8. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Kitabı Cevapları Nev Kitap Yayınları Sayfa 81
Merhaba sevgili öğrencilerim, 8. Sınıf İnkılap Tarihi dersimize hoş geldiniz! Bugün elimizdeki metni inceleyerek önemli bilgiler öğreneceğiz. Hazırsanız başlayalım!
—
**Mustafa Kemal, Kuvâ-yı Milliye birliklerinin düzenli ve yeterli bir ordu olmadığını biliyordu. Düşmana karşı koyabilmek için düzenli bir ordu kurulması gerektiğini düşünüyordu.**
Bu paragrafta Mustafa Kemal’in Kurtuluş Savaşı’nın başındaki en önemli düşüncelerinden biri vurgulanıyor. Düşünün ki düşman çok güçlü ve düzenli bir orduya sahip. Bizim de onlara karşı koyabilmemiz için bizim ordumuzun da en az onlar kadar düzenli ve güçlü olması gerekiyor. Mustafa Kemal de tam olarak bunu fark etmiş ve “Bizim de artık düzenli bir ordumuz olmalı!” demiştir.
**Yeni bir ordu kurulması için hazırlıklar yapılırken Uşak üzerinden saldırıya geçen Yunanlar, 8 Temmuz 1920’de Bursa’yı işgal ettiler. Yaşanan işgal ve gelişmeler, düzenli ordunun gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. BMM, düzenli ordunun kurulması için karar aldı ve bu kararı uygulamaya koydu. Düşman ordunun kurulmasından sonra Batı Cephesi’nde yeni düzenlemeler yapıldı. Batı Cephesi Komutanı Ali Fuat (Cebesoy) görevden alınarak yerine Albay İsmet (İnönü) Bey atandı.**
Burada çok önemli bir olayı anlatıyor. Düşünsenize, biz daha ordumuzu kurmaya çalışırken, düşman (Yunanlar) daha da ileriye gidip Bursa’mızı işgal ediyorlar. Bu durum, Mustafa Kemal’in o çok istediği düzenli ordu fikrini ne kadar haklı olduğunu gösteriyor. Bunun üzerine Türkiye Büyük Millet Meclisi (BMM) de hemen karar alıp düzenli orduyu kurmaya başlıyor. Bu süreçte komutanlık değişiklikleri de yaşanıyor. Batı Cephesi’nin başına da askerliği çok iyi bilen İsmet İnönü getiriliyor. Bu, ordunun daha profesyonel bir şekilde yönetileceği anlamına geliyor.
**Kuvâ-yı Milliye birliklerindeki yetenekli asker ve subaylar da düzenli orduya yerlerini almaya başladılar. Ayrıca seferberlik ilan edilerek halkın yeni kurulan orduya katılması sağlandı. Böylece BMM’ye bağlı düzenli bir ordu kurulmuş oldu.**
Bu kısım ise ordunun nasıl oluşturulduğunu anlatıyor. Kuvâ-yı Milliye dediğimiz, halktan oluşan ama henüz tam olarak düzenli olmayan birliklerdeki kahraman askerler ve subaylar, yeni kurulan düzenli orduya katılıyorlar. Aynı zamanda halk da seferberlik ilanıyla bu orduya destek veriyor. Böylece hem askerler hem de halkın desteğiyle, Meclis’e bağlı, yani milli iradenin emrinde, düzenli bir ordu kurulmuş oluyor. Bu, Kurtuluş Savaşı için atılmış en büyük adımlardan biriydi.
—
b. Birinci İnönü Muharebesi
Şimdi de bu kurulan düzenli ordunun ilk önemli sınavlarından birine geldik. İsmi bile çok önemli: Birinci İnönü Muharebesi.
**Kuvâ-yı Milliye birliklerinin yeterince başarılı olamaması sonucunda Yunanlar, itilaf Devletleri’nin desteği ile Anadolu’daki ilerlemelerine devam ettiler. Özellikle düzenli ordunun kurulması sırasında Ethem Bey’in çı- kardığı ayaklanmadan yararlanmak isteyen Yunanlar, 6 Ocak 1921’de büyük bir saldırıya geçtiler. Yunanla- rıdusunmun güçlenmesini engelleyerek Eskişehir’i ve demir yollarını denetim altına almakti. Bu amaçla Bursa – Uşak çizgisinden Eskişehir ve Afyon üzerine harekete geçtiler.**
Burada şunu anlıyoruz: Düzenli ordu kurulurken bile düşman boş durmamış. Yunanlar, İngilizler gibi itilaf devletlerinin de desteğiyle ilerlemeye devam ediyorlar. Hatta Türk ordusunda da Ethem Bey gibi bazı ayaklanmalar çıkıyor. Düşmanlar, bu karışıklıktan faydalanıp Eskişehir ve çevresindeki önemli noktaları ele geçirerek demir yollarını kontrol altına almak istiyorlar. Bu, hem stratejik hem de lojistik açıdan çok önemli bir hedef.
**Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey komutasındaki Türk birlikleri, İnönü bölgesinde Yunanları durdurdu. Yapılan savunma savaşında Türk ordusu Yunanlara karşı önemli bir başarı kazandı. Yunan ordusu, 10-11 Ocak 1921 gecesi bölgeden geri çekilmek zorunda kaldı.**
İşte kahraman ordumuzun ilk büyük zaferlerinden biri! Albay İsmet İnönü‘nün komutasındaki Türk askerleri, İnönü’de Yunan ilerleyişini durduruyorlar. Bu, sadece bir durdurma değil, aynı zamanda bir başarı. Düşman ordusu, bu beklenmedik direniş karşısında geri çekilmek zorunda kalıyor. Bu zafer, Kurtuluş Savaşı’nın seyrini değiştirecek çok önemli bir dönüm noktasıdır.
