkenin ticari ilişkilerinde nasıl bir gelişme olmuştur? Düşüncelerinizi söyleyiniz.” şeklinde bir soruyla karşılaşıyoruz. Hemen altındaki madde işaretli kısımda ise “gelişme olmuştur” ifadesi yer alıyor.
Metnin hemen yukarısındaki 26 Mart 1931 tarihli Kanun hakkındaki açıklamaya dönersek, orada da “Metre ve kilogram sisteminin kabul edilmesiyle ülkede ve uluslararası alanda ticaret işleri kolaylaştı.” deniyordu.
İşte bu iki bilgi birleştiğinde, uluslararası ölçü ve tartı birimlerine geçişin en büyük faydasının **ticari ilişkilerin kolaylaşması ve gelişmesi** olduğunu anlıyoruz. Neden mi? Çünkü artık farklı ülkelerle ticaret yaparken herkesin anladığı ortak bir dil (ölçü birimi) var. Eskiden olduğu gibi birimiz arşın derken diğerimiz metre diyecek olursa işler karışır, değil mi? Bu yüzden bu geçiş, hem ülke içinde hem de dünya ile olan ticaretimizi daha düzenli ve verimli hale getirmiştir.
Açıklama: Ölçü ve tartı birimlerinde uluslararası sisteme geçiş, ülkenin diğer ülkelerle olan ticari ilişkilerini büyük ölçüde kolaylaştırmış ve bu alanda bir gelişme sağlamıştır. Çünkü artık farklı ülkelerle ortak ve anlaşılır bir ölçü sistemi kullanılarak ticaret yapmak mümkün hale gelmiştir.
—
Soru 5:
Araştırınız: Ailenizin kullandığı soyadını nasıl aldığını biliyor musunuz? Soyadınızın nasıl ve ne zaman alındığı ile ilgili bir araştırma yapınız.
Çözüm:
Bu soru, bir araştırma sorusu olduğu için doğrudan bir cevabı metinde yer almıyor. Ancak metnin devamında verilen bilgiler, soyadı kanununun neden çıktığına dair bize önemli ipuçları veriyor.
Metinde şöyle deniyor: “Cumhuriyet’ten önce soyadı yerine, dinî, sosyal veya soyaya dayalı unvan ve lakaplar kullanılıyordu. Bu durum günlük yaşamda, kişilerin devletle ve birbirleriyle olan ilişkilerinde zorluklar ortaya çıkarıyordu. Özellikle okul, askerlik, tapu ve miras işlerinde sorunlar yaşanıyordu. Ayrıca ad benzerliklerinden dolayı adalet ve hukuk işlerinde de yanlışlıklar yapılıyordu.”
Bu açıklama bize, soyadı olmayan insanların hayatlarında ne gibi sıkıntılar yaşadığını gösteriyor. Düşünsenize, herkesin lakabıyla veya soyundan gelen bir unvanla tanındığı bir ortamda, resmi işler, kimlik tespiti, miras paylaşımı gibi konularda ne kadar büyük karışıklıklar yaşanırdı! İşte bu yüzden Atatürk ve arkadaşları, bu karmaşayı gidermek ve vatandaşları tek bir soyadı altında toplamak için Soyadı Kanunu’nu çıkarmışlar.
Sizler de ailenizle konuşarak, büyüklerinizden dedelerinizin, ninelerinizin soyadlarını nasıl aldıklarını, bu soyadının bir anlamı olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Belki de soyadınızla ilgili ilginç bir hikaye vardır, kim bilir!
Açıklama: Cumhuriyet’ten önce insanlar soyadı yerine lakap, unvan gibi farklı tanımlayıcılar kullanıyorlardı. Bu durum, devlet işlerinde, miras paylaşımında ve kimlik belirlemede büyük karışıklıklara yol açıyordu. Bu sorunları çözmek amacıyla Soyadı Kanunu çıkarılmıştır. Aile büyükleriyle konuşarak soyadının nasıl alındığına dair bir araştırma yapılabilir.
—
Soru 6:
Görüşünü Söyle: Soyadı Kanunu olmasaydı ne gibi sorunlarla karşılaşırdık? Görüşlerinizi paylaşınız.
Çözüm:
Bu soru da yine sizin düşüncelerinizi ve yorumlarınızı ölçmeye yönelik. Ama yukarıda okuduğumuz metindeki bilgileri kullanarak harika bir cevap verebiliriz.
Eğer Soyadı Kanunu olmasaydı, az önce konuştuğumuz sorunlar devam ederdi. Şöyle düşünelim:
* **Karışıklıklar Artardı:** Herkesin farklı bir lakabı veya unvanı olduğu için, resmi kayıtlarda kimin kim olduğunu anlamak çok zor olurdu. Okula kaydolurken, askerlik yaparken, bir yere tapu çıkarırken veya miras paylaşımı yapılırken sürekli bir kafa karışıklığı yaşanırdı.
* **Adalet ve Hukuk Sorunları:** İsim benzerlikleri nedeniyle suçluları tespit etmek veya masum insanları korumak zorlaşırdı. Hukuki süreçlerde kimin hangi davayla ilgili olduğunu belirlemek karmaşıklaşırdı.
* **Devlet İşlerinde Aksaklıklar:** Nüfus sayımı, vergi toplama, seçmen listeleri gibi devletin vatandaşlarını takip etmesi gereken her alanda büyük zorluklar yaşanırdı.
* **Toplumsal Eşitsizlikler:** Soy, din veya meslek gibi unsurlara dayalı unvanların kullanılması, toplumda farklı sınıflar ve eşitsizlikler yaratmaya devam ederdi.
Kısacası, Soyadı Kanunu olmasaydı, toplumsal düzenimiz çok daha karmaşık, işleyişi zor ve adaletsiz bir yapıya sahip olurdu. Bu kanun, modern bir toplum olmamız yolunda atılmış çok önemli bir adımdır.
Açıklama: Soyadı Kanunu olmasaydı, ad benzerlikleri nedeniyle kimlik tespiti, resmi işlemler (okul, askerlik, tapu vb.), miras paylaşımı gibi konularda büyük karışıklıklar yaşanırdı. Adalet ve hukuk sisteminde aksamalar olur, devletin vatandaşlarını takip etmesi zorlaşır ve toplumsal karmaşa devam ederdi. Bu kanun, toplumsal düzeni sağlamak ve modernleşmek için atılmış temel adımlardan biridir.
—
Umarım bu çözümler ve açıklamalar sizler için faydalı olmuştur. İnkılap Tarihi dersinde bu gibi konuları anlamak, ülkemizin nasıl bugünkü haline geldiğini kavramak açısından çok önemli. Hepinize başarılar dilerim!