8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 67
Merhaba sevgili öğrencilerim!
Bugün İnkılap Tarihi dersimiz için harika bir konuyla karşınızdayım. Gelin birlikte görseldeki soruları adım adım çözelim ve bu önemli bilgileri pekiştirelim. Hazırsanız başlayalım!
—
Soru 1:
Mustafa Kemal, meclis açıldıktan bir gün sonra, Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan meclisin açılışına kadar geçen olayları anlatan bir konuşma yaptı. Aynı gün meclis başkanlığına seçilen Mustafa Kemal, meclise bir de önerge sundu. Bu önerge, milletvekillerinin oy birliğiyle kabul edildi. Önergede yer alan konular şunlardır:
- Hükümet kurmak zorunludur.
- Geçici bir hükümet başkanı tanımak veya bir padişah vekili atamak doğru değildir.
- Mecliste toplanan milli iradeyi, vatanın geleceğine egemen kılmak esastır.
- Büyük Millet Meclisinin üstünde hiçbir güç yoktur.
- Meclis, yasama ve yürütme yetkilerini kendisinde toplamıştır.
- Meclisten seçilecek ve vekil olarak görevlendirilecek bir kurul, hükümet işlerine bakar; Meclis başkanı bu kurulun da başkanıdır.
- Padişah ve halife, baskılardan kurtulduktan sonra Meclisin düzenleyeceği kanuna göre yerini alır.
Mustafa Kemal, Avrupa devletlerinin dış işleri bakanlarına Meclisin açıldığını bir yazı ile bildirdi. Bu yazıda Türk milleti adına Osmanlı Hükümeti ile yaptıkları ve yapacakları antlaşmaların geçersiz olduğunu, Türk milleti hakkında karar yetkisine sahip tek makamın Büyük Millet Meclisi olduğu belirtildi.
! Unutmayınız
Büyük Millet Meclisi olağanüstü koşullarda kurulmuş bir savaş meclisi olup ayrıca 1921 Anayasası’nı kabul eden kurucu meclistir. Kararların daha hızlı alınabilmesi amacıyla yasama, yürütme ve yargı yetkisini kendi bünyesinde toplayarak güçler birliği ilkesi ve meclis hükümeti sistemini uygulamıştır.
Sıra Sizde
Soru 1: Kurucu meclis ne demektir? Kurucu meclisin özellikleri nelerdir?
Çözüm:
Sevgili öğrencilerim, bu soruda bizden “kurucu meclis” kavramını tanımlamamız ve özelliklerini sıralamamız isteniyor. Metni dikkatlice okuduğumuzda, Büyük Millet Meclisi’nin olağanüstü koşullarda kurulmuş bir savaş meclisi olduğunu ve aynı zamanda 1921 Anayasası’nı kabul eden kurucu meclis olduğunu görüyoruz. Bu bilgilerden yola çıkarak kurucu meclisi şöyle açıklayabiliriz:
Kurucu Meclis: Bir devletin temel yapısını oluşturan anayasayı hazırlamak ve kabul etmekle görevli olan meclistir. Kısacası, devletin temel kurallarını belirleyen meclistir.
Metinde kurucu meclisin özelliklerine dair de önemli ipuçları var:
- Olağanüstü Koşullarda Kurulmuş Bir Savaş Meclisi Olması: Bu, meclisin sıradan zamanlarda değil, ülkenin zor bir döneminde, savaş halinde kurulduğunu gösterir.
- 1921 Anayasası’nı Kabul Etmesi: Bu durum, meclisin devletin temel yasalarını belirleme yetkisine sahip olduğunu vurgular.
- Kararların Daha Hızlı Alınabilmesi Amacıyla Yasama, Yürütme ve Yargı Yetkilerini Kendi Bünyesinde Toplaması: Bu, güçler birliği ilkesinin uygulandığını gösterir. Yani meclis, hem kanun çıkarabiliyor (yasama), hem hükümet görevlerini yerine getirebiliyor (yürütme), hem de yargı ile ilgili konularda söz sahibi olabiliyordu.
- Meclis Hükümeti Sistemini Uygulaması: Bu sistemde, meclis başkanı aynı zamanda hükümetin de başkanıdır.
Yani özetle, kurucu meclis, bir devletin temelini atan, anayasayı hazırlayan ve bu süreçte olağanüstü yetkilere sahip olabilen bir meclistir.
Soru 2: Güçler Birliği İlkesi ne demektir? Niçin güçler birliği ilkesi uygulanmıştır?
Çözüm:
Şimdi de ikinci sorumuza bakalım. Bu soruda bizden “Güçler Birliği İlkesi”nin ne olduğunu ve neden uygulandığını öğrenmemiz isteniyor. Metne tekrar göz attığımızda, Büyük Millet Meclisi’nin “yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kendisinde topladığı” bilgisine ulaşıyoruz. İşte bu durum, güçler birliği ilkesinin ta kendisidir!
Güçler Birliği İlkesi: Bir devlette yasama (kanun yapma), yürütme (kanunları uygulama) ve yargı (kanunlara uymayanları cezalandırma) yetkilerinin tek bir organda, yani mecliste toplanmasıdır. Normalde bu yetkiler farklı kurumlarda bulunur ama olağanüstü durumlarda tek elde toplanabilir.
Peki, bu ilke neden uygulanmış olabilir? Metinde bunun da cevabı saklı:
- Kararların Daha Hızlı Alınabilmesi: Ülke, Kurtuluş Savaşı gibi çok kritik bir dönemden geçiyordu. Düşmanla mücadele edilirken, kararların hızlı bir şekilde alınıp uygulanması hayati önem taşıyordu. Eğer her yetki ayrı bir kurumda olsaydı, kararların alınması gecikebilir ve bu da mücadeleyi olumsuz etkileyebilirdi.
- Ulusal Egemenliğin Sağlanması: Meclis, milletin temsilcisiydi. Yetkilerin tek elde toplanması, milletin iradesinin daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmasını sağlıyordu. Padişah ve halifenin etkisinin azaltılması ve milletin kendi kaderini tayin etmesi hedefleniyordu.
- Etkili Bir Mücadele Yürütmek: Savaş koşullarında, merkezi ve güçlü bir yönetim anlayışı, ülkeyi daha etkili bir şekilde yönetmek ve düşmana karşı mücadele etmek için gerekliydi.
Yani özetle, güçler birliği ilkesi, o zorlu günlerde hızlı karar almayı sağlamak, milletin egemenliğini pekiştirmek ve milli mücadeleyi başarıya ulaştırmak için bilinçli bir tercihti.
—
Umarım bu açıklamalarım soruları daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Unutmayın, tarih sadece ezberden ibaret değildir; olayların nedenlerini, sonuçlarını ve mantığını anlamak çok daha önemlidir. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!