8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 112
Merhaba sevgili öğrencilerim! Bugün İnkılap Tarihi dersimizin önemli bir konusunu, **Devletçilik ilkesini** ve bununla ilgili metni adım adım inceleyeceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
Soru: Metinde geçen 1929 ekonomisi krizi ve bu krizin Türkiye ekonomisine etkileri hakkında neler söylenebilir?
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, metni dikkatlice okuduğumuzda 1929 yılında tüm dünyayı etkileyen büyük bir ekonomik kriz yaşandığını görüyoruz. Bu kriz, Türkiye’yi de olumsuz etkilemiş. Metinde şöyle deniyor: “Tüm desteklere rağmen, ülkemizde özel sektör, istenen seviyeye gelemedi. Ayrıca dünyada yaşanan 1929 ekonomi krizi Mustafa Kemal’i ekonomide yeni arayışlar içerisine soktu.”
Bu ifadelerden anladığımız şu:
- Özel Sektör Yetersiz Kaldı: Türkiye’de devlet çeşitli destekler verse de, özel girişimcilik yani özel şirketlerin ekonomiye katkısı istenen düzeyde değildi.
- Küresel Kriz Etkisi: Dünyayı saran 1929 ekonomik krizi, Türkiye’yi de etkiledi. Bu kriz, mevcut ekonomik durumu daha da zorlaştırdı.
- Yeni Arayışlar: Bu zorlu durum karşısında, Mustafa Kemal Atatürk, ekonomiyi canlandırmak ve ülkenin kalkınmasını sağlamak için yeni yollar, yani yeni ekonomik politikalar düşünmeye başladı. İşte bu yeni arayışlar, ileride göreceğimiz gibi devletçilik ilkesinin temellerini oluşturdu.
Yani özetle, 1929 krizi, Türkiye’de özel sektörün yetersizliğini daha da belirgin hale getirmiş ve devletin ekonomide daha aktif rol alması gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.
—
Soru: Metne göre, Türkiye’de devletçilik politikasının uygulanmaya başlanmasının temel nedenleri nelerdir?
Çözüm:
Arkadaşlar, devletçilik politikasının neden ortaya çıktığını metinden çıkaralım:
Metinde şu bilgiler veriliyor:
- “1930 yılından itibaren, ekonomide özel sektörün yapamadığı büyük yatırımların devlet tarafından yapılmasına karar verildi.”
- “Bu amaçla sanayi alanında hizmet vermesi planlanan Sümerbank kuruldu. 1934 yılında Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaya konuldu.”
Bu kısımlardan yola çıkarak devletçilik politikasının temel nedenlerini şöyle sıralayabiliriz:
Adım 1: Özel sektörün yetersizliği: Metnin başında da belirttiğimiz gibi, 1929 krizi sonrası özel sektörün ekonomik gelişmeyi tek başına sağlayamadığı görüldü.
Adım 2: Büyük yatırımların gerekliliği: Ülkenin kalkınması için, özellikle sanayi alanında büyük yatırımlara ihtiyaç vardı.
Adım 3: Devletin sorumluluğu: Bu büyük yatırımları özel sektörün yapamadığı durumlarda, devletin bu sorumluluğu üstlenmesi gerektiği anlaşıldı.
Adım 4: Planlı kalkınma: Bu yatırımların planlı bir şekilde yapılması ve ekonominin geliştirilmesi amacıyla “Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı” gibi uygulamalara geçildi.
Adım 5: Kurumsallaşma: Bu politikaları hayata geçirmek için Sümerbank gibi devlet bankaları kuruldu.
Kısacası, devletçilik, özel sektörün yetersiz kaldığı alanlarda devletin ekonomiye müdahale ederek büyük yatırımları gerçekleştirmesi ve ülkenin kalkınmasını hızlandırması amacıyla benimsenmiş bir politikadır.
—
Soru: Metinde “Devletçilik Alanında Neler Yapıldı?” başlığı altında verilen bilgilere göre, devletçilik ilkesi kapsamında hangi adımlar atılmıştır? Bu adımları gruplandırarak açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili gençler, şimdi metinde “Devletçilik Alanında Neler Yapıldı?” başlığının altında yer alan bilgileri inceleyelim ve yapılanları anlamaya çalışalım. Bu bölümde, devletin ekonomi alanında attığı adımlar farklı başlıklar altında özetlenmiş:
1. Planlı ekonomiye geçildi.
-
Açıklama: Bu, ekonominin rastgele değil, belirli hedefler doğrultusunda yönetileceği anlamına geliyor. Metinde, “Büyük sanayi kuruluşları I. Beş Yıllık Sanayi Planı ile devlet tarafından yapılmaya başlandı.” deniyor. Bu, devletin artık neleri, ne zaman, nasıl üreteceğini planladığını gösteriyor. Yani, ülkenin sanayileşmesi devletin kontrolü ve planlamasıyla ilerlemeye başlıyor.
2. Sanayi yatırımları desteklendi.
-
Açıklama: Bu kısımda, devletin sanayiyi geliştirmek için somut adımlar attığı görülüyor. Metinde, “Sanayi alanında yapılacak çalışmalara destek vermek için Sümerbank, Etibank ve Denizbank kuruldu.” ifadeleri yer alıyor. Bu bankalar, sanayi yatırımları için gerekli olan sermayeyi sağlamak, kredi vermek ve bu alandaki gelişimi teşvik etmek amacıyla kurulmuşlardır. Yani, devlet, sanayinin büyümesi için para ve finansal destek sağlıyor.