—
Refet Bele (1881-1963)
Şimdi de bu metinle bağlantılı önemli bir kişiyi tanıyacağız: Refet Bele.
**Refet Bele, Harp Okulundan mezun olduktan sonra Harp Akademisinde eğitimine devam etmiştir. Trablusgarp Savaşı’na ve daha sonra Balkan Savaşında katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Sina – Filistin Cephesi’nde, özellikle ikinci Gazze Muharebesi’nde büyük yararlıklar göstermiştir. Mustafa Kemal Paşa’nın daveti üzerine, onunla birlikte Samsun’a çıkan ve Millî Mücadele’ye ilk katılanlar arasında yerini almıştır. Amasya Genelgesi’ni imzalayan komutanlar arasında bulunan Refet Bele, Aydın Kuvâ-yı Milliye Komutanlığı üstlenerek iç isyanların bastırılmasında büyük yararlıklar göstermiştir.**
Burada Refet Bele’nin askerlik hayatından bahsediliyor. Harp Okulu’ndan mezun olmuş, sonra da Harp Akademisi’nde eğitimine devam etmiş. Yani hem iyi bir eğitim almış hem de birçok savaşta görev almış. Trablusgarp, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı gibi önemli mücadelelerde bulunmuş ve özellikle ikinci Gazze Muharebesi‘nde çok başarılı olmuş. Mustafa Kemal, Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Samsun’a giderken onu da yanına almış. Bu, Refet Bey’in Mustafa Kemal’e ne kadar güvendiğini ve onunla birlikte bu önemli mücadeleye atıldığını gösteriyor. Amasya Genelgesi’ni imzalaması da onun bu mücadeledeki kilit rolünü ortaya koyuyor. Hatta Aydın’da Kuvâ-yı Milliye Komutanı olarak görev yaparak iç isyanların bastırılmasında da önemli rol oynamış.
**9 Kasım 1920’de Batı Cephesi’nin, ikiye ayrılmasının ardından Güney Cephesi Komutanlığına atanmıştır. Millî Mücadele’de iki kere İçişleri ve bir kere Millî Savunma Bakanlıklarında bulunmuştur. Türkiye’nin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Partisinin kurucuları arasında yer almıştır. Düşman dönem milletvekilliği görevlerinde bulunan Refet Bele, 2 Ekim 1963’te İstanbul’da vefat etmiştir.**
Refet Bey’in görevleri devam ediyor. Batı Cephesi ikiye ayrılınca Güney Cephesi Komutanı oluyor. Düşünün ki hem İçişleri Bakanlığı hem de Millî Savunma Bakanlığı gibi çok önemli görevlerde bulunmuş. Hatta Cumhuriyet’in ilk muhalefet partilerinden biri olan Terakkiperver Cumhuriyet Partisi‘nin de kurucuları arasında yer alıyor. Son olarak da milletvekilliği yapmış ve bu önemli vatansever 2 Ekim 1963’te aramızdan ayrılmış.
Şimdi de bu metinle ilgili olabilecek bir soruyu çözelim:
**9 Kasım 1920’de Batı Cephesi Komutanlığı’nın ikiye ayrılmasıyla Güney Cephesi Komutanlığı’na atanan Refet Bele, Millî Mücadele’de hangi bakanlıklarda görev almıştır?**
Bu soru, az önce okuduğumuz metnin içinde açıkça yazıyor. Metni dikkatli okuduğumuzda şu bilgiyi görüyoruz:
“Millî Mücadele’de iki kere İçişleri ve bir kere Millî Savunma Bakanlıklarında bulunmuştur.”
Yani Refet Bele, Millî Mücadele döneminde hem İçişleri Bakanlığı hem de Millî Savunma Bakanlığı görevlerinde bulunmuştur.
—
**Birinci İnönü Muharebesi’nin kazanılmasından sonra Türk ordusu, ayaklanan Ethem Bey kuvvetleri üzerine yürüdü. Bu birlikler kısa sürede dağıtıldı. Ethem Bey, Yunanlara sığınmak zorunda kaldı.**
Birinci İnönü Zaferi’nin hemen ardından ne olduğunu anlatan bu paragraf, ordumuzun ne kadar hızlı hareket ettiğini gösteriyor. Zafer kazandığımız gibi hemen içerideki bazı sorunları da çözmeye başladık. Ethem Bey‘in kuvvetleri dağıtılıyor ve kendisi de Yunanlıların yanına kaçmak zorunda kalıyor. Bu, hem içerdeki düzeni sağladığımızı hem de dış düşmanla mücadele ederken içerideki hainlere de fırsat vermediğimizi gösteriyor.
**Birinci İnönü Zaferi, yeni kurulan düzenli ordunun kazandığı ilk başarıdır. Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey’in rütbesi generalliğe yükseltildi. Birinci İnönü Zaferi’nin ülke içinde**
Bu son cümleler, Birinci İnönü Zaferi’nin ne kadar önemli olduğunu özetliyor. Bu zafer, yeni kurulan düzenli ordumuzun ilk büyük başarısıydı. Bu başarı sayesinde komutanımız Albay İsmet Bey’in rütbesi generalliğe yükseltildi. Bu da onun ne kadar başarılı bir komutan olduğunun bir göstergesi. Ve en önemlisi, bu zaferin ülke içinde yarattığı etki çok büyük oldu. Milletimizin moralini yükseltti ve Kurtuluş Savaşı’na olan inancını artırdı.
Umarım bu açıklamalarım, metni daha iyi anlamanıza yardımcı olmuştur. Bir sonraki dersimizde görüşmek üzere, hoşça kalın!