3. Kabotaj Kanunu kabul edildi.
-
Açıklama: Kabotaj, bir ülkenin limanları ve kıyıları arasında deniz taşımacılığını kendi gemileriyle yapma hakkıdır. Metinde, “Türk denizcilerine kendi kara sularının da serbest bir şekilde ticaret yapma hakkı sağlandı (1926).” deniyor. Bu kanunla, Türkiye’nin denizcilik alanında bağımsızlığı ve ekonomik gücü artırılmıştır. Yani, artık Türk gemileri kendi sularımızda serbestçe ticaret yapabiliyor ve bu alandaki kazançlar ülkemizde kalıyor.
4. Millileştirme yapıldı.
-
Açıklama: Millileştirme, yabancılara ait işletmelerin devlet tarafından satın alınarak Türkleştirilmesidir. Metinde, “Yabancıların elinde bulunan işletme ve kuruluşlar devlet tarafından satın alınarak ekonomi alanında millileştirme yapıldı.” deniyor. Bu, Türkiye’nin kendi kaynakları ve işletmeleri üzerinde daha fazla söz sahibi olması anlamına geliyor. Yani, ülkenin ekonomisi yabancıların kontrolünden çıkarılıp Türk milletinin kontrolüne veriliyor.
5. Şeker fabrikaları kuruldu.
-
Açıklama: Bu madde, devletin belirli sektörlerdeki yatırımlara öncelik verdiğini gösteriyor. Metinde, “Türkiye’nin şeker ihtiyacını karşılamak için Eskişehir ve Turhal’da şeker fabrikaları kuruldu.” bilgisi veriliyor. Bu, devletin halkın temel ihtiyaçlarını karşılamak için bizzat üretim yapabildiğini gösteriyor. Yani, gıda gibi temel ihtiyaçlar devlet eliyle güvence altına alınıyor.
Bu başlıklar altında anlatılanlar, devletçilik ilkesinin Türkiye ekonomisini güçlendirmek, bağımsızlığını artırmak ve halkın refahını sağlamak amacıyla nasıl uygulandığını net bir şekilde ortaya koymaktadır.
—
Soru: Metinde geçen “Laiklik” kavramının tanımını ve bu kavramın Atatürk’ün düşüncelerindeki yerini açıklayınız.
Çözüm:
Sevgili öğrenciler, şimdi metnin son kısmında yer alan “Laiklik İlkesi” konusuna değinelim. Bu bölüm, laiklik kavramını anlamamız ve Atatürk’ün bu konudaki görüşlerini kavramamız için bize yol gösterecek.
a) Araştırınız:
-
Soru: Laiklik kelimesinin anlamını araştırınız. Atatürk’ün laiklik ile ilgili söylediği sözleri bularak inceleyiniz.
-
Açıklama: Bu kısım, bize konuyu kendi araştırmamızla derinleştirmemizi söylüyor. Ancak metin içinde bize bu konuda ipuçları da veriyor.
b) Kavram Bilgisi: Laiklik Kelimesi Nereden Geliyor?
-
Açıklama: Metin, “Laiklik” kelimesinin kökenini açıklıyor: “Laik kelimesi dilimize Fransızca’dan geçmiştir. Kelimenin aslı Yunanca olup ‘laikos’ sıfatından türemiştir. ‘Laos’ halk, kalabalık, kitle; ‘laikos’ da halka, kalabalığa, kitleye ait demektir.” Bu bize, laikliğin aslında halkla, toplumla ilgili bir kavram olduğunu gösteriyor. Yani, dinin bireysel bir alan olduğunu ve devlet yönetiminde dinin değil, aklın ve bilimin esas alınacağını ifade ediyor.
-
Açıklama: Devamında ise şöyle bir ifade var: “Laiklik, sözcük anlamı bakımından din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması demektir. Laik bir devlette yönetim işleri dini kurallara göre değil, aklın ve bilimin ışığında, toplum ihtiyaçları gözetilerek oluşur.” Bu açıklama, laikliğin en temel tanımını bize veriyor. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin din kurallarına göre değil, akıl ve bilime dayalı olarak yönetilmesi laikliğin özünü oluşturuyor.
Atatürk’ün Laiklik Anlayışı:
-
Metin doğrudan Atatürk’ün sözlerini vermese de, “Atatürk’ün laiklik ile ilgili söylediği sözleri bularak inceleyiniz.” ifadesi, Atatürk’ün laikliğe büyük önem verdiğini ve bu konuda çok sayıda söz söylediğini ima ediyor. Atatürk için laiklik, sadece din ve devlet işlerinin ayrılması demek değil, aynı zamanda toplumun çağdaşlaşması, bilimsel düşüncenin egemen olması ve insanların özgürce düşünmesi için de bir temeldir. Laiklik sayesinde insanlar inançlarını özgürce yaşayabilirken, devlet yönetimi de herkes için adil ve eşit bir şekilde işleyebilir.
Özetle, laiklik; din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılması, devletin akıl ve bilime dayalı olarak yönetilmesi anlamına gelir. Atatürk için laiklik, modern ve çağdaş bir toplumun olmazsa olmaz şartlarından biridir